Sık geçen başlıklar

infaustus 3

ekşi profili
ne yaparsanız yapın, ne içerseniz için ama içkiyi yiyecek ve diğer sıvı destekleri ile birlikte alın.

öncelikle alkol, böbreklerden süzülme sürecinde bolca suya ihtiyaç duyar. bu nedenle alkol alırken de, alkolden sonra da bol sıvı tüketimi önemlidir. yeterli sıvı alınmadığında böbrekler alkolü süzmek için gerekli olan suyu vücuttan çekecektir ki, bu da dehidrasyon yaşamanıza neden olur. içki içilen günün ertesi sabahı oluşan şiddetli baş ağrısının da en önemli nedeni budur.

ayrıca alkol alırken birşeyler atırştırmak (bokunu çıkarmamak şartı ile), alkolün kana karışma hızını düşürür, böylece kandaki alkol konsantrasyonu (bac)'nin çok hızlı yükselmesi sonucu ortaya çıkan blackout sendromu yaşama ihtimalini azaltırsınız. blackout dediğimiz olay, geçici olarak beynin hafıza kayıt işlemini durdurmasıdır. blackout durumundaki kişiyi sikseler, ertesi gün bu kişi sikildiğini de, kimin siktiğini de hatırlamaz. bu nedenle önemlidir.
öncelikle, çok uzun süredir istanbul'da yaşıyor olduğumu belirteyim.

istanbul'u gerçek anlamda yaşayabilmek için çok ciddi bir kazancınız ve bu kazancınızı harcayabilecek zamanınız olması gerekiyor. bu ikisinden biri dahi eksik ise istanbul'da yaşamak gerçekten eziyetten öteye geçmiyor.

bundan 15-20 yıl önce yaşadığımız istanbul ile şu anki istanbul arasında dağlar kadar fark var. düzgün bir şirkette (kurumsal ve görece olarak piyasanın üzerinde maaş veren) karı koca çalışan beyaz yakalı bir aile, bundan kabaca 5 yıl önceye kadar, her yıl düzenli tatiline çıkar, tatilinde 5 yıldızlı otellerde kalır, arada yurt dışına da çıkar, istediği zaman dışarıda yemeğini yer, sanatsal etkinliklere katılır ve bu aktiviteler bütçesini ciddi manada zorlamazdı. şu anki ülke koşullarında ise, aynı aile istanbul'da yaşayarak ayda 1-2 kere dışarıda yemek ancak yer, nadiren konserlere ya da sanatsal etkinliklere gider, yazın da kıçını yırtarak taksit vs. ile vasatı aşmayan bir otele tatile gider ya da tatilini ancak apartta, pansiyonda geçirir.

istanbul'da yaşayacak iseniz ve kendi eviniz var ise olaya 1-0 önde başlıyorsunuz. zira, şu an yaşanabilir kültürel seviyede bir semtte 2+1 ev aylık kirası 25-30 bin tl'den başlar, yukarı doğru gider. hali hazırda kirada iseniz ve eski kiracı iseniz, görece düşük kiranızın ne zaman elinizde patlayacağı, ev sahibinin yüksek artış talebi ya da tahliye talebi yapıp yapmayacağı stresini devamlı yaşıyor olacaksınız. bu nedenle de her kira artış dönemi risk.

istanbul'da ailenizle gidebileceğiniz düzgün restorantlarda alkolsüz bir akşam yemeği için kişi başı 1000 tl rahat harcarsınız. alkol alınacak ise rakamı 2000 tl'den başlatın. başlıkta sözü edilen hayatı kaçırmamak için tanınmış kişilerin sahne aldığı, canlı müzik olan, boğaz manzaralı sosyetik bir mekana gitmeniz durumunda ise kişi başı 10.000 tl de verirsiniz çok rahat.

listeyi çok uzatmayacağım. istanbul'da çok güzel mekanlar var, çok güzel etkinlikler var, çok kaliteli hizmet alabileceğiniz her türlü sektöre ait mağaza vb. var. bu bağlamda bakarsanız türkiye'de bunların hepsine bir arada ulaşabileceğiniz fazla şehir yok, olanlar da istanbul kadar seçenek sunmuyor, doğrudur. ancak bunlara ulaşabilmek için hem zamanınız, hem de hatırı sayılır bir paranız olması gerekiyor, yoksa ciğerci önündeki kedi gibi vitrindeki etlere bakar durursunuz.

bu nedenle, eğer ortalama bir geliriniz var ise; gidemediğiniz restorantlar, konserler, kulüpler, barlar, sosyal etkinlikler için istanbul'un pahalılığını, stresini, insan kalabalığını, trafik ve otopark çilesini çekmektense daha sakin ve görece ucuz bir şehirde yaşamak pekala da daha iyi bir seçenek olabilir.