ben hep diyorum. belirli yaştaki kadınların kendilerine büyük büyük hareketler sergileyen erkeklere karşı dikkatli olmaları gerekiyor.
elbette hepimiz sevilmeye değeriz. benim kastettiğim “ölüyorum, bitiyorum, hemen evlenmeliyiz, senden ayrı zaman geçirmek daha fazla istemiyorum, al sana pahalı hediyeler, bak nasıl da büyük imkanlara sahibim, evlenince hepsi senin olacak, seni 5 dakika görmek için 200 km yol geliyorum” gibi şeyler.
ancak hayatın normal akışı denilen bir şey de var. bazı şeyler olmuyor, oturmuyor.
ben bunu dillendirdiğimde genelde kadınlar tarafında aldığım tepki “canımmmmmm sen hiç gerçek sevgiyi tatmamışsın demek ki. senin adına üzüldüm. umarım senin de karşına çıkar. ben bunlara değerim, ondan bana sunuluyor.”
çok şükür gerçek sevgiyi yaşadığım için biliyorum neyin olup olmayacağını. bana da geldi dolandırmaya çalışan, eski yakın arkadaşlarıma da. tabii ki “bak dikkat et, ben normal bulmuyorum olanları” deyince “ya tatlımmmmm sen beni kıskanıyor musun yoksa” dendi, sonra ben adamın kimlik hırsızı olduğunu ortaya çıkarınca “ya nasıl olur ya nasıl nasılnasılnasıl” diye kafayı yedi kişi. o sırada ben aynen bu şekil bakıyordum olanlara
görsel.
şeyma’dan başka bir sürü örneği var. gönül yazar ve gözlerine sürme çeken genç adam. bu adam lovebombing uygulamıştı ablaya. sonra gönülün parasına konmaya geldiği ortaya çıkmıştı. zerrin özer de bir örnek. hem zengin hem çok aşık olarak geldi. televizyon kanallarına çıkan onlarca kadın. hepsinin ortak dediği şey “kendini bilmem kim olarak tanıttı (subay gibi toplumda kabul gören bir meslek), beni çok seviyordu, evlenmek istiyorduk, borçlarını kapatmak için benden para istedi, ailemin evini sattırdım, şimdi evim bile yok üüüü”… ayrıca gold digger kadınlar daha düşük ölçekli çalışıyor. erkekler daha büyük paralar koparıyor bu dümenden. bir de gold digger kadının zaten paraya geldiğini görüyorsunuz ve kabul ediyorsunuz. erkek tamamen kadının duygularını sömürerek yapıyor bu işi. kadın parasına mı üzülsün kırılan kalbine mi.
linç yiyebilirim bunları yazdığım için ama gördüklerimi söylemeye hakkım var sanırım. gerçek sevgi, aşk büyük hareketlere, vaatlere, hediyelere ihtiyaç duymaz diye düşünüyorum ben.