ya şimdi belki beni linç edeceksiniz ama bazı gerçekleri söylemem gerek.
zenginler her şeyi hafife alır arkadaşlar. milyarlarca doları varken küvet kadar şeyin içine girip titanik batığına bakmaya inenleri anımsarsınız.
zenginler daha önce bir şey olmayınca, daha sonra da bir şey olmayacak zannederler. bu yüzden kriminallerle de benzeşirler. bu durumda tek üzücü yan, zenginlerin bağımsız olaylar kavramını özümseyememiş olmalarının dramatizmidir.
emin olun bu fabrika sahibi arkadaş makinenin kaç ton bastığını, içine insan girerse ne olabileceğini hepimizden iyi biliyordur-du.
o kendinden emin kaynağı belirsiz özgüveni görüntüden okuyabiliyorum. o tereddütsüz içeri girişi.
bu ekmek davası değil, bu tanrı sendromu arkadaşlar. yani ailesi üzülmesin diye saygısızlık etmek istemiyorum ama bir noktada ibret olması kaçınılmaz bir umursamazlık var.
kendi girmese başkasını sokardı zaten. belki daha önce de sokmuştur.
bu tarz endüstriyel makinelerde her şeyden daha büyük, daha ışıklı ve daha kırmızı yapılan acil durum düğmesinin hiçbir sikkime yaramamasından bile nasıl bir diktatörlük ve iş güvenliğisizlikle (sanırım bu kelimeyi ben uydurdum) karşı karşıya olduğunuzu anlayabilirsiniz. bu düğmeler bozabileceğiniz düğmeler bile değil.
bence rahatça uyuyun.
muhtemen masum bir emekçi henüz farkında değil ama kurtuldu.
10.05.2024 · 44. sıra
ciguli
09.05.2024 03:39