bunlar bazen, başganlık sisteminin, kuvvetler ayrılığına gurban olduğumun amarigasında nasıl doğduğu ile ilgili şöylesi leziz makalelerin* de bünyesinde bulunduğu ortamlardır.
bak ne diyor.
bizim maybaş bi elaman t zamanında x bi amerikalıya, ‘’biz türklerin devleti kaç bin yıllık tarihe sahip, sizinki hepi topu 200 yıllık bir devlet’’ diye övünmeye kalkınca, amerikalı şu düşündürücü soruyu sormuş; ‘’bizim anayasamız 200 küsur yaşında. sizinki kaç yaşında?’’
vay efradını sikeyim diye mıhlanmış kalmış ulu orta bizimki.
dünyada halen yürürlükteki yazılı anayasaların en eskisi olan abd anayasası, yeni devletin çerçevesini belirledikleri için framers diye anılan 55 delegenin, philadelphia’da 25 mayıs 1787 gününden 17 eylül 1787 gününe kadar 3 ay 23 gün süren toplantısı sonrası ortaya çıktı.
amerikan anayasası toplam 7 ana maddesi ve sonraki birkaç yılda eklenen 27 değişik maddesi* ile dünyanın en kısa anayasası aynı zamanda. 7 maddenin ilk üç maddesi, kuvvetler ayrılığı doktrinini kesin ve net hatlarla garanti altına alıyor. anayasa yapıcıların, philadelphia anayasa kongresi’nde en fazla tartıştığı konulardan biri de, ‘yürütme erkinin’ tepesinde yer alacak makamın, ismi ve yetkileri idi. çünkü farklı arka planlardan gelen bu 55 adamın da en ortak korkusu yeni bir ‘monarşi’ye zemin hazırlamaktı. hepsi, ingiliz kralı 3. george’tan da onun keyfi icraatlar yapan valilerinden de çok çekmişlerdi. bu nedenle de devletin 3 erkini düzenlerken devletin merkezine, yürütme organını değil, yasama organını yerleştirdiler. kongre’yi, yürütmenin başı olacak makama öncelediler. amerikan anayasası’nın birinci maddesinin yasamayı ve ikinci maddesinin yürütmeyi düzenlemesinin nedeni budur.
connecticut delegelerinden roger sherman, yürütmenin başını oluşturacak makamın tek bir kişiye emanet edilmemesi gerektiğini savunanlardandı. ‘kaç kişiyi bu göreve atayacağına kongre karar versin’ teklifinde bulundu. new jersey delegesi william paterson da ‘yönetici’nin bir kaç kişiden oluşması gerektiğini savunuyordu. virginia delegesi edmund randolph, yürütmenin başının tek kişiden oluşmasının kaçınılmaz şekilde monarşiye yol açacağını söyleyerek, farklı kolonilerden seçilecek 3 kişilik konsey önerdi. north carolina delegesi hugh williamson da yürütmenin başının tek kişide toplanması halinde ‘seçilmiş kral’ gibi olacağını veya en azından kendini böyle hissetmemesinin mümkün olmadığını dile getirecek ve şöyle konuşacaktı:
‘’bir kere seçildikten sonra kendisini ömür boyu devlet başında tutmanın yolunu araştırmaktan ve bunu sağladıktan sonra da halefinin, oğlu olmasını garantiye almaya çalışmaktan geri durmayacaktır.”
13 koloniden seçilen birer üyeden müteşekkil bir konseyin devleti yönetmesini de tartıştılar. ancak anayasa kongresi’nin en aktif üyelerinden james madison ve arkadaşları, yürütmenin başında bir komitenin olmasının işlevsiz olacağını, başarısızlıkta sorumluluğu kimsenin üstlenmeyeceği, komite üyelerinin farklı çıkarlar için mücadelesinin, yürütmenin başının her hangi bir icrai karar almasını engelleyeceği v.b gerekçelerle, yürütmenin başında ‘tek bir kişi’ olması fikrini kabul ettirmeyi başardılar. bunu oradaki 55 kişiye kabul ettirebilmelerinde hiç şüphesiz en etkili neden, kendisi de anayasa kongresi’ne virginia delegesi olarak katılan george washington’du. çünkü eğer yürütmenin başı tek kişiden oluşacak olursa herkesin aklındaki tek isim oydu ve herkesin washington’un o makama tiranlıktan uzak bir şekil vereceğine güveni tamdı.
anayasa yapıcıların, başkanın en az 35 yaşında olması gerek şartını getirmelerinin nedeni de ‘hanedanlık’ oluşmasını engellemekti. o günün ortalama yaşam süresinde, çok az kişi oğlunun 35 yaşına geldiğini görecek kadar yaşıyordu. yani devletin başına seçilecek kişi, bu anayasal engel nedeniyle yerine oğlunu getiremeyecekti.
yürütmenin başında yer alacak tek kişinin nasıl seçileceği de uzun uzun tartışıldı. ”halkın eğitimsiz olduğunu ve kolayca manipüle edilebileceğini” savunan delegeler kongre’nin başkanı belirlemesi gerektiğini savunuyordu. devletin başının doğrudan halk oyu ile belirlenmesi gerektiğini savunanlar da vardı. bir ‘çoğunluk diktatörlüğü’ oluşması endişesi de tartışmalarda önemli yer tuttu. çoğunluğun her zaman, evrensel hukuktan, herkesin hakkının gözetilmesinden veya farklı inançlardan olanların korunmasından yana olmayabileceği görüşü ağırlıktaydı. sonuçta orta yol benimsendi ve abd başkanının bugün artık sembolik hale gelen iki dereceli seçim yöntemi benimsendi. yani, halk, tek görevi abd başkanını seçmek olan meclisin (bkz: electoral college) üyelerini seçecek ve bu meclis de toplanıp abd başkanını seçtikten sonra dağılacaktı.
yürütmenin başı olacak kişinin ünvanı da günlerce tartışıldı. new york delegesi alexander hamilton, (bkz: governour of the united states) ünvanını önerdi. south carolina delegesi john rutledge, (bkz: his excellency) ünvanını önerdi. ancak krallığı hatırlatan bu ünvanlar itibar görmedi.
sonunda, 18’nci yüzyıl amerikasında yaygın şekilde kullanılan (bkz: president) kelimesinde karar kılındı. president sözcüğünün temeli olan latince praesidere kelimesi, ‘pre -ön- ve sedere -oturma- köklerinden geliyor. ancak ‘önde oturan’ anlamına gelen 18’nci yüzyılın dünyasına göre mütevazı bu ünvan herkesi memnun etmedi. anayasa kongresi sırasında yurt dışı görevinde olduğu için bulunmayan john adams, 1789’da yeni teşekkül eden kongre’ye, ‘’kriket kulüplerinin, itfaiye kurumlarının bile bir ‘president’i var’’ diye yakınarak, devletin başındaki insana, ‘’devletin haşmetine yakışacak onurlu bir ünvan verilmesi gerektiği’’ önerisini getirecekti. james madison yine sahneye çıkacak ve ‘’yönetici makamı ne kadar fazla mütevazı ne kadar daha fazla cumhuriyetçi olursa ulusal saygınlığımız o kadar büyük olur’’ diye karşı çıkacaktı bu öneriye. thomas jefferson’a yakın senatör william maclay ise adams’ın devlet başkanına yüklediği anlamı, ‘putperestçe ve aptalca’ olarak nitelendirecekti. adams’ın önerisi kimseden kabul görmedi. adams, washington’dan sonra, ‘haşmetmeab’ olmak yerine abd’nin ikinci ‘president’i olabildi ancak.
philadelphia anayasa kongresi’nden bir buçuk yıl sonra 14 nisan 1789 günü, yeni federal kongre’nin genel sekreteri charles thomson, washington’un mount vernon’daki evinin kapısını çaldı ve ona, 69 seçici delegenin her birinin oyunu alarak amerika birleşik devletlerinin ilk başkanı seçildiğini tebliğ etti. washington, yemin töreni için abd’nin geçici ve aynı zamanda ilk başkenti olan new york’a davet edildi.
washington, 8 yıllık başkanlığının ardından yeniden mount vernon’daki evine döndü ve iki yıl sıradan vatandaş olarak yaşadı. kişisel tek hırsı, 19’ncu yüzyılı görmek içindi. ancak 1799 yılının 14 aralık günü, yeni yüzyıla sadece 17 gün kala hayatını kaybetti.
peki birleşik devletler başkanı ne kadar güçlüdür?
abd başkanının yetkilerinin sınırı, george washington’dan obama’ya kadar tartışılan bir konu olageldi. bununla beraber kuvvetler ayrılığı veya ‘check and balance (denge ve kontrol)’ prensibi 200 küsur yıl sonra hala uygulanmakta. başkan halkın iradesiyle belirleniyor ama kongre de öyle… senato ve temsilciler meclisi üyelerini de halk seçiyor. sisteme rota çizen yüksek mahkeme’nin (bkz: supreme court) üyeleri ise başkanın aday göstermesi ve senato’nun onay vermesiyle belirleniyor. kendi istekleriyle emekli olmazlarsa ‘ömür boyu’ için seçildiklerinden, kongre’nin de başkan’ın da etkisinden bağımsız karar alıyorlar. yani abd başkanı’nın karşısında her şeyden önce kongre ve yüksek mahkeme gibi iki önemli kontrol mekanizması var. ifade özgürlüğünün anayasal teminatıyla (bkz: first amendment), medyasının ve üniversitelerinin dünyanın geri kalanına göre görece özgürlüğü de ayrı bir denetim mekanizması getiriyor…özetle, abd başkanının istediğini yapabilecek gücü yok.
ikinci dünya savaşı’nın kudretli orgenerali dwight eisenhower halefi olarak abd başkanı seçildiğinde harry truman’ın, ‘zavallı ıke, oval ofis’e oturacak ve ordudaki alışkanlığıyla emirler yağdıracak ama emirlerinin hiçbiri yerine gelmeyecek. ordudaki gücünü özleyecek’ diye takılması bundandı. ‘başkanken bütün yaptığım, etrafımdaki insanlara, ben söylemesem bile kanunen yapmak zorunda oldukları şeyleri yapmalarını söylemekten ibaretti’ diye yakınacaktı truman. bill clinton da bir keresinde, ‘’başkan olmak mezarlık bekçiliği gibi. altınızda epey adam var ama kimse sizi dinlemiyor’’ şeklinde bir şakayla yakınacaktı.
elbette ki abd başkanlığı truman’ın veya clinton’ın karikatürize ettiği kadar sembolik bir makam değil. güçlü başkanlar veya kriz zamanlarında bu makamın gücünü anayasal sınırları zorlayacak derecede artırdığı da vaki. ancak, bugün, dünyanın en güçlü devletini yöneten ‘başkan’ obama’nın kendi devleti üzerindeki otoritesi, parlamenter sistemle yönetildiğini düşündüğümüz türkiye cumhuriyeti’nin başbakanının devlet üzerindeki otoritesinin yanına bile yaklaşamaz.
obama’nın 6 yıldır süren başkanlığının en önemli yasal düzenlemesi olan sağlık sigortası reformunu (bkz: obamacare), abd kongresi’nden geçirmesi 1,5 yılını aldı. o da kongre’deki muhalefet ile uzlaşma antlaşmalarına uygun olarak reformun ilk halinden büyük tavizler vererek… diğer önemli seçim vaadi olan göçmenlik reformu ise ilk denemesinde başarısız oldu. ikinci girişimi ise yıllardır kongre’den kabul görebilmiş değil. anayasa gereği, obama’nın büyükelçiliklerden bakanlıklara, federal kurumların yöneticilerinden federal yargıçlara kadar aday gösterdiği her isim ancak 100 sandalyeli senato’dan onay alırsa ‘atanmış’ sayılıyor. senato onaylamazsa, başkanın atadığı kişi görevine başlayamıyor.
obama, kongre, bütçeyi onaylamakta direndiği için 2013 yılında devletin kapısına kepenk vurmak zorunda kaldığında, ‘’abd başkanının kongre’ye doğru olanı yaptırma gücü yok. amerikan halkının var’’ diye çaresizliğini itiraf edecekti. kongre üyeleri ise milletvekili seçilmelerinde, ne abd başkanına ne de parti yönetimlerine muhtaç olmadıklarından ikisinden de özgür tavırlar alabiliyor. örneğin obama’nın desteklediği bir yasal düzenlemeye karşı kongre’de mücadele edenler arasında kendi partisinden milletvekili veya senatörler de olabiliyor.
anayasa kongresi çalışmalarını bitirdiği gün benjamin franklin, philadelphia kongre binasından çıkarken elizabeth powel adlı kadın yolunu keser. konuşmaya tanık olan maryland delegesi james mchenry’nin aktardığına göre kadın sorar:
”doktor franklin, bu kongreden sonra neyimiz var artık, monarşi mi cumhuriyet mi?’‘
”cumhuriyet” der benjamin franklin ve ekler, ”tabii eğer sahip çıkabilirseniz”
edit : kimi eklentiler yapıldı ve ilgili ekran görüntüleri * verildi
Sık geçen başlıklar
ekşi itiraf
1352
ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı
822
beşiktaş
389
masterchef türkiye
285
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
277
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
258
kemal kılıçdaroğlu
232
bitcoin
231
galatasaray
231
fatih terim
193
ali koç
173
fenerbahçe
168
anın fotoğrafı
166
şenol güneş
163
muharrem ince
161
bedelli askerlik
149
ekrem imamoğlu
148
game of thrones
146
ikinci el otomobil piyasası
144
pazar sabahı erken kalkmak için bir neden
143
survivor 2022 all-star
142
survivor 2017
130
survivor 2016
118
arda turan
110
arda güler
106
bu saatte hala uyumama sebebi
105
borsa istanbul
102
mauro icardi
99
survivor 2020 ünlüler-gönüllüler
99
gibi (dizi)
98
masterchef türkiye 2023 all-star
98
mario gomez
97
meral akşener
92
aykut kocaman
88
fernando muslera
82
cristiano ronaldo
77
survivor 2024 all-star
77
2016 turizm krizi
74
lionel messi
74
cumartesi sabahı erken kalkmak için bir neden
72
devlet bahçeli
72
fikret orman
72
mustafa kemal atatürk
71
robin van persie
71
vodafone arena
71
yaran inci sözlük entry'leri
70
radamel falcao garcia
69
şu anda çalan şarkı
68
burak yılmaz
66
rusya ukrayna savaşı
66
çaylak onay listesi
65
selahattin demirtaş
63
okan buruk
62
emlak balonu
60
kızılcık şerbeti (dizi)
58
sergen yalçın
58
survivor 2021 ünlüler-gönüllüler
58
ufak tefek cinayetler
58
erkeklerden kadınlara sorular
57
müge anlı ile tatlı sert
57
2016 ekonomik krizi
56
ersun yanal
56
şu an okunan kitap
56
masumlar apartmanı
55
ricardo quaresma
54
muhammed kerem aktürkoğlu
53
sinan oğan
53
vitor pereira
53
survivor 2018 all-star
51
vatanım sensin
50
oğuzhan özyakup
49
ozan tufan
49
ümit özdağ
49
üstteki yazarın nickinin düşündürdüğü
49
aziz yıldırım
48
cenk tosun
48
yaran facebook durum güncellemeleri
48
2018 ekonomik krizi
47
ismail kartal
47
neden sevgilin yok
47
altay bayındır
46
çağla tuğaltay cinayeti
44
donald trump
43
sabire meltem banko
43
suriyeli sığınmacılar
43
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı
42
kim milyoner olmak ister
42
vincent aboubakar
42
igor tudor
41
jorge jesus
41
mesut özil
41
behzat ç.
40
pfizer biontech covid-19 aşısı
40
yüzüklerin efendisi (dizi)
40
jan olde riekerink
39
#pınarürünleriboykot
38
beyaz futbol
38
cüneyt özdemir
38
nevşin mengü
38