bu eğitim sisteminden (sadece okullar değil, siyasiler, medya ve diziler dahil) çıkan normal bir insanın
tarih anlayışının nasıl olmasını beklerseniz, bugünkü "tampon devlet" ve "bizim kültürümüz onlarınkini döver" tartışmaları da aynı o şekilde dönmüş.
[
edit: bir mesaj aldım, diyor ki "başlık yunanistan, yani modern devlet. doğu almanya yapay bir devlettir desem kant'tan, hegel'den mi örnek vereceksiniz?". vallahi haklı. onun için entrynin ikinci yarısı daha uygun. ilk yarısı ise
yunan kültürü hakkında ileri geri konuşanlar için. hepsini bir arada yazınca çorba oldu.]
mesela kimisi yunan kültürünü 2000-3000 sene öncesinde kalmış bir konu olarak görüyor, sümerler gibi, antik mısır gibi. "olmuş bitmiş işte, ne uzatıyoruz" veya "bizimkinin de aşağı kalır yanı yok" demeye getiriyorlar sanırım.
halbuki yunan kültürü kadar uzun süre etkin kalabilmiş başka bir kültür bulmak zor. belki çin, belki bilardo. sadece batı medeniyetinin temelini atıp, hemen sonra ortadan çekilselerdi bile yeterince büyük bir başarı olurdu ama olay
antik yunandan ibaret değil ki. kaba bölümlere ayırayım:
0) mitolojinin yaslandığı dönem. (
mikonos medeniyeti, 3000-3500 sene öncesi)
1) klasik dönem şehir devletleri (homer, felsefe, drama, vs. 2500 sene öncesi)
2) yunan kültürünün tüm akdenize yayılması (
helenizasyon, 2000 sene öncesi)
3)
roma imparatorluğunu şekillendirmesi (1-4.yy arası)
4) bizans/hrıstiyanlık dönemi (haçlı seferlerine kadar geçen 8-9 asır boyunca zirvede)
5) bu noktada yunan kültürü, hem osmanlı'da imparatorluk bürokrasisini şekillendiriyor hem de avrupa'da
rönesans sürecinde yeniden keşfediliyor ve
classicism akımını doğuruyor (bunu yunanlılar yapmıyor, avrupa'nın kiliseyi atıp kökünü daha eskide arama refleksi).
***
yani en azından mö 500 ila ms 1700 arasındaki dönemde, neredeyse kesintisiz biçimde, dünyanın en etkin kültürlerinden biri, belki de en etkini.
türk kültürüyse hem eski değil (
orhun anıtları 8.yy'dan), hem de zirve noktası o kadar yüksek değil.
bu ikinci nokta için, osmanlı'nın sınırlarının büyüklüğünden bahsetmek çekici gelebilir ama osmanlı, safi türk kültürünü yayan bir araç değildi: dini
arap, elit kültürü
fars, bürokrasisi
bizans temelli ve
millet sistemi var. sonradan da özellikle
fransız etkisi büyüyor.
tabii ki her kültür karmadır, yunan kültürü de saf kalmamış (bkz:
hrıstiyanlık) ama bir kıyas yapın: onca asırlık osmanlı yönetiminde kalmış ermenistan'da, mısır'da, macaristan'da, yunanistan'da, bugün birkaç hamam, kale, yemek ismi ve "türk" soyadı haricinde başka bir miras yok. oysa yunan kültürünün mirası hala en büyük türk şehrinin orta yerinde, en büyük turistik atraksiyon olarak duruyor. yönetim biçiminin adında duruyor. spor müsabakalarında, tiyatro salonlarında, felsefe kitaplarında, teknik lugatlarda duruyor.
teknik kelimesi bile yunancadan, fransızca yoluyla geçmiş.
***
ben türk kültürünün baskın olmamasından bir eziklik duymuyorum. zaten osmanlı bu kadar esnek olmasa çoktan yıkılır giderdi. onca millete zorla türkçeyi dayatmamış olmamaları da iyi bir şey.
daha genel bakarsak, biz 21. yy'da yaşayan insanlarız. genlerimiz karışık, ulus-devletlerimiz yeni ve milli kimliklerimiz yapay. işin güzel tarafı,
aristolar,
mevlanalar,
cicerolar,
kopernikler hepimize eşit mesafedeler. dolayısıyla bugün evinin kirasını ödeyemeyen ama
homer'le övünerek size üstünlük taslamaya çalışan bir yunan milliyetçisiyle sidik yarıştırmak manasız. bırakın kompleksini o şekilde telafi etsin. yok sidik yarışına girdiniz, o zaman illa ki kaybedersiniz ve durduk yere o ezikten daha da ezik olursunuz.
***
***
gelelim modern zamanlara ve şu
tampon devlet, yahut tasmalı devlet muhabbetine.
yabancı destekli
yunan bağımsızlık savaşına ve sonrasına bakıyorsak, yunanistan'ı tampon olmakla "suçlayacak" en son millet türkler olmalı. (tırnak içine aldım çünkü bir milleti, jeopolitik kaderinden ötürü suçlamak manasız).
zira o dönemlerde osmanlı da ruslar, ingilizler ve fransızlar arasında bir tampondu. eğer ingilizler, hindistan koridorunun güvenliğiyle ilgilenmeselerdi, rusya osmanlı'yı 1850'lerde harcamıştı. ve 1878 savaşındaki (bizim takvimden ötürü
93 harbi diye geçer) utanç verici duruma düşmeden yokolmuş olurdu osmanlı. işin komik tarafı, 93 harbinden tam 50 sene önce, osmanlı'yı, sözde
vassal'ı olan mısır tarafından tamamen işgal edilmekten kurtaran da ruslardı. (bkz:
hünkar iskelesi antlaşması)
***
biraz ileri saralım.
türkiye cumhuriyeti'nin kuruluşu da bir tampon bölge olduğu için mümkün olmadı mı? bu tamponu yaratan
bolşevik devrimi ve 4 senelik savaşın tükettiği müttefikler arasındaki güvensizlikti. bolşevikler türklere silah yardımıyla kalmadılar, yunan askerleri arasında komünizm ve
anti-emperyalizm propagandası da yaptılar. zira hem ingilizlerin yayılmasını önlemek istiyorlardı, hem de bölgeyi bir sosyalist devrime hazırlıyorlardı. bu makro gelişmeler olmasa, kuvayı milliyecilerin kahramanlıkları meyvesiz kalacaktı muhtemelen.
ve cumhuriyet kurulduktan sonra 30 sene geçmedi, türkiye o sosyalist devrim hayallerini söndürerek
nato'ya girdi. oradaki rolü, tanım itibariyle tamponluktu zaten. üstelik, stalin'e karşı batı'nın
ileri karakolu olabilmek için, kore gibi alakasız bir savaşta kanla rüşvet vermişti.
kısa bir süre sonra abd, nato çerçevesinde, eskiyen jüpiter nükleer füzelerini türkiye'de konuşlandırdı. yani
küba füze krizi sırasında bir halt olsa, rusya tarafından ilk nükleer saldırıya uğrayacak ülke türkiye, oradaki siloları yoketmek için. nato'nun "nükleer tamponu".
bu füzeler
rahmetli başkan kennedy tarafından geri alındılar ama bugün
incirlik üssünde daha modern nükleer silahlar bulunuyor. zaten yıllardır burada
bop eşbaşkanı, israil, vs muhabbeti döndü, neydi bu muhabbetlerin ana fikri? "türkiye yıllarca ortadoğu'da abd'nin kuklalığını yaptı, şimdi erdoğan üzerinden bu görevini resmileştiriyorlar".
***
şimdi 1830'dan bugüne kadarki tüm bu gelişmelere baktıktan sonra, bu ülkenin bir vatandaşı olarak kalkıp yunanistan'a "tasmalı köpek" imasında bulunmak veya "tampon ülke", "zaten milli şerefleri yoktur" benzeri şeyler demek epey yersiz. bu konuları kişiselleştirmek zaten gereksiz ama diyelim dayanamadınız, o zaman iğneyi de çuvaldızı da önce kendinize batırın, sonra gerekirse başkasına nükleer füze atarsınız.