bu barzoyu başımıza bela eden lümpenlerin alayının yedi ceddini silkeyim.
(bkz: sonunda t yok)
Sık geçen başlıklar
balporsugu 11
ekşi profilisakın geri adım atma aykut kardeşim. bu ibneler iyi alıştılar, ipliğini pazara çıkaranları korkutmak için organize bir şekilde operasyon çekmeye.
hepi topu 200-300 tane götündeki boku temizlemekten aciz kapı köpeğinin para karşılığı sana saldırtılması bütün mevzu.
tanım: piyasadaki gerçekten yetenekli iki üç sosyal medya ünlüsünden biridir.
hepi topu 200-300 tane götündeki boku temizlemekten aciz kapı köpeğinin para karşılığı sana saldırtılması bütün mevzu.
tanım: piyasadaki gerçekten yetenekli iki üç sosyal medya ünlüsünden biridir.
bu görüntüler olaydan öncedir sonradır bilemem. ama bu kadın nedense bana hiçbir zaman samimi gelmedi. he ahmet kural’da en az onun kadar samimiyetsiz, o ayrı.
bu sebeple ilişkilerinden haberdar olunca tencere kapak diye düşünmüştüm. sonra böyle bir olayla günlerce gündemi meşgul ettiler.
şimdi sıla’nın darp raporu almak için kendi kendine zarar vermesi ile alakalı görüntüler görsem hiç şaşırmam. aynı şekilde ahmet kural’ın sıla’yı darp ettiği görüntüleri görsem “vay anasını, bak yapmış demek ki adam” da demem.
kocaman bir ülkenin gündemini böyle insanların şekillendirdiğini görmek üzüyor sadece. ne diyeyim, yazık vallahi hepimize.
bu sebeple ilişkilerinden haberdar olunca tencere kapak diye düşünmüştüm. sonra böyle bir olayla günlerce gündemi meşgul ettiler.
şimdi sıla’nın darp raporu almak için kendi kendine zarar vermesi ile alakalı görüntüler görsem hiç şaşırmam. aynı şekilde ahmet kural’ın sıla’yı darp ettiği görüntüleri görsem “vay anasını, bak yapmış demek ki adam” da demem.
kocaman bir ülkenin gündemini böyle insanların şekillendirdiğini görmek üzüyor sadece. ne diyeyim, yazık vallahi hepimize.
van’daki evleri alıp yerine istanbul’dan ev vermişler. iyi yarrak yediniz bıyığını sevdiğim, nefes alacak yer kalmadı siktiğimin yerinde.
tanım: süper bir reklam filmi.
tanım: süper bir reklam filmi.
ilkokul 1. sınıftayım, dedemle babaannemin yanında kalıyorum, henüz okulun ilk haftaları ama sınıf öğretmenim olacak psikopat durduk yere kafayı bana taktı.
hayır o kadar sessiz sakin bir çocuğum ki, ağzım var dilim yok. verdiği ödevleri eksiksiz yapıyorum, tertemiz gidiyorum okula; ama ruh hastası adam tipimi filan beğenmiyor herhalde. hemen hergün bir bahaneye de ihtiyaç duymadan, ya dolma kalemin arkasıyla kafama vuruyor, ya da tokat atıyor durduk yere. cesarete bakar mısın? ben garibim de kimseye bir şey söylemiyorum.
her neyse dedem çok büyük adamdı rahmetli, uyanmış tabii mevzuya. her sabah birlikte okul yoluna çıktığımızda benim ayaklarım geri geri gidiyor çünkü. ama gitmeyeceğim de demiyorum.
bir derdin, sıkıntın mı var diye ısrarla o soruyor bana, yok diyorum.
neyse, birgün her zamanki gibi beni okula bıraktı, akşam çıkışta okulun giriş kapısından alacağım seni deyip ayrıldı yanımdan. hoca sınıfa girdikten sonra çaktırmadan kapıyı aralayıp izlemiş ne olup bitiyor diye.
bizim psikopat ödev kontrolü yaparken dolma kalemin arkasıyla durduk yere kafama vurdu yine.
dedem o zamanlar 60 yaşında ama zımba gibi bir adam. kapıdan içeri girişiyle hocanın boğazına yapışması ve koridorun sonuna kadar götürüp duvara çivilemesi bir oldu. ama nasıl nefesi kesildi pezevengin. yediği boku bildiğinden hiç bir şey de söylemiyor. kendini dedemin şefkatli kollarına bıraktı, tavana bakarak ölümü bekliyor.
neyse dedem bunu biraz hırpaladı, çıkarken de kusura bakmayın çocuklar dedi, elimden tuttuğu gibi müdürün odasına götürdü.
müdürün de kapısını tekmeleyerek girdik tabii içeri. delirmişti çünkü adamcağız.
neyse daha fazla uzatmayayım hemen sınıfımı değiştirdi müdür. okulun en iyi, en tatlı, şeker gibi bir hocasının sınıfına verdiler beni. o pezevengi de kısa bir zaman sonra gönderdiler okuldan, emekliye mi ayırdılar, yoksa sürgüne mi gönderdiler ne yaptılarsa artık, siktirolup gitti.
aradan 25 yıl geçti ama halen her anını bütün ayrıntısı ile hatırlarım o olayın. bir ilkokul çocuğunun psikolojisini en fazla hırpalayan şiddet türlerinden biridir.
bu arada, çok özledim be dede.
hayır o kadar sessiz sakin bir çocuğum ki, ağzım var dilim yok. verdiği ödevleri eksiksiz yapıyorum, tertemiz gidiyorum okula; ama ruh hastası adam tipimi filan beğenmiyor herhalde. hemen hergün bir bahaneye de ihtiyaç duymadan, ya dolma kalemin arkasıyla kafama vuruyor, ya da tokat atıyor durduk yere. cesarete bakar mısın? ben garibim de kimseye bir şey söylemiyorum.
her neyse dedem çok büyük adamdı rahmetli, uyanmış tabii mevzuya. her sabah birlikte okul yoluna çıktığımızda benim ayaklarım geri geri gidiyor çünkü. ama gitmeyeceğim de demiyorum.
bir derdin, sıkıntın mı var diye ısrarla o soruyor bana, yok diyorum.
neyse, birgün her zamanki gibi beni okula bıraktı, akşam çıkışta okulun giriş kapısından alacağım seni deyip ayrıldı yanımdan. hoca sınıfa girdikten sonra çaktırmadan kapıyı aralayıp izlemiş ne olup bitiyor diye.
bizim psikopat ödev kontrolü yaparken dolma kalemin arkasıyla durduk yere kafama vurdu yine.
dedem o zamanlar 60 yaşında ama zımba gibi bir adam. kapıdan içeri girişiyle hocanın boğazına yapışması ve koridorun sonuna kadar götürüp duvara çivilemesi bir oldu. ama nasıl nefesi kesildi pezevengin. yediği boku bildiğinden hiç bir şey de söylemiyor. kendini dedemin şefkatli kollarına bıraktı, tavana bakarak ölümü bekliyor.
neyse dedem bunu biraz hırpaladı, çıkarken de kusura bakmayın çocuklar dedi, elimden tuttuğu gibi müdürün odasına götürdü.
müdürün de kapısını tekmeleyerek girdik tabii içeri. delirmişti çünkü adamcağız.
neyse daha fazla uzatmayayım hemen sınıfımı değiştirdi müdür. okulun en iyi, en tatlı, şeker gibi bir hocasının sınıfına verdiler beni. o pezevengi de kısa bir zaman sonra gönderdiler okuldan, emekliye mi ayırdılar, yoksa sürgüne mi gönderdiler ne yaptılarsa artık, siktirolup gitti.
aradan 25 yıl geçti ama halen her anını bütün ayrıntısı ile hatırlarım o olayın. bir ilkokul çocuğunun psikolojisini en fazla hırpalayan şiddet türlerinden biridir.
bu arada, çok özledim be dede.
dostum dünya liderleri demişsin ama bunların hepsi aşiret ağası.
edecekleri tebrikleri siktiklerimdir.
edecekleri tebrikleri siktiklerimdir.
herhangi bir türk dizisi ya da tv programı izleyicisinden çok daha yüksektir.
çünkü paraguaylı bir teyze diyordu ki, aman oğlum siz düşerseniz bu bolivyalı iblisler amımızı götümüzü bir eder. sakın düşmeyin ha diyordu.
gözlerimden bir damla yaşın usulca süzülmesine sebep olan yazıdır.
gözlerimden bir damla yaşın usulca süzülmesine sebep olan yazıdır.
durum 1-0 olsa hoca bunu yapmazmış. lan herhalde yapmazmış. adam zaten 3-0 gibi net bir skorla garantilediği maçta ezeli rakibinin genç takıma karşı farka gitme ihtimalini ortadan kaldırmış. bu şekilde belki de fenerbahçe genç takım oyuncularının özgüvenlerinin kırılmasını engelledi adam. olası bir fark durumunda yönetimden, taraftardan gelecek tepkiyi ortadan kaldırmaya çalıştı. bir sikin de hakkını verin amk.
sahalarımızda çok nadir görülen bir fair play örneği göstermiş olan hocamızdır.
sahalarımızda çok nadir görülen bir fair play örneği göstermiş olan hocamızdır.
doğru bir önermedir. solcular vatan sevmez kardeşim, dünyayı sever, insanı sever, kültürü sever, doğayı sever, sanatı sever...
sen de, bir gece ansızın 82 şura 83 bura hayaliyle masturbasyon yapmayı sevmeye devam et.
sen de, bir gece ansızın 82 şura 83 bura hayaliyle masturbasyon yapmayı sevmeye devam et.