Sık geçen başlıklar

jose mourinho 19

ekşi'de gör
aptal falan denmedi, lâfı götünden anlayan gs'li köpeklerin algı yapmasına izin vermeyelim.

''sen 15 verdin de 10,5'a ikna oldu aptal mı bu adam'' derken ali koç aziz yıldırım'ın yalan söylediğini ima etti.
liderlik; bir unvan veya isimlendirme değildir. o, bir etki, nüfuz etme ve ilhamla ilgilidir”

sizi geçmişe götüreceğim.analoji kurmanız açısından metaforik gideceğiz.

sinemada altın bir kural vardır: “anlatma göster
bir yönetmen meramını anlatmak için ne kadar çok karakter diyaloğuna ihtiyaç duyuyorsa o kadar eksik kabul edilir.
kameranın diyaframından girip makaraya işlenen görüntü kafidir.
bu cepte. yazının finalinde bağlayacağız…

mourinho rüya gibi geçen porto, chelsea ve inter döneminden sonra real madrid’e imza atmıştı.
bu öyle alelade bir imza değildi.
dünya futbol tarihinin açık ara, bakınız açık ara en büyük meydan okumasıydı

mourinho’dan bir önceki sezon manuel pellegrini hocalığında real madrid mükemmel futbol oynamıştı.

şampiyonluğu da ismail kartal’a çok benzer şekilde sadece 3 puanla kaybetmişti.

barça:99
rma:96

-lakin florentino perez acil durumda camı kırdı ve mou ile anlaşıldı.

mourinho’nun karşısında genel kabule göre futbol tarihinin en dominant futbolunu oynayan ekip vardı.
üstelik bu takım çocukluktan beri arkadaştı. altyapıdan beraber yükselmişlerdi.
bir çoklarına göre futbolu değiştiren adam pep guardiola ise hocalarıydı.

peki mourinho’nun elinde ne vardı? büyük isimlerden oluşan ama toplama bir oyuncu grubu.
takımın iskeleti sadece 1 sene önce kurulmuştu.
öte tarafta ise 100 senede 1 denk gelecek altın jenerasyon ve başlarında guardiola ismindeki canavar.

işler iyi başlamamıştı. barça’ya 5-0 kaybedilen el clasico ise hayalleri sekteye uğratmıştı. lakin o maçta real madrid’in 1 penaltısı verilmemiş üzerine david villa ofsayttan gol atmıştı.

şimdilerde mahkemesi “negreira” ismi altında görülen davanın yıllarında, barcelona hakem kuruluna el altından milyonlarca avro veriyor, işte mourinho hem tarihin en dominant takımına hem de tüm sisteme karşı kazanması gerektiğini o maçta anlıyordu.

çeviri diliyle: dostum, bundan daha imkansız bir görev görmedim…

ve sanıyorum mou, ingiltere’deki bir basın toplantısında söylediği “i think i'm a special one” vecizesini hatırladı. kendisine karşı olan sistemden, hep kazanan ama hep mağdur gösterilen barcelona’dan, pep’ten messi’den çekinmiyordu. gittikçe agresifleşti.

savaşıyor, savaşıyor ve savaşıyor. henüz ilk senesinde “tarihin en dominant takımını” üstelik finalde paketleyip kral kupasını almıştı. üzerine açıklamaları sertleşiyordu.
barça oyuncularını “tiyatrocu” olmakla suçluyordu.

özetle “şimdi siz beni şampiyon yapmıyor musunuz” demiş ve 90 senelik laliga tarihinin puan ve gol rekorunu kırarak, deplasmanda 1 golü sayılmamışken 1 tane daha atarak prime barça’yı yenip, 2.kez paket ediyordu. bu defa ise laliga şampiyonu olmuştu.

ertesi sezon pep guardiola bayern’e kaçıyor. mourinho bunun üzerine bir de süper kupa’da “tarihin en dominant takımını” paket edecekti.

lakin o sezon casillas önderliğinde takım karıştırılacak ve mourinho onurluca ayrılacaktı.

tarihin en dominant takımı denilen prime barça’yı bizzat kendisi bitirdi.
barça sonra yine başarılı oldu ama bir daha asla prime olamadı.

tüm zamanların en büyük meydan okumasını medyaya, messi’ye, pep guardiola’ya ve hakemlik sistemine karşı kazanmıştır. öyle bir hocadır.

yazının başında “cepte” dediğim yere döneyim. sinemanın altın kuralı “anlatma göster” düsturu futbolda mourinho demektir.

oyunu övülmez, sahte bekleri konuşulmaz lakin ofisine gittiğinizde gördüğünüz madalyalar onu “gösterir”
hocam sampiyonlar ligi final maci sonu programinda tnt sports'da suan (bkz: jude bellingham) ile sakalasiyor.

jose mourinho: next year, when you play against us at fenerbahce, just calm down !

bellingham : okay :))

real madrid'in anlik en iyi oyuncusu hocamiz annesi ile forograf cektirsin diye dort donuyor, bizim fenerbahce taraftarlarimizda hocayi begenmiyor. harbi saka gibisiniz.
"mourinho alınmasın dedik, alındı" diyen bir arkadaş var lan sözlükte.

dedik ne abi,
kime dedin,
sen kimsin?

buralar nasıl insanlarla dolmuş?

eskiden 3 - 5 tane herbokolog köşe yazarı vardı. ilçe başında da kahvehanelerde falan 2-3 tane daha. o kadardı. hayatın boyunca ender karşılaşırdın.

şimdi ise sosyal medya eksik olmasın,
nüfusun 3'te 1'i herbokolog olmuş.

tanım: dünyanın en büyük koçlarından biridir.
sanılanın aksine bizimle kimyasının çok uyuşacağını düşünüyorum.

bu adam kaostan beslenir, türkiye'de her gün yeni bir kaos var zaten. tam mou'luk ortam.

oynatacağı futbol herkesi tatmin etmeyebilir ama başarılı olacağından şüphem yok.

hoşgeldin the special one.
son birkaç saattir duyduklarıma inanamıyorum.

beşiktaş'ın mevcut yönetimi kongre tarafından bu işleri yapsın diye seçilmedi. böyle işler yapacağını iddia eden serdar adalı tarafıydı. siz bize plan, proje, yapılanma vadettiniz. beşiktaş'ın geleceğini adım adım inşa etmeyi vadettiniz. akılcı davranmayı, popülist yaklaşımlardan uzak kalmayı ve kurumsallığı vadettiniz.

beşiktaş'ın ikinci başkanı bugün en ufak youtube kanalına dahi bağlanıp talisca, mourinho falan diyor.

hasan arat seçim öncesi tüyo verme konusunda bile "tüyo veren yönetici gider" demişken kalkmış muhabirlerle "o mu gelsin, bu mu gelsin hehe" yılışıklığına giriyorsunuz. taraftarın beklediği o profesyonel futbol aklı işini tamamen geçtim.

gerçekten anlam veremiyorum olanlara.
besiktasin ali koc’un kuklasi oldugunu anliyoruz su son gelismeden. ali koc besiktasa yaptiriyor bu aciklamayi. aziz yildirim’in elini zayiflatmak icin.
mourinho her zaman iki yıla ihtiyacı olan bir teknik direktördür. 2002 ocak ayında geldiği porto' yu zirve performansa 2004' te çıkarmıştır. daha sonra chelsea' yi yine 2. senesinde şampiyon yapmıştır. inter' de 08/09' da gelmiş şampiyonlar ligini 2. senesinde almıştır. madrid' e geldiğinde ise ilk yıl barcelona' dan 5 yemiş ancak o dönem inanılmaz dominant bir oyun oynayan barcelona' nın hegamonyasına ikinci sezonunda rekor puanla şampiyon olarak cevap vermiş ve 07/08 sezonundan beri lig hasretine son vermiştir.

daha sonra chelsea ile ikinci dönemine girdi. yine ilk yılında şampiyon yapamadı takımı ama ikinci yılında şampiyon yaptı. daha sonraki sezon başarısız geçti ve manu' ya gitti. orda da ilk yılı başarısız geçti. ikinci yılında premier lig ikincisi yaptı takımı ve bence sir alex ferguson sonrası nakıs olan manu' nun elde edebileceği en büyük başarıydı. sonraki sezon yine başarısız geçti ve ayrıldı. bence bundan sonraki süreçte kariyerini iyi yönetemedi. çünkü loser olarak tanımlanan bir takımı yani tottenham' da bir şeyleri değiştirip tekrar bir şeyleri ispatlamak istiyordu. ancak gücü yetmedi. daha sonra roma' da aynı şeyi başarmak istedi ama yine bence başarısız bir dönem geçirdi. yine de bir avrupa kupası roma için oldukça önemliydi.

peki mourinho' nun futbolunda öne çıkan özellik nedir. bence tıpkı bir turnuva hocası gibi rakibi çok iyi kontralayabiliyor. yani bugün pep halen direkt hücum yemeyim diye 4 stoper kullanıyorsa sebebi real' in ikinci sezonundaki direkt oyunudur. bu nedenle her bölgeyi oynayabilecek oyuncuları tercih ediyor. taktiksel esneklik sağlıyor ona. ancak alametifarikası tek maç özelinde iyi olduğu gibi tuchel gibi ligte batırmaması ve devamlılığı. ancak mourinho' da iki yıl sabretmeniz lazım. yani geldiği zaman ilk yıl şampiyon olamazsa göndermemek lazım ikinci yıl bambaşka bir şeye dönüştürüyor. çünkü çok fazla doğruyu arayan pragmatik bir hoca. porto ve ilk chelsea döneminde 4-3-3 oynatıyordu. inter dönemi 4-4-2. madrid' te yine asimetrik bir 4-2-3-1 oynatıyordu. dimaria mesut benzema ve ronaldo' nun aynı anda sahada olduğu bir sistem. yani hoca her sistemi oynatır. yeterki lige ikna olsun ve çözecek zamanı olsun. bir yandan da takımı ve camiayı çözsün. takım otursun bunlar gerekir.

bunun dışında soyunma odasında çok disiplinli ve oyunculardan çok talepkar bir hoca. ancak dışarıda tüm stresi kendi üzerine alır bir tane oyuncu tartışılmaz. işte bu sene gördük krunic mhk tartışmalarını. bunların hiçbiri yaşanmaz. ama işine hiç karıştırmaz. başkan çıksın konuşsun anında tepki gösterir. şaşalı bir oyun oynatmaz ancak bu adam tam bir savaşçı.

tahminim gelirse fenerbahçe onun için iki sene beklemez camiada çok fazla eleştiri olur. çünkü oyun olarak baskın bir oyun göremeyince kazanıyoruz ya tarzı açıklamalarıyla fenerlileri daha da delirtir. mourinho hoca değile falan gelir iş. manu da yaptığı açıklamaları yaparsa hele fenerliler huniyle gezer ama sabrederlerse ligde ve avrupada başarı sağlar uzun vadede.

çünkü futbol gibi takım sporlarında başarı bir miras işidir. bugün şampiyon olan galatasaray takımına bakıyorsun. berkan, kerem, barış alper, muslera, nelson, sacha boey hep 13. olan sezondan kalan oyuncular. icardi geçen sezon kasımdan sonra atmaya başlıyor seni kasıma kadar gomis taşıyor. direkt katkı aldığın oyuncular bunlar. geçmişle geleceği iyi harmanlamak lazım. mourinho' nun heritage konuşmasında atıf yaptığı da buydu. fenerlilerin de bunu anlamaları lazım eğer mourinho' yu istiyorlarsa. yoksa mourinho tazminatı alıp gider.

edit : 2005 chelsea ilk yılında şampiyon oldu uyarısı yapan arkadaşlara teşekkürler. abramovic ve ranieri 03/04 sezonunda 2. olmuştu ve kadroyu o iskelet üzerine kurdu. sil baştan kadro yapmadı. john terry, lampard, gallas, geremi, gudjohnsen, damien duff gibi iskeletleri takımda tutup, drogba, carvalho, joe cole, cech, robben, makalele gibi eklemelerle güçlendirdi. herkesin aklında kalan essien ise 05/06' da takıma geldi.
fransa veya almanya'da şansını denemeden türkiye'ye gelmez. boşu boşuna hayal kurmayın. diyelim ki bir hata yaptı geldi. anadolu takımına park the bus yapacak kadar salak bir adam değil, ligin içinden geçer. boşuna special one demiyorlar adama.
madem türkiye'de futbolu fetö + masonik yapılanma + templier gelenek + akp + pkk yönetiyor ve fenerbahçe'yi asla şampiyon yapmayacaklar, bu adamı getirmek niye?