bir tel saçı dökülmemiş yüzü 50 gibi 80 olduğunu duyduğumda şok olduğum ve tanıdığım en yavşak en gamsız en dünya umurunda olmayan yüze gülen arkanızdan her türlü pisliği yapabilecek ama dili çok kibar ve eski istanbul beyefendisi tadında konuşup karşınızda size methiyeler düzen katıksız orospu çocuğu eniştemin örnek alınması gereken tavsiyeler
Sık geçen başlıklar
gaffarson 6
ekşi profiliyanlış şekilde arandığı için gerçekleşen durum.
budistler der ki; biriyle tanıştığında kalbin çarpıyor, ellerin titriyor ve dizlerinin bağı çözülüyorsa, aradığın kişi o değildir. ruh eşinle tanıştığında, huzurlu hissedersin.
budistler der ki; biriyle tanıştığında kalbin çarpıyor, ellerin titriyor ve dizlerinin bağı çözülüyorsa, aradığın kişi o değildir. ruh eşinle tanıştığında, huzurlu hissedersin.
(#133542643)
elbette bir bedeli olmalı. fakat bu bedel sırf 10 kişiye 10 dakika ev gösterdi diye 500 bin liralık bir evin % 3 ü olup 15 bin tl gibi bir tutar olamaz. 1000 lira atılıp geçilir.
alıcıyı ayrı satıcıyı ayrı öpüyorlar. çoğu bir evde 50 bin 100 bin tl kazanıyor türlü sebeple kolayca ve adlarını bile havalı bir forma sokup emlak danışmanı, yok efendim gayrimenkul hizmetleri danışmanı yapıyorlar.
ne yapıyorsun ulan ailesinden feraget etmiş lafa bak... insanlar sabahtan akşama kadar her gün ailesinden feragat edip çalışıyor. gün boyu görmüyor eşini çocuğunu... ve ay sonunda gidip alıyor 4250 lirasını... 5 bin lirasını 10 bin lirasını... koskoca 1 ay sonunda !
sen ayda 2 ev satışından al 30 bin cukka iyimiş be...
eski bir arkadaşım basit bir emlakçı oldu. basitten kastım ufacık bir alanda 1 masa 2 sandalye eski tip depodan çevirme bir ofis tipi yer ayarlamak... ve daha ilk aydan gidip hemen araba çekti altına kolayca... neden ? sebepleri yukarıda yazdım.
ha sen de sat sen de kazan diye bir şey yok...
geçen gün başka arkadaşımd a 550 bine kredi çekip ev almaya kalktı. emlakçı nuh diyor peygamber demiyor istiyor 15 bin tl sini... bu nedir aq ? sen bana 15 bin liralık ne hizmet sundun pardon da ? tapuda bayılacağı para yetmiyormuş gibi bir de emlakçı 3-5 bine fit olmayınca herif ev almaktan vazgeçti arabamı satmıyorum üstüne kredi mredi çekmiyorum aq sokarım evine dedi.
asgari ücretli birinin koskoca 3 ay boyunca sabahtan akşama kadar 90 gün karşılığında aldığı parayı sen kim köpeksin de benden istersin sırf getirdin 10 dk ev gezdirdin diye ?
iş aynı iş ama evin değerine göre miktar değişiyor. sebep ?
2 milyonluk evde neden 60 bin tl istiyorsun ? seni yatırıp siksem hak etmezsin o parayı ? 1 ay boyunca her gün siksem gene çok... 60 bine 1 sene geçiniyor insanlar. tam 1 sene ! ve bunu alan sadece 1 ev satışında alıyor. benzer yerde kısmen elit yerde muhitte ayda 10 ev satsa 600 bin tl yapar... bazılarında biraz feragat etse ne fark eder ? 1 ayda 300-400 bin kazanç mı olur aq ev gezdirildi diye ? şaka mı bu ?
tabi ki aracıyla gidiliyorsa yakıtı var, dükkan kirası var, iyi kötü bir emeği var kapı açıyor mesela anahtarla yoruluyor evi gezdirirken haklısınız bunlar muazzam yorucu işler ama ev kaç para olursa olsun o işi bağlamanın bedeli ne % 3 tür ne bilmem nedir. bir çorba atılır geçilir. bu kadar. çorba yerine göre 1000 olur yerine göre 2 bin tl... ama hepsi bu...
ayda 5 ev satsa 10 bin tl doğrultur gene bir bok yapmadan, oturduğu dükkanda bütün gün çay kahve sohbetle... ki kiralıklar da olacağından ayda 5 eve de gerek yok satmak için...
bir başka emlakçı tanıyorum bir kaç sene geçmeden 2 ev satın aldı kendine... gayet de hiç bir bok yapmadan bu kadar kolay paralar da kazanılmamalı... çünkü bunun sebebi verilen emeğin çok fazla katı kazanç olmasıdır. bu net... 2 senede kendine güzel 2 daire çekebilecek meslek kaç tane var bu ülkede ? her sene 1 daire parasından fazla para koparmış herif türlü kişiden alım satım kira sayesinde...
kiralık evde de durum aynı... aq herif ayda 10 ev kiralanmasına vesile olsa bugün istanbulda bir ev kirası 3000 desek ve her birinden bir kira bedeli alsa (ki aldıkları o kadar zaten) 30 bin tl yapar.
ulan sen kim köpeksin de 10 ev kiralanmasına vesile oldun diye 30 bin cukkalıyorsun kolayca bir ayda ? doktoru mühendisi kazanamıyor o paraları... sen emlakçısın... ne kadar emek versen de verilen emeğin karşılığı da ortadadır 3 aşağı 5 yukarı... ve bu bugün 10-15 bin bandını asla geçmemeli... çünkü yapılan iş de verilen emek de ortada... ki bu da istanbul vs gibi büyük şehirse... ilçede 5 bin bile yeter artar bir ay için fazla fazla...
ben hiç yorgunluktan ölen emlakçı görmedim mesela... hepsi kakara kikiri hayatından memnun kişiler... hepsi çok mutlu (% 90 ından fazlası)
ayrıca sen bana 1 milyon değerinde olan evi jest yapar gibi kupon bir yeri 600 bine denk getir ve almamı sağla ben sana helalinden 50 bin de çıkarıp veririm. ama olur mu hiç ? öyle yer denk getirse gidip kendi alır zaten. çünkü hepsi kurnaz. zaten kurnaz oldukları için o işi yapıyorlar. istisnaları olsa da çoğu emlakçının o mesleği seçme sebebi bile bu... az emek çok kazanç... çünkü tatlı geliyor.
37 yaşındayım abartısız onlarca emlakçıyla görüştüm tanıştım türlü şey yaşadım. arkadaşlar harici arkadaşımın anası babası bile emekli olup bu işe girişti. üniv. dönemi verdiğim kirayı sırf güvenip yazılı bir şey almadım diye çıkarken son ayı ödemediğimi söyleyen, evde en ufak kusur eksik olmadığı halde depozitonun üzerine yatmaya kalkan ve bu yüzden senetleri vermeyeceğini söyleyen emlakçıyı dükkanında bizzat evire çevire dövmüşlüğüm var.
orospu çocuğu taksici ifadesi, orospu çocuğu emlakçı tabiri yanında iltifat gibi kalır. ha sen kalkıp kiracıda ayrı alım satımda ayrı ayrı sikmeye kalkarsan onlar da seni aradan çıkarır çıkarmaya çalışır kimse de bu durumda suçlu falan olmaz. çünkü şu piyasada bu anlamsız komisyon bedelleriyle zaten olması gereken odur. emlakçıya para kaptıran bile gözümde kerizdir, net.
trafik takipçisi bile çok daha fazla emek veren biridir. ne emlakçısı aq... tanıdığım bütün emlakçıların en büyük ortak özelliği çalışmaya götleri olmayıp oturdukları yerden ev gezerek kolayca indira gandi yapma isteği, amacı ve zaten yapıyor olması/olmaları...
nette ilanlara bakarken kiracı da olsam ev de alsam asla ve asla emlakçıların ilanlarına bakmam. sahibinden diye arayıp emlakçı çıkana da vaktimi çalan bir yalancı olduğu için de ayrıca ağır küfürler ederim. ha alan razı satan razı misali kendini siktirmek isteyenlere saygım sonsuz onların problemi ama baştan bunlarla hiç muhatap olunmasa ne güzel böyle anlamsız bir meslek bile olmaz ortadan kalkar yavaş yavaş yok olurlar.
tarla satışından 200 bin tl alan emlakçı tanıyorum bir günde. tarla lan tarla... ne yaptın aq helikopterle mi götürüyorsun müşterileri ? jetle mi iniyorsun oraya ne yakıt harcadın ne emek verdin beraber gidip götünü gezdirmek dışında ?
bana emlakçıları savunmayın kalbinizi kırarım.
elbette bir bedeli olmalı. fakat bu bedel sırf 10 kişiye 10 dakika ev gösterdi diye 500 bin liralık bir evin % 3 ü olup 15 bin tl gibi bir tutar olamaz. 1000 lira atılıp geçilir.
alıcıyı ayrı satıcıyı ayrı öpüyorlar. çoğu bir evde 50 bin 100 bin tl kazanıyor türlü sebeple kolayca ve adlarını bile havalı bir forma sokup emlak danışmanı, yok efendim gayrimenkul hizmetleri danışmanı yapıyorlar.
ne yapıyorsun ulan ailesinden feraget etmiş lafa bak... insanlar sabahtan akşama kadar her gün ailesinden feragat edip çalışıyor. gün boyu görmüyor eşini çocuğunu... ve ay sonunda gidip alıyor 4250 lirasını... 5 bin lirasını 10 bin lirasını... koskoca 1 ay sonunda !
sen ayda 2 ev satışından al 30 bin cukka iyimiş be...
eski bir arkadaşım basit bir emlakçı oldu. basitten kastım ufacık bir alanda 1 masa 2 sandalye eski tip depodan çevirme bir ofis tipi yer ayarlamak... ve daha ilk aydan gidip hemen araba çekti altına kolayca... neden ? sebepleri yukarıda yazdım.
ha sen de sat sen de kazan diye bir şey yok...
geçen gün başka arkadaşımd a 550 bine kredi çekip ev almaya kalktı. emlakçı nuh diyor peygamber demiyor istiyor 15 bin tl sini... bu nedir aq ? sen bana 15 bin liralık ne hizmet sundun pardon da ? tapuda bayılacağı para yetmiyormuş gibi bir de emlakçı 3-5 bine fit olmayınca herif ev almaktan vazgeçti arabamı satmıyorum üstüne kredi mredi çekmiyorum aq sokarım evine dedi.
asgari ücretli birinin koskoca 3 ay boyunca sabahtan akşama kadar 90 gün karşılığında aldığı parayı sen kim köpeksin de benden istersin sırf getirdin 10 dk ev gezdirdin diye ?
iş aynı iş ama evin değerine göre miktar değişiyor. sebep ?
2 milyonluk evde neden 60 bin tl istiyorsun ? seni yatırıp siksem hak etmezsin o parayı ? 1 ay boyunca her gün siksem gene çok... 60 bine 1 sene geçiniyor insanlar. tam 1 sene ! ve bunu alan sadece 1 ev satışında alıyor. benzer yerde kısmen elit yerde muhitte ayda 10 ev satsa 600 bin tl yapar... bazılarında biraz feragat etse ne fark eder ? 1 ayda 300-400 bin kazanç mı olur aq ev gezdirildi diye ? şaka mı bu ?
tabi ki aracıyla gidiliyorsa yakıtı var, dükkan kirası var, iyi kötü bir emeği var kapı açıyor mesela anahtarla yoruluyor evi gezdirirken haklısınız bunlar muazzam yorucu işler ama ev kaç para olursa olsun o işi bağlamanın bedeli ne % 3 tür ne bilmem nedir. bir çorba atılır geçilir. bu kadar. çorba yerine göre 1000 olur yerine göre 2 bin tl... ama hepsi bu...
ayda 5 ev satsa 10 bin tl doğrultur gene bir bok yapmadan, oturduğu dükkanda bütün gün çay kahve sohbetle... ki kiralıklar da olacağından ayda 5 eve de gerek yok satmak için...
bir başka emlakçı tanıyorum bir kaç sene geçmeden 2 ev satın aldı kendine... gayet de hiç bir bok yapmadan bu kadar kolay paralar da kazanılmamalı... çünkü bunun sebebi verilen emeğin çok fazla katı kazanç olmasıdır. bu net... 2 senede kendine güzel 2 daire çekebilecek meslek kaç tane var bu ülkede ? her sene 1 daire parasından fazla para koparmış herif türlü kişiden alım satım kira sayesinde...
kiralık evde de durum aynı... aq herif ayda 10 ev kiralanmasına vesile olsa bugün istanbulda bir ev kirası 3000 desek ve her birinden bir kira bedeli alsa (ki aldıkları o kadar zaten) 30 bin tl yapar.
ulan sen kim köpeksin de 10 ev kiralanmasına vesile oldun diye 30 bin cukkalıyorsun kolayca bir ayda ? doktoru mühendisi kazanamıyor o paraları... sen emlakçısın... ne kadar emek versen de verilen emeğin karşılığı da ortadadır 3 aşağı 5 yukarı... ve bu bugün 10-15 bin bandını asla geçmemeli... çünkü yapılan iş de verilen emek de ortada... ki bu da istanbul vs gibi büyük şehirse... ilçede 5 bin bile yeter artar bir ay için fazla fazla...
ben hiç yorgunluktan ölen emlakçı görmedim mesela... hepsi kakara kikiri hayatından memnun kişiler... hepsi çok mutlu (% 90 ından fazlası)
ayrıca sen bana 1 milyon değerinde olan evi jest yapar gibi kupon bir yeri 600 bine denk getir ve almamı sağla ben sana helalinden 50 bin de çıkarıp veririm. ama olur mu hiç ? öyle yer denk getirse gidip kendi alır zaten. çünkü hepsi kurnaz. zaten kurnaz oldukları için o işi yapıyorlar. istisnaları olsa da çoğu emlakçının o mesleği seçme sebebi bile bu... az emek çok kazanç... çünkü tatlı geliyor.
37 yaşındayım abartısız onlarca emlakçıyla görüştüm tanıştım türlü şey yaşadım. arkadaşlar harici arkadaşımın anası babası bile emekli olup bu işe girişti. üniv. dönemi verdiğim kirayı sırf güvenip yazılı bir şey almadım diye çıkarken son ayı ödemediğimi söyleyen, evde en ufak kusur eksik olmadığı halde depozitonun üzerine yatmaya kalkan ve bu yüzden senetleri vermeyeceğini söyleyen emlakçıyı dükkanında bizzat evire çevire dövmüşlüğüm var.
orospu çocuğu taksici ifadesi, orospu çocuğu emlakçı tabiri yanında iltifat gibi kalır. ha sen kalkıp kiracıda ayrı alım satımda ayrı ayrı sikmeye kalkarsan onlar da seni aradan çıkarır çıkarmaya çalışır kimse de bu durumda suçlu falan olmaz. çünkü şu piyasada bu anlamsız komisyon bedelleriyle zaten olması gereken odur. emlakçıya para kaptıran bile gözümde kerizdir, net.
trafik takipçisi bile çok daha fazla emek veren biridir. ne emlakçısı aq... tanıdığım bütün emlakçıların en büyük ortak özelliği çalışmaya götleri olmayıp oturdukları yerden ev gezerek kolayca indira gandi yapma isteği, amacı ve zaten yapıyor olması/olmaları...
nette ilanlara bakarken kiracı da olsam ev de alsam asla ve asla emlakçıların ilanlarına bakmam. sahibinden diye arayıp emlakçı çıkana da vaktimi çalan bir yalancı olduğu için de ayrıca ağır küfürler ederim. ha alan razı satan razı misali kendini siktirmek isteyenlere saygım sonsuz onların problemi ama baştan bunlarla hiç muhatap olunmasa ne güzel böyle anlamsız bir meslek bile olmaz ortadan kalkar yavaş yavaş yok olurlar.
tarla satışından 200 bin tl alan emlakçı tanıyorum bir günde. tarla lan tarla... ne yaptın aq helikopterle mi götürüyorsun müşterileri ? jetle mi iniyorsun oraya ne yakıt harcadın ne emek verdin beraber gidip götünü gezdirmek dışında ?
bana emlakçıları savunmayın kalbinizi kırarım.
oooo siz asıl olayı bilmiyorsunuz dedirten konu.
sabah bu haberin zaten başlığı açılmıştı ama o ilgi çekmeyip bu başlık yürümüş olsa ki bu 12 sayfaya ulaşmış bile... ve orada bu elemanın kim olduğuna bir göz ucuyla bakayım derken ulaştığım haber aslında çok ilginçti: (#130410546)
o haber ve yazı altında verdiğim iki yönlendirme linkte 2 sene önce bu kopile herkesin sahip çıkması, sözlüğün de kol kanat gerip mine koraş'ı linç ederken çocuğun masum anadolu yiğidi edasıyla göklere çıkarılması gözümden kaçmadı.
kadının ağzına sıçıp gözaltına alınmasını sağlarken diğer yandan da bebe kahraman ilan edilmiş o dönem. o iki başlıkta yazılan çizilenlere dönüp kendiniz bakın:
- mine koraş
- mine koraş'ın gözaltına alınması
fakat 2 sene geçince şimdi gerçek yüzünü gösterdiği için bu kez çocuk gömülüyor kadının o günkü tavrı ya da ona yapılan edilen çoktaaaaan unutulmuş bile... o gün burada neredeyse herkes bu çocuğa destek olmuş kol kanat germiş kadını ayıplamış hatta linç etmiş. yok sana bu çocugu yedirmeyiz diyenler yok egonu onun üzerinde mi tatmin ediyorsun diyenler yok efendim harçlığını çıkarmaya çalışan genci nasıl rencide edersinciler... harçlık çıkarmaya çalışan efendi kibar çocuğu gördünüz değil mi bugün ?
o çocuk saygısından efendiliğinden falan değil karşısında ondan 100 kat eğitimli biri olup verecek cevap bulamadığından ve beraberinde partiye konu uzayıp giderse partiden atılır korkusuyla ters bir şey de diyemeyen o an her anlamda eli kolu bağlanan bir çocuk. yukarıda 2 başlık altında çocuğu nirvanaya taşıyanlar, bu yazılanları ise 300-500 er favoriye boğanlar bile olmuş pes dedim. analiz yapamıyor ama kolayca kalvye arkasından hemen herkese etiket yapıştırıyorsunuz, topluca gaza geliyorsunuz. yoksa onun ne olduğu o gün de bence gayet belliymiş ama çoğunluk görememiş.
keşke daha fazla rencide olsaymış ya da keşke kadının verdiğim linklerden birindeki haberin alt kısmındaki videoda dediği gibi keşke çocuk gidip dışarıda her hangi bir işe girseymiş, kadının tavsiyesini dinleseymiş. o kadın çocuğu rencide edecek bir şey yapmamış ki o gün, doğruları söylemiş. 2 sene önce bu velet yüceltilirken yerin dibine sokulan kadına yemin ederim üzüldüm.
cahilsen bozarlar. sen kendini hiç yetiştirmeyip ne olduğu gayet ortada olan ve artık kundaktaki bebeğin bile bildiği bir oluşuma, yanlış işlerle uğraşanları destekler, korur kollar körü körüne menfaat için onlara hizmet edersen bozarlar. yoksa o kadının bir genci rencide etme gibi bir amacı yok orada. 10 yaşında çocuk değil çocuk dediysek de... nitekim yalnızca 2 sene sonra geldiği, getirildiği büyüüüük kariyer noktasında attığı tweet ile ne olduğunu gösterip zaten bu dediklerimi de sağ olsun kendi de teyit etmiş bulunuyor.
yani kısacası 2 sene evvel burada sizlerin/bizlerin */sözlük ahalisinin de deli gibi savunduğu, o gün akplilerin de ekmeğine yağ sürüp kahraman haline getirdiği çocuk, bugün yüzüne tükürdüğünüz çocukla aynı çocuk. bunu bilin istedim. bu yüzden olaylara yaklaşırken insanları överken de yererken de iyi muhakeme yapın kimseyi hemen taçlandırmayın ama hemen de gömmeyin demek istedim.
pocos de nosotros somos lo que parecemos (çok azımız göründüğü gibidir) - agatha cristie
sabah bu haberin zaten başlığı açılmıştı ama o ilgi çekmeyip bu başlık yürümüş olsa ki bu 12 sayfaya ulaşmış bile... ve orada bu elemanın kim olduğuna bir göz ucuyla bakayım derken ulaştığım haber aslında çok ilginçti: (#130410546)
o haber ve yazı altında verdiğim iki yönlendirme linkte 2 sene önce bu kopile herkesin sahip çıkması, sözlüğün de kol kanat gerip mine koraş'ı linç ederken çocuğun masum anadolu yiğidi edasıyla göklere çıkarılması gözümden kaçmadı.
kadının ağzına sıçıp gözaltına alınmasını sağlarken diğer yandan da bebe kahraman ilan edilmiş o dönem. o iki başlıkta yazılan çizilenlere dönüp kendiniz bakın:
- mine koraş
- mine koraş'ın gözaltına alınması
fakat 2 sene geçince şimdi gerçek yüzünü gösterdiği için bu kez çocuk gömülüyor kadının o günkü tavrı ya da ona yapılan edilen çoktaaaaan unutulmuş bile... o gün burada neredeyse herkes bu çocuğa destek olmuş kol kanat germiş kadını ayıplamış hatta linç etmiş. yok sana bu çocugu yedirmeyiz diyenler yok egonu onun üzerinde mi tatmin ediyorsun diyenler yok efendim harçlığını çıkarmaya çalışan genci nasıl rencide edersinciler... harçlık çıkarmaya çalışan efendi kibar çocuğu gördünüz değil mi bugün ?
o çocuk saygısından efendiliğinden falan değil karşısında ondan 100 kat eğitimli biri olup verecek cevap bulamadığından ve beraberinde partiye konu uzayıp giderse partiden atılır korkusuyla ters bir şey de diyemeyen o an her anlamda eli kolu bağlanan bir çocuk. yukarıda 2 başlık altında çocuğu nirvanaya taşıyanlar, bu yazılanları ise 300-500 er favoriye boğanlar bile olmuş pes dedim. analiz yapamıyor ama kolayca kalvye arkasından hemen herkese etiket yapıştırıyorsunuz, topluca gaza geliyorsunuz. yoksa onun ne olduğu o gün de bence gayet belliymiş ama çoğunluk görememiş.
keşke daha fazla rencide olsaymış ya da keşke kadının verdiğim linklerden birindeki haberin alt kısmındaki videoda dediği gibi keşke çocuk gidip dışarıda her hangi bir işe girseymiş, kadının tavsiyesini dinleseymiş. o kadın çocuğu rencide edecek bir şey yapmamış ki o gün, doğruları söylemiş. 2 sene önce bu velet yüceltilirken yerin dibine sokulan kadına yemin ederim üzüldüm.
cahilsen bozarlar. sen kendini hiç yetiştirmeyip ne olduğu gayet ortada olan ve artık kundaktaki bebeğin bile bildiği bir oluşuma, yanlış işlerle uğraşanları destekler, korur kollar körü körüne menfaat için onlara hizmet edersen bozarlar. yoksa o kadının bir genci rencide etme gibi bir amacı yok orada. 10 yaşında çocuk değil çocuk dediysek de... nitekim yalnızca 2 sene sonra geldiği, getirildiği büyüüüük kariyer noktasında attığı tweet ile ne olduğunu gösterip zaten bu dediklerimi de sağ olsun kendi de teyit etmiş bulunuyor.
yani kısacası 2 sene evvel burada sizlerin/bizlerin */sözlük ahalisinin de deli gibi savunduğu, o gün akplilerin de ekmeğine yağ sürüp kahraman haline getirdiği çocuk, bugün yüzüne tükürdüğünüz çocukla aynı çocuk. bunu bilin istedim. bu yüzden olaylara yaklaşırken insanları överken de yererken de iyi muhakeme yapın kimseyi hemen taçlandırmayın ama hemen de gömmeyin demek istedim.
pocos de nosotros somos lo que parecemos (çok azımız göründüğü gibidir) - agatha cristie
sırf yazmak için yazanların doluştuğu konu. motorsiklet kullanmasına rağmen götünden haberi olmayanların kamyoncuyu linç edercesine yazması daha da komik ve acı. demek ki hepiniz trafik canavarısınız.
iyi ki bir sinyal kelimesini öğrenmişsiniz. ne takip mesafesinden haberiniz var ne hız limitlerinden... altında motorsiklet olması ya da güçlü bir motora sahip olup saatte 350 km hızlara çıkabiliyor olması sana o hıza çıkma hakkı vermiyor bu biiiiir.
senelerce motor kullandım. araba ile de yerine göre limitleri aştım hız yaptım çoğu insan gibi ama bunların daima tümü risktir bir takım riskleri göze almaktır ve kuralların ötesindeki hızlara çıkıyorsanız sonuçlarına da hazır olmak zorundasınız bu iki.
tutturmuşsunuz kamyon sinyal vermiyor vermiyor diye. kamyoncunun burada suçu falan yok. aynaya baksan nolacak aq 500 metre öteden sinek gibi görünecek motorsikletliyi de kimse kolayca göremez onun yaptığı hız da hesap edilemez.
ayrıca o kamyonun sinyalini o hızda giden birinin zaten görme ihtimali düşük görse de o hızda giderken durma ihtimali yine düşük. neden ? çünkü olması gerekenin çok üzerinde bir hızla ilerleyip takip mesafesi adına da en ufak bir kurala uymuyor.
karşı şeridin emniyet şeridinde hala tapa gaz gitmek nedir ? altımdaki uçak benim, ben basar geçerim her yerden dinlemem demektir. işte bu da maalesef bunun sonucudur. o karşı şeride girmesi başlı başına hata iken ne hakla oraya geçip yardırmaya devam edebiliyor ? kamyon dönmese bile birini sollarken aynı hızla karşı hem de emniyet şeridine geçen biri orada durmuş ve lastiğini değiştiren birine de çarpar. senin karşı emniyet şeridinde ne işin var allah aşkına ? o nasıl bir kontrol edilemez hız ? senin aracının saatte kaç yüz km hıza ulaşabiliyor olması trafiğin umrunda olmaz. kurallar ve hız limitleri bu yüzden var. altında porsche ile aynı yerde 300 km hızla aynı hareketi yap yine kaza yaparsın.
bu tip bir yolda kamyon ya da araba fark etmez zınk diye sola dönebilmenin mantığı yerine göre tartışılabilir ayrı konu ama yukarıda bir arkadaşın da dediği gibi o kamyon isterse yol ortasında zınk diye durabilir ya da bir arıza sonucu zaten birden durmak zorunda da kalabilir. taklip mesafesi dediğimiz şeyin temel sebebi de budur zaten ! önündeki zınk diye durursa ardından bunu gördüğünde sen de kolayca durabil diye. eğer duramıyorsan bunun sebepleri nettir.
1) yola bakmıyorsundur, dikkat etmiyorsundur.
2) takip mesafen gereğinden fazla kısadır
3) olması gereken hızın çok ötesindesindir.
kamera kaydı alan arkadaş da belli bir hızın üzerinde olmasına rağmen dönüş yapan kamyonu görüp yavaşlıyor. diğer arkadaş neden motorsikletin yavaşladığını görmüyor ? neden ben de hızımı azaltayım deme gereği duymuyor ? neden girmemesi gereken karşı emniyet şeridine hem de o hızla dalıyor ? bu hakları ona kim ya da ne veriyor ?
cesareti veriyor. kendine güveni veriyor. girdiği risk veriyor. yani kaza yapan arkadaşımız orada kendince bir seçim yapıyor ve maalesef bunun acı sonucunu yaşıyor.
evet kamyoncuların bir çoğu sığır kabul ediyorum. trafik zaten sığır dolu ne kullandığının da önemi yok ama burada kamyoncuyu suçlamaktan vazgeçin. elinizi vicdanınıza koyup mantık çerçevesinde ve adil şekilde yargılayın.
daha geçen hafta izmir merkezinde yine 3 şerit yolda kırmızı ışık yandı hepimiz sıraya durmuştuk ki sağdan motorsikletli bir üniformalı polis yardırıp geçti gözümüzün önünde. ha tamam motorsiklet olduğu için, atak olduğu için yırtar geçersin bir şey olmaz belki ama bu bir olur iki olur üç olur... bir gün yeşil yanan yandan biri önüne çıkıverir ve buna benzer bir tablo ile karşılaşılır. polis de olsan kurallara riayet etmelisin hatta aksine polissen örnek olmak adına en çok sen dikkat etmelisin.
yani burada sola aniden dönen ve arkadan gelenin çarpmasına neden olan bir öküz kamyoncu söz konusu değil, trafik kurallarına uymayan bir motorsiklet sürücüsü polisin; uymadığı kurallar yüzünden başına gelen acı bir kaza söz konusu. bunu idrak etmek zorundasınız.
iyi ki bir sinyal kelimesini öğrenmişsiniz. ne takip mesafesinden haberiniz var ne hız limitlerinden... altında motorsiklet olması ya da güçlü bir motora sahip olup saatte 350 km hızlara çıkabiliyor olması sana o hıza çıkma hakkı vermiyor bu biiiiir.
senelerce motor kullandım. araba ile de yerine göre limitleri aştım hız yaptım çoğu insan gibi ama bunların daima tümü risktir bir takım riskleri göze almaktır ve kuralların ötesindeki hızlara çıkıyorsanız sonuçlarına da hazır olmak zorundasınız bu iki.
tutturmuşsunuz kamyon sinyal vermiyor vermiyor diye. kamyoncunun burada suçu falan yok. aynaya baksan nolacak aq 500 metre öteden sinek gibi görünecek motorsikletliyi de kimse kolayca göremez onun yaptığı hız da hesap edilemez.
ayrıca o kamyonun sinyalini o hızda giden birinin zaten görme ihtimali düşük görse de o hızda giderken durma ihtimali yine düşük. neden ? çünkü olması gerekenin çok üzerinde bir hızla ilerleyip takip mesafesi adına da en ufak bir kurala uymuyor.
karşı şeridin emniyet şeridinde hala tapa gaz gitmek nedir ? altımdaki uçak benim, ben basar geçerim her yerden dinlemem demektir. işte bu da maalesef bunun sonucudur. o karşı şeride girmesi başlı başına hata iken ne hakla oraya geçip yardırmaya devam edebiliyor ? kamyon dönmese bile birini sollarken aynı hızla karşı hem de emniyet şeridine geçen biri orada durmuş ve lastiğini değiştiren birine de çarpar. senin karşı emniyet şeridinde ne işin var allah aşkına ? o nasıl bir kontrol edilemez hız ? senin aracının saatte kaç yüz km hıza ulaşabiliyor olması trafiğin umrunda olmaz. kurallar ve hız limitleri bu yüzden var. altında porsche ile aynı yerde 300 km hızla aynı hareketi yap yine kaza yaparsın.
bu tip bir yolda kamyon ya da araba fark etmez zınk diye sola dönebilmenin mantığı yerine göre tartışılabilir ayrı konu ama yukarıda bir arkadaşın da dediği gibi o kamyon isterse yol ortasında zınk diye durabilir ya da bir arıza sonucu zaten birden durmak zorunda da kalabilir. taklip mesafesi dediğimiz şeyin temel sebebi de budur zaten ! önündeki zınk diye durursa ardından bunu gördüğünde sen de kolayca durabil diye. eğer duramıyorsan bunun sebepleri nettir.
1) yola bakmıyorsundur, dikkat etmiyorsundur.
2) takip mesafen gereğinden fazla kısadır
3) olması gereken hızın çok ötesindesindir.
kamera kaydı alan arkadaş da belli bir hızın üzerinde olmasına rağmen dönüş yapan kamyonu görüp yavaşlıyor. diğer arkadaş neden motorsikletin yavaşladığını görmüyor ? neden ben de hızımı azaltayım deme gereği duymuyor ? neden girmemesi gereken karşı emniyet şeridine hem de o hızla dalıyor ? bu hakları ona kim ya da ne veriyor ?
cesareti veriyor. kendine güveni veriyor. girdiği risk veriyor. yani kaza yapan arkadaşımız orada kendince bir seçim yapıyor ve maalesef bunun acı sonucunu yaşıyor.
evet kamyoncuların bir çoğu sığır kabul ediyorum. trafik zaten sığır dolu ne kullandığının da önemi yok ama burada kamyoncuyu suçlamaktan vazgeçin. elinizi vicdanınıza koyup mantık çerçevesinde ve adil şekilde yargılayın.
daha geçen hafta izmir merkezinde yine 3 şerit yolda kırmızı ışık yandı hepimiz sıraya durmuştuk ki sağdan motorsikletli bir üniformalı polis yardırıp geçti gözümüzün önünde. ha tamam motorsiklet olduğu için, atak olduğu için yırtar geçersin bir şey olmaz belki ama bu bir olur iki olur üç olur... bir gün yeşil yanan yandan biri önüne çıkıverir ve buna benzer bir tablo ile karşılaşılır. polis de olsan kurallara riayet etmelisin hatta aksine polissen örnek olmak adına en çok sen dikkat etmelisin.
yani burada sola aniden dönen ve arkadan gelenin çarpmasına neden olan bir öküz kamyoncu söz konusu değil, trafik kurallarına uymayan bir motorsiklet sürücüsü polisin; uymadığı kurallar yüzünden başına gelen acı bir kaza söz konusu. bunu idrak etmek zorundasınız.
seneler evvel üniversite dönemi eskişehir osmangazi üniversitesi'nde kız arkadaşım burnundan ameliyat olmuştu ve bir kaç gün hastanede yatmıştı. refakatta ben bulunuyordum ve geceleri de kısa süre bir girip dolaşır istediği bir şey varsa dışarıdan temin ederdim falan.
bir gece yine geldim hastaneye hemen bir şey bırakıp çıkacağım dedim ve girdim içeri. daha koridorun başına gelmiştim ki koridorun sonunda bir erkek sesi. bağırıyor ama nasıl, haykırının ötesinde bir şey. noluyor lan deyip sese doğru yaklaşıyorum. yaklaştıkça ses daha da artıyor ve ne olduğunu da anlamıyorum katta kimse yok gibi sessiz gecenin bir vakti.
tam sesin olduğu yere geldim ve camlı bir oda olup içerisi görünüyordu. genç dalyan gibi biri bileklerinden yatağa kelepçelenmiş ve yüzü yoktu. bildiğiniz yoktu. acı içinde kıvranıyor yatakta zıplıyordu yattığı yerde kapı gibi adam.
nöbetçi bir hekimle denk geldik koridorun devamında ve ona sordum bu kişinin durumunu. intihar etmek isteyip aynı bu haberdeki gibi tüfeği çene altından tutup ateşlemiş ama ölememiş. bu haberdekinden bin beterdi yüzü. ne ağzı vardı ne burnu. kafanın yarısı yok abartısız. ilaçlar bile etki etmemiş acısını bastırmaya ve öyle boktan bir durum ki;
yaptığı hareket yanlış ya da saçma olabilir ama o durumda olması ise gerçekten ölmekten de beter. hani aynı durumda olsam kesinlikle ölmek isterdim ya da o an filmlerdeki gibi bir şansım olsa o çocuğun fişini çeker, bir iğneyle kolayca uyuturdum.
ölmek istiyorsunuz ama sizi kelepçeyle yatağa bağlamışlar. neden ? kendinizi öldürmek isterken başarılı olamadığınız gibi bir de iyileştirmeye çalışıyorlar. size zorla acı çektirmeye devam ediyorlar.
bir insan kendi bilinciyle ölmek istiyorsa bence de ölümü seçme hakkı olabilmeli. o hastanede kız arkadaşımın günlerce gördüğüm türlü hali bile hafızamdan neredeyse silinmek üzere ama o çocuğun gördüğüm bir kaç saniyelik hali hala silinmedi gözümün önünde ve son derece net halde. ertesi gün de zaten yoktu nereye götürüldü ne oldu bilmiyorum. fakat o gece o çocuğun ölemediğine cidden üzüldüm. keşke başarılı olabilseymiş de ardından yaşadığı ve yaşamaya devam edeceği türlü acıyı çekmeseydi.
öldürmez süründürür tabiri vardır ya hani işte bu tip durumlar tam da o sözün karşılığı bana göre. öl daha iyi. haberdeki genç 37 kere ameliyat olmuş. 370 kere olsa ne olacak. yazık gerçekten yazık. hayat bitmemiş artık 10 kat daha da zorlanmış hale bürünmüş. level atlanmış hard son seviyeye gelmiş. kendisine ayrı yazık yanında oturan anneciğine ayrı yazık. ölse annesi yine ağlar yine ölmüş gibi olur ama şimdi o kadın da her gün yeniden tekrar tekrar ölüyor. çok zor bir durum.
t: cahil bir genç.
bir gece yine geldim hastaneye hemen bir şey bırakıp çıkacağım dedim ve girdim içeri. daha koridorun başına gelmiştim ki koridorun sonunda bir erkek sesi. bağırıyor ama nasıl, haykırının ötesinde bir şey. noluyor lan deyip sese doğru yaklaşıyorum. yaklaştıkça ses daha da artıyor ve ne olduğunu da anlamıyorum katta kimse yok gibi sessiz gecenin bir vakti.
tam sesin olduğu yere geldim ve camlı bir oda olup içerisi görünüyordu. genç dalyan gibi biri bileklerinden yatağa kelepçelenmiş ve yüzü yoktu. bildiğiniz yoktu. acı içinde kıvranıyor yatakta zıplıyordu yattığı yerde kapı gibi adam.
nöbetçi bir hekimle denk geldik koridorun devamında ve ona sordum bu kişinin durumunu. intihar etmek isteyip aynı bu haberdeki gibi tüfeği çene altından tutup ateşlemiş ama ölememiş. bu haberdekinden bin beterdi yüzü. ne ağzı vardı ne burnu. kafanın yarısı yok abartısız. ilaçlar bile etki etmemiş acısını bastırmaya ve öyle boktan bir durum ki;
yaptığı hareket yanlış ya da saçma olabilir ama o durumda olması ise gerçekten ölmekten de beter. hani aynı durumda olsam kesinlikle ölmek isterdim ya da o an filmlerdeki gibi bir şansım olsa o çocuğun fişini çeker, bir iğneyle kolayca uyuturdum.
ölmek istiyorsunuz ama sizi kelepçeyle yatağa bağlamışlar. neden ? kendinizi öldürmek isterken başarılı olamadığınız gibi bir de iyileştirmeye çalışıyorlar. size zorla acı çektirmeye devam ediyorlar.
bir insan kendi bilinciyle ölmek istiyorsa bence de ölümü seçme hakkı olabilmeli. o hastanede kız arkadaşımın günlerce gördüğüm türlü hali bile hafızamdan neredeyse silinmek üzere ama o çocuğun gördüğüm bir kaç saniyelik hali hala silinmedi gözümün önünde ve son derece net halde. ertesi gün de zaten yoktu nereye götürüldü ne oldu bilmiyorum. fakat o gece o çocuğun ölemediğine cidden üzüldüm. keşke başarılı olabilseymiş de ardından yaşadığı ve yaşamaya devam edeceği türlü acıyı çekmeseydi.
öldürmez süründürür tabiri vardır ya hani işte bu tip durumlar tam da o sözün karşılığı bana göre. öl daha iyi. haberdeki genç 37 kere ameliyat olmuş. 370 kere olsa ne olacak. yazık gerçekten yazık. hayat bitmemiş artık 10 kat daha da zorlanmış hale bürünmüş. level atlanmış hard son seviyeye gelmiş. kendisine ayrı yazık yanında oturan anneciğine ayrı yazık. ölse annesi yine ağlar yine ölmüş gibi olur ama şimdi o kadın da her gün yeniden tekrar tekrar ölüyor. çok zor bir durum.
t: cahil bir genç.