hayatı olması gerektiği gibi yaşamak.
15 yıl boyunca esnaflık yaptım. gece gündüz, haftasonu, bayram seyran demeden eşek gibi çalıştım. önceliği sadece ve sadece işime verdim. bu 15 yılın ilk 10 yılı her zorluğa rağmen çok güzeldi. kazanıyorum keyifliyim falan. sonra yavaş yavaş zihnen yorulduğumu hissetmeye başladım ama bir şey yapamadım. son 2 sene artık yeter bu kadar demeye başladım ama cesaretim yoktu ve kendimi bile isteye bitirmeye devam ettim. ta ki geçen sene kasım ayına kadar. artık zihnen ve fiziksel olarak o kadar çok yorulmuştum ki ani ve hızlı bir kararla dükkanı kapamaya karar verdim ve dükkan sahibine bunu bildirdim ve o andan itibaren dönüşü olmayan bir yola girdim. üzülüp pişman olacağımı düşünürken mutlu olduğumu farkettim. zaman hızlıca geçti ve 2 hafta önce dükkanı kapadım.
o andan itibaren ne kadar huzurlu ve mutlu olduğumu anlatmaya yetecek kadar kelime dağarcığım yok öyle söyleyeyim. şimdi işsizim ama çok rahatım. yıllarca gidemediğim yerlere gitmeye başladım. denemek istediğim yemekleri gidip yerinde yemeye başladım. arkdaşlarımla rakıya gitmeyi öyle özlemişim ki anlatamam. yapacak hiçbir şey bulamasam bahçeli ya da tunalıya gidip salak salak yürümeyi bile çok özlemişim. öyle ki bugün tunalıda 21.000 küsür adım atmışım. her sokağı baştan sona yürüdüm bazı yerlerden 2-3 kere geçtim. oturdum özlediğim bir yerde yemek yedim. ulan enfesti ya sanki ilk defa yiyormuş gibi keyif aldım. sonra oturdum bir yere kafayı çektim ki ilaç gibi geldi.
bunları tek başıma yaptım. ben normalde tek başıma otorup bir yere çay içmeyi sevmezdim ama sevmemek hep vakitsizliktenmiş. şimdilerde geç kalmış olsam da hayatı olması gerektiği gibi yaşıyorum. sıradan, basit ve çoğunluğun neredeyse her gün yaptığı gibi. ama inanılmaz keyifli.
23.03.2024 · 45. sıra
gkhns
22.03.2024 01:12