ilk iki level iyi kötü bir şekilde geçiliyor da üçüncü level çok büyük bir stres kaynağı. en azından benim için öyle. modern görücü usullerini falan görünce ciddi ciddi bulantılar geliyor bana. mecazi değil gerçek, psikosomatik bulantılar. bu şekilde mutlu olan çok fazla kişi olabilir. onlara herhangi bir laf etmiyorum. bu tamamen şahsi bir konu. bir şekilde bu stil, kötü bir hayatın ön koşulu olarak kodlanmış kafamda. hangi konuda öleyim daha iyi dersiniz diye bir soru soran olsa cevap olarak bunu verirdim.
kuzenim daha yeni modern görücü usulü yoluyla nişanlandı. yani söz hakkın var ama hızlı olacaksın. normalde hız da sıkıntı olmaz benim için, ben zaten birinden ya en başta hoşlanırım ya da hiç hoşlanmam. ama işin içinde başkasının hadi hadi itelemesi olunca sinir oluyorum. "bir ay konuştular işte, hadi ne uzatıyorsunuz. laf çıkar." demeler, boş düğün salonuna göre düğün tarihi belirlemeler falan derken iki aydır yeminle içim bayıldı. yalnız bunların bana şöyle bir faydası oldu: bu sırayla giden proje bir hayatı yaşayabilecek bir insan olmadığıma karar verdim. çünkü bu hayat planının kendisi beni hiçbir şekilde heyecanlandırmıyor. özenmiyorum yani, özensem özendiğim şeyi ne yapar eder yaparım. isteklerime ket vuracak kadar iradeli biri değilim. bu işlerin bu kadar da proje olduğunu daha yeni yeni anlayabiliyorum. mesela beni eş olarak hedefleyen kitle belli: özel sektör okumuşları. atanmış birkaç arkadaşım var onları hedefleyenler de ya denk ya üst düzey devlet memurları. ben bunu bizzat yaşıyorum ya. bizzat böyle bir şeyin içindeyim. anlaşmak yok, beğenmek yok, konuşmak-iletişim kurmak yok. ne var? işler falan var sadece işte. memur memurla tayin yapar, iyi olur. memur kadın özelde çalışanları istemez, o yüzden kalan özeldekiler özeldekilere kalıyor falan. hemşire bir arkadaşım var, doktorların ve meslektaşlarının çoğunun antidepresan kullandığından, hayatlarında rutinleri dışında bir sıkıntı olmamasına rağmen eve gitmek istemediklerinden falan bahsediyor sürekli. sorun da tamamen bu zaten. bence hayatlarında, belli zorunlu rollerden başka hiçbir şey yok. herhangi gerçek bir paylaşım veya sevgi yok. yaptıkları her şeyi bir görev gibi yapmış bu insanlar. zamanı gelmiş diye evlenmiş, zamanı gelmiş diye çocuğunu yapmış falan filan. şansa bala bazıları aynı kafada çıkıyor da anlaşıyorlar. peki ya ortak paydada buluşamayanlar ne olacak? ben anlamıyorum, bu insanların duyguları yok mu veya varsa da nereye saklıyorlar? ya da ne hissettiklerini anlayacak kadar kafaları basmıyor mu? hiç mi aşık olmadılar mesela? rahat etmek rahat yaşamak için götlerini kaldırıp çalışmak yerine neden sürekli bir hesap içerisindeler? birkaç aydır oturdum ciddi ciddi bunu düşünüyorum.
annesi babası "okudun da ne oldu? hadi artık evlen." diye baskı yapan "öylesine evlenmek istemiyorum. birini sevmeden, onunla iyi anlaşmadan evlenmek istemiyorum. ya hemen evlenir de anlaşamazsam ve paylaşacak hiçbir şey bulamazsam?" diye dert yanan çok fazla arkadaşım var benim. hani şu sözlükteki otuzluk teyze klanından. kimseyi beğenmemekten, herkesi reddetmekten falan değil. sadece normal insani paylaşım aradıkları için bu durumdalar. karşı cinsten hayat garantisi değil de daha farklı incelikler bekledikleri ve sırf bu yüzden sürekli hayal kırıklığı yaşadıkları için. ve onlar da bu şekilde düşünüyorlar. proje hayattaki rolleri oynayacak kadar düşük farkındalıklı değiliz demek istiyorlar aslında. ama toplum, böyle düşünen insanları dışlıyor. her kanaldan ''sen eksiksin.'' mesajı veriyor sürekli. halbuki eksik olan bunların tamamını seçerek değil de bir görev gibi yapanlar. bu kadar insanın bu şekilde proje yaşadığını düşündükçe aklımı kaybedecek gibi oluyorum. benim kafam hiçbir şekilde bunu almıyor gerçekten.
bazıları da diyor ki ''40'tan sonra yalnızlık çok zor, evlen diyen teyzelerin lafına gelirsiniz.'' en kötü yalnızlık bile istemediğin tiyatroyu oynamaktan ve kendini bunu istediğine inandırmaktan daha onurludur. velhasıl üçüncü level'de kendini iyi dinlemek, baskı veya anlık hezeyanlar sebebiyle ''evleniyorum'' kezbanlığı yapmamak ve şöyle bir durup düşünmek lazım: tamam evleniyorum ama görev bilinciyle mi yoksa cidden biriyle bir hayatı paylaşmak için mi? zira bazı hataların dönüşü çok zor ve de sancılı olabilir.