Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bu bilgi kirliliğini düzeltmek için yazmak zorundayım. küresel ısınma bitmiştir diyenler için. gençlerimizin gelecekte yaşayacağı felaketin adı climate change yani iklim değişikliği. bu türkiyeyi ve avrupayi daha sert geçen kışlar ve yüksek sıcaklık farkları olarak etkileyecek daha sıcak yaz ve daha soğuk kış gibi...
dünyanın güney kısmını ise daha yüksek sıcaklıklar olarak etkileyecek arti olarak buzların erimesi ve suların yükselmesi.
yani bu kışın sert geçmesi küresel ısınmanın gerçek olmadığının kanıtı değil tam tersine iklim değişikliğinin etkilerini görmeye başladığımızin kanıtıdır.
çizi sevmedigim için aynı ölçülerde ve şekerli olduğu için tercih ederdim. bir de kakaolu piknik bisküvi vardı. son 25 kuruşların katiliydi hep... tabi artık yok... uzun yıllardır raflarda görmedim. haylayfa gelince, ben kendimi bildim bileli var anasını satim.

harbi lan düşündüm de haylayf nükleer savaş çıksa yine de var olacakmış gibi. sanki kainat kurulduğundan beri var namusuz. hala yok satıyor. ama kimseyi yerken de hiç görmedim.
tuhaf mistik bir şey yeminle.
oğlum başlıkta yazan arkadaş gayet güzel bir noktaya değinmiş. ayrıca arkadaş zaten haklı; amerika'da maaşından alınan gelir vergisi yıl içerisindeki harcamana göre iade edilir. yani tam olarak arkadaşın bahsettiği şeye yakın bir önerme gelir.

şirketler her şeyini zarar gösterip hiç vergi ödemeyebilir (bu dünyanın en saçma şeyi bence)
amerika'da ise 100k brüt maaş alan adam 40k vergi veriyor ise.
yıl içerisinde 50bin dolar para harcıyor ise. 50binin vergisini verir ve harcamadığı kısmın vergisini iade alır.
yukarıda şirket kurun madem diyen andaval arkadaş ben her ay maaşımdan 15bin lira vergi veriyorum, şirket kursam en azından hiç vergi vermezdim. emin ol senden daha çok hayrım dokunuyordur hazineye.
üsttekine cevaben,

ne demek doktorla tartışan teröristtir! iyi alıştınız işinize gelmeyen herkesi terörist ilan etmeye.

mükemmel doktorlarımız var ve onlara en çok bu kafasızlar zarar veriyor işte. bunu görebilecek olgunluğa erişemeyeceksiniz hiç bir zaman.

iki insan herhangi bir meseleden ötürü tartışabilir, bunlardan birisi doktor diye diğer kişi terörist olmaz. bu nasıl faşizan bir kafadır? şayet doktorsan vah ki senin odana derdini anlatmaya gelen hastaya.
--- spoiler ---

hatay valiliği, hatay büyükşehir belediye başkanı lütfü savaş hakkında kentteki suriyelilerin doğum oranlarıyla ilgili açıklamaları üzerine suç duyurusunda bulundu.

savaş kentteki suriyelilerle ilgili şunları söylemişti: “hatay’ın nüfusu 1 milyon 670 bin. resmi verilere göre 500 bin civarında suriyeli var. ama gayri resmi sayı 800 binin üzerinde. yaklaşık her 2 kişiden biri suriyeli. hatay’daki doğumların yüzde 75’ini suriyeli kadınlar yapıyor. yeni doğan her dört çocuktan üçü suriyeli. savaş psikolojisi hormonları bozmuş. 11 ayda doğum yapan, altı yılda altı çocuk yapan suriyeli kadınlar var. çoğunun üç-dört eşi var ve hepsi de çok çocuk yapıyor. demografik yapı bizim aleyhimize gelişiyor. 12 yıl sonra belediye başkanının suriyeli olması hiçbirimizin hoşuna gitmez.”
--- spoiler ---

rezalet. sorunu dile getirmek suç mu??

kaynak

edit: geçen aralık ayında suriye hatay'ı geri alacaz demişti. türkiye şu anda suriye'nin bu hedefi için çalışıyor resmen. referandum yapılsa hatay suriye'ye katılır herhalde. şaka gibi...
sebepsiz yere bir adamı linç ettirdi. hastanede o alkış tutanlar umarım aynı şeyi bu şahıs için de yaparlar.

yarın birgün gerçekten bir doktor darp edildiğinde ki sürekli gerçekten yaşanıyor, birçok insan ulan acaba mı diye düşünecek.

hadi bu şahıs diyelim normal değil orada birçok şahit var. bir tane dürüst biri çıkıp ya siz ne alkışlıyorsunuz olay farklı demedi mi?
alçılı elimin şişliğini indirmek için buzluktan buz torbası alıp masaj yapmak yerine pencereyi açıp uzatmak suretiyle bana sunulan amme hizmeti.
genetik mirasınız bozuksa günde 5 kere de fırçalamanın faydası olmaz.

banyo yapıp temizlenmek faydalıdır mesela ama sedef hastalığınız varsa bunun temizlikle bir bağlantısı yoktur. "ben sedef hastası oldum, demek ki banyo yapmak işe yaramayan bir şey" demek ne kadar saçmaysa diş fırçalama konusunda da benzer bir iddiada bulunmak o kadar saçma yani.
1-mesajlara geç cevap vermesi.
2- konuşurken dinlememesi ve sürekli kendi hikayesini anlatması
3- eski erkek arkadaşlarından bahsetmesi
4- ben böyleyim diyerek kestirip atması.
5- dinlememesi
6- ilgiden götünün kalkması

devamı var. aklıma gelmiyor. geldikçe editlerim.
trafikte sinirlenildiği zaman araç kamerası olması ses kaydı da yaptığı için bir nebze mümkün olabiliyor. geçen gün önüme birisi sinyalsiz kırdı. amcaya kısa bir korna çaldım. belki uyuyor, belki daldı diye. aracından el kol hareketleri falan yapmaya başladı. üstelik okumuş, etmiş, öğretmen emeklisi bir amcaya benziyordu. bir sonraki ışıkta yanıma yanaştı;

qxp: hayırdır amca, niye önüme kırdın?
amca: niye kornaya basıyon zart diye?
qxp: yaw sen niye önüme kırdın sıkışık olmayan trafikte, sinyalsiz minyalsiz?
amca: .......... (küfür etmeye başladı)
qxp: araçta kamera var, aleyhine delil olur.
amca: (sessizce kalkıp gitti)

sinirlendim, üstelik haklıydım. ama ben de amca gibi sövmeye başlamadım. neden? çünkü benim de aleyhime delil olabilir.
dolandırıcıları hayret ettim meslek ayırmıyorlar
savci da büyük ihtimal savcıyı da dolandırmazlar diye para kaptırdı.
şimdi gelelim sorularıma
1)olayda mağdur savcı olmasa dolandırıcılar bu kadar kısa sürede yakalnır mıydı?
2)olayda mağdur savcı olmasa para bu kadar kısa sürede teslim edilir miydi?
başlığın en iyi entry'lerinde yer alan mekanlar güzel ama fiyatları oldukça tuzlu. bir kere giden adamın hangi bütçe ile nereye gitmesi gerektiğini de yazmak gerekir.

birkaç erkek beraber gidildi ise, akşam için maç programı veya 101 oynarken çay vs içilecekse, yani akşam yemeğinde az paraya maksat karın doyurmak ise destan halk lokantası, kadı lokantası ve pehlivan lokantası en idealidir. öğrenci için de aynı şekilde. elbette beşiktaş'taki balkan lokantası değiller ama bir adım gerisindeler.

param biraz daha var diyorsanız, yanyalı fehmi, ekspres inegöl koftecisi ikilisi size yeter de artar. özellikle köfteci mükemmeldir. mutlaka yoğurdunu yiyin.

çiya, kız arkadaşınızı akşam yemeğine farklı bir şeyler yemek için götürmeye idealdir. haliyle hesabı fazladır. vişneli köfte varsa yemenizi öneririm. döner için tatar salimi önermem. hem porsiyon küçük, hem fiyatı tuzlu, hem çok bekliyorsunuz. gidin bambi'den kaşarlı döner dürüm yiyin daha iyi.

"o kadar aç değiliz, ayak üstü atıştırmalık olsun ya" diyorsanız, halil lahmacun, borsam taşfırın ve şöhretler büfe size fazlası ile yeter.

şık ve romantik bir akşam yemeği için viktor levi şarap evi ve aida vino e cucina ikilisi fazlası ile yeter. hesaba bakmamak ve viktor levi'de vişne şarabı içmek kaydı ile.

kahvaltı için dışarıyı pek tercih etmem. naan bakery fena değildir sadece.

tatlı için şekerci cafer erol tartışmasız 1 numaramdır. açık ara gelir. künefe için kilisenin karşısındaki künefeci iyidir. çikolata dükkanı yani asuman&mualla da iyidir. dondurmacı ali usta'nın sütlü tatlıları da pek kimse bilmez ama iyidir.
evli değilim çocuğum da yok ama hayatım da yok. bir çoğumuzun hayatı işe gidip gelmek vakit bulursak dizi izlemek, tuttuğumuz takımı takip etmek belki biraz da kitap okumaktan ibaret dışarda yaptığımız etkinlik genelde kahve içip hava alıp eve dönmek. evlenince kaybediliyorsa bunlar vazgeçilmez şeyler değil, çoğumuzun bir hayatı yok zaten
mansur yavaş’ın da işinde gücünde olmayıp popülist hareketler yaptığını gösteren durum. demek ki o görüntü sadece görüntüymüş, gerçek değilmiş. vergiyi insanlar veriyor, köpeklere harcanıyor, sonra köpekler insanları parçalıyor. çok mantıklı gerçekten.