millet nasıl serzenişlerde bulunmuş.
elif. yanı kızım.
kalbi delik. kalbinde pil var. 18 aylık küçük hanım.
yakın tarihte kontrolü vardı, rutin kontrolleri.
gittik doktora. neyse her şey bitti, doktor bize mevcut durum hakkında bilgi verecek.
dizlerim titredi o odaya girerken. gözümü kırpsam yaş düşecek.
tir tir titriyorum. hazır olmadığım olumsuz bir şey duymaktan it gibi korkuyorum.
günlük hayatta kimseye eyvallahı olmayan, astığı astık kestiği kestik olan bir adamım ben.
sesim çıkmıyor sesim. doktor her şeyin iyi ve sorunsuz olduğunu söylediğinde gözlerimi kırptım ve o yaş düştü.
ve bunu yazarken, o anı anlatırken bile kötü oldum.
hiçbir şeyden haberi olmayan elif'le gün boyu akranı gibi oyun parkında çıldırdım o gün.
ben nasıl pişman olayım ya elif hayatıma girdi diye?
yazılanları okudukça kanım dondu.
bak ya sözlere bak. yok kedisiyle uyuyamıyormuş, yok kilo almış, kahve içemiyormuş, tuvalete sırayla gider hale gelmiş, spor yapamıyormuş.
ha demeyin ki sen babasın, bir baba anneyi anlayamaz.
yavrucum üşengeçliğinizden bebeğin poposunu ıslak mendille siliyorsunuz ya hani.
heh işte, elif bende kaldığı günlerde o mendil tahriş eder diye her altına yaptığında jellerle poposunu yıkıyorum ben elif'in. boş muhabbet yapmayın.
size değil, gerçekten çocuklarınıza acıyorum.
işte bu dünya bu yüzden kötü bir yer.
böyle ebeveynlerin yetiştirdiği çocukların kahrını çekiyor dünya.
edit:
kedisiyle uyuyamadığını söyleyen bir suser var ya hani 3-5 entry üstte.
o soytarının entrylerini okuyun. anne-babasına hakaretler yağdıran, 18 yaşına geldiğinde çocuğu evden gönderirim, yok öyle bedava kira filan ben hizmetçi değilim diyen bir andaval. it de doğuruyor. bir farkın olsun.