2000'li yıllarda öğrenciydim. üniversitede tam zamanlı öğrenci işçi olarak çalışıyordum. yani ders programıma göre, haftaiçleri ya öğleden önce okuldaydım-öğleden sonra işteydim ya da tam tersi. dersim olmadığı günler de (varsa) tam zamanlı çalışıyordum. kura göre hesapladığında 400 dolar civarı para kazanıyordum. ailemden çok az neredeyse hiç para almadan, tatile, konserlere, festivallere gidiyordum, yiyip içiyordum, özgürdüm, mutluydum, kendimi medeni dünyanın bir parçası gibi hissediyordum, gelecekten umutluydum. kafam atarsa rektörden randevu isteyip yanına gidebiliyordum. rektörler o zamanlar yanında koruma ordusuyla gezen saray temsilcisi kayyumlar değildi, sıradan bir akademisyenden farkları azdı. çalıştığım birimde yılbaşı kutlamalarında hocalarla şampanya patlatırdık. artık üniversite personeli cuma namazına gitmediği anlaşılmasın diye o saatlerde saddam gibi saklanıyor.
şimdi kalburüstü bir meslek sahibi oldum, 3x asgari ücret alıyorum. tamam, şimdi ev kirası, faturalar falan eklendi ama inanın öğrenciyken harcadığım, yaşadığım kadar yaşayamıyorum. inanılmaz bir çöküş yaşadık. param olsa bile bana hitap edecek kültürel etkinlikler bitirilmiş. ne her sene gittiğim efes pilsen blues festivali kalmış ne rock n' coke ne stadyum konserleri ne iktidardan korkmadan sahnelenen tiyatrolar, sergiler. saymakla bitmez. kültürel bir çölün içerisinde, kabuğunu kırmaya çalışan suudi arabistan'a bile imrenerek bakacak haldeyiz.
artık ortadoğulu gibi hissediyorum. genç kardeşlerimi tenzih ederim ama etrafa bakıyorum; daha iyisini değil, çok daha kötüsünü hak ediyoruz. götünün deliğinden haberi olmayan insanların, hiç bir mantıksal temele dayanmayan dünyaya meydan okuma fantezilerinin gölgesinde, aramızdaki en namussuz çakalların memleketimizi yağmalamasını izliyoruz. bunca yolsuzluk ve yangından mal kaçırırcasına gerçekleştirilen hırsızlıklar karşısında, ayasofya ibadete açıldı diye sevinen fukaralar tarafından esir alınmışız. sefaletimiz bizden başka kimin umrunda? hiç kimsenin. bokumuzda boğuluyoruz.
en çok da gençliği, öğrenciliği bu yıllara denk gelmiş kardeşlerime üzülüyorum. arada öyle büyük bir uçurum var ki... çok yazık, çok. şu an 25 yaşının altında olan gençlerin hakkını ödeyemeyiz. avrupa birliği'ne girme hayalleri kuran bir ülkeden, azerbaycan, türkmenistan, iran gibi, yolsuz, arsız bir otokrasiye dönüştük. nasıl oldu, bütün sürece tanıklık etmiş biri olarak inanın ben bile inanamıyorum.
onlar size 70lerdeki küresel petrol krizinde tüp kuyrukları vardı diye anlatadursunlar, gerçekler bambaşka kardeşlerim. türkiye benzer kapasitedeki diğer ülkelerle kıyaslandığında, zirveden dibe çakıldı. dünya değişti, gelişti, biz her alanda geri gittik. siyasal islam hayatlarımızı çaldı. psikolojimizi bozdu. bütün birikim ve emeklerimiz bir avuç yamyam laz müteahhitin yurtdışındaki banka hesaplarına aktarıldı. inanamıyorum. inanmak istemiyorum.
lanet olsun. lanet olsun. lanet olsun.