barış manço'yı sadece müzisyen sanmak hatadır. o -çok az kimse tarafından bilinse de- özel bir ekolün insandır. paganist olup olmadığını, yani inancını bilemem; ancak pagan türklüğe gönül vermiş, bu ülküyü yaymak adına çaba göstermiş bir kişidir.
onun türklüğü, gerek baskıcı osmanlılıktan , gerekse islama'a yönelmiş türklükten ayrı bir yerdedir. (bir dipnot düşeyim: ailem osmanlıdır, bir çok entrymde osmanlının akp demek olmadağını, sultanların herzevekilliklerine rağmen muhteşem bir kültür yaratıldığını ve bunun sadece akplilere değil, hepimize ait olduğunu, atatürk'ün osmanlı kültürüne değil, tutuculuğa ve bu kafadaki yöneticilerine karşı çıktığını defalarca yazmışımdır. "baskıcı osmanlılık" sözcüğünü atatürk'ün karşı olduğu "sultani osmanlılık" anlamında kullanıyorum.) o gece kulüplerinde sahne aldığında bile müziği ile "iyilik savaşını" karmış, örneğin sıklıkla eğitim sisteminin yozluğuna -sempatik ve esprili- dokundurmalar yapmaktan; bazı konserlerinde "eskiden hatun, han'ın yanında atla giderdi. ne oldu?" demekten geri durmamıştır. (bu yazdıklarıma bilfiil şahidim.)
barış manço güler yüzlü bir insan olsa da, aslında ciddi bir düşünce adamıdır. o inançları adına kafa ütüleyip, ahkam kesmemiş, yazılar çiziler peşinde koşmamış, düşüncelerini her kesimden insana "tatlı tatlı" ulaştırmak adına müziği kullanmıştır.
onun ülküsü, kendisini balon olarak algılayanların bilinç altlarında o çoktan yaşıyor olabilir.
aklıma gelen bir anıyı da aktarayım:
80li yıllar öncesindeyiz. ülkemiz sol ve sağ görüşlerin çatışmaları içinde berbat bir dönemden geçiyor. manço ise anadolu'da bir konser vermekte.
konser öncesi kulise halkla ilişkiler uzmanı geliyor ve bir grubun kendisi ile görüşmek adına ısrar ettiklerini söylüyor. manço kabul ediyor, içeri "che" bıyıklı üç kişi geliyor ve diyorlar ki: "abi biz solcu bilmemne fraksiyonundanız, içerde 800 kişiyiz, korkmadan şarkılarını söyle, kimse kılına dokunamaz." manço şaşıyor ve gülerek teşekkür ediyor.
biraz sonra halkla ilişkiler uzmanı yine geliyor ve başka bir grup kişinin kendisi ile görüşmek için ısrar ettiklerinden söz ediyor. manço onları da kabul ediyor. bu kez içeri uzun sakallı üç kişi giriyor ve diyorlar ki: "abi biz sağcı bilmemne dergahındanız, içerde 800 kişiyiz, korkmadan şarkılarını söyle, kimse kılına dokunamaz." manço iyice şaşıyor ve yine gülerek teşekkür ediyor.
adamlar gidince ise yanındaki arkadaşlarına dönüp: "yahu salon zaten 1600 kişi, beni dinlemeye gelen bizden kimse yok mu?" demesiyle kahkahalar patlıyor.
barış manço, herkes "kendinden" saysa da, aslında o sadece kendi olmuş nadir bir müzisyen; dahası, muhteşem bir insandır.
o "iyi bir insan"dır.