uzun bir aradan sonra gelen ve bir çocuk gibi sevindiren bölüm oldu.
bölüm şahane olmuş, ama çok ince göndermeleri olduğundan ilk izlemede kaçabilir. spoiler vermeden söylemek gerekirse bu bölümü 80'ler
bbc yapımı "
the adventures of sherlock holmes"
* dizisini izlemeyenler tam taktir edemeyeceklerdir. bu ikonik dizi sherlock karakterinin popüler dünyadaki algısını üreten yayın olmuştur. ve bütün bölüm bunun üzerine. açıklayayım;
---
spoiler ---
-
221b baker street sokağının tasarımı, içi, dizinin giriş ve çıkış sekansları (evin camından bakan sherlock'tan sokağa geçiş ve sokakta insanların ve atlı arabaların ilerleyişi) bu eski dizide oluşturulmuştur. dizi bunları hem kopyaladı, hem de arada üzerinden küçük espriler veya göndermeler yaptı.
- dizide hep tartışılan
watson'ın yazıları ile gerçek arasındaki farklar aslında
doyle'un kitapları ve eski dizi arasındaki farklardır. bu nedenle hem hikayeleri okuyan hem de dizi izleyenler yıllardır bazı şeyleri tartışırlar. mesela aslında hikayelerde holmes'un hiç
elementary * dememesi, şapkasının tamamen dizinin uydurması olması (bu eski
sherlock bölümlerinde de giyilmeyerek markaja alınmıştı, bu şapka holmes'un kafasında göründüğü anda olay bitti bende), karakterlerin birbirine devamlı soyadları ile hitap etmeleri, "point of interest" geyiği, kısaca çoğu gönderme bu dizi ve hikayeler arasındaki çatışmalar ile ilgili idi. daha da fazla bulan varsa yeşillendirsin.
-
mycroft olayını sıkıcı bulanlara gelince; arkadaşlar
sherlock için abisi kendisinin bir antitezi gibi işlenir. birisi kaotik, başına buyruk, sistemin dışından işleyen ve düzensiz bir karakterdir. abisi ise organize, devlet içinden ve tamamen insani yanlarından kopmuş bir varlıktır. bütün hikayelerde
mycroft daha akıllı gibi gösterilir ama aslında anlatılmak istenen
sherlockun bu zekasına rağmen insani bir karakter olduğudur. bunu olmadığı taktirdeki versiyonu mycroft'tan anlarız.
-
moriarty olayını abartı bulanlara gelsin; bir kere
m sadece bir suç kralı değildir, daha sembolik bir karakterdir.
m sherlock'un kötü halidir, yani aynı çıkarımcı dehanın suç için kullanılan halidir. bu nedenle
holmes'un en korktuğu, en kafasını kurcalayan ve öldürmek için kendini feda ettiği karakter olmuştur. bu nedenle basit tek bölümlük bir karakter değildir. hikayelerde de özellikle şelaleden (hikayede şelale gerçek bir olay tabii) sonra izi hep hissedilir. burada unutmamak gerek ki
holmes moriarty hadisesinden sonra asla eski haline dönemez. akli dengesi sarsılmış bir karakter olarak hayatına devam eder.
- son olarak bölüm şöyle okunursa gerçekten güzel olduğu görülebilir; moriarty sherlock'un her hareketini tahmin edebilen, kafasını tamamen okuyabilen bir suçludur ve onunla ilk karşılaşmasında sherlock'u tamamen altetmiştir. çünkü aslında holmes'u bir adım öne çıkaran onun ölmemesi olmuştu. sherlock'un bu durumda moriarty'nin de kendisi gibi bir numara çekerek ölmediğine kanaat getirmesi gerekli. çünkü aksi taktirde kendine güvenini tamamen yitirecek ve asla altedemediği bir düşmanla karşı karşıya olduğuna kanaat getirecek. bu nedenle zihninin derinlerine iniyor ve bu olasılığı elemeye çalışıyor. bazılarınız "olm çok kolay kafası patlayan herif ölür işte, bunun için bir buçuk saat düşünmek ne amk" diyor ama işin zevkli tarafı sherlock gibi bir karakterin, dehanın bu kesin kanılara nasıl ulaştığını izlemek. sonra da nasıl buldu lan dememek için. mesela watson bir iki olaydan sonra "olum hayalet bu" diye ikna oluyor, bizimki ise emin. işte sherlock'un bazı şeylerden emin olma süreci böyle oluyor.
---
spoiler ---
bir yandan güzel bir cinayet çözülmüş olsa da bölüm bir
character study idi. hatta öylesiydi ki, sadece hikaye içinde değil, meta yaparak farklı üç medyadaki tasvirleri (kitap, yeni dizi, eski dizi) üzerinden de işlenmiş bir hali. bu klasiğe cinayet çözme yerine benim gibi
sherlock holmes (ve
dr watson tabii ki) karakterleri için bağlandıysanız, emin olun izleyeceğiniz en iyi bölüm olacaktır.