üst katında zıplayan kimsenin olmaması.
Sık geçen başlıklar
oturulan evin en sevilen özelliği 4
ekşi'de göriçinde karımın olması
- gece 12'lerde bile gönlüm rahat bir şekilde, korkmadan eve girebilmek. gerçi bu benim korkmazligim olabilir, çünkü aslında hiçbir yer guvenli değil. yine de burası bana sanki tatlı ve genç ailelerin, tonton ninelerin oturduğu, ezelden beri burali olan insanların yeriymis gibi geliyor. pek sessiz değil, ama nispeten nezih bir yer.
- dernekten çıkıp yürüyerek eve gelebilmek.
- alışveriş yaptığım eve yakın iki tekel bayiinin de beni tanıması. bu çok hoşuma giden bir özellik.
- kutu gibi kullanışlı bir ev olması. keşke balkonu az daha büyük olaydi da oturabileydim.
- şu ana kadar olan yaşantımda gerçekten tek başıma ve özgür olduğum ilk ev olması. bundan öncekiler ya aile eviydi ya evliydim ya da ailemle aynı binadaydı. bazen korkuyorum, bana bir şey olsa koşacak kimse yok yakında; ancak özgürlük hissi bambaşka. sadece kedim ve ben varız. kızımın da artık kendi evi var.
- bilimum bütün online market ve yemek siparişlerini yapabilmek. taksi çağırdığımda adresimi tarif etmemek, arkadaş çağırdığımda evimi rahatça bulabilmeleri, kargo geldiğinde evde yoksam girişteki dükkanın benim yerime alması falan da şahane özellikler. işyerime kargo şirketleri gelmemek için bindokuzyüzellisekiz takla atıyorlar.
- aslında hemen birinci kat. yine de bir odasında kalırken gecenin bir vakti diğer odasından korkmadığım ilk ev.
- hiçkimsenin yardımı olmadan tamamen kendimin bulduğu, taşındığı, eksiklerini giderdiği, dolabıdır, gideridir aksaklıkları onardığı, onaramadıklarımda tamamen kendi özgür irademle usta bulup tamir ettirdiği ve elbette kendi kendimin kazıklandığı ilk ev.
- yatak odası takımımın olduğu ilk ev. fırın ve ocak aldığım ilk ev. galiba tv'yi de burada alırım. şunların borcu bitsin de hele.
- ya bir de buraya taşındığımdan beri aracıyla sokağıma beni bırakmayan dostum, arkadaşım, kardeşim kalmadı. motosikletle bile! dıştan bakan biri için epey muammadır. bu çok komiğime gidiyor. kim len bu kadın diyen var mı acaba? dernek aracıyla bile bıraktılar beni (hem de 2 kere ve acayip havalıydı bence). haftanın en az 3 günü birileri beni eve bırakıyor ve habire de değişiyor hem cinsiyet hem de araçlar. otomobilleri geçtim doblo bile bıraktı, tuğralı! bmw motosiklet biraktı. minibüs birakti. bir keresinde de martiyla geldik eve, bir arkadasla. nedense kikirdayasım geliyor bunu düşündükçe. mit falan saniyorlarmis bir de!!
- dernekten çıkıp yürüyerek eve gelebilmek.
- alışveriş yaptığım eve yakın iki tekel bayiinin de beni tanıması. bu çok hoşuma giden bir özellik.
- kutu gibi kullanışlı bir ev olması. keşke balkonu az daha büyük olaydi da oturabileydim.
- şu ana kadar olan yaşantımda gerçekten tek başıma ve özgür olduğum ilk ev olması. bundan öncekiler ya aile eviydi ya evliydim ya da ailemle aynı binadaydı. bazen korkuyorum, bana bir şey olsa koşacak kimse yok yakında; ancak özgürlük hissi bambaşka. sadece kedim ve ben varız. kızımın da artık kendi evi var.
- bilimum bütün online market ve yemek siparişlerini yapabilmek. taksi çağırdığımda adresimi tarif etmemek, arkadaş çağırdığımda evimi rahatça bulabilmeleri, kargo geldiğinde evde yoksam girişteki dükkanın benim yerime alması falan da şahane özellikler. işyerime kargo şirketleri gelmemek için bindokuzyüzellisekiz takla atıyorlar.
- aslında hemen birinci kat. yine de bir odasında kalırken gecenin bir vakti diğer odasından korkmadığım ilk ev.
- hiçkimsenin yardımı olmadan tamamen kendimin bulduğu, taşındığı, eksiklerini giderdiği, dolabıdır, gideridir aksaklıkları onardığı, onaramadıklarımda tamamen kendi özgür irademle usta bulup tamir ettirdiği ve elbette kendi kendimin kazıklandığı ilk ev.
- yatak odası takımımın olduğu ilk ev. fırın ve ocak aldığım ilk ev. galiba tv'yi de burada alırım. şunların borcu bitsin de hele.
- ya bir de buraya taşındığımdan beri aracıyla sokağıma beni bırakmayan dostum, arkadaşım, kardeşim kalmadı. motosikletle bile! dıştan bakan biri için epey muammadır. bu çok komiğime gidiyor. kim len bu kadın diyen var mı acaba? dernek aracıyla bile bıraktılar beni (hem de 2 kere ve acayip havalıydı bence). haftanın en az 3 günü birileri beni eve bırakıyor ve habire de değişiyor hem cinsiyet hem de araçlar. otomobilleri geçtim doblo bile bıraktı, tuğralı! bmw motosiklet biraktı. minibüs birakti. bir keresinde de martiyla geldik eve, bir arkadasla. nedense kikirdayasım geliyor bunu düşündükçe. mit falan saniyorlarmis bir de!!
camdan dışarı bakınca ağaç görebiliyor olmam. ev ararken neredeyse tek kriterim bu gibi bir şey. aslında çok basit gibi ama böyle bir ev bulmak oldukça zor.