Sık geçen başlıklar

zodyakin gonulsuz peygamberi 8

ekşi profili
insan daima ait olmadığı bahçede yeşillenmeye can atıyor. ev hanımları da çalışan kadınlara imreniyor..kocişkoları çok zengin değilse, bu koşullarda tek maaşla geçinemediklerinde, yaptıkları iş görünmeyip ne yapıyorsun sanki sabahtan akşama kadar evdesin lafını duyduklarında hayatları ve seçimleri yeşilçam film şeridi gibi geçiyordur gözlerinin önünden.
gözümüzü karşı cephenin mutsuzluğuna dikip, onlar mutsuz oldukça sanki biz mutlu oluyormuşçasına yaşıyoruz.

bekarlar evlilere bakıyor. zoraki yürütülen birliktelikleri, paylaşımın sıfırlanmasını, günde yirmi kelimeyi aşmayan diyalogları, evlendirme dairesi yerine ticaret sicilinde tescil edilen bir evlilikmişçesine mal mülk edinme hırslarını görüyor. diyor ki ya ne kadar mutsuzlar.

evliler bekarlara bakıyor. yalnız yenilen yemekleri, çocuksuz evleri, arkadaş ortamlarında bininci kez anlatabileceği kreş seçme anısı olmadığı için yaşanan soyutlanmaları, her şeyle tek başına mücadele etmeleri görüyor. diyor ki ya iyi ki evliyim, evde en azından bir nefes var.

herkes mutluluğunu karşıya bakarak değil kendi içine bakarak bulursa, belki o gün, şirinleri bile görebiliriz arkadaşlar.
ne büyük bir hayal dünyası..oysa ki yanmaz kefenini, seccadesini ve tesbihini alıp köşesine çekilmeli ve önündeki gelmesi mutlak o yarına hazırlanmalı değil mi?

yahu gerizekalılar, zaman dediğimiz hadise lineer cebirle açıklanacak bir hadise değildir.herkesin zamanı farklıdır, kimi on sekizinde evlenir, kimi ellisinde, kimi hiç evlenmez,kimi kan kusar, kimi çok mutlu olur.

böyle başlıklarla içinizde uyanan “ulan acaba geç mi kaldım” hissini hemen uzaklaştırın canım kadınlar, hayat yakalanan yerden çoğalır.