Sık geçen başlıklar

yurt dışında yaşayıp mutsuz olmak 5

ekşi'de gör
çok kolaydır.

yerel halkla tek kelime konuşmazsan, ikide bir ah bir döner olsa, kokoreç olsa diye düşünürsen, 1 tane hobin olmaz mal gibi eve tıkılırsan, mangal yapacak yer ararsan, dur lan şuradan kestirme yapayım deyip ters yöne girdiğin için kol gibi ceza ödersen, çöpleri ayırmak zor geliyorsa, acaba domuz yedirirler mi bana deyip her yemeğe burun kıvırırsan, işini ahbap çavuş ilişkisiyle yürütmeye çalışırsan, insanların sana sürekli ırkçılık yaptığını düşünürsen, adamların yaşam tarzı sana zor geliyorsa, parkta bahçede konserde maçta elinde bira şişesi olan insan görmek seni rahatsız ediyorsa, insanların lgbt bireyleri oldukları gibi kabul etmesi sokakta iki erkeğin ya da kadıniın sarmaş dolaş yürümesi seni rahatsız ediyorsa, herşeyin kötüsünü bulup türkiye'yle kıyaslıyorsan , sürekli türkiye cennet cennet diye sayıklıyorsan, yağmur ve kapalı havadan nefret ediyorsan
kolaylıkla mutsuz olabilirsiniz.
yaş 33. neredeyse 15-16 yıldır yurt dışındayım.

yurt dışında çok iyi dönemler ve aynı zamanda vasat dönemler de yaşadım.

bazen her şey iyi gitmesine rağmen, insanın canı bir anda vatan hasreti mi diyelim; yoksa çocukluk anılarını mı özlüyor diyelim bilemiyorum.

ancak hal böyle iken bir anda film kopuyor ve 10-15 gün veya 20 gün sılayırahim yapıyorsun. ancak yılda bir kaç defa doğduğun ülkeye bu kısa ziyaretleri yapmana rağmen aradan uzun yıllar geçince her şeyi fark ediyorsun. doğduğun yerde her şeyin değiştiğini; ailen, akrabaların ve yakın arkadaşlarını tanıyamaz hale geliyorsun. artık uyum sağlamakta zorluk çekiyorsun.

hayat şartları insanları değiştiriyor. arkadaşların ve akrabalarının büyük bir kısmı evlenmiş, kimi vefat etmiş; bazıları ise iş için veya hayatını idame ettirebilmek için başka şehirlere taşınmış oluyor. artık onları ve geride kalanları eskisi gibi göremiyorsun.

ve bu süreçten sonra şunu derk ediyorsun; hiç bir şey eskisi gibi değil, bulunduğun yerde mutlu ol. seni senden başka hiç kimse mutlu edemez.
bundan 3-4 yil once yurtdisina tasinirken bir arkadasimla konusmustum, nelere hazir olmam gerekli diye. bana yalnizliga kendini alistir demisti. o zamanlar bunu anlamadim, guldum gectim. ben zaten yillarca isim geregi yurtdisina seyahat etmis ve uzun sureli kalmistim, 4 farkli dil konusabiliyordum. benim icin sorun olmazdi.

ben yalnizlik cekmedim, her zaman cevremde arkadasim vardi. su an bile birilerine yazsam disarida olan var mi diye, gidecek birilerini bulurum. ama artik yalniz kalmamak icin sacma sapan insanlara katlanmak istemiyorum. haftada bir kere olsun ama gercek arkadaslarimla bulusayim istiyorum. moralim bozuk oldugunda babamla kafede bulusayim, samata yapalim istiyorum. hayatimda guzel olaylar oldugunda annemi yemege cikarmak istiyorum.

eskiden de zorluklar vardi. misal calistigim donem boyunca biz gocmenlere marquee musteriler verilmezdi, iyi projelerin cogunu biz yapardik ama ismimiz projede gecmezdi. maaslarimiz hep diger is arkadaslarimizdan dusuktu. ama son donemlerde, ozellikle sag partilerin etkisinin artmasinin ardindan daha zor oldu. isten cikarmalarin cogunda benim gibi vizeye ihtiyac duyanlar cikarildi. bazi ulkelerde oturum izni veya vatandaslik almasina 1-2 yil almis kisileri isten cikariyorlar ve bunu son 2-3 ayda yaptiklari icin is bulamadiginiz icin deport ediliyorsunuz.

yavas yavas turkiyeye donmeyi dusunmeye basladim. burada geceleri kadin basima guvenle yuruyebilmek, arabasiz rahatca yasamak, bir suru konsere uygun fiyata gidebilmek, cocugum olsa belki ucuza iyi egitim almasini saglamak benim icin kalma sebebi olurdu. bunlari inkar edemem. ama turkiyede aileme ve arkadaslarima yakin olma fikri cok agir basmaya basladi. burada iyi bir iste calisan, kendi evine tasinmis, kendi duzenini kurmus arkadaslarim benden daha az kazaniyorlar ama benimkine benzer bir hayat yasiyorlar. haftada 2-3 gun evden calisip, hafta sonlari ormana bisiklet surmeye yada tek gunluk kacamaklara gidiyorlar. hep birlikte sahilde takiliyorlar.

neyse daha cok yazarim ama kisadan hisse, yurtdisina tasiniyorsaniz yalnizliga hazir olur. temelli ve gercek arkadasliklar kuramayacaginizi bilin. simdi icinizden diyorsunuz ki ben oyle degilim, uyum saglarim, ortamlara girerim. evet bende oyle dedim ve hatta yaptim da. ama bu yalnizlik hissetmeme engel olmadi.

edit: bazi arkadaslar mesaj atmis bulasikcilik yaparsan boyle olur diye. ben highly-qualified vize ile yasiyorum. alanimda dunyanin en iyi top 10 okulundan birinde master yaptim. sonrasinda is bulup kaldim.

edit2: su basliga gelip, ben japonyaya gittim, ben avrupaya gittim, ben balkanlara gittim hic sorun yasamadim, sorun sizdedir mesajlari goruyorum. gordugum anda o kisinin avrupada dogru duzgun yasamadigini, yasasa bile kulturu icsellestirmedigini fark ediyorum.ortada sorunlu, suclu bir taraf yok. onlarin kulturu boyle, benim kulturum boyle. olayin giyinmekle, dili ogrenmekle falan alakasi yok.

cocuklugumdan beri ingilizce biliyorum, lisede fransizce ogrendim, universitede ispanyolca ogrendim. lisede babamin isi sebebiyle bir yil ingilterede yasadim. universitede bir yil ispanyada erasmus yaptim. mezun olunca 6 ay isvicrede staj yaptim. isim sebebiyle 6 ay dubaide, bir yil belcikada yasadim. son dort yildir da su an ki ulkemdeyim.hayatimin 8 yilini yurtdisinda gecirmisim. ilk uc yilimda hic yalnizlik hissetmemistim. ne zaman artik alistim ve buraya ait olmaya basladim, o zaman yalnizlik hissetmeye basladim.

burada yalniz degilim, dili biliyorum bi suru dostum var ama ailem ve arkadasim yok. bu benim icin onemliymis. ve sunu fark ettim. bir sure sonra her yeri geziyorsun, herseyi deniyorsun. ben fark ettim ki benim icin evimde huzurla yasamak, kopegimle vakit gecirmek, hafta sonlari ormanda bisiklet surmek, ayda bir bir yerlere kacamak yapmak bana yetiyor. avrupada 3.5 birim alacagima, turkiyeye gelip 2.5 birim alip yasamaya raziyim.

sanki gidebilen ama mutlu olmayan insanlar sizin hakkinizi calmislar gibi kizginsiniz. yaptiginiz erasmusla, 3-4 aylik dil okuluyla ve tatillerle, orada 3-4 yil yasayan insanlarin yasadiklarini anlayamiyorsunuz. empati yapamasaniz bile yasamadiginiz bir seyi sanki yasarsaniz yapacakmissiniz gibi konusmayin en azindan.
açılın 2 aydır hollandada yaşayan bir mühendis olarak gözlemlerimi aktarayım. kafa olarak türkiye kafasında olmadım, yolsuzluk usulsüzlük çakallıklar kural tanımazlıklar, adam kayırmacalar torpiller, din odaklı yaşanması hiç hoşuma gitmezdi. her tatilde yurtdışına kaçıp gezerdim, yeni şeyler denemek hep hoşuma giderdi.

öncelikle hayatında sadece tatil amacıyla yurtdışına çıkmış veya yurtdışına kaçmaya can atan insanların görüşlerini dikkate almayın.

kurye veya mavi yaka iş için gidip show yapanları da dikkate almayın.

ülke değiştirmek şunları gerektirir

1)tüm sosyal çevrenizi kaybediyorsunuz, eş dost aile, kimse bunun farkında değil gelene kadar

2) bambaşka kural ve işleyişin içine dahil oluyorsunuz, devlet sistemi, işyeri ortamı, yemek kültürü, iletişim farklılıkları, sosyal düzen vs vs. ev bulmak ayarlamak bile ciddi zorluk, çabalamak gerekiyor fazlaca. sadece ev değil her konuda çabalamanız gerekiyor. buna hazır olun.

göç ettikten sonra herşey ilk bir iki hafta çok güzel geliyor turist gibi hissettim, sosyalleşmek için içim kıpır kıpırdı.

bir noktada yalnızlık fena vurdu. ailemi ve arkadaşlarımı çok özledim. şimdilik düşünmemeye çalışıyorum.

türkiyedeki tüm problemler burada olmayınca kafanızdan türkiyede çektikleriniz ortadan kalkıyor. sanki hiç sorunlu bir ülke değilmiş gibi geliyor türkiye. buranın ufak sıkıntıları gözünüzde büyüyor. bu noktada ülkeyi özlüyorsunuz fena şekilde ve dönmek istiyorsunuz. insan beyni çok ilginç, geçmişi hemen unutup yeni yere hemen adapte oluyor.

mutlu olan heryerde mutlu olur. yurtdışı kesinlikle yaşanıp görülmesi gereken bir tecrübe ama mutluluk garanti değil.

yabancılarla kaynaşmak herkesin harcı değil ve çok olası görmüyorum. çok düşük bir oran bunu başarıyordur. adamlar zaten bireysel yaşıyor samimi ilişki yok bi de senin gibi yabancıyla kanka mı olacak. kolay işler değil bunlar.

ırkçılığın olduğu ülkelere gitmeyin, tüm bunların üstüne ırkçılık darbesi yemeyi bünye kaldırmayabilir. hollandada da mutlaka vardır ama az bir oranda olduğunu düşünüyorum. herkesin ingilizce konuşabilmesi ve istemesi büyük avantaj. özetle kimse kimsenin sikinde değil burada.

evli olarak gelsem veya samimi arkadaşlarım olsa sorun olmayacaktı büyük ihtimal. önerim yalnızlıktan gebermemek için yalnız gelmeyin. yeni arkadaş da bulamıyorum, asosyal bir insan değilim halbuki.
var böyle bir şey. misal bir araba alıyorsun. kimse sikine takmıyor. oysa burda öyle mi. arabayı ilana koyuyorsun ekşi’de başlığı açılıyor. arabayı alırken 50 takla atıyorsun. eksperi ayrı, noteri ayrı, sigortacısı ayrı, devleti ayrı geçiyor üstünden. beleş gruba davet edilen sarışın gibi herkes üstünden geçiyor. sonra alıyorsun aracı, 2 hafta muhabbet çıkıyor. kaça aldın. değişen var mı. boya var mı. söktak var mı. bunlar çok yakar. şu kadar verip dolusunu alsaydın. az daha koyup yenisini alsaydın. geçen kaynım da aldıydı falan. avrupa’da arabayı aldığınla kalıyorsun. çok sıkıcı. en fazla güle güle kullan diyolar. ıyk.