Sık geçen başlıklar

çocukken hiçbir spora ve sanata yönlendirilmemek 4

ekşi'de gör
genelde orta-alt düzey gelir grubuna ait, mutaassıp ailelerin sebep olduğu durumlardır.

öğrenim hayatım boyunca yabancı dile hep yatkınlığım vardı. lisede ingilizce öğretmenim annemi özel olarak okula çağırıp alan seçme döneminde dil bölümüne kayıt yaptırmaları için konuşmuştu. ama ne yazık ki annem ve abim dil bölümünün ne olduğunu bile bilmediği için ileride iş bulamayacağımı düşünerek istemediler. hocam her fırsatta hata yaptığımı söylese de aile baskısı ile eşit ağırlık alanından ortalama bir öğrenci olarak mezun oldum. dil bölümü okusaydım bambaşka bir hayatım olabilirdi belki de.
yine lisede tesadüfen, sesim güzel olduğu için okulun düzenlediği bir şiir dinletisinde solist olarak seçilmiştim. ailem şarkıcı olmamdan korkup beni desteklemek istemedikleri için tepki olarak bu etkinliğe gelmediler, teyzem de annemi gaza getirerek bu tarz şeylerin bize uygun olmadığını söyleyip dururdu. belki konservatuara bile gidebilirdim ya da müzik hayatımda bir hoşluk olarak kalırdı. ama ne yazık ki destek göremediğim gibi bunun ayıp bir şey olduğuna inandırıldım.

önemli olan bireyin ne istediği, neye meyilli olduğudur, aileler bu tarz durumlara müdahil olmamalı. herkes okuyup memur olmak zorunda değil, bununla mutlu da olmayabilir.
"çık biraz dışarda oyun oyna, insan içine karış"

türk insanının çocuğunu sosyalleştirme çabaları bundan ileri gitmiyor maalesef.
yönlendirmek değilde fikrimiz merak edilmezdi ki, sevdiğimiz birşeyi söyleyelim... anne baba kutsallığında, sokakta oynadığımız yanımıza kar kaldı.

şimdi 4 yaşında kızım, 5 yaş oğlum var, oğlan ben piyano öğrenmek istiyorum dedi 4 yaşında, gittik yazdırmaya, kız orada bale yapanları gördü, ben bale istiyorum dedi onu da yazdırdık, mis gibi devam ediyorlar, severek, ne istediğini bilen çocuklar artık, şevklerini kıran ama kutsal ana babalıktan ödün vermeyen ebeveyn değiliz biz, ne hakla, insan yavrusu bu, caretta caretta değilki, bizim onlara karşı sorumluluğumuz var... biz halı desenini incelerdik, bizim bir fikrimiz, isteğimiz olabilirmi, varsa da yutar bokumuzdan çıkardı düşünce, söyleyenede boş işler der geçerdi, öyle bir nesildi, çok yıprandı şuandaki orta yaş ve genç nesil anne babalar, bu aşamayı kırmaya çalışan nesil bizler olduk, helak olduk.

mevzu para da değil, her haftasonu bir şey yapıp kendi egolarını doyuran ebeveynler dolu ortalık, çocuğun o sanat ve sporuna para ya da zaman lüks geliyor adama. neden koştursun çocuğun peşinde... şuanda da aynı şekilde gözlemliyorum, parası var, eğitimlide biz bir haftsonumuzu çocuğa yatırım yapıp onun peşinde koşuyoruz, 10 ay her haftasonundan bahsediyorum, yoksa bizde biliyoruz her haftasonu işten arta kalan zamanda keyif yapalım evde ya da orada burada, türk anne-babası para olsada kendi bencilliğinden vazgeçermi, ilkönce büyük ufaklıklar doyacak, bu ebeveynlerde haftasonu şurda kahvaltı keyfi, burada kahve keyfi, çeşme keyfi. bu biraz ebeveyn bencilliği ve vizyonsuzluğuda.

ben umutluyum yeni nesilden, ne düşündüğünü saklamayan, birey olan, isteğini, düşüncesini söyelrmekten çekinmeye, birey olabilmiş, kendini anne baba saçma kutsallıklarıyla ezdirmeyen nesil, ne kadar artık şartlar zor ve kötü dönem olsada yeni nesilden umudumu asla kaybetmem.
ne yüzme
ne güreş
ne satranç
ne keman
ne bağlama
ne basketbol.

hiçbiri.

kırsal kökenli ailelerin çocuklarında sıkça görülür bu teşviksizlik.

yaz tatili demek, köye gidip oradaki işlere yardım etmek demektir çünkü.

patoz çekmek, çuval ağzı açmak, biçerdöver izlemek, inek sulamak, samancılara yemek götürmek...