ay "götünüzden sorunsal uydurma sorunsalı"dır o, yoğurtlu sos basın geçer.
36 yaşındayım, bi şeye geç meç kaldığım yok. züğürt tesellisi de değil, baya manyak bi enerji var içimde. sonradan açılan kabak çiçeği gibi dehşet bi merak ve hasretle dalasım var hayatın içine.
30'da kariyerimi komple değiştirdim. bunun için nerdeyse tüm emeğimi çöpe atıp stajyer kıvamlı bi pozisyondan başlamam gerekti. yöneticimin minik stres topu oldum, mobbinge uğradım. kaç kere, kaç ayrı şirketten atıldım/istifa ettim inanın bilmiyorum; saymadım.
başarısız mıyım? hımm. bi şeylere uyum sağlayamadığım kesin. o şeylerin ne olduğunu bulmak için farklı aynalara bakıyorum.
farklı insanlarca reddediliyor, farklı işlerce itekleniyor, farklı ülkelerce üvey evlat muamelesi görüyorum... neden?
e uyanını bulmak için :)
30 yaşındayken bebek adımlarıyla başlattığım kariyer, altın bileziğim oldu; çok iyi yerlere geldim, yurtdışından teklif aldım. fakat 36 yaşındayken o bilezik sıkmaya başladı.
n'apim? susayım mı? "ay buralara kadar geldik, şimdi çıkartmak olmaz." diyip kangren mi olayım? ne münasi!
baştan başlamaya karar verdim. 36 diyorum bak. 46'da da aynı tazeliği barındırmasını diliyorum ruhumun. istemediğiniz hiçbi şeyin içinde kendinizi zorla tutmayın. o sıktığınız yumrukları gevşetin, hayal kurun, kendi gücünüze ve iç sesinize güvenmeyi asla bırakmayın. asla! hayal kurmuyorsanız ölügezeler gibi takılırsınız valla. şeytan kulağına diyim.
hayat, düşledikçe var. ancak böyle büyür insan. dizleriniz kanamasın diye oyun oynamiycak mısınız yani? hayatı kenardan seyretmeye gelmiş olabileceğinize inanabiliyor musunuz sahiden? aklınız kalbiniz alıyor mu böyle bi şeyi? yedek kulubesinde oturmaya mı geldik ayol? angaranın bağları çalarken hem de?
kuzum istirham ederim silkelenip kendinize gelin. güzel olduğu kadar küstah hayaller kurun.
80 yaşında fiden ekicez, gölgesinde oturamayacağımızı bile bile...
inadım inat kıçım iki kanat misali bir ümitle...
30 yaş her şey için geç midirmişmiş... te allam!!