Sık geçen başlıklar

yurt dışında döner yemek 5

ekşi'de gör
belçika’nın en iyi dönerini (hatta türkiye’deki birçok yerdekilerden bile daha iyi) anvers’de brederodestraat 129’da kassap döner’de yersiniz.

gerçek etle (dana kuzu karışık) kendi yapımı döneri pişiriyor usta. fabrikasyon, soslu bulamaç değil. usta belçika’ya gelmeden önce istanbul’da günaydın’da çalışmış. 4-5 masalı ufak bir yer ama anvers’e yolu düşen ya da orada yaşayanlara tavsiye ederim.
turkiye sinirlarinin disina bir kez cikmamis insanlarin, istanbul'u dunyanin en guzel sehri zannetmesi gibi, yurt disindaki donerlerin hepsinin kotu olduguna inanmak da malliktir.
en son londra'da gözlemlediğim şey.bir türk dönercisi bulup döner istedim usta diyor ki

-sana wrap yapayım mı?
+usta sen nerelisin?
-gümüşhane
+yap usta wrap yap
-soft drink alır mısın ?
+…..

ya sen gümüşhaneli 60 yaşında bir amca sın ne wrap ı ne soft drink i “marul koyayım mı? “
“soğan olsun mu ?” senin sorman gereken sorular bunlar hangimiz daha cok ingilizce biliyoz diye mi yarıscaz.

döner de berbattı.
sene 2014 öğrenci değişimiyle almanya'ya gidiyorum.
yanında kalacağım aile beni havaalanında karşılıyor. açsındır, bir şeyler yiyip öyle geçelim yolumuzun üzerinde güzel bir yer var diyorlar. yol boyunca o kadar çok methediyorlar ki, almanlara özgü bilmediğimiz yöresel bi yemek var herhalde diyorum içimden. söylediklerine stuttgart'ta bi türk mahallesine giriş yapıyoruz, hemşehriliklerini plakalardan anladıklarını çözüyorum. 38'ler yoğunlukta. arabayı turkish doner kebabın önüne park ediyoruz. içimden “allahım yol boyunca bana döner mi övdüler allaşkına sanki uganda'dan geliyoruz, hayır biliyorlar da yani” diye söyleniyorum. mekana oturuyoruz, yalandan sipariş veriyorum da bi beklentim yok, en baba yerlerde yedik zaten de ayıp olmasın beğenmiş gibi yaparım. döner ustasıyla selamlaşıyoruz “abla bekle bu başka, o bildiklerinden değil deneyince anlarsın” diyor. hayatımdaki en büyük porsiyonlu en lezzetli döneri hem de en uyguna stuttgartta yiyorum. ya burada yediklerimiz döner değil ya oradakiler başka bişi, aynı element değiller bundan eminim. beğendin mi diye soruyor aile, vallahi şaşırdım ama güzelmiş gerçekten diyorum. gururlanıyorlar. kalkmadan usta nasıldı ama bakışı atıyor, yanına gidip aklım almadı bu işi diyorum. senelerce aklımdan çıkmayacak cümleler kurmaya başlıyor. “abla türkiye'de beslediğin hayvanın en kaliteli etini buraya yolluyorlar, orada da arta kalanları yiyorsunuz, ondan böyle” diyor. elin memleketinde dumura uğruyorum. kendi yurdumda ikinci dünya vatandaşı hissediyorum, elin alman'ının dönerle gururlanması gözümün önünden gitmiyor. bir ışık yanıyor zihnimde. o döner bu döner değilmiş. o zamandan beri bize çok ayıp ediliyormuş gibi hissediyorum. sene 2022, çok da yanılmıyorum. döner ya, döner.
berlin, munih ya da düsseldorf’ta türkiye’deki dönerlerin %90’nından daha iyisini rahatlıkla bulabilirsiniz. içindeki et kaliteli, katki maddesi doldurulmamış ve kurallara uygun olması da cabası.