Sık geçen başlıklar

kadınlar neden efendi erkeği sevmez 13

ekşi'de gör
bugün incel vesaire, çoğunu bilmediğim, bilmeyi de istemediğim birçok zamana kavram türemiş. oysa manzara oldukça aşikar.

erkek iğdiş ediliyor, kadın ise erilleştiriliyor. ibn-i arabi, kadının dominant hâle geldiği tüm toplumların ahlaken kesin olarak çökeceğini sebepleri ile bildiriyor.

kısaca değini olsun. dinsel bir paradigma ile de olmasın hani. hikaye mağaradan başlamış olsun. erkek avcı. çıkar. toplar. getirir. stres dediğin şey, erkeğin doğal bir güdüleyicisi ve gerçeği. kadın ise içeride. kadın evci.

biyolojik, sosyo-kültürel, dilediğimiz yerden, dilediğimiz şekilde bakalım. denklem değişmiyor.

binlerce, on binlerce yıldır süregelen bir akış var. hep aynı. aynı doğrultuda değişirse değişiyor.

ve kırılma anları var. bazen, bir şekilde toplum kadın-egemen hâle geliyor. amazonlaşıyor. inanna rahibelerine tapınır hâle geliyor. bakıyorsun. ahlaki çöküntü. sosyal çöküntü. piçleşme. ibneleşme. orospulaşma. ahlak dediğin her neyse içi sadece boşaltılmıyor, ahlaksızlık dediğin yere zincirleme bir şekilde, hızla ilerliyor.

erkeğin iğdiş edildiği, toplumun tüm yapı taşlarının aşındırıldığı ve tahrip edildiği bir toplumu hipnotize etmek kolay çünkü. birbirine desteği kalmamış hücreler, umutsuz bir şekilde köleliklerini sürdürür. karısından dahi efendilik görmeyen bir erkek, sistem için bir mesele olmaktan çıkar çünkü.

çok değil. birkaç nesil önceydi. evin rızkını erkek temin ederdi. vazife onundu. kadından çalışması beklenmezdi. norm olan, fıtri olan buydu. vasat bir gelire sahip bir erkek bile, bir başına evinin tüm rızkını temin edebilirdi. yetmedi mi? komşular arasında üç aşağı beş yukarı bir sosyo-ekonomik denklik ve bunun doğurduğu bir gerçeklik vardı. yetmedi mi, komşudan alırdın. fazlaysa verirdin. yakınlık ve dayanışma iyiydi. sonra göstermek, gösteriş yapmak tamamıyla ayıp karşılanırdı. fotoğraf albümlerinin bile haklı nedenlerle mahrem kabul edildiği bir zamandı çünkü. "şuraya gittim, şunum var, şöyle böyle süperim" yapılmazdı dandik sosyal ağlarda. toplumun imanı seviyesi daha yukarıdaydı. putperestlik bu kadar aşikare değildi.

bugün durum ne? birkaç nesil önce, vasat bir erkeğin edinebildiği geliri, bugün aynı anda çalışan ortalama gelire sahip erkek ve kadın edinemiyor. erkek, dediğim gibi, gerek ibrahimi dinsel öğretiler doğrultusunda gidelim, gider sapına kadar darwinci pencereden bakıp mağaralardan başlayarak kuralım denklemi, en kötü ihtimalle binlerce yıldır süregelen bir gerçekliğin doğurduğu genetik, kültürel, psikolojik bir hafızanın gereği, yahut bundan öte, yaratılışın doğal icabı, erkeğin kadına galebe çalması lazımdır. evin ev, toplumun toplum olması için şarttır. şimdi red pillcilerin filan manifestosu. hiç oralarda gezinmiyorum. seksist filan da değilim. kadının, sadece kadın oluşundan ötürü nasıl muazzam bir rahmani tecelliyat olduğunu biliyorum.

ezcümle. erkek, maddi kapasitesi üzerinden, erilliğini hissetmekte ve hissettirmekte zorlanıyor.

spor salonlarında filan, güdük bir erilleşme çabası gösteriyor. ama kulağı tersten bile tutmuyor. vücut kıllarını kesen, babet çorap giyen, bakın manevi bir derinliğin gereği değil, çocuksu bir hassasiyet sonucu ağlak, kırılgan bir erkek nesli türedi. östrojen fazla. tavuk yiyorsun. memen büyüyor. paket gıda yiyorsun. memen büyüyor. büyümedi diyelim, östrojenin artıyor işte. gıda sektöründen, yaşayış diye kakalanan her bir şeyden, sürekli dişilleştiriliyor erkek.

kadınsa erilleştiriyor. squat filan yaptırıyorsun kadına. kas kütlesini büyütüyorsun. testosteronunu artırıyorsun. binlerce yıllık gidişata hiç uygun düşmez şekilde, "erkek formu" üzerinden form kazandırıp, bunu "eşitlik" bilmem nelik adıyla kepazece pazarlıyorsun. feminist kulüpler kuruyorsun. her koldan, her şekilde ifsad ediyorsun.

günün sonunda insanlar evlenmiyor. evlense de boşanıyor. hasbelkader doğan çocuklar üç yaşından itibaren delirmeye başlıyor. zaten herkes deli. ilaçlarla, uyuşturucularla, alkol ve adrenalin ile uyuşturulan, haz manyağı, doyumsuz, çivisi çıkmış bir toplum manzarası var her yerde. uyuşturuluyorsun. deliriyorsun. düşmanlaşıyorsun. kendine, kadına, erkeğe, herkese. ayarlarınla oynadılar ve oynanmalarına da göz yumuyorsun çünkü.

efendi erkek. neredeyse artık herkes efendi erkek. en erkeğim diye gezinenin, üç günde gözünü çeşme gibi akıtacak sistemin kurbanısın çünkü.

külot değiştirir gibi eş değiştirilen, grup seksin bilmem neyin artık iki nesil öncesinin umumda öpüşmekle eşdeğer şekilde sıradanlaştığı bir yerdesin.

roma'nın arenasında savaştırılıyorsun, farkında değilsin. kanın dökülüyor, ama sadece soyut. karını alıyorlar senden. en tabii, en yoksul olanın dahi en tabii, zaruri hakkı olan ev-araba-gıda-su gibi temel ihtiyaçların dahi lüks olduğu, olabildiği, korkunç bir kölelik çağındasın çünkü.

takım elbiseli kölesin. bmw'ye binen kölesin. iphone'lu kölesin. sayısız statü simgenle rablarına tapınan, firavunlarına tapınan kölesin. günün sonunda ne erkekliğin kalıyor tabii, ne kadınlığın.

bu manzarayı çizdikten sonra, bir de tüm zamanların ortak manzarasına değinelim.

doğrudan mesnevi'den alıntı yapacağım. anlatan anlatmış çünkü.

"peygamber dedi ki: “kadınlar; akıllı kişilere, ehl-i dil olanlara fazlasıyla galip olurlar.

fakat cahiller, kadına galebe ederler.” çünkü onlar sert ve kaba muameleli olurlar.

onlarda acıma, lütfetme, sevme azdır. çünkü tabiatlarında, yaradılışlarında hayvanlık üstündür.

sevgi ve acıma, insanlık vasfıdır; hiddet ve şehvetse hayvanlık vasfıdır."

şu yukarıdaki ise tüm zamanların manzarası.

kadının, tırnak içinde "efendi" adamı değil istemesi, tanıması için bile kadın gibi kadın olması gerek çünkü. bu demek değil ki erkek ağlak olsun, kadının başını döndüremesin, aklını yerinden çıkaracak meziyetlere sahip olmasın. bambaşka şeyler bunlar.

konuşulsa konu çok uzar.

her kuş kendi cinsiyle vesselam.

burada her kuşun kanatlarını yolmuşlar.
çünkü yıllardır pek çok isim altında bu pazarlanıyor. eskiden maçoydu şimdilerde bad boy oldu. suça eğilim ve psikopatinin maskülenite olarak ambalajlandığı bu ortamda vitrinleri bu kekolar süslüyor. ortalama, vasat erkekler maaşlı çalışan, etliye sütlüye karışmayan, heyecan, koruma ve lüks bir hayat sunmaktan uzakta profil çizerken, kimisi yamuk şapkalı, altın dişli, kimisi takım elbiseli rugan ayakkabılı, çoğu da iğrenç dövmeli serseri serbest stilli kekolarımız bu cahiliye döneminin kaymağını yiyor. kendini yetiştirmek yerine vücudunu geliştirmiş, kültürden, medeniyetten uzak bu abiler kanunsuzluğu, şiddeti ve zorbalığı bir marifet gibi benimsemişken, hanım ablalarımız da kimi zaman korunma, kimi zaman lüks hayat arzusu, kimi zamansa rekabet gibi etmenlerden dolayı bu abilere prim verip yüceltiyorlar. bu tip kezbanlardan sakınınız çünkü her yerdeler. işin kötüsü bazısı kendisini çok iyi kamufle ediyor.
kadınların kalitesine göre değişen sevme eşiğidir bu arkadaşlar.

örnek:
kaliteli, zeki ve asil kadının beğendiği erkek = efendi, eğlenceli, karizmatik, alfa, sahiplenici, tek eşli erkek.

dandik ve düşük iq karının beğendiği erkek = marul saçlı, tas kafa traşlı, yersiz, düşük iq'lu, dizi özentisi, şiddete meyilli, balici, kapkaççı, tinerci, içten pazarlıklı, çakal, suç işlemeyi marifet sayan erkek.

bu kadar basit.
lisede nerde it kopuk serseri, terden kirden gömleğin yakası simsiyah olmuş tipler var ise okulun en güzel kızları bunlarla çıkıyordu, çok ilginç bir durum.
sonra okula ambulans polis falan geliyordu. rızası ile zulme gidene ben merhamet etmem.

üstelik öyle ezik, sünepe, sıkıcı, korkak falan da değildik.

sadece piç olamadık.
geceyarısı otuzbircileri yine kadınlar hakkında atıp tutuyo :)
"insanlar kendilerinden daha üst ahlaka sahip insanlardan nefret ederler. onlar için efendi, dürüst ahlak sahibi insan bir ayna gibidir. onlar o aynada çamurlarını görüp sizden nefret ederler. aslında nefret ettikleri kişi kendileridir fakat siz buna aracı olduğunuz için sizden nefret ederler."
kadın her ne kadar duygusal bir varlık olsa da hormonal değişimler sebebiyle aksiyon aramaktadır sürekli ona iyi gelecek sakin iyi bir erkek onu tatmin etmeyecektir kadın entrika'yı seven bir türdür
efendi demek sıkıcı demek değildir
efendi demek asosyal demek değildir
efendi demek monoton olmak değildir
efendi demek asık suratlı olmak değildir
efendi demek ezik demek değildir
efendi demek eğlenceli olmayan değildir
efendi demek mutsuz olmak değildir
efendi demek güzel/yakışıklı olmamak değildir

efendi olmak nerede konuşup nerede konuşacağını bilen
efendi olmak saygılı olan
efendi olmak durduk yere kaba davranmayan
efendi olmak küfürlü konuşmayan
efendi olmak saçma sapan atıp tutmayan demektir.

birine efendi deyince ilk kısımdaki gibi anlaşılması bu sözlüğe mi özel bilmiyorum. ama bazıları kendi eksikliklerini efendiyim ondan olmuyor diye kapatmaya çalışıyor galiba. yani efendi olup rengarenk bir kişilik olabilirsiniz ve kadınlar bu erkeği sever.
efendilik, bir medenîleşmedir. insan, ilkel kodlarının tahakkümünden ne kadar koparsa, o kadar çok medenî hâle gelir.

ancak birinin sizi anlayabilmesi için, bu kopuşu onun da yaşaması; yani medenîleşmesi gerekir ki, ona da ilkel kodlarının emrettiğinden yabancı biri olarak gözükmeyesiniz.

sürekli bir kadın aramak, sürekli bir kadının onu beğenip beğenmediğini sorgulamak da efendi erkek kıvamıyla bağdaşmaz. çünkü bunlar ilkel kodlarının emrinin gereğidir ve bu kodlardan kopamayışının göstergesidir. dolayısıyla soruyu sorup buna cevap arayan her bir bünye, henüz o efendi erkek içeriğine zaten hiç erişmemiştir. geçiniz.

kadın için de sürekli erkeklerin beğenisinin peşinde koşmak, bunu bir hayat amacı hâline getirmek, bu olmadığında psikolojik olarak çökmek gibi çıktıları vardır. bunlar da efendi kadınlar değildir, ilkel kodlarının etkisi altındadır.

dolayısıyla kadınların kendisinin beğenip beğenmediğiyle ilgilenmeyen bir erkek ile bir erkeğin kendisinden etkilenmesini hayat amacı hâline getiren kadınlar arasında medenîleşme konusunda büyük bir fark vardır.

ya da aksine, kadınları birbirinin alternatifi olarak gören, hayat amacı salt bir kadınla birlikte olmak yönünde olan bir erkekle de sırf kendisini beğenmiş olmasından tatmin olmayan bir kadın arasında da büyük medeniyet farkı vardır.

ilkel kodlarının emriyle hareket etmek, iyi veya kötü değildir. ancak sizin medenî olup olmadığınızı tayin eden tek kriterdir.

kadınların sevmemesi üzerine kurgulandığından, bu sınırla, efendiler, karşı cinsin kendisini beğenip beğenmemesinden bağımsız hareket edenlerdir. bu bir idraktır, istikrarlıdır, güvenilirdir ve bu bakış açısı yerleştiğinde erkek için kadınlar birbirinin alternatifi olmaktan çıkar.

çoğu kişi bilinmezliğe duyulan heyecan arayışına vurgu yapmış. bu zaten başlı başına ilkel kodların çığlığıdır. bilinmezliğin heyecanı herkesin bir arayışı değildir, aksine medenî hâlin içinde bilinmeyene duyulan korku ve reddetme vardır.

ancak efendilik kapsamındaki heyecan, istikrarın kendisidir. kurulana hürmet, bunun sürdürülebilirliği bir tutku yaratır.

sözün özü, beğenme ve beğenilme kaygılarından uzak buluşmalar samimi aşkı yaşatır. içinden geldiği gibi konuşmalar, o zaman başlar. kimsenin değişmediği, değişmek zorunda kalmadığı ilişkiler böyle kurulur.