sıcak, keyifli, vazife kardeşlerinle nöbetini tutacağın bir akşama başlamışsın.
ökk’na giriş videolarında keyfin yerinde, “ne haber gençler nasıl gidiyor?” tarzı bir vücut dili.
onların da vücut dili şu, “ömer abimiz geldi dikkat!” hem komutan hem abi olabilmek ince bir çizgi. ince ama demirden bir sınır. onu da hissettirmişsin karşı tarafa. o da çok belli.
öldürmek üzere yetiştirilmek değil, o eğitimin amacının yaşatmak olduğunu en başta içine sindirmişsin. olur da bir gün icap ederse, ölmenin öldürmekten de kolay olduğunu iyi anlatmışlar. zor ama başarılı bir şekilde.
yirmi yıldır yanında olduğun kişinin emrini sorgulamamışsın. emir verenin omzunun kalabalıklığı değil senden daha donanımlı, gözü kara olduğunu da bizzat görmüşsün demek ki vakt-i zamanında. öyle ya “ zekai paşa boş iş yapmaz. öl derse ölünür.” yaşanmışlığı içine yerleşmese sorardın: “ emin misiniz? niye ben?”
çok da merhametliymişsin. o gruptakilerin hepsini tam otomatik ile kevgire çevirebilirdin. ama suçlu olduğundan emin olduğun tek kişiye odaklanmışsın.
ömer abi,
güneşin batışını, yemek sonrası ilk çay ve sigarayı, neşet baba’yı, bakman için alınmış koyunları, suladığın ağacı, hanımefendinin “ömer” deyişini, evladın kokusunu bir saniye düşünmeden bıraktın ya,
bıraktıkların karşılığında sana verilmiş olanları anlattın mı babana?
16.07.2023 · 30. sıra
son gorulmeyi kapatan bordo bereli
15.07.2023 14:34