Sık geçen başlıklar
teknik olarak olabilir aslında. evrimsel olarak buna bir engel yok. ancak konuşmaya veya karmaşık dile olanak tanıyan insanlara özgü anatomik özelliklerden yoksundurlar. dili işlemek için çok daha büyük beyinlere ihtiyaç duyacaklardır. bizim çıkardığımız tüm sesleri çıkarabilmeleri için boğazlarının ve kafataslarının şeklini değiştirmeleri gerekeceğinden bahsetmiyorum bile. tüm bu evrimden sonra elde edeceğimiz canlıya da artık kedi der miyiz bilmiyorum.
çünkü evrim bu şekilde çalışmaz. evrim ile ilgili yaygın bir yanlış kanı, bir türü “daha iyi” yapma amacına sahip olduğudur, ancak durum böyle değildir. evrim, yerçekimi gibi doğası gereği nötr bir süreçtir. temelde bir grup rastgele mutasyondan ibarettir ve doğal seçilimden geçmeyi başaran özellikler sonraki nesle aktarılır. doğal olarak, çevreye en uygun mutasyonlar, bir sonraki nesilde tekrar ortaya çıkma olasılığı daha yüksek olanlardır.

evrim ölümden tamamen kaçınmaktan ziyade genlerin ölümden önce aktarılmasıyla ilgilidir. yani çoğunlukla bir organizmanın üreyene kadar hayatta kalıp kalamayacağını etkileyen faktörlerden etkilenir. şu an bizim bebek yapmakla ilgili, yani türümüzü devam ettirmemizle ilgili herhangi bir sorunumuz var mı? yok. o halde ölümsüzlüğe de gerek yok.

carl sagan’ın karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı kitabında çok güzel anlatılır bu durum. okuyabilirsiniz, güzel kitaptır.
daha 1950'li yıllara kadar kadınların hayvandan farkı yoktu ki zaten. sırf filozoflar değil, toplumun her kesimi kadını salt çocuk doğuran, evde kocasına hizmet eden biri olarak görüyordu. dinde de bu böyleydi, siyasette de her durum ve şartta.