debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. ankete katılmadı diye 1055 tl ceza kesmek

    ankete katılmayana asgari ücret kadar ceza kesmek. o değil de ne memleket ama , kapıya gelen dolandırıcı olmasa bile 1000 lira giriyor vatandaşa. dolandırıcı yine insaflı olur , bakar hane halkı fakir diye çeker gider.

  • 2. 4.5 yıl sonra galibiyete deli gibi sevinen bjk'li

    (bkz: o değil de iyi koyduk)

  • 3. laiklik dünyayı savaşa sürüklüyor

    müthiş tespittir.

    islamın ilk ve en büyük 4 halifesinin 3'ünü yine müslümanlar öldürmüştür.

    yani düşün, başka ülke ile savaş falan değil. islam devletinin en bilinen, en büyük ilk 4 halifesinden 3 tanesini yine kendileri öldürmüşler.

    ama bugün kalkmışlar, laikliğe laf atıyorlar.

    keşke laiklik falan olmasa da, haçlılar yeniden toplanıp, ortalığın anasını avradını sikse. rakka'ya atom bombasını gömerler. vallahi o zaman laiklik bile sizi kurtaramaz mercedes cemaatinin altın varaklı sayın kuklası.

  • 4. buzdolabından google takvim'e bağlanma sorunu

    (bkz: o zaman derdini dondurayım)

  • 5. ilker ile soner arasındaki er sayısı

    tam sayidir. (bkz: tamer)

  • 6. evinizde basım yılı en eski olan kitap

    sizli bizli baslik formati. - check.
    bakiniz vermeyi bilmeme. -check.
    sozlugun kulaginin arkasini sikme. -check.

    ellemeyin sozlugun trafigi artsin.
    cepleriniz hep dolsun, hic bosalmasin.
    bu yazarlar senin kafana attirsin.

    marie claire dergisi 2002 haziran baskisindan bir makale.

  • 7. cizre'den kaçan öğretmenlerin maaşı

    devlet; devlet memurunun maaşını çatır çatır yatırmak zorundadır. aynı zamanda çalıştıkları bölgede güvenliklerini sağlamak zorundadır. bu yüzden adı devlettir. harç biterse yapı paydos eder.

  • 8. star wars serisinin zeka yaşı

    1977 senesinde ilk filmi cekilmistir star wars serisinin. film, uzayda bir uzay gemisini kovalayan, baska bir devasa uzay gemisinin lazerli savasiyla baslar. daha sonraki sahnede uzay gemisinin icinde 3 robotla devam eder.

    su an elindeki cep telefonunla cektigin videoya, yine cep telefonunla efektler ekleyip bundan daha iyi bir sahne yapabilirsin. ama 1977 senesinde boyle bir sahneyle sinema seyircisini karsilamak, serinin zeka yasinin zamaninin cok otesinde oldugunu gosterir.

    tabletinde talking tom, televizyonda pepe' yle buyumus cocuklarin anlamayacagi bir durumdur.

  • 9. pkk'nın cizre'den kaçan halka ateş açması

    cizre'de pazartesi gecesi 23.00'te sokağa çıkma yasağı başlayacağı ve teröristlere yönelik operasyon yapılacağı halka duyurulmuştu.

    ama teröristler her zaman olduğu gibi teröristliğini yaptı ve daha sokağa çıkma yasağı bile başlamadan bölgeden kaçan ve canlı kalkan olmak istemeyen sivillere ateş açtı.

    ilgili haber

    --- alıntı ---

    cizre'de vatandaşların ilçeden çıkışını engellemek için pkk'lı teröristler, nusaybin ve idil caddelerinde durdurdukları araçların kontak anahtarlarına el koyarak, yolları ulaşıma kapattı.

    bu sırada durmayan bir araca teröristler, uzun namlulu silahla ateş açtı. saldırıda, araçta bulunan mevlüde iğdi (15), merminin kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. cizre devlet hastanesine kaldırılan iğdi, ilk müdahalenin ardından şırnak devlet hastanesine sevk edildi.

    --- alıntı ---

    al bir olay da mardin dargeçit'ten;

    --- alıntı ---

    ambulanslar tarandı

    safa mahallesi'nde teröristlerin açtığı ateş sonucu bir çocuk ile onu hastaneye götürmeye çalışan 2 kadın yaralandı. olay yerine gelen ambulansa da teröristlerce ateş edilmesi nedeniyle sağlık ekipleri yaralılara ulaşamadı.

    --- alıntı ---

    hadi hevaller konuşsanıza, hadi desenize yine "pkk halktır, halk burada" diye, "vur gerilla vur, kürdistan'ı kur" diye bağırsanıza...

    hayatında ankara'nın doğusuna geçmemiş adamlar da sizin gazınızla, sizin yalanlarınıza inanıp sağda solda hümanizm kasıyor...

    bu kızcağızın fotoğrafını da iki gün sonra twitter'da "devlet sivilleri katlediyür" diye paylaşır şerefsizler...

    bölgeyi savaş alanına çeviren de, olaylardan en çok nemalanan da, okulları yakan da, yolları kesen de, bölgeye bir kuruş yatırım gitmemesinin en önemli sebebi de pkk'dır.

    bu arada ben kim miyim?

    ben o namlunun ucunda doktorluk yapmaya çalışan bir vatan evladıyım...

    ayrıca;

    (bkz: cizre/#54784360)

  • 10. evli bir kadınla sevişeceklere tavsiyeler

    evliden kasıt evi falan varsa, iyi sevişin, bugün bir ev 250 bin tl.
    ha yok nikahtan bahsediyorsak, bugün bir kurşun 25 kuruş.
    iyi düşün şampiyon..

  • 11. ali ağaoğlu üniversitesi

    ali ağaoğlu'nun gelecek eğitim öğretim yılına yetiştirmek için çalışmalara başladığı üniversite.

    --- olası spoiler ---

    ali ağaoğlu helikopteriyle okula gelip, üniversite aidatlarını ödemeyen öğrencileri güvenlik görevlileri eşliğinde darp etti ve sonra helikopterine binerek okuldan ayrıldı.

    --- olası spoiler ---

    (bkz: bir sen eksiktin)

  • 12. ülkede iç savaş yaşanırken star wars seyretmek

  • 13. 55 milyon tl size çıkarsa ilk tepkiniz ne olurdu

  • 14. fadıl akgündüz

    ulu önderimiz, comandantemiz, fikir babamız, abimiz, güzel insan, örnek kişilik bu adama marş yazdım

    siirt'in dağlarında çiçekler açar(tekrar)
    akgündüz, hacıya koyar da kaçar(tekrar)
    keklenmiş çomarlar mal gibi kalır(tekrar)
    yaşa fadıl akgündüz sen çok yaşa
    adın yazılacak karşılıksız çeke!

  • 15. galatasaray'ın 16/17'de cl'ye gidemeyecek olması

    zannedersem 4,5 yil sonra bir derbi kazandi diye cl'ye 10 senede bir gittigini ve gidince de 8 yiyip dondugunu unutan besiktasli kardeslerimi sevindiren bir olay.

  • 16. mario gomez

    dün akşam 2 yıldızlı takımla 4 yıldızlı takımın eline vermiştir...
    neden? çünkü 2 yıldızlı ezik takımda bir kanatta q7, diğer kanatta gökhan töre, bir taraftan frei, sosa, ortadan oğuzhan yardırırken diğer takımda olsa sabri'den, tarık çamdal'dan pas bekleyecektir... şampiyon olmak için saraylara gidip el etek öpmek zorunda kalacaktır... adam kariyeri ve karakteri doğrultusunda takım seçimi yapmıştır...

  • 17. kriminal vaka görünce sherlock holmes'e dönüşmek

    50 karakter sınırı yüzünden başlık biraz şey oldu ama anlatacağıma inanıyorum.

    yaklaşık 1 ay önce bizim apartmanın depo kısmına bir hırsız girdi ve ailecek hatta apartmancak hayatımız artık hiçbir zaman eskisi gibi olmadı, olamadı. depo dediğim de böyle apartmandaki her daireye ait bölünmüş küçük bir odanın olduğu bir kat. işte öteberi, bok, püsür fazlalık ne varsa oraya koyuyoruz ama işte hırsızdan bu yana dünyanın en önemli yeri oldu orası.

    özellikle babam başta olmak üzere tüm apartman sakinleri hunharca, delirmişcesine bu vakayı araştırıyoruz. babam kilosuna 110 tl verdiği 3 kilo bitlis karakovan balı çalınınca deli deli bakmaya başladı, hayatını bu olaya adadı. 1 aydır her gün bodruma iniyoruz delilleri bir kez daha inceliyoruz, notlar alıyoruz. "şu kapıdan girmiş olmalı bak kapının boyası atmış. burdan kanırtarak girmiş olabilir." diyor, "baba zaten deponun tek kapısı var başka yerden nasıl girebilir?" dememe kalmadan çamurlu ayak izlerinin yanına çömelmiş "hmm 43 numara giyen bir erkek" derken buluyorum babamı.

    yemek yerken uzaklara dalıyor ardından önündeki nohutu dökerek aniden kalkıyor ve içeri gidiyor. peşinden gidip bakıyoruz salonun duvarına çizdiği suç şemasına bakıyor. yeminle huzurumuz kalmadı. annem "çizme şu duvarları bak boşarım seni" diye tehdit etse de faydası yok. her yerde 110 tl, bal, çamurlu ayakkabı v.s yazan postitler yapıştırıyor. her gün tıraş olan adam 1 aydır saç, sakal birbirine karışmış bal hırsızını arıyor.

    tüm bunların yanında 5 ay önce "gelin şu apartmana bi güvenlik kamerası takalım" talebini pahalı olduğu gerekçesiyle reddeden yöneticinin de başını yedi. adama "sen de mi bu işin içindesin ballarım nerde ha? sende mi yoksa? senin şekerin de yüksek hem geçen şeker ilaçlarını gösteriyordun bana. hem depoya en yakın yere sen koyuyorsun arabanı? aç lan buzdolabını bakcam!" diye diye darladı. adam bırakmak zorunda kaldı yöneticiliği lan. kapısına bal kavanozu çizerek işaretledi adamı.

    artık otoparka gelen her arabanın tekerine falan bakıyor. "hmmm tekerde biraz yapışıklık var. bal da yapış yapış? yoksaa?" derken zar zor ikna ediyoruz tekerdekinin sakız olduğuna.

    geçen gece bi gözümü açtım babam yatağımın yanında sallanarak uzaklara bakıyor. ödüm bokuma karıştı yeminle.

    - baba napıyosun?
    + sence eski fotoğrafların olduğu koliyi niye parçaladı?
    - baba gözünü seveyim hadi uyu bak.
    + çocukluğunda anne babasıyla problem yaşayan biri bu çünkü.
    - ne alakası var baba? adam götürülecek bi şey var mı diye bakmış o koliye de işte.
    + peki 1 kiloluk deterjanı niye götürdü?
    - ne bulduysa almış işte adam baba nolur bırak şu olayın peşini kurban olayım.
    + hayır çünkü bilinçaltında temizlemek istediği şeyler vardı.
    - baba korkuyoruz bak. hem bilinçaltıyla hırsızlık bir mi?
    + korkma! 1 değil!
    - hah bak değil evet normale dön baba.
    + 2 değil!
    - ne? baba?
    + tam 3 kilo bal! 3 kilo lan allahsızlar!

  • 18. ekşi sözlük 2016 yılbaşı çekilişi

    18 yaş altı sözlük yazarları 1 ocak'ta kanzuk'un koltuğuna otursun.

  • 19. emniyetin 50 adet toyota hilux satın alması

    --- spoiler ---

    emniyet genel müdürlüğü trafik planlama ve destek daire başkanlığı karlı ve zorlu yol koşullarına sahip bölgelerde kullanılmak üzere tercihini yeni toyota hilux’tan yana kullandı.

    50 adet toyota hilux 4×4 emniyet genel müdürlüğü’ne teslim edildi. toyota hilux’lar trafik polis aracı olarak kullanılacak. üstün off-road özelliklerinin yanında yüksek konfor ve güvenliği birlikte sunan hilux modellerinin bir kısmı otoyol trafik polisleri tarafından kullanılacak şekilde hazırlandı.
    --- spoiler ---

    kaynak

    şimdi sorum şu,emniyet toyota pickup olayına da girdiysek korkmalımıyız acaba ? :)

    (bkz: iç savaş toyotası)

  • 20. kariyer.net

    ik asistanlarının üzerinden milleti ezmeye çalıştığı yer. sen kimsin la sikim, her işe başvuranı gerekliyse bile almazmış. 50 tane madde yazmış 40 tanesi fotoğrafla ilgili. tamam anladık resmi bir fotoğraf olsun da nedir bu. amk ülkesinde herkesin borusu anca altındakine ötüyor. git bak bakayım o müdürün direktörün daha mail yazma adabından haberdar mı, imla kuralı biliyor mu. onlara da çemkir bakayım götün yiyorsa.

  • 21. samuel eto'o

    şimdi çok şanslı bir teknik direktör ama kadrosunda eto'o olmadığı zaman ne yapacak merak ediyorum.

  • 22. memenin ucunda ne var

    meme organını sadece gazetelerin internet sitelerinde gören insanların merak ettiği soru.
    meme dediğimiz organın %90'ı kaymak gibi açıkken ucunu neden buzluyorsunuz lan?
    senelerdir merak ediyorum ne var memenin ucunda ama bir türlü göremiyorum. ya buzlu, ya üstünde yıldız var. yani o kadar küçük bir alanda bu kadar ayıp ne olabilir lan?

  • 23. en güzel kürtçe kız isimleri

    (bkz: hewalsu)

  • 24. aziz sancar

    antkabir'e ödülü vermek ve tapınak sunağına hediye bırakmak arasında benzerlik kuran arkadaşlar var da bir nokta unutuluyor sanırım. anıtkabir sadece bir mezar değil, aynı zamanda bir müzedir. kişisel eşyalar dışında, türk milletinin mustafa kemal atatürk öncülüğünde gerçekleştirdiği başarıların gösterildiği bir yerdir aynı zamanda. aziz sancar da bir türk olarak ilerlediği yolda mustafa kemal atatürk'ü kendisne rehber edinmiş bir kişi olduğuna göre (ben söylemiyorum. konuşmalarında bu vurguyu kendisi yapıyor) ödülü anıtkabir'e vermesi oldukça normal geliyor bana.

    ha vermese benim aklımın ucundan geçmezdi açıkçası niye anıtkabir'e vermiyor diye. ama vermeye karar verdiyse de bunun oldukça mantıklı bir açıklaması var.

    bir kez daha söylüyorum anıtkabir bir mezardan çok müzedir. mozolenin bulunduğu kısım açıkçası beni en az heyecanlandıran yerdir. siyasilerin resmi bayramlarda gelip gittiği yer diye kazınmıştır aklıma hep. müze kısmında dolaşmak ise çok farklı duygulara gark edebiliyor insanı. keşke siyasilerimiz de (gelmiş geçmiş hepsi için konuşuyorum) her bayramda mozoleye çelenk bıraktıktan sonra şöyle müzede bir gezse...

    umarım anıtkabir komutanlığı da müzede bu ödüle en güzel yerlerden birini ayırır ve gelenler gördükçe hem gurur duyar (sadece gurur duymak yetmez) hem de ilham alır.

    p.s: cumhurbaşkanının davetine icabet etmesi ve hakkında "allah razı olsun" demesi bence garipsenecek bir durum değil. kaldı ki cumhurbaşkanı çağırmasa "bak gördün mü çağırmadı" veya "sallamadı" diyecekti büyük bir kesim. günlük siyasetle yorumlamamak gerek bütün bu olayları.

  • 25. maradona'nın meşhur fotoğrafının gerçek yüzü

    şu videoda gösterilmiştir:bu nasıl bir kandırmacadır

    2014'te siteye yüklenmiş bu videoya ilgili başlık bulamadığım için belki mağaradan bildirmiş olacağım ama itiraf ediyorum bunu bugün öğrendim ve şoke oldum. bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir propagandadır? yıllarım bu fotoğraftaki maradonaya hayran olmakla geçti.

    teşekkürler, brezilya milliyetçiliği, teşekkürler...

    nasıl fark etmemişim bu videoyu hayret...

    edit: bu başlığın mağara esprisine maruz kalmamasına sevindim, bunu belirteyim önce. bir de gençler, maradonaya laf atmıyoruz burada. asıl demek istediğim şey, yıllarca maradonanın bu fotoğrafına bakıp "vay be, zamanında ne dehşet saçmış defans oyuncularına. bununla uğraşırlarken arjantin golcüleri fink atıyordur ceza sahasında. ne günlermiş beea" diye çok derin düşüncelere dalmışlığım vardır. yani, benim için efsane bir fotoğrafın anlamsız hale gelmesi olayıdır bu video. yoksa maradonanın değerinden zerre eksiltmemiştir gözümde. onu belirteyim dedim.

  • 26. whatsapp'a profil resmi koymamak

  • 27. bayan yönetici ile çalışmak

    üniversitede okurken çalıştığım mağazada beni illet eden bayan müdür bana "bir daha bayanlarla çalışmam" diye büyük bir söz söyletmiş ve belkide bu yüzden tüm kariyer hayatım boyunca erkek yönetici ile çalışma imkanı bulamamamı sağlamıştır.
    (bkz: ilahi tokat)
    bayan yöneticinizin özellikle bekar olması kariyer hayatınızı tamamen değiştirir. sevgilisi ile yaptığı günlük kavgalar ve barışmalar neticesinde çok büyük bir hatanız gülerek karşılanır veya çok güzel bir espiriniz şiddetli bir bağırışla susturulur.
    bayanların duygusal olması ve bunu iş hayatlarına yansıtması çok büyük bir dezavantajdır. bu yazıyı okuyan bayanlar kendileri için aksini iddia ederse şunu bilsinler ki çok yanılıyorlar. bu büyük ve doğru bir genellemedir.

    erkek yöneticiniz eğer ruh hastası değilse, özel hayatında yaşadığı problemler onu sadece sessiz yapar. koy gitsin, yardır gitsin bakış açısına sahip olur. hele ki özel yaşantısı iyi gidiyorsa tadından yenmez.

    hiç bir mülakatta bunu söyleyemedim ama erkek yöneticiyle çalışmayı tercih ederim.

  • 28. tanklarla şehir içinde barikat yıkmak

    tabi tank topu ile yıkılmasın. polis gitsin, barikatları kol gücüyle kaldırsın. sonra mayın, bomba bok püsür ne varsa patlasın ve polis ölsün.

    bak sayın örgüt lover kardeşim, sen merak etme. güvenlik güçleri tankla barikat yıkıyorsa, kimse zarar görmesin diye halkı oradan uzaklaştırmıştır zaten.

    eğer birilerine çemkireceksen ve oradaki insanları gerçekten seviyorsan; git pkk'ya çemkir. belki o zaman insanlar; örgütün dağdan şehire taşıdığı savaş nedeniyle, tahir elçi ve diğer yüzlerce merhum sivil gibi kör kurşuna kurban gidip hayatını kaybetmezler.

  • 29. makyajla barbie bebeğe benzetilen kız

    bence malum avukata benzemiş.

  • 30. sırf ibnelik olsun diye yapılan şeyler

    araştır butonunu kaldırmak.

  • 31. galatasaraylı futbolcuların layık olduğu takımlar

    sabri sarıoğlu, 31: samsunspor

    teknik direktör ümit özat fanatik fenerli olduğundan belki sabri'yi kadro dışı bırakabilir ama sabri samsunlu, yani bizim evlâdımız. hem doldur boşaltı seven 2. lig (ptt 1. lig) takımları için top sürme özelliği olmayan ve topu ayağına orta sahada bile alsa hemen orta yapma pozisyonuna geçen sabri ideal sağ bek.

    umut bulut, 32: eskişehirspor

    ligin en genç takımı olan es-es'e tecrübeli bir oyuncu lâzım. normalde bu düzeyin oyuncusu değil umut, ama gekas'ın ayrılmasından sonra forvette bir boşluk oluştu...

    yasin öztekin, 28: antalyaspor

    serdar özkan'dan iyi oynar. ayrıca eto'o ile fotoğraf çekilip ne kadar elit bir futbolcu olduğunu instagram takipçilerine duyurma fırsatı doğar.

    semih kaya, 24: bursaspor

    bildiğiniz gibi dany demek saatli bomba demek. semih de gayet iyi patlıyor takımının götünde. serdar aziz sarışın. e semih de sarışın. kendi pozisyonunda ortak yönü çok olan futbolcular var. yabancılık çekmez.

    tarık çamdal, 24: altınordu

    koskoca takımda bir tâne yabancı bile yok? numune niyetine bir adet olması gerekiyor. alın size futbola yabancı bir sağ bek.

    burak yılmaz, 30: sivasspor

    şimdi aatıf şeşu, burhan eşer gibi etkili kanat oyuncuların var. cicinho gibi hücumda etkili bir sağ bekin var. bunlarla sürekli burak'ı beslersen, her maç 30 pozisyona sokarsan gol kralı olur. iyi futbolcudur burak. eneramo'yu yedek bırakacağına inanıyorum.

    hamit altıntop, 33: pardon futbolcu demişim

    aurelien chedjou, 30: olimpiyakos

    olimpiyakos lider. 15 puan farkı koymuş. beraberliği bile yok. zâten iyi savunma yapıyor takımın geri kalanı. vericen topu çeccu'ya oynayacak amına koyim. bir vücut çalımı hoooley, orta yuvarlakta bir dönerek çalım hooley, yardır git kaleye doğru... savunma mı? ya boş ver amk, açık ara lideriz zâten.

    fenando muslera, 29: napoli

    koca napoli'nin kalesinde hâlâ reina moruğu duruyor... muslera ilaç gibi olacaktır. zâten baktığımızda napoli hep 2., 3., 4. falan olmuş. şampiyon olamamışlar. şu yukarıdaki boktan kadroyu bile şampiyon yapan muslera napoli'nin 26 yıllık özlemini giderebilir.

    wesley sneijder, 31: ac milan

    bacca, luis adriano gibi kaliteli golcüler olmasına rağmen orta sahanın işlememesi nedeniyle işler istenildiği gibi gitmiyor. kaka'dan sonra o bölgeyi bir türlü dolduramayan milan'ın sneijder ile eski günlerine yaklaşacağına inanıyorum. yav milan'ı siktir et, adam da montolivo, de jong, mexes gibi asgarî futbol zekâsını geçebilen futbolcularla top oynar da başkalarının sikik sikik hataları, bi bok beceremezlikleri yüzünden üzülmez.
    ___

    ek: yukarıda 2 tâne ptt 1. lig takımı adı zikretmeme rağmen "o zaman gs ptt ligi takımı hehehe" diyen aşağıdaki zekî elemanın entrilerine baktım, galatasaraylı insanların annesine söven noktanoktanoktalardan biriymiş. bu utanmazlar toptan ana avrat sövdüğü bir kesimin bir üyesine "dostum" demekten çekinmeyecek utanmazlıktadır... onu bi eksileyelim.

  • 32. düş hekimliği fakültesi

  • 33. 20 tl isteyip geri vermeyen arkadaş

    fakirdir. fakire borç vermicen.

  • 34. ruhu güzel insanların ortak özellikleri

    -kaybeden olmaları
    -terk edilen olmaları
    -kaybolmaları
    -görünmüyor olmaları
    -sevilmiyor olmaları
    -zengin olmamaları
    -çabalıyor olmaları
    -karanlığı seviyor olmaları
    -kışı seviyor olmaları
    -bilinçli olmaları
    -ezilmiş olmaları
    -rap dinlemiyor olmaları
    -dertlerini anlatamıyor olmaları
    -anlatsa da dinlenmiyor olmaları
    -gariban olmaları
    -yan cepte yaşıyor olmaları
    -ince işlenmiş ve zamanı gelince ortalığa çıkartacakları öç davasını bilemek durumunda olmaları

  • 35. oğuzhan özyakup

    melo'ya tapan orospu çocukları tarafından "maçta bağırıyor yea" diye eleştirilen türkiye'nin en iyi orta saha oyuncusu. ne oldu iki yüzlü yavşaklar karşınızda eskisi gibi pısan, sinen bir beşiktaş yerine her harekete misliyle cevap veren, oyunuyla maçı domine eden, sonunda da ağzınıza küsküyü veren bir beşiktaş görünce zorunuza mı gitti ? daha durun bunlar iyi günleriniz. gerçi bundan daha kötü günde futbolla ilgilenmiyorsunuz siz.

  • 36. prezervatif hap ve spirale rağmen doğan bebek

    seçilmiş kişi.

  • 37. 14 aralık 2015 dr.com.tr rezaleti

    dün yaşadığım rezalet.
    son 10 yılda idefix, d&r, kitapyurdu, babil, evrenselkitap gibi sitelerden sayısız kitap aldım. ilk defa bir kargomun bu kadar gayriciddi, saygısızca gönderildiğine şahit oluyorum. sipariş ettiğim 10 kitabın 8'ini bir koliye yerleştirmişler ve fakat 2 kitap açıkta kalmış. ulan bu 2 kitabı bu küçücük koliye nasıl sığdırabiliriz diye düşünüp (çünkü neden ve nasılsa koskoca d&r o koliye mahkumdur, biraz daha büyükçe bir koliye koymak ya da siparişi iki ayrı koliye bölmek akıllarına gelmez) neticede dahiyane bir çözüm bulmuşlar. o iki kitabı bildiğin külah kıvamında büküp her tarafını kırıp bükerek koliye tıkıştırmışlar!
    bu yöntemi düşünen, uygulayan, onaylayan ileri zekalılara birilerinin sattıkları şeyin kitap olduğunu hatırlatması lazım.

    kolinin fotoğrafı: http://i.hizliresim.com/p83gkn.jpg

  • 38. 15 aralık 2015 diyarbakır'da mayınlı saldırı

    buraya "unutmayacağız" filan yazıyorsunuz ya!

    unutursunuz. vallahi de billahi de unutursunuz.

    unutmasanız, her bir öleni anımsasanız, yaşayamazsınız, dayanamazsınız o kadar acıya. delirir "barış" diye salarsınız kendinizi dal taşak ortalığa. nasıl dayanacaksınız ki! o sebepten unutursunuz.

    bir anası/babası/kardeşi/eşi/çocuğu unutmaz. geri kalan herkes unutur. yalan söylediğinizi siz de biliyorsunuz. bile bile de söylüyorsunuz.

    hamaset yapa yapa binlerce insanın kanına ortak oldunuz. günahın çoğu boynunuza.

    onurlu, insan gibi bir barış için uğraşacaklara prim vermeyip deli sikine tutunur gibi silaha, düşmanlığa, hukuksuzluğa... tutunan -ayırmıyorum bakın, herkes diyorum; abdullah öcalan sevicilerden türk milliyetçisi geçinenlere... türk dincisinden kürt dincisine...- herkes. günahın çoğu boynunuza.

    "hesabı sorulacak" diyen arkadaşıma da sormak isterim:

    bundan 10 sene evvel yazmışım bak, bir iki ay sonra şemdinli'ye gittim ben, sonra dersim'e, sonra ardahan'a...

    ..................

    "iki genç geldi işyerine. nişanlılar, gözlerinin içi gülüyor genç kızın. oğlan biraz daha "dik durma" kaygısında. ama on dakika önce elime verdiği, çizgili kağıda yazılmış "beni anladınız allah ne muradınız varsa versin" notu var zihnimde. gülümsüyorum onun yaşına ve hissiyatına uymayan duruşuna bakarken. anlatıyorlar uzun uzun. daha konuya gelememişler de etrafı kolaçan ediyorlar gibi. birden genç kız - o gözlerinin içi gülen kız- buza çeviriyor bakışını: askere gidecek, düşünebiliyor musunuz diyor. ya başına bir şey gelirse? cevap yok! "ne düşnüyorsun bu konuda?" diye soruyorum. "ölür, kavuşamam! yılardır beklemişim, ölürse ölürüm..." diyor. gözleri japon çizgi filmlerindeki küçük kızlarınki gibi doluyor... ölmüş işte gene bir tanesi. rakama vurulup söylendiğinde o kadar sığ ki; hayal ölüyor be, yapılmak istenenler, uğruna hayat verilesi bir sarılış, bir gün bile sevgiliyle birlikte uyanılmadan kapanan bir defter... diğer yandan da ölüyor. dün vardı ekranda; bir pkk lı gencin ağlayan annesi. annenin düşüncesi, savunusu, hayatı, derdi...; sadece anneliği. en koşulsuz sevgi! yazık çocuklara.

    dedem söylermiş ölüm yatağında:
    çamdan sakız akıyor
    kız nişanlın bakıyor oy zalım nenni nenni
    o yana da dönder sar beni, bu yana da dönder sar beni
    sağ yanımda yarem var sol yana dönder beni!

    nişanlı bakıyor, nişan almış bir başkası bakıyor, hayatla ölüm arasında bir çocuk akıyor.

    şemdinlide bir asker tezkere aldığı gün vurulmuş helikopterde, aşağıda da! dönemeden yarin kolunda. yara sağı öldürmüş ya, ne yana dönsen ölüm o vakit, annaye kavuşamamanın korkusu içinde.

    ..........................................

    ne oldu şimdi buna?
    diyelim onyüzbin terörist öldürdün. o gencecik delikanlının annesi -yaşıyorsa- evlat acısı çekmiyor mu artık? nişanlısı -evlense bile bir başkasıyla- doğuya dair bir haber duyduğunda içinde sızı hissetmiyor mu?... bunun gibi onlarca soru sorabilirim sana da anlarsın zaten sen, gerek yok. sadece işi istatistiğe vurma, duyduğumuzda "daha neler" dediğimiz ama aslında aynısını güttüğümüz kan davasına dökme yeter. o ol iki dakika; hayata kıymet ver, ideal saydıklarını sorgula; anlarsın zaten.

    10 sene olmuş, bak. ne değişmiş? koca bir hiç. yazık değil mi? bu kadar rahat konuşurken biz, o insanlara, ölen gencecik adamlara, kadınlara, çocuklara... yazık değil mi?

    o ölen insanların ruhunu da incitmeyecek başka bir çözümü denemenin vakti gelmedi mi? (aklına sadece salt iki taraflı dayatmadan müteşekkil "çözüm süreci" gelenlere de ayrıca "pes" derim.)

  • 39. sesli kitap ve radyo tiyatroları arşiv

    pek çok yerli yabancı eser itinayla seslendirilmiş. tek başına uzun yol gideceklere, sevgisiz aşksız yalnızlık çekenlere, uyuyamama problemi olanlara bi' kaç doz öneririm.

    ilaç gibi arşiv

  • 40. kadınlardan kadınlara tavsiyeler

    (bkz: #56925005)
    şunlara pabuç bırakmayın. kızdım, kızgınlığımı nereye yazacağımı bilemedim. yazan beyfendiyi tamamen konu dışında bırakıyorum, amacım şahsiyetine saldırmak değil, ama entrynin hiç şansı yok, saldıracağım.

    şimdi ilk cümlesi janjanlı, klişe bir sözle giriş yapmış, ingilizce, okay. sonra diyor ki, internet jargonuna bu kadar hakim kadın görünce şoka uğruyoruz. jargon tamamen kendi tekelinde çünkü. ekşisözlük dahil, çıkan bütün klişe bakınızları, jargonu kendisi ve de hemcinsleri yarattı. biz garip kadın kulları, bunları ancak ve ancak yettiği kadarıyla öğrenebilir, hatta şanslı, akıllı ve de tatlışkoysak, bunları kullanabiliriz. fakat internet jargonu dediği şeyin, şurda okuduğu da erkek sandığı bi çok entrynin sahibinin kadın olmasını, bu jargonda gayet parmağımızın olması da hiç olurlu değil ona göre. çünkü biz hamur işi, ruj, saç falan. bi de hala şoka uğramasına şoktayım ben. şoka uğrayacak kadar yani. wowowow.

    sen, ben gibi konuşması diyor. sen, ben zamirleri insanları değil, erkek kişileri burda, onu bi netleştirelim. o ve diğerinin -muhtemelen kankası- kullandığı ve de yarattığı -ki böyle olsa bile- bkz'ları kullanınca da biz muhteremlik seviyesine yükseliyoruz. o zaman ne kadar da hoş baaağyanlar, ne de tatlı hanımlar oluyoruz. tam ağızlarına layık, yeterli dozda sen ben, yeterli dozda ruj muj.

    yıllardır bu futbolla ilgilenme klişesine karşı savaş açmış bi insanım, erkek tekelinde bir spor olması hepimizce görülen bir şey, eyvallah, fakat bu bir zevk, kimilerine göre hayat meselesi, fakat bir tercih en nihayetinde. tercihlerimiz uyduğu için, hobilerimiz örtüştüğü için benimle iyi geçinmene, beni bi tık daha çok sevmene de eyvallah. mesela; ben de fenerbahçe maçına gitmeyi ve de coldplay'i seviyorum, coldplay ve fenerbahçe hakkında seninle bunlarla alakasız herhangi iki insandan farklı konuşur, tad alırım, fakat yaşadığın şaşkınlık, benim değil senin vizyonsuzluğun. bak bak, herhangi bi türk kızı bu ismi duysa, amin diyormuş. futbol öğrenen kız, size layık oluyor, hoop diye level atlıyor, tabi ki karar mercii de sizsiniz. bence futbol dışında konuşabilecek bi iki konu edinse türk erkeklerimiz, hani diyorum, dünya, mars, uzaya gitmek falan?

    son paragrafta da buyuruyor ki; kendini ifade edebilen, argoya ve güncel jargona uygun hanımlar dikkat çekiyormuş. -bak yine burda kendi tatlı bilmiş özelliklerini ve yarattığı dünyasını seriyor önümüze, onun seviyesine çıkarak dikkat çekeceğiz, kıymetlimis, haşmetlimisss- çünkü neden? nedenini yukarda söyledim, çünkü vizyonsuz olan kendileri. gördüğü iki swf klişesi yapan hanımlara ağzı açık ayran budalası gibi bakan kendileri. nerde yetiştiniz hiç bilmiyorum, hayır önünüzde internet de vaar, bak jargon falan da yaratıyorsunuuz maşşalla çocuklarıma, artık bi gözünüzü açın be yavrum. hayır ben dikkati sadece el shaarawy yazarak çekiyorsam, gideyim de river plate oyuncu isimlerini alnıma kazıyayım, sonra da kendime olan saygıma tükürürüm.

    kinimi kustum. asıl tavsiye kısmına geliyorum, bunların aa ne değişik kızsın futbol bkz falan:))) larına gelmeyin. bunlara prim vermeyin, sonra cidden kendilerini haşmetli sanıyorlar, jargonun da futbolun da herhangi bi müzik grubunun da sırf kendisi yaptığı için en inanılmaz şey olduğunu düşünüyorlar. bunları çevrenizde tutmayın, iltifatlarını da gözlerine gözlerine sokun. sırf iki tane zekasız size oha pes oynuyo, oo çok kafa kız diyecek diye kadının adına bok attırmayın. ilgi budalalığınız, böyle sefil fakat manyak egolu bir nesli koydu önümüzde, közbön aşşaa közbön yukarı konuşup duruyolar istemedikleri bişey görünce (kolunda kıl var közbön, peki dedi közbön, canı sevişmek istemedi közbön, benle dışarı çıkmıcakmış közbön, morali bozuk konuşmuyo közbön, istemedikleri her şeyin buluştuğu nokta; közbön). ilişkilerimiz de böyle böyle yürümüyor, ben biliyorumculuktan, üstünlük kurma çabasından. bunların insandan insana farklılık göstereceğini, argoyu sevenlerin olduğu gibi sevmeyenlerin de olacağını, futbolu seven olduğu gibi curling takip edenlerin falan olacağını, hatta spor sevmemek fakat felsefeden de pek iyi anlamak gibi garip varlıkların da olduğunu kafalarına vura vura anlatmamız lazım. bi de onlara anlatılan helal süt emmiş klişesini, pes oynayan asi kız klişesine çevirirseniz vallahi uğraşamicam artık. bak bunlar bunu yapmaya devam eder, yaptığı yerde tokadı ağzına vurmayıp nemalanmaya çalışırsanız, her dönem bişeyle uğraşırız. yeter. rica ederim, bunlara pabuç bırakmayın ya.
    erkekler çok minnoşko yaa, şımarıklıkları, kendi tatlı dünyaları ^^

  • 41. lokomotiv moskova'nın şike yapması

    böyle bir olay varsa fenerbahçe direkt olarak turu geçmiş mi sayılacak yoksa beşiktaş lokomotiv moskova'nın yerine kuraya mı katılacak merak ettim.

    bir fenerbahçeli olarak söylüyorum bu şike iddiası gerçekse ve kanıtlanırsa umarım fenerbahçe'nin direkt olarak turu geçmesiyle değil de beşiktaş'ın gruptan çıkmasıyla sonuçlanır, tabii işler çok karışacağı için uefa'nın buna yanaşacağını çok sanmıyorum. kuralara birinci olarak lokomotiv'in değil sporting'in, sporting'in yerine de beşiktaş'ın katılması gerektiği için tüm kuraların baştan çekilmesi gerekir. beşiktaş lokomotiv moskova yerine gruptan çıkmış sayılsın fenerbahçe'yle eşleşsin gibi bir durum da mümkün değil çünkü aynı ülke takımları da son 32'de eşleşemiyor avrupa ligi'nde. kısacası gerçekten karışık iş.

    şahsi kanaatimce türkiye'deki en ufak kıvılcıma "zero tolerance for match fixing" diye yaklaşan uefa, bu olaya "zero importance of match fixing" diyerek yaklaşacaktır.

  • 42. ölünce çok üzülünen dizi karakterleri

    (bkz: savcı esra)
    (bkz: behzat ç.)

  • 43. beşiktaş

    benim hatun, nikah masasında pençelerime basana kadar cimbomluydu. imzayı attıktan sonra kartaliçe oldu mecburen. ortamlarda karakartal oley diyor ama cimbomluluğunu seziyorum yani inceden. çaktırmamak için "cincon ne yaptı bu hafta ? yine 4 yedimi kikikiki" derken bile seziyorum.

    dün ki derbiyi rahmetli süleyman seba gibi izleyemedim. hatunda biliyor heyecanlı olduğumu. maç sonuna kadar habersizdik. maç bitişine yakın galip geldiğimizi gördüm telefondan. ortalığı dağıtmadan aklıma fikir geldi. ben numara yapayım buna diyerek üzgün tavır takındım ki beşiktaş yenilmiş sansın. bu gördü beni "oy benim kocamı üzmüşlermi, tolga zengin yine hatalı gollermi yemiş, kıyamam ben kocama, kim atmış gol ? - şınayder. ben onu döverim şimdi" diyerek aklı sıra beni teselli ediyor ama gözlerindeki ışıltıyı görmemek mümkün değil.

    neyse. maç özeti öncesi konuşmalara denk gelmemek için bilgisayardan takip ederken, özet girdiği an açtım televizyonu. bıraktı kitabını başladık beraber izlemeye. kaçan gollerin ardından benim hatunun gözler fal taşı gibi açılırken patates kafa şınayder gol atınca bir an yine gözleri parladı. sonra gomez birde üstüne töre yazınca "kanserdenmi yediniz golleri yine ? yazık olmuş size ama top yuvarlak işte kikikiki" derken özet bitti tabi. bu böyle şapşal şapşal yüzüme bakarken mutfağa kola koymaya gittim. mutfaktan seslendim ;

    - yalnız iyi koyduk ha !

    "yalnız iyi koyduk ha"nın asıl hikayesi için : #55120621

  • 44. galatasaray'ın kaostan çıkmasının formülü

    türkçe'den türkçe'ye çeviri:

    1-dursun başkana destek manevi açıdan oluşacak pozitif hava başarıyı kısa vadede olmasa bile uzun vadede getirecektir.
    meali: "galatasaray'ın başına böyle boktan yöneticiler her zaman geçmez, bunda ısrarcı olsunlar."

    2-mustafa denizliye tam destek maç öncesi arenada tribünlere çağırıp moral vermek.
    meali: "hamza'dan daha iyi olabilir ama fark yaratacak vizyon sahibi bir hoca değil, bununla devam etsinler."

    3-ekonomik olarak zor şartları göz önüne alıp transfer konusunda ısrarcı olmayıp sabırlı davranmak başkanı psikolojik olarak rahatlatmak.
    meali: "transfer yapmasınlar, bir süre daha sportif başarı gelmesin, bu sırada iyice yara almış olurlar zaten."

    4-umut buluta güven duyulduğunun tribünlerde gösterilmesi şu anda başka forvet yok.
    meali: "bizde gomez/rvp varken bunlar umut'la devam etsin hohoho."

    5-bundan sonra kötü sonuçlar alınsa bile birlik ve beraberlik görüntüsü verip çatlak seslere prim vermemek.
    meali: "işler kötüye giderse (ki gidecek), bu gidişi tersine çevirecek bir girişimde bulunmayın."

    6-muslerayı devre arası satarak kulübün ödemeler dengesini sağlamak.
    meali: "en iyi oyuncularını da gönderdik mi tamamdır."

    7-amatör branşları kapatarak basketbol gibi gelecek sene transfer için kaynak oluşturmak.
    meali: "sadece futbol şubesinin içine etmek yetmez, tüm kulübü batıracağım!!"

  • 45. 14 aralık 2015 beşiktaş galatasaray maçı

    birazdan gomlegimin altina formami giyerek is yerime gitmemi saglayacak maçtir. kim varsa, ögrenci ogretmen hepsiyle tasak gececegim galatasaraylilari dusunuyorum. çok guzel bir gun bugun. siktim belanizi götler sizi.

  • 46. o ses türkiye

    jüriler 735282. yarışmacılarını da seçtikten sonra düello etabına geçilecek yarışma. düello dediğime de bakmayın, bu kalabalıkla düello değil normandiya'ya çıkarma bile yapılabilir.

    (bkz: siktin formatı eyledin viran)

  • 47. lozan antlaşması

    değerli okurlar, toplaşın zira az sonra ağız dolusu küfürlerle bir takım gerçekleri günyüzüne sereceğim;

    lozan antlaşmasını 2023 yılına kadar maden çıkartamayacağımız üzerinden vurmaya çalışan dingiller buyrun aşağıda ki paragraf size;

    ulan gerizekalı, ulan sığır oğlu sığır, ulan dingil oğlu dingil vs

    - madem biz ülke topraklarından maden çıkartamıyoruz, ta ilkokul sıralarında dahi öğretilen ve en geniş yatağı zonguldak ve çevresi olan ve dahi demir çelik sanayiinin hammedesi olarak kullanılan "taş kömürü" neyin nesi? dinazor yumurtası mı embesil oğlu embesil?

    - yaygın olarak türkiye'nin her bölgesinden çıkarılan, ek olarak yakın tarihimizde 301 madenciye mezar olan manisa/soma'da çıkarılıp genel olarak termik santrallerde kullanılan "linyit" çakıl taşı mı?

    - elazığ'da, artvin/murgul, kastamonu/küre'de çıkarılan "bakır" madeni orangutan kalıntısı mı?

    - %80'i divriği'de olmak üzere ülkenin her yerinden çıkarılan "demir" cevheri maden suyu mudur?

    - kibrit, barut, tarım ilacı ve gübre yapımında kullanılıp ısparta/keçiborlu, denizli/sarayköy'den çıkarılan "kükürt" atom bombası kalıntısı mı?

    - çeliğe sertlik kazandırmak ve direncini artırmak için zonguldak/ereğli, artvin/borçka çevrelerinde çıkarılan "manganez" cevheri fosilleşmiş memeli dışkısı mıdır?

    *
    *
    *
    - ve son olarak hani çıkaramıyoruz deyip ortalığı ayağa kaldırmaya çalıştığınız, lakin balıkesir'de sultançayırı ve bigadiç, eskişehir'de seyitgazi ve kütahya çevresinde çıkarılıp işlenen bor madeni nükleer atık kalıntısı mıdır be tek hücreli canlı kadar kapasite sahibi olmayan sığır oğlu sığır? kaynak bak bakalım kaynağa ne kadar rezerv çıkarmış ülke?

    madem maden çıkartamayacağız 2023'e kadar yukarda yazılı olanlar neyin nesi? tarım ürünleri mi dingil?

    ayrıca ülke'de çıkarılan tüm madenler için ppt formatında kaynak isteyen indirip pdf'e dönüştürebilir. internette gerekli bilgi mevcut.

    aşağıda ki açıklama ise lozan'da boğazları sattığımızı düşünen dingil oğlu dingillere ithaf olunur;

    ulan öküz oğlu öküz;

    lozan'da boğazlarla ilgili kısıtlayıcı olan bir takım sıkıntıların giderilmesi için 20 temmuz 1936'da bulgaristan, fransa, büyük britanya, avustralya, yunanistan, japonya, romanya, sovyetler birliği, yugoslavya ve türkiye arasında "montrö boğazlar sözleşmesi" imzalanmıştır. yani günümüzde geçerli olan lozan değil bu sözleşmedir.

    sözleşmenin türkçe çevirisi için pdf kaynak

    ayrıca lozan barış antlaşması için pdf kaynak

    ayrıca antlaşma metinlerini yandex disk'ten indirmek isteyenler.

    ve dahi anlaşmaların orjinal metinlerini görmek isteyenler, murat bardakçı yayınladı efendim, araştırıp bulabilirsiniz.

    doğru düzgün bir sikim okumadan insanların cehaletinden faydalanıp yalan yalnış çer çöple zihinlerde tahribat yaratmayınız, haysiyetsiz, şerefsiz, iki yüzlü ahlaksızlar, önce okuyunuz, ortaya attığınız iddaları temellendiriniz...

    -sizin o ağabeyiniz, büyük üstad vs dediğiniz mustafa armağan haysiyetsizine geçen twitter'da; "ulan dingil, osmanlıca dahil kaç dil biliyorsun, kaç ülke arşivinde çalıştın, kaç belge yayınladın?" diye sordum, engelledi primat sıçmığı...züriyetsiz damat ferite züriyet üretip "torundan mektup var" diye kendi götünden uydurdurup yayınladığı belgeyi görünce sevgili murat bardakçı façasını almıştı aşağı neyse...

    son söz; değerli okurlar kullandığım hakaret içeren üslup için aklı başında insanlardan özür diliyorum. lakin bu tür yalan yalnış çer çöpü ısrarla konu edip insanları yanlış yönlendirerek cumhuriyet'i tahrip etmeye çalışan bozguncu haysiyetsizlerin başka bir üsluptan anladıkları malesef yok. dolayısıyla insani değerleri kötüye kullanmaktan, yalan konuşmaktan, iftira atmaktan geri durmayan bu tür haysiyetsizleri başka türlü ifade edebileceğimin yolunu bulamadım malesef...

    not; mustafa armağan diyor ki, kemalistlerin ağzından lağım akıyor, evvela kemalist değilim ve fakat lağımın kendisi siz olduğunuz için, meaplarınız hakkında bahsederken üslup kendiliğinden lağımlaşıyor efendim...

    önemli not; dostlar pdf olan kaynaklar doğrudan bilgisayara iniyor, eğer göremediyseniz, ya engellenmiş ya da bilgisayara inmiştir kontrol ediniz.

  • 48. kürtçeyi farsça kırması diye suçlamak

    suçlamak değil dilbilimsel bir gerçeği ifade etmek. farsça kırması değil farsça lehçesi ayrıca. bu durumu söylüyoruz, çünkü kürtçenin tarihi ve bulunduğu coğrafya itibariyle müstakil bir etnik kökene ait bir dil olduğunu düşünmek komik kaçıyor. türkler dillerini kuzey çin hatta japonyaya kadar uzandırabilirken, avrupalılar roma imparatorluğundan germanik kabilelerin inanılmaz yayılım alanına kadar dillerinin kökenini irdelerken; iki vadi arasında orijinal bir millete ait orijinal bir dil konuşulduğu tezi üzerinde durmaya çalışan bir milliyetçiliğin üfürükten olduğunu görmek zor olmuyor. göstermeye çalışıyoruz biz de.

    bunda ayıp bir taraf kötü bir taraf yok ayrıca. utanılacak birşey de değil. ancak bu duruma binaen şunu söylemeliyiz: daha millet dahi olamamışken hacı böyle birşey de var diye açıklanan dilbilimsel gerçeklerden gocunanlar, millet olabilme kapasitelerini kendileri de yeniden değerlendirmelidirler. aksi takdirde peşinden gittikleri farazi mücadele ve ufuklar çok etnik kökenli büyük bir milleti felakete uğratacaktır.

  • 49. anaokulunda dua öğretmek

    medeni hiç bir ülkede doğal olmayan saçmalık.

  • 50. diyarbakır

    doğduğum, büyüdüğüm, bütün ailemin doğup büyüdüğü, kök saldığı, kültürünü taşıdığı, hz süleyman'da duasını edip, kızdığında "kara yere giresen" diye ahını söylediği, yemeklerini yediği, yedirdiği, sokak sokak tanıdığım, her gidişimde koşarak sarılmak istediğim, her ayrıldığımda -ki bu yedinci senem- ağladığım, ne olursa olsun, zerresini değişmeyeceğim memleket. ailem, herkesten çok sevdiğim kardeşim, iki tane canıma katmak istediğim kuzenim, annem, babam, anneannem, teyzem, dedem, kurban olduklarım, hepsi hala orada yaşıyor.

    suriçi dediğin yer; çarşı, biz öyle deriz yani. babam yıllardır esnaflarından biri, üstelik suriçinde doğmuş, annesi gibi, annem gibi. şimdi suriçi dediğin yer, bak burda ezberden gidiyorum, ms 600lü yıllara, belki daha eskiye dayanan yapıların olduğu, attığın her adımda, burda da şu var burası da akkoyunlar zamanından, bak burda da çok eski bir güneş saati var diye diye gidebileceğin bi' yer. hanlar, hamamlar, camiiler, kiliseler, surlar, surların burçları, say sayabildiğin kadar, kapkara taşlarıyla dünya güzeli bi yer. sokakları (bkz: küçe), yemekleri leziz. bi' alışsan, bi gezsen, ararken ahmed arif'i de bulursun, efsunuyla peygamberleri de. yemin ederim, öyle güzel ki, elinden tutup götürdüğüm, sülüklü'de şarap içirip, hasanpaşa'da kahvaltı yaptırdığım herkes ama herkes delisi oldu. siz gidip sevmediyseniz, gezdirmesini bilmemişlerdir.
    o suriçinde yüzlerce yıl, çok yakın bi tarihe kadar, türk, kürt, ermeni, zaza, süryani, arap ne varsa birlikte yaşamışlar, yemekler, sokak isimleri, diller, zanaatlar birbirine karışmış. zanaat demişken, bakırcılar çarşımız, kuyumcular çarşımız, yemin ederim görsen, çok çok seveceksin. sevmemek mümkün değil burayı.

    şu anda, bi' terketmek istemeyeni o avlulu güzelim evleri, bi' de fakir halkı yaşar diyarbakır'ın orada. hanlar, hamamlar ayrı bak, han hamam demişken, restore ediyorlardı her yeri biliyor musun? ulu cami'yi, yanındaki medreseyi falan çok güzel yapmışlardı, hatta dünyanın en büyük açık hava müzesi olacak diyorlardı, geride kalan yıkık dökük her tarihi eser çıkacaktı. bunlardan bahsetmeden geçemiyorum, vallahi de kaldırım sevici değilim, ama hevseli yaksalardı da içim kanardı, şimdi de kanıyor napayım?!

    şimdi ben verdikleri bi kaç saat molada, suriçine gidip bakan babamdan biliyorum, canım ciğerim dediğim insanların gönderdiklerinden biliyorum, o fakir halkı, o güzelim kara taşları perişan halde. gördüğüm konuştuğum herkes ağlıyor, insanların ellerinde çocukları, eşyaları, kırıla döküle kaçışlarını görseydiniz diyorlar, içler acısı, dört ayaklı minareyi, o kiliseleri camileri görseniz, içiniz parçalanır. bi' yandan taksiler bile çalışmıyor şehirde artık, her yer kapalı, bütün esnaf kan ağlıyor, bir yandan evden çıkamayıp ekmek alamıyorlar, banyoda günlerce saklanan evler var. sonra haberler gelmeye başlıyor, ölümler, yine kan, daha çok kan istiyoruz diye bağıran ölümler hem de. çıkıp biri de açıklama yapıyor, terörle mücadele bu şekilde devam edecek diye. şimdi ben orda doğdum, doğduğum yere de aşığım diye mi suçluyum? benim annem babam orda doğdu diye mi suçlu?

    tamam, diyarbakır, karışır, olaylar, ateş, silah, hendek, tamam alışkındır, ama savaşa kim alışabilir? ama ailem evde duramıyor, onlara göre daha güvenli, aslında kimseye göre güvenli olmayan bi yere gidiyorlar, ben milyonlarca kilometre uzakta kafayı yiyorum, tanıdığım herkese iyi misiniz diyorum, işe gidip seyrantepeden ofise o gazın, o kargaşanın içinde yürüyorlar, bugün de bana isabet etmedi hissiyle. memurunu, öğretmenini de çekiyor devlet. e sen de susuyorsun, senin de haberin yok? hala diyarbakır'a gitsin 16lık kızlarla evlensin, peşmerge olsun diyorsun, elin de dilin de vicdanın da sızlamıyor mu?
    şimdi diyorsun ki sokağa çıkma yasağı var, o zaman onlar da çıkmasın, neden senin ayağın taşa değse, taşı oraya koyanın tüm zürriyetine küfrediyorsun, otobüsteki sana ters baktı diye sinirlenip kendini haklı görüyorsun, taksici uzun yoldan götürdü diye kavga ediyorsun, insanlar günlerdir harap halde, utanmasan benim istediğim için gerekirse onlar da ölsünler de hiç önemli değil diyorsun. ne cürretle? bu nefesi benden çok hakettiğini mi düşündün, ne hakla? bu ülkede her yer benimdir mi diyorsun, bi kere gelip görmediğin şehre?

    şu an diyarbakır'da yaşananlar normal değil. yine olaylar çıkmış yaa değil. eğer sen gerçekten o duyarlı olansan, her şeyi de sindirir olduk ne kötü yaa twiti atan kardeşsen, bak yapma. isyan et, benim gibi deliye dön. sabah kalk videolara bak ağla, şehre ağla, insanlara ağla. eğer olur da biterse, ki hiç umudum yok, önümüzdeki bilmemkaç ay kalkmayacak kan kokusunu düşün, doğrulmayacak belleri, gülmeyecek anneleri, toptan bi şehri, şehrin içinde aileleri, çocukları düşün. benim ailemi düşün. ben düşünüyorum çünkü, uyuyamıyorum ben, aklım çıkıyor birine bişey olacak, birinden haber alıcam diye. herkes iyi oh diye de rahatlayamıyorsun, öyle bi hal düşün. sabah kalk, şiş gözlerle ağlamaya korkmaya devam et. elin yetişmesin, acizliğini gör, savaş de. savaşı sevemezsin değil mi? insansın çünkü, sevmemelisin, nefret ettiğin biri olsa dahi, ölüme sevinmemelisin. bu on günü annelerinin kucağında geçiren çocuklar, dersaneye gidemeyen gençler, durup yaşadığı yıllara bakan teyzeler, kimse unutmayacak. bunu da yazmazsa tarih, ben oynamıyorum artık, hiç birimiz oynamayalım kurban olayım. o evlerinden kaçanların hayatını düşün, hadi ailen olmasın orda, endişe edeme, ama o fotoğraflara bak, o videoları gör, geride ne kalacak bi' düşün. ya hem hani biz kardeştik seninle, hani kardeş olacaktık, hani barışacaktık, benim kardeşimin ayağı taşa değse, ondan önce benim canım acıyor. benim kardeşim şu an her sokağında savaş olan bi şehirde yaşıyor, senin umrunda değil. hiç değil. böyle demek istemiyorum ama, sen demedin mi biber gazı kötü diye, insanlık suçu diye, mermiler, tomalar, akrepler iyi mi? yapma gözünü seveyim, tamam anladık, sırf bi yerlerde doğduk diye sevmiyorsun bizi, mutlaka kardeş de olmak istemiyorsun, zorlamanın anlamı yok, ama sen nasıl birileri, ben, benim ailem, sokaktaki kişi, her kış günü kestane aldığımız köşede duran adını bilmediğim abi acı çeksin istiyorsun?

    tamam al, seninle hiç tanışmadım, ama benden nefret ediyorsun, mümkünse sevdiğim herkes de ölsün istiyorsun. bekle, ben de gideyim, senin istemediğin herkes de çekilsin, öleceksek ölelim, böyle yaşayacağımıza ölelim. sevdiklerim varken, diyarbakır'ın kendisi sevdiğimken, her gün sabahtan akşama içim parçalanacağına, madem öyle öleyim.
    ölme diyorsan, gözünü seveyim ses çıkar. iştesin, okuldasın, problemlerin çok, inan benim de çok, inan bu olmadan da çoktu, inan hiç gülemiyorum, aşık oldum batırdım, aşık olanı üzdüm, iş desen, para desen, okul desen, anlatamam bile derdimi, ama kurban olayım, buna ses çıkar. kimsenin umrunda değil, bu ateş içimi yakıyor, nolacak diye aklımı kaçırıyorum, bişey yapamayacaksak bile bari sen ses çıkar, bil.

    bi de keşke, on gözlü köprüyü yazsaydım bu başlıkta, diyarbekir kızları deseydim, kibritsiz kandil yakar, ibrahim macit'den bişeyler paylaşsaydım, suzan suzi'yi anlatsaydım, başıma gelen komik olayları söyleyip, kızlar içinden seçilesen ne demek olabilir diye güldürseydim sizi, yemeklerimizden bahsetseydim. keşke hemen alışmasak her şeye, keşke uyum sağlamasak böyle. anlatacak çok şeyi var halbuki diyorum ya, ah işte. ah.