Sık geçen başlıklar

trafik kazası yaşamış yazarlardan tavsiyeler 9

ekşi'de gör
bogulanlar genelde iyi yuzme bilenlerdir.
gereksiz ozguven ve hiz, mezara goturur
trafik kazası yaşamışlardan ziyade yaşamamışların tavsiyelerini dinleyin.

yaklaşık 20 yıldır araç kullanan ve çok şükür ufak bir sürtme dışında kayda değer bir kazaya karışmamış bir sürücü olarak tavsiyelerim;

- hız sınırlarına uyun. 120-130 km maks hız yetiyor sizi her yere götürmeye.
- şehir içinde ışıklara, okul, yaya geçidi gibi yerlere, sokak arası dört yol gibi yerlere, park halindeki araçların arkalarına çok dikkat edin. sokak aralarında 30 km hızı geçmeye hiç gerek yok.
- başka araçlara bol bol yol verin. inatlaşmayın yol almak için. kaynak yapanlar, fermuar modeline uymayanlar vs. sikin analarını gitsin. arkalarından "geç, ananın amına kadar yolun var" deyin geçin. 1 araba mesafesi size, totalde gideceğiniz yere varış süresinden hiçbir şey kaybettirmiyor.
- kamyon, otobüs, minibüs gibi büyük araçlara çok dikkat edin. diplerine yanaşmayın, uzak durun, yol vermemek için ısrar etmeyin. zira kullananları normal tipler değiller ve bolca kör noktaları mevcut.
- yağmurlu havalarda normaldeki hızınızın %70'i seviyelerine inerek seyahat edin.
- makas atmayın, sık şerit değiştirmeyin, takip mesafesini koruyun. araç kullanırken telefon, ekran vs. dikkat dağıtıcı eylemlerden uzak durun.
- karlı havalarda mümkün mertebe yola çıkmayın. mecbursanız da aracınıza güveniyorsanız ve çok dikkat edecekseniz çıkın.

bu şekilde araç kullanmak size, özellikle genç arkadaşlara başlarda sıkıcı gelecek ancak ilerleyen zamanlarda trafikte daha az stres yüklendiğinizi fark ettikçe içinize rahatlama gelecek.

edit: imla
yaşım 11. mersin - konya arası tatilden dönüyoruz. arabayı kullanan tabi ben değilim. dedem kullanıyor. sadece kaza sırasında ve sonrasında yaşananları anlatmak istiyorum. araçta toplam 7 kişi varız. 3'ü çocuk. biri de benim. arka koltuğun ortasında oturuyorum. bakın cehalet ve hız nasıl adam öldürüyor. amcam, yengem, dedem, babaannem ve iki kuzenim. araç o zamanın modelli arabalarından bmw. hız yaklaşık 148 km/s. kaza raporunda öyle yazıyor.

karaman' nın girişine 10 km falan var aşağı yukarı. akşam oldu yavaş yavaş. görüş mesafesi kısaldı. ben ortada oturduğum için her şeye hakimim aşağı yukarı. sanırım hayatımın en önemli sahnesi her şeyi hatırlıyorum. bütün ayrıntıları hatırlıyorum. gelelim kaza anına ve sonrası yaşadıklarıma;

sohbet ediyoruz. gülüyoruz. yani her şey normal, ta ki ışıklar kararana kadar. saniyelik bile değil. daha kısa çok kısa. ölümle yaşam arası bu kadarmış. kavak kütüğü yüklü bir traktöre çarptık. bildiğin adam genişliğinde kütük yüklü araca direkt çarpmak. traktör sürücüsü ağır kusurlu çünkü ışıkları yok. fosforlu uyarı tabelası yok. aracını aydınlatan farları arızalı tamemen körlemesine gidiyormuş adam. gölge gibi yola çıkmış karanlıkta.

önce gözünün kararması ile birlikte çok büyük bir gürültü ve ardından hemen ağır bir sessizlik oluştu. çıt çıkmıyor kimseden. yok ölüm sessizliği işte. bildiğin ölüm sessizliği. sadece aracın tepe lambası çalışıyor tesadüf bu ya, hayat bütün çıplaklığı ile o sahneyi yaşatacakmış. aracın içinde bir ben, bir dedem bilinci açık. etrafıma bakıyorum olayın ayırdına varmak için. herkes baygın. kanlar içinde. kütükler aracın sağ tarafını tamamen yok etmiş sağımda sadece kütük var. sol taraf serbest. dedem solu kurtarmayı başarmış. sağ ön tarafta babaannem ve 3 yaşında kuzenim vardı ama yoklar. bakıyorum yok. sanki silindiler. kafamı hafif uzatmaya çalıştım. oraya bakacağım. kim nerede ? öldü mü ? sağ mı ? kurtulan var mı ? işte o an hayatımın en dehşet verici sahnesini gördüm. babaannemin kafasının yarısı yok. kafatası açılmış. beyninin yarısı yok. hayatımda o kadar bağırdığımı hatırlamıyorum. gök yarıldı.

kapıyı açmaya çalıştım sıkışmış. birileri geldi. ışıklar aydınlandı. kapı açıldı. kim açtı bilmiyorum. duran diğer araçlardan birileri. koşar adım atladım yola. kurtulmak için oradan. o cehennemden. bu arada yürürken bacağım kırıkmış benim. insan işte o kadar yaşama odaklı ki, uzuvlar bile acı dinlemiyor o an. yolun diğer tarafına attım kendimi. ağlıyorum, bağırıyorum, toprağı parçalıyorum. yırtınıyorum.

koşar adım birileri geldi, tutmaya çalıştı beni. sorular soruyor, kontrol ediyor yok. beni susturamıyor. herkes öldü. herkes öldü oraya git diyorum. oraya git. ben iyiyim git. bak herkes öldü diyorum. öldü. adam zorla kucağına aldı beni. tutamıyor, o kadar titriyorum ki tutamıyor beni. aracına zorla aldı beni. ben ölüm sessizliğine girdim. şoktayım. en son hatırladığım, direksiyon bölümünü itfaiye kesmeye çalışıyor. dedem sağ. gördüm sağ.

karaman devlet hastanesine getirdiler beni. sedyedeyim. acıdan ölüyorum. ölüyorum. bilen bilir, herkes telaşla hastayı götürür. sen sadece tavan ışıklarını görürsün. bağladılar beni. duramıyorum çünkü. delirdim. şoktayım. en sonunda bayılmışım. o araçta 3 kişi öldü. dedem hastanede vefat etti. babaannem ve küçük kuzenim araçta. bedenleri kısmi parçalanmış.

cehalet kısmına gelelim. asla hızlı araç kullanmayın. başınıza gelmez umarım ama gelirse eğer kesinlikle bir psikolog desteği alın ve aldırın yakınlarınıza. asla bir araca o kadar kişi binmeyin. yüzüme baktım ayağım kırık tuvalete gideceğim dedim. nefes almak istiyorum. aradan 5 saat geçmiş. aynaya baktım annem yanımda. yüzüm kanlar içindeydi. dedim öldüm ben. öldüm lan. yüzümde beyin parçaları vardı. silmemişler. beni o halde bırakan kimdi? anne öldüm mü ben dedim ?

cehalet kısmı, travma sonrası stres bozukluğu. bunun bilincinde olmamış ailem. beni götürmediler bir uzmana. tam 5 yıl araca binemedim. bütün seyehatlerim raylı sistem ile oldu. korkudan binemedim. arabalara bakamadım. kimse de demedi sorun ne diye ?. siz, siz olun asla gocunmayın. gidin abicim. ben kendi bilincimle gittim. üniversitede. kendi sorunlarımı, kendim hallettim.

hala fren yapınca geriliyorum mesela. hala aklımda o cam parçaları var. o kanlar. o çığlıklar. o trajedi. siz, siz olun asla yapmayın. cahilce aracınızın ışıklarını bile yok saymayın. emniyet kemerinizi takın. bakın 3 kişinin canına ve kalan sağların travmalarına nasıl sebep oluyorsunuz. kimse yaşamasın, yaşamasın. lütfen dikkat edin. lütfen. o sahne aklımda çakılı benim.
yeşil kırmızı ışığa dönmesin diye son dakka hızlanmayın; yoksa benim gibi mahkum taşıyan sivil polis arabasına çarparsınız; polis arabadan emniyet alarak iner; mahkumu kaçıracağınızı düşündüğünden size silah dogrultup in aşağı diye bağırabilir..
13 yaşımda öğrendim araç kullanmayı. 18 yaşımdan sonra ise sürekli yollardaydım. haftada en az 4000 km yaptığım zamanlarım oldu. direksiyonuma güvenir, asla uykusuz trafiğe çıkmazdım. daha bir aracımın da aynasını, tamponunu bir yere değdirmemiştim. ta ki bu ağustosa kadar...

sağ koltuğumda oturan arkadaşın 90-100 km arası hızla giden aracımın direksiyonunu neredeyse yarım tur çevirmesiyle takla attık. sonradan öğrendim ki madde etkisindeymiş.

siz siz olun aracınıza aldığınız insanları iyi tartın...
karşı taraf suçluysa ve domalıp sik beni ama tutanak tutma diye yalvarsa yine de tutanak tutun.

hanzonun biri arkadan çarptı. bagaj kapağı ezildi biraz. tutanak tutcam dedim yalvar yakar beni ikna edip vaz geçirdi. güya parayı ödeyecek.

aracı dediği yere tamire götürdüm ama saatlerce telefonu açmadı. sonra açıp beni yönlendirdi.

tamirci göçük giderme yapacaktı. ama bagajı bi açtık ve bagaj havuzunun içe göçük olduğunu gördük. onu da çektirmek yapmak gerekiyordu.

tekrar aradım. açmadı. sonra tehtid edince 800 tl gönderdi. arabada şu an 4000 bin tl'lik hasar var.

arkadan çarpıldığı için de araba yamuk yumuk oldu. mesela ön sağ cam krikosu bozuldu. 300 tl verip krikoyu yaptırdım. sol ön camdan ses geliyor.

neyse çok uzattım... geberse de tutanak tuturup karşı tarafa ödetin.
bu sabah yaptığım kazaya istinaden bir kaç tavsiyede bulunabilirim.

öncelikle kaza şöyle gelişti ; ankara'da eskişehir yolu üzerinde ümitköy köprüsüne varmadan evvel yol sulu kar görünümdeydi. önden giden araçların ve kamyonetlerin su zerreciklerini ön camıma sıçratmasına mukabil silecekleri çalıştırdım. ancak cam suyumun bittiğinden haberim yoktu. sadece silecekler çalıştı ve cam üzerinde bulunan çamurlu su zerreciklerini bütün cama yaydı. adeta kör oldum hiçbir şey göremedim. hemen dörtlüleri yaktım ve köprüyü geçtikten sonra sağda durmak istedim. ancak görüş oranım sıfır olduğu için dikiz aynalarından kaldırımı göremedim ve yaklaşık 50 km hızla kaldırıma bodoslama girdim. araba aks kırdı ve teker patlayarak parçalandı. ucuz atlattim diyebilirim.

siz siz olun cam suyunu kontrol etmeyi unutmayın. cam suyu olsaydı camı temizleyecek ve yoluma devam edecektim. silecekler camı çamura bulayinca hiçbirsey göremedim. önümde bir tır yada bir araç olsa ona kesin çarpardım diye düşünüyorum.

sonuç olarak ; silecekleriniz sağlam suyunuz dolu olsun.
çoluk çocuk olan sokaklardan geçerken yavaş da gitseniz korna basın bir kaç kez veletler malesef dikkat etmeden atlıyorlar.

20 ile çocuğa vurdum ömrümün en uzun 3 saatini yaşadım.
edit:çocuk sağ arkadaşlar iyi bir pek bir şeyi yok
sinirliyken araba kullanmamaya gayret ediniz. hatta buradan arabayı sürene değil yanında oturana da bir tavsiyem var. lütfen şoför ile tartışmaya veya kavgaya girmeyin. yolculuk bittikten sonra konuşulabilir diye düşünüyorum.