Sık geçen başlıklar

georges-kevin n'koudou 3

ekşi'de gör
sahip olduğu beyin kuşa takılsa, kuş ters uçacaktır muhtemelen.

edit: 90+2’de evlere şenlik bir orta açmıştır, tüyü dikmiştir. sahadaki 10 oyuncu üstüste çıkıp gol vuruşunu yapacak falan zannediyor herhalde, nankatsu muyuz lan biz?
penaltıyı bok gibi atmasına değil, kaçırdıktan sonra sikik sikik güldüğü için inanılmaz sinirlerimi bozan vasat futbolcu. şu sırıtışı sergen hoca görüp de hala oyunda tutuyorsa yazıklar olsun.
pek kıymetli beşiktaşlı kardeşlerim, abilerim size bir tavsiye vermeye geldim. geçen yazın başına kadar beşiktaş ile yatıp kalkıyordum. futbolu çok seviyorum kendimi bildim bileli. beşiktaş'ı da öyle. ben ki, beşiktaş'ın maç başlıkları dışında(birkaç istisna hariç) genelde her şeyine bir iki entry yazan bir insandım. son bir yıldır bunu bıraktım. gözüm açıldı. neden derseniz, beşiktaş'ı takip etmek artık bana tarifi mümkün olmayan acılar veriyor. midem ekşiyor, ağrıyor. başıma ağrılar saplanıyor. bir takımın yönetimi nasıl göz göre göre bu hataları yapar, hocası nasıl bu hataları yapar, bu lig nasıl böyle olur, hakemler nasıl böyle olabilir, futbolcular neden böyle kötü oynarlar vs vs milyar tane soru neticesinde türkiye ligi meselesini şak diye kesip attım. bu sezon 2-3 maç dışında beşiktaş maçı izlemedim. türkiye liginden sıfır maç izledim başka. hatta türk takımlarının avrupa maçlarının özetlerine bile denk gelsem kafamı çevirdim. bu sene beşiktaş'ın talip olduğu yahut transfer ettiği hiçbir oyuncu hakkında da entry girmedim. eski entrylerime bakın, bir sürü var gelenler gidenlerle ilgili ancak bir yıldır hiç yoktu taaa ki sol frame'de bu çapsızı görene kadar.

size de tavsiyem benim gibi yapmanız. ben gizli bir totem yapıyorum. bazı major kulüpler resmi olarak iflas edip, batıncaya ve battıkları için dernekler kanunu'nun değiştirilip kulüplerin şirketleşmesinin resmi olarak önü açılıncaya dek ben yokum. hiç kimse bir taraftar hassasiyetinde iş yapmıyor bu ülkede spor bazında çünkü hiçbiri şirket değil yasalarla önü tıkalı. bu sebeple alt liglerde bile batan bir sürü takım oldu. büyük kulüplerin borçları malum. devlet sürekli bir şeyler yapmanın peşinde. yöneticilerin umrunda değil. yönetici ıdının dıdısısını kulüpte bir mevkiye getirir, ona kallavi bir maaş ödetir, transferler için yine tanıdık bir menajer bulurlar bir şeyler yaparlar(detaya girmek istemiyorum hepiniz biliyorsunuz) ve bu sistem böyle yürür. yıllardır sağlam para dökülmesine ve aylık ciddi bir masraf olmasına rağmen altyapılardan bir tane adam akıllı oyuncu çıkmaz. galatasaray, bursaspor ve trabzonspor uğraşıyor sadece bununla alakalı geri kalan takımlardan bir altınordu var ama onunla da ilgili olaylar aşırı can sıkıcı olduğundan o mevzuya da girmiyorum. dünya'daki major liglere baktığınızda yönetimleri, transferleri, teknik direktörleri, oyun şemeları imrendirici. niye? hepsi bir şirket. ceolar tarafından yönetilir, liyakatla iş yapılır genelde ve can sıkıcı iş yok denecek kadar az olur. takımları başarısız olabilir ama sonra telafi edilir, transfer başarısızlıkları yok denecek kadar az olur, saçma sapan para dökmezler vs.

şimdi bunları görüp, maçlarını izleyip ne diye türkiye ligi'nin kahrını çekeyim? çekelim? olm futbol bir entertainment meselesi. üzülmek ve kahrolmak için değil bu. biz içselleştiriyoruz bunu bu kadar. "sevinmek için sevmedik" niye abi? mutlu olmak bizim de hakkımız değil mi? daha adil bir şeyler görebilmek, kaybedeceksen de şanssızlıkla kaybetmek, düzgün yönetilmek falan hiç mi kimsenin ilgisini çekmiyor? kaosu sevebilirsiniz. gerginliği, tartışmaları, sürtüşmeleri de ben sevmiyorum. eminim sevmeyen de çok adam vardır ama canınızdan can, ömrünüzden ömür götürüyor bu işler. yaşam enerjinizi çekiyor. bir düşünün derim.

kallavi bir önsöz yazdım, bu yazının bu oyuncuyla alakası nedir. şöyle söyleyeyim. tottenham yıllardır fena transferler yapmayan, genelde çok az hata yapan bir takım. yapsalar da umurlarında olmaz çünkü premier lig yayın gelirleri. ekstradan takım gayet iyi yönetildiği için şl'de final yaptı, ondan da deli para akmıştır. reklam, sponsorluk, kulüp ürünleri, maç biletleri vs hiç değinmiyorum bile. yani bu abilerin hata yapma lüksü fazla var ona rağmen yapmıyorlar. niye? çünkü biri, bu takıma para ödedi ve o takımın sahibi. o hatalarından bir örnek vereceğim. tanıdığınız bir isim. vincent janssen. 1994 doğumlu. hollandalı. hollanda'da alkmaar formasıyla 2015-2016 sezonunda 49 maçta 32 gol 7 asist yapınca epey bir dikkat çekti. tottenham yönetimi de "biz hollanda'dan çürük mal pek almadık, ne aldıysak genelde uğurlu geldi" diye düşünmüştür. zira christian eriksen ve jan vertonghen gibi yakın dönem örnekleri varken(davinson sanchez de daha sonra eklenecek) bir şanslarını denediler ve 22 milyon euro gibi ciddi bir bonservis bedeliyle bu arkadaşı transfer ettiler. harry kane'i dinledirecek benzer tarzda birini bulduklarını düşündüler. ilk sezon kendileri denediler. 38 maçta 6 gol 4 asist yaptı. tabi bunların ciddi bir miktarı 90 dakika değildi ama var olan bölümlerde oynadığı futbol istikbal vadetmedi ve üstüne sık sakatlanması da onun burada olmayacağını hiç değilse kiralık yollayalım da belki 3'e 5'e satarız diye düşünmelerine sebep oldu. sonra fenerbahçeye geldi ve sonrasını biliyorsunuz. bilmediğiniz şu olabilir, geçtiğimiz günlerde bu 25 yaşındaki genç arkadaşımız çin&japon gibi arap ligleri veya mls gibi kariyerilerinin sonlarına doğru baskı olmadan yatarak tomarla para kazanmaya gidenlerin son zamanlarda yeni tercihlerinden biri haline gelmiş meksika ligine transfer oldu ve evet yaşı 25. geçen sezonu epey sakatlandığı için adamlar bunu kiralık bile yollayamadı o da talibi çıkınca hemen satıldı. kendisi şu an miguel layun'un da forma giydiği monterrey'e 9 milyon euro bonservis karşılığı gönderildi. meksika ligi için şöyle bir durum var. giden, dönmez. çin'den, arap'tan bile tekrar avrupa piyasasına dönenler olmuştu hatta mls'ten bile ama meksika'dan olmuyor. kendi içleri içinde oyuncuları döndürüyorlar ama max brezilyaya falan giden oluyor. avrupa yolu kapalı gibi bir şey. yani bir mucize olmazsa ki sanmıyorum janssen'in kariyeri orda biter en kötü duvarı geçip mls'te takılır ama sakatlıklarının ona izin vereceğini sanmıyorum.

nkoudou isimli arkadaşa gelirsek. bu arkadaş ilk nantes'ta oynamaya başlıyor, 2014-2015 sezonunda 19 yaşındayken pek bir sikim de yapamıyor. yani o ligte o yaşta olup hatta daha genç olup da ortalığı sikip atanlar gördük ki bunlar yakın zamanda oldu. neyse o bir bok yapamamasına rağmen "lan dur hazır lyon'un, monaco'nun, lille'in ve psg'nin ilgilenmediği bir genç fransız oyuncu bulduk alalım belki tutar" diye marsilya tarafından tam da bu kafada transfer ediliyor ve lig değil 2015-2016 sezonundaki uefa kupası(avrupa ligi) performansıyla dikkatleri çekiyor. yaşı da 20 olunca bazı takımların iştahı kabarıyor. marsilya kendisinin camdan ayaklı olduğunu kabullenip "ne gelirse kârdır zaten biz de ucuza aldık" dercesine tottenham'ın yaptığı 11 milyon euroluk teklifi kabul edip bir sigara yakıyor. tottenham da garibim "city gibi yapacağuk biz de 3'e 5'e gençleri kapatacağız, 2-3 yıl kiraya gönderip sonra 20-30'a çakacuğuk" diye ıslak rüyalara dalmış. o 2015-2016 sezonu genelde o tip transfeleri yaptıkları bir transfer dönemi olmuş. janssen bu sezonda transfer edilmiş nkoudou ile birlikte ama bu ikilinin dışında, bu yaz roma'ya 23.5 milyon euroya transfer olan pau lopez'i bir yıllık 1.1 milyon euro kiralama bedeli ve 7 milyon euro satın alma opsiyonuyla kiralamışlar. adamı bir maç bile oynatmamışlar, geri yollamışlar o da espanyol'a geri dönmüş. kontrat da yenilemeyip, yeni yapılanma içindeki real betis'e imzayı atmış, sadece bir sezon oynayıp kendini gösterince de alisson sonrası kaleci boşluğunda olan roma'ya iyi bir para kazandırarak transfer olmuş. aynı betis, psg'yi resmen kazıklayıp giovani lo celso'yu 25 milyon euroya mal edip aynı tottenham'a 76 milyon euroya iteledi. yani bu abiler, bu işlerden o kadar da anlamıyorlar. hatta betis'in yarısı kadar bile anladıklarını düşünmüyorum. neyse.

nkoudou'ya tekrar dönersek bu arkadaşımız tottenham'da sürekli sakatlanmaya başladı. bu sakatlıkları pochettino'nun şans verme pintiliğiyle birleşince de ne istediği süreyi alabildi ne de aldığı sürede kendini gösterebildi. bir sonraki sezon kendisine yine şans verildi ama baktılar bir bok olmuyor devre arasında "hiç değilse gözümüzün önünde olur, lige alışır" diye burnley'e kiraladılar. orda da bir varlık gösteremedi. gittiği gibi sene sonunda geldi. en sonunda ya herro ya merro diyerek gençler konusundaki tecrübesiyle nam salmış monaco'ya kiralık gönderildi. hem kendi ligidir, hem monaco kendini gösterebileceği bir takımdır dediler ama burda da ne antrenmanlarda kendini gösterip kadroya girebildi ne girdiğinde bir şey yapabildi. 3 maçta toplamda 20 dakika oynatıldı. üstüne de yine sakatlandı. bu eleman marsilya'dan tottenham'a geldiğinden beri 3 yılda toplamda 38 maçta 1 gol 2 asist ile oynadı. oynadığı 38 maçta da yalnızca 836 dakika sahada kaldı. 10 maç bile etmiyor toplamı. 25 yaşında bitmiş, tottenham'ın elden çıkarmak için uğraştığı bu elemana 5 milyon euro bonservis mi ödeyecekler? ee peki bunu nasıl içselleştirecek taraftar? hemen kabullenmişi, fanatizmle gözü kör olmuş olanları var yukarda okursunuz. "rüzgarın oğlu, genç yetenek, pası şutu iyi, iyi olmasa tottenham alır mıydı beeee" falanlar. mükemmel fikirler peşin sıra patlatılmış. işte bunlar yıllardır her maçı katletmesine rağmen "quaresmaaaa quaresmaaaaa" diye tezahürat yapan zihniyetle benzer perspektifte.

fanatizmle beyniniz bulandıysa bir şey demiyorum. desem de bir şey değişmez, biliyorum. global dünya pazarı için hiçbir şey ifade etmeyen 5 milyon euro türkiye ligi için artık servet gibi bir meblağ. eskiden tabatalara ve topuzlara 8 verililiyordu. o verilenler sonucu şimdi bugünlerde 5'ler bile bizim ligimiz için astronomik bonservis bedelleriyken, bu elemanın geldiği ligte 100 milyon euro artık çerez parasına dönüşmek üzere. bizim gibi fakir işte romanyadır, polonyadır, slovakyadır, hırvatistandır ülkeler var ama tek bir farkla. bunlar oyuncu üretip satıyorlar. he slovakya ve romanya polonya ve hırvatistan'a göre daha az adam çıkarıyor ama hiç değilse çıkarıyorlar. bizde o bile yok, bizde para da yok, bizde var olan halen daha saçma sapan menajer önerisi adamlara basılıyor, ıdısının dıdısı futbolun f'sinden anlamayan cahil gözlemcilere ve teknik ekiplere para akıtılıyor ve bunların kulüpleri iyi seviyeye getirmesi bekleniyor. lan olm adamın menajeri meissa n'diaye. mendes'in fransa şubesi gibi adam. net kirli. geçen yıl 20,1 milyon dolar tokatlamış transferlerden. bu sadece onun payı. bu yıl da wissam ben yedder'den güzel indirmiştir. sırada bu nkoudou var galiba. beşiktaş'a "bu da benden olsun" diyecek hali yok, bu bitik heriften bile en az 1.5 milyon euro tokatlar. sakatlıktan oynayamaz, oynasa da lens'ten daha verimli olamaz. kendini gösteremez. verilen paraları bırak kâra geçirmeyi amorti dahi ettiremez. ne maç alabilir, ne de kendini gösterip transfer yapabilir. 2 yıl falan takılır burda sonra sözleşmesi feshedilir ligue 2'te auxerre, grenoble falan yapar 30 gibi futbolu bırakır. adamın kariyeri bile burdan kabak gibi okunabiliyorken hangi akla hizmet böyle bir iş yapıyorsunuz?

işte hepsi bu takipten oluyor. bırakın takip etmeyin. almayın ne lisanslı forma ne lisanslı herhangi bir ürün. gitmeyin maçlara, almayın bilet&kombine hatta beinsports'u da almayın. bırakın kendini futbol dahisi zanneden köy peyniri üretip satarak hasbelkader para yapmış, yaptığı parayla da müteahhit yahut lojistik işlerine girmiş, ortalama üstü bir servete şans eseri yahut aileden gelen parayla sahip oldukları için "iş adamı" titri almış ve "madem bir iş adamıyım neden bir futbol kulübüne yönetici olmuyorum ki?" diyerek bir takıma kongre üyesi olmuş, iş bağlantılarıyla çevre yapmış ve sonra bir şekilde kendini takımın yönetim kurulu üyeliğinde buluvermiş futbolun f'sinden anlamayan ortaokul terk futbol yöneticileri daha çabuk batırsın kulüpleri de şirketleşmenin yolu açılsın. açılsın da kanser olarak değil keyif alarak izleyin şu ligteki oyunu. he dersen ki kim bu kadar borcun altına girip takımları almayı düşünür? elbette o iş de çok zor ama imkansız değil. bırakın takibi maç başlıklarının yanında "1.1b" yazmasın 3 yazsın 5 yazsın. olacağını sanmıyorum, kimsenin beni dinleyeceğini hatta yazının buraya kadar dahi okunacağını sanmıyorum ama sırf bunları "abi sen eskiden tr ligi, beşiktaşla ilgili falan yazardın niye yazmıyon artık" diye soranlar ve sormak isteyenler için yazıyorum. birnevi, uzun bir cevap. yeterince derdim var kişisel hayatımda. binlerce problemim. bir de çocukluk sevdam beşiktaş'ın mevcut durumunu takip edip iyice kendimi üzemem, üzüldüğüm onca sene var zaten. alan memnun satan memnun. bize laf düşmüyor. bizim söylediklerimiz kimsenin umrunda olmuyor. quaresma ile tolga zengin ile mustafa pektemek ile aras özbiliz ile sözleşme uzatırlar. vagner lovelara, larinlere, negredolara deli para harcarlar. onlar kendileri çalıp, kendileri oynuyor. biz burda birbirimizi parçalıyoruz. inanın hiç lüzumu ve gereği yok bu olayların. sahiden yok.