Sık geçen başlıklar

yaşlanma belirtileri 10

ekşi'de gör
dün, gençlik yıllarından beri tanıdığım, çok uzun yıllardır hayatımda olan bir arkadaş grubuyla görüştüm. bu arkadaşların neredeyse tamamında fark ettiğim; telefonlarında bir şey okumak ya da telefonlarına bi şey yazmak istediklerinde hasıl olan yakın gözlüğü takma ihtiyacı, o gruptakiler dolayısıyla da akranları olarak benim adıma bir yaşlanma belirtisiydi ve hüzün vericiydi. yakın gözlüğüne ihtiyaç duymayan ama belli ki çok yakında duyacak benim için çok yakında yakın gözlüğü takacak olmam dışında yıllar içinde uzayıp giden yaşlanma belirtileri listeme gelince;

iletişim kurmayı seven, karşımdakinin duygularını çok önemseyen biri olarak artık insanlarla uzun uzun konuşmaktan, kendimi ifade etmeye çalışmaktan ve onların aslında beni çok kıran, her neyse o şeyi yapma motivasyonlarını vs. dinlemeye olan isteğimle yaşım arasında ters orantı var. şimdilerde insanlarla konuşmak, onları uzun uzun dinlemek isteğim çokça azaldı.

evde kalmayı hep severdim zaten de bu sevgi hastalıklı bir noktaya ulaşmış bir durumda; iş dışındaki zamanlarda ev dışında geçirdiğim süre bildiğin canımı acıtır oldu. evde, mümkünse de yalnız kalayım. kitap okuyayım, dizi, film bi şeyler izleyeyim, müzik dinleyeyim. bazen bu ritüellerden deli gibi sıkılsam, bu monotonluktan dolayı kendimi çok mutsuz ve yalnız hissetsem de bu monotonluğun dışına çıktığımda hissettiğim mutsuzluğun daha fazla olması.

''bakikubbe teyze'' diye ilk seslenildiği o günden bugüne kadar benim için yaşlılığın belirtileri arasındaki yerini hep koruyacak, top 5'de olması gereken şey, birilerinin teyzesi olmak oldu ama bi şey değişti. eskiden küçük çocuklar teyze diyordu şimdilerde kocaman herifler olan oğullarımla birlikte kocaman heriflerin ve kızların teyzesi oldum ve bu aşşırı can sıkıcı.

geçmişe dair bitmek tükenmek bilmeyen iç hesaplaşmalar, keşkeler ve pişmanlıklar her ne kadar üzerinde düşünülmek istenmese de her geçen yıl bir önceki yıldan daha da fazlalaştı.

yaşla birlikte artan bi şey de bebekler, yaşlılar ve hayvanlara duyduğum sevgi oldu. bebeklerin boyunlarındaki o eşşiz kokuyu hiç bıkmadan koklayabiliyorum, yeter ki koklanacak bi bebek buluvereyim. hani eli yüzü nurlu denilen cinsten, yaşlı gördüğümde de boyunlarından koklamak değil ama durdurup sevesim geliyor, evet.

hiç öyle aynaya baktığımda hissettiğim şeylerden bahsetmeyeceğim zira her geçen yıl bir önceki yıldan daha mutlu ediyor beni aynada gördüğüm kadın ama eklenen şimdilik mutsuz etmese de “yaşlanıyorum lan!” dediğim çokça zaman oluyor yüzümde fark ettiğim çizgilerle birlikte.

eş, dost, akraba ne der, ne düşünürün artık eski önemini her geçen gün biraz daha kaybettiği gibi bu gruptan görüşülen insan sayısı da her geçen yıl biraz daha azaldı bende. bunun yaşlanmakla ilgisi var mı bilmiyorum lakin bende yaş ile arasında bi korelasyon olunca yazmadan edemedim.

gerçek dost diye adlandırılabilecek insan sayısındaki azalma yine artan yaşımla arasında ters olan bir orantı bulunan şeylerden biri de. üstelik dost sayısı azaldığı gibi yeni insanları hayata almak konusunda isteksizlik de bi o kadar artıyor. enerjisi olmuyor insanın yeni insanlara bi şey anlatmak ve dahi onları dinlemek için dolayısıyla da yalnızlık yaşlandıkça artan bi şey.

edindiği tecrübeler, yediği kazıklar neticesinde artık insanlara duyulan güvenin neredeyse yok olması var bi de; güvenemiyor insan yaş aldıkça.güven duygusu yaşla birlikte en çok azalan şey olabilir.

evet, geleceğe dair maddi kaygılar yaşla birlikte artsa da maddi şeyler önemini kaybediyor. her gün kıyafete göre seçilip takılan marka çantalar, saatler yerini tüm yıl aynısı takılan, en rahat edilene; topuklu ayakkabılarsa yerini spor ayakkabılara bırakıyor. aylarca mağaza gezmeden ve dahi bi şey de almadan elindekilerle idare edebiliyor insan.

beklentiler asgariye iniyor yaş ilerledikçe ve en önemlisi de kadın erkek ilişkisinde beklenen, aranan, özlenen en önemli şeyler huzur ve paylaşabilmek oluyor.

inşallah toparlarsam tünelin ucu beni de korkutuyor evet ama buralar çok da kötü değil gençler, belirti diye saydıklarımdan anlayacağınız üzere. çok da şaapmayın.
1-2 dönüm bahçe alıp içine küçük bir ev yaptırıp sessizliğin dinginliğin tadını çıkarmak canım çekiyor son 1 yıldır. ruhum yoruldu
doğum yılını seçerken mouse tekerleğini bir kaç kez çevirmek zorunda kalmak.
anlaşamayacağını anladığın ilk sinyalde karşındaki insanla iletişimi kesmek bence bunlardan biri. çünkü biliyorsunuzdur ki üstüne giderseniz, iletişim zehirli bir hal alır. hiç gerek yoktur.
beyaz saç falan klasiktir ama bazıları adamı beyninden vurulmuşa çeviriyor, sıralı tam liste:

- beyaz göğüs kılı
- beyaz burun kılı
- amca kaşı gibi uzayan tek tük kalın kaş
- kulak tüyü değil kılı çıkması
- kilo vermenin çok zorlaşması
- eski fotoğraflara bakınca inananamak
kalabalıktan, fazla insandan hoşlanmamak ve yalnızlığın keyif vermesi. çok keyif vermesi.
17 ve 15 yaşındaki kuzenlerimi yolda belde görünce, çocukları ufuktan doğru seçer seçmez elim cüzdanıma gidiyor. daha naber nasılsın demeden çıkarıp harçlık vermek için. bu benim dedemin hareketiydi lan. rahmetli king bizi sokakta şahin gözleriyle 1 km öteden tanır, cebindeki desteden parmak yalayarak para sayar ve bazen hiç konuşmadan elimize tutuştururdu, hatta yanımızda arkadaşımız varsa onun eline de. hiç unutmuyorum bir kez bir mağazadan bodoslama çıkarken adamın birine çarptım, daha pardon amca demeye kalmadan baktım ki dedemmiş ve bana 50 tl veriyor. bir kez de aynı minibüse binmişiz, birden dedemin "pardon beyfendi şu parayı arkadaki hanımkıza uzatır mısın" diyen sesini duydum, torunum filan da demiyor ha. ay tişikkir idirim didicimm dedim büyük bir coşkuyla, işin ucunda samsun sigara içen kasketli ve dizi protezli dedelere dadanmış gold digger damgası yemek var. ah be ehtiyar, bok vardı ölecek. gittikçe sana benziyor ve seni her gün özlüyorum.
ortaokulda bir kız vardı. zaten 36 mevcut içinde 6 taneydiler. onlardan biri. evlenmiş barklanmış anne olmuş boşanmış. ben balçovada oturuyorum o karşıyakada. arada bir izmir körfezi var. gel sevişelim dedi. gece 1 gibi. böyle iyi iyi geceler dedim. ortaokulda iken dese, körfezi yüzerek geçerdim. yaşlanmak böyle bişi.
yalnız kalma isteği, kendi kendine yetmek, yüksek sese tahammülsüzlük, sonunu gördüğün iletişime hiç başlamama isteği.
cuma ve cumartesi geceleri dışarı çıkmak yerine sakin, sessiz yerleri tercih etmeye başlamaktır.
gürültüsüz, havadar bir yerlerde sakince vakit geçirmek en sevdiğim eylem oldu. üstelik yaşım 30 bile değilken.