Sık geçen başlıklar

breaking bad'den daha iyi olan dizi 9

ekşi'de gör
arrow breaking bad'den iyi diyen var ciddi ciddi adfsdghj
(bkz: better call saul)

saul başkan zaten breaking bad'deki en dikkat çekici karakterdi. spin-off olan bu dizide saul karakterinin gelişimi daha derinlemesine ve ustalıkla işlenmiş. öyle ki kurgu devamlılığına, mantıksal tutarlılığına hayran kalınabilecek bir işleniş biçimiyle. tıpkı eğlencelik dark night filmlerindeki tek boyutlu joker karakterinin joaquin phoenix'in rol aldığı müstakil joker filminde sinema sanatına dönüşmesi gibi kendi halinde sıradan taşralı bir çocuğun önce bir bar dümencisine ardından bir defa kullanıp attığı sayısız cep telefonu olan bb'deki piç avukata dönüşmesi ilmek ilmek işleniyor. karteller, suç ve new mexico eyaleti çölünün baş rolde olduğu arka plan bile breaking bad'den daha başarılı.

bundan sonrasında spoiler içerebilir!
annesinin daha çok sevdiğini düşündüğü jimmy'e (saul) küçüklüğünden beri kinlenen hukuk celebrity'si ve aynı zamanda ailedeki iyi çocuk olan snob ve elitist dava avukatı abisi chuck'ın her fırsatta sahip çıkıyorum ayağına jimmy'e yerini bildirmesi, toplumun ve ailenin yüz karası olarak gördüğü jimmy'nin dışarıdan hukuk fakültesi bitirdiğinde kendisiyle aynı mesleğe sahip olmasını bir türlü hazmedememesi, yüzlerce avukatın ve stajyerin çalıştığı devasa hukuk şirketine ancak fotokopi dağıtan bir ofis boy olarak yerleştirerek üzerinden vicdanını rahatlatabileceği jimmy'nin hiç beklemediği bir sürprizle avukat olup baro sınavını geçmesiyle şirkette ona avukat olarak asla şans tanımaması, jimmy'nin asyalı bir kadının manikürcü dükkanının arkasındaki çamaşır makinelerinin yanına bir masayı zorlukla sığdırarak çalışmalarını yürüttüğü ofisi, ofisine her girişinde doğuştan sahip olduğu şeytan tüyünü ve tatlı dilini kullanarak ingilizce bile bilmeyen asyalı kadına şaklabanlıklar yapmak zorunda olması, 500 dolar bile etmeyecek kapısı macunlu külüstür arabası, engin sinema bilgisiyle oluşturduğu televizyon reklamları, yediği ve attığı kazıklarla doğumunda ailesinin verdiği isim olan jimmy mcgill'den saul goodman'a dönüşen karakterimizin dönüşümü meksikalı uyuşturucu kartelleri ve new mexico eyaletinin sıcak çölü arka fonunda titizlikle anlatılıyor.

ölen oğlunun mirası hasta torununa ve gelinine otopark bekçiliği yaparak destek sağlamaya çalışan emekli polis memuru mike ehrmantraut'ın bir kiralık katile dönüşmesi, breaking bad'in villain karakteri los pollos hermanos'un sahibigustavo fring'in diğer kartelleri harcayarak zirveye yerleşmesi, psikopat ve leş kartel patronu hector salamanca'nın tekerlekli sandalyeye uzanan macerası, baş karakterimiz jimmy'nin her fırsatta büyük bir yaratıcılık örneğiyle sinema tarihine göndermeler içeren zekice esprileri, tüm bu insanların kesişen hayatlarının oluşturduğu ilişkiler ağı... daha ne isteyeyim ki. kanser olduğu için metamfetamin pişiren s.k kafalı kimya öğretmenini ve ota boka atarlanan ergen yancısını. üstelik skyler white da yok. ne var? jimmy'e kazık atmayan tek insan, vefalı kadın (şimdilik) kim wexler var.

sinema seyircisi genellikle the godfather'ı gelmiş geçmiş en suç fimleri listesinde ilk sıraya koysa da eleştirmenler ve sinematografiden anlayan kişiler devam filmi olan the godfather part ii'yi daha derinlikli ve daha başarılı bulur. bir devam filminin daha başarılı bulunması açısından sinema tarihinde bir ilktir bu. benim açımdan da better call saul bir spin-off olarak breaking bad'den çok daha başarılı ve derinlikli olmasının yanında aynı zamanda eğlencelidir. better call saul'un tek şanssızlığı breaking bad yayınlandığı dönemde haftalık olarak yayınlandığından bir hafta boyunca üzerinde sahne sahne konuşulması nedeniyle popülerleşmek gibi bir imkana sahipken better call saul'un tam bir sezonunun netflix tarafından izleyicinin önüne bir çırpıda ve kemiksiz olarak damperle yığılmasıdır. bu durum izleyici tarafından nimet gibi bir şey olsa da tüm sezonun bir çırpıda tüketilmesine ve üzerinde daha az konuşulmasına neden oluyor.
oz'dur tabii ki... dizilerin tanrisidir.

baslik altinda the oz yazanlara itibar etmeyiniz. dunya tv tarihinde the oz isimli bir dizi yok.
ne westeros (got) ne de normandiya(vikings) walter white kadar canavarını görmedi.
breaking bad güzel dizidir ama tipik ekşici abartmasıyla tiksindirmeye başlamıştır. dizinin kalitesinin bile içine ettiniz el birliğiyle....