sanırım son zamanlardaki en sinir bozucu tabir duyar kasmak. tabirin çok da üzerine düşünülmeden uydurulması, kulak tırmalaması, ergence olmasıyla da ilgili değil mesele. bu tabiri kullananlarla ve kullanım amaçlarıyla ilgili benim için bu sinir bozuculuk. ortada hoşuna gitmeyen bir eleştiri mi var "duyar kasmak" kelime grubunu yapıştır geç. karşındakinin düşüncesini kendince değersiz kıldın demektir. bu tabiri sık kullananlardan bilumum ayrımcı tipler. hah işte bu ikisi bir araya geldi mi benim için ölümcül ikili ortaya çıkmış oluyor. eh yılların kaşarlanmış duyarcısı olarak da bu duyardan eksik kalmamalıyım sanırım.
1- dil çok önemli bir konu, özellikle kültürün yahut verili düzenin aktarılmasında, yeniden üretilmesinde en önemli araçlardan birisi. bu sadece cinsiyetçilik konusuna özgü bir durum değil. her türlü verili eşitsizlik, asimetri, ya da baskı unsuru dil yoluyla taşınıyor veya yeniden üretiliyor. bu yüzden işte kullanılan her kelime son derece önemli. bir kelime tercih ettiğimizde yaptığımız tercih tek bir kelimeden ibaret kalmıyor, onun tarihsel bağlam içerisinde yüklendiği bir sürü anlamı, tavrı, düşünceyi de tercih etmiş oluyoruz. o yüzden dille ilgili her itirazda duyar kasmak tabirini kullanmanız sizin bu konuda hiç düşünmemiş olmanızdan kaynaklanıyor olmasın?
2- hadi kadın ve erkek için ayrı ürünler üretmeye karar verdiniz, bunlara da kendinizce esprili böyle isimler koymayı da düşündünüz de, delikanlı kelimesinin kadınlar için muadili zilli mi acaba? hayır muadili olmayı geçtim, delikanlı kelimesi olumlu anlamlar içerirken, zilli kelimesi tam tersine olumsuz bir kullanıma denk düşüyor. bu kelimelerin tercihinde gerçekten bir sıkıntı görmüyor musunuz? neden ikisi de olumsuz çağrışımları olan kelimeler yahut olumlu çağrışımları olan kelimeler değil? bu bana kalırsa ilginç bir şey. aslında bu tip kelimeler verili kullanımların altını boşaltmak için de kullanılabilir, ama bu oldukça riskli, zor bir şeydir. zekice yapılmazsa, altı yeterince doldurulmazsa, bu yeterince iyi ifade edilmezse bu işlevi üstlenemediği gibi tam tersine verili durumu yeniden üretmeye yarar. ama bu kampanyada böyle bir çaba var mı emin değilim, sözlükten okuduğum kadarıyla pek yok gibi görünüyor, ki savunanlar da bu yüzden duyar kasma kelimesine sarılıyorlar. zencilerin birbirlerine negro demesi gibi, eşcinsellerin birbirlerine ibne demesi gibi kullanımlar yanılmıyorsam en temelde bahsettiğim altını boşaltma negatif anlamlardan arındırma işlevi görüyor fakat dediğim gibi bunu yapmak çok zordur, risklidir.
3- efes gibi kurumsal bir firma, bir ürün çıkartırken, bu ürünün pazarlama çalışmasını yaparken bu fikirlerin bir kaç departmandan hatta başka şirketlerden (reklam şirketi gibi) geçmesi gerektiğini sanıyorum. işte işin fecaat kısmı zaten burada, hepimizin aklına bazen bir fikir gelebilir, berbat bir fikirdir ama çok iyi olduğuna inanıveririz. bu olabilir bunda sıkıntı yok. ama işte birden fazla kişinin onayından geçiyorsa böyle bir fikir orada sıkıntı var. yani koca firmanın, kelimelerin anlamlarını, alt metinlerini düşünmeden böyle garip bir işe girişip sonra da hiciv yaptık diyerek işin içinden çıkmaya çalışması enteresan. anladığım kadarıyla, türkiye reklam sektöründe çok ciddi bir çok boyutlu düşünebilen, strateji geliştirebilen insan eksikliği var. markanın yanına olumlu etiketler eklemek varken bu şekilde markayı zedelemek ilginç tercihler. (hoş bu şekliyle de tutar. gördüğüm en saçma kampanyalardan biri olan kola ambalajlarının üstüne şehir isimleri yazma fikri bile tuttu. insanlar gidip belirli şehirleri falan arıyorlardı bir ara marketlerde, bakkallarda. bu işlerden pek de anlamıyor olabilirim ama bana en amaçsız, en saçma kampanya gibi gelmişti. ) reklam işine girsem, köşeyi dönmem an meselesi, bana ulaşın reklamcılar, hep beraber zengin olalım. *
4- gelelim zurnanın zırt dediği yere. sanırım mesele bazı yorumlarda kadın cinayetlerine bağlanmış, bizim ota boka duyar diyen tayfa da aslında buna karşı çıkıyor sanırım. duyar diyerek değersizleştirmeye çalıştıkları itiraz bu olmalı. defalarca dillendirilen bir şey ama yeniden, defalarca dillendirmekte hiçbir sakınca yok. sizler anlayana kadar hatta dillendirmek zorundayız sanırım. kadına karşı şiddet, yahut daha kadın cinayetleri tam da kadın cinselliğiyle alakalı bir konu. inanın, bir çok defasında kadın cinayeti haberlerine bakmıyorum. çünkü içeriğini gayet iyi biliyorum. bu benim çok zeki olmamdan falan da kaynaklanmıyor, çünkü içerik üç aşağı beş yukarı belli. eğer cinsel saldırı sırasında gerçekleşmemişse bir adet eski koca, eski sevgili, koca, sevgili, kardeş yahut baba; terk edildiği için, boşandığı için, başka birisi olduğu için veya namusa halel geldiği için işliyor bu cinayetleri. bunların bu kadar tek düze, tahmin edilebilir olması hiç de şaşırtıcı değil. işte mesele tam da burada bağlanıyor. tam da bu yüzden tahmin etmek hiç de zor değil. çünkü cinsel olarak aktif olan kadına yönelik bu tip kelimelerin aşağılayıcı bir tonda, olumsuz manada kullanımı alttan alta besliyor bu olayları. ve böylesine bir kelimeyi bu bağlamdan bağımsız düşünemezsin, ya bu kelimenin altını oyacaksın, ki dediğim gibi bunun için ince düşünmek lazım, ya da böyle bir kelime tercihi yapmayacaksın. bu tip kelimelerin yaygın kullanımıyla bir sorunumuz olmalı bana kalırsa çünkü ortada çok ciddi bir toplumsal sorun var. bunu görmezden gelmek, yok saymak, ya da bu konudaki itirazları duyar kasmak olarak görmek bunun yeniden üretimine dolaylı yoldan da olsa katkıda bulunmaktır başka bir şey değil. buradaki bu bağlantıyı görmeyen, bunu duyar kasmak olarak niteleyen insanlarla ilgili bir kaç tezim var. birincisi ideolojik yüklenmeleri buna uygun olmayabilir veya ideolojik olarak konuya art niyetli yaklaşıyor olabilirler. ikincil olarak, bu tip kelimelerin kullanımındaki sıkıntıyı anlamamaları muvazenelerinde, muhakemelerinde, muhayyilelerinde, dimağlarında ve benzeri bilumum uzuvlarındaki yetersizliklerden kaynaklanıyor olabilir. ya da üçüncü bir ihtimal olarak düşünmeyi sevmiyorlardır yahut yüzeyseldirler. olabilir. ama gerçekten şu duyar kasma kullanımı kadar insanı entelektüel yetilerden uzak gösteren başka bir kullanım yok her halde.
neyse bugün de duyarımızı kastık allaha şükür. iyi geceler.
02.09.2019 · 36. sıra
stavrogin
01.09.2019 02:35