apartman dairesi alabildik de müstakili kaldı.
Sık geçen başlıklar
müstakil ev hayattır 4
ekşi'de göraksini söyleyen mi var?! millet sanki apartmanlarda, bilmemkaç katlı sitelerde keyiften oturuyor!
tv izlemiyorum. ses olsun diye açınca da fonda mutlaka tlc kanalı açık oluyor. izleyenler bilirler, %90'ı emlak programı. hatta tlc tv'deki moral bozan emlak programları başlığını da ben açmıştım.
şu hayatta ne istediysem hemen hemen oldu, daha da bir şeyde gözüm yok. amma velakin buradaki evlere bitip çok özeniyorum ya! bildiğim bir fetişim de yok ama eğer var ise bu kesinlikle ev olmalı. ev sevdam geçmiyor.
koca koca bahçeler, açık konsept salonlar, birbirinden güzel dekorasyonlar, kocaman mutfak adaları, o geniş verandalar. vallahi baktıkça içim eriyor özeniyorum. yani insan nasıl mutlu olmasın ki o programlarda gösterilen evlerde?
ev arayan ailelerin söylediği iki cümleden biri "çocuklarımızın rahatça koşup oynayacağı bahçesi olan bir ev arıyoruz" oluyor. düşünceye bakar mısınız ya. bu çocuk nasıl mutlu büyümesin ki şimdi?
adam mesela hobilerini gerçekleştirebilmek için kocaman bir garaj istiyor. geçiyor orada marangozluk yapıyor, arabasıyla ilgileniyor. eşi evine ofis kurmuş evden çalışıyor falan. bu aile nasıl mutlu olmasın söyleyin hadi!
buradaki evleri görünce deli gibi sarı siteye sarıp evlere bakıyorum. tabii ki istanbul denilince müstakil bir evden anlaşılan, küçük armutlu'nun, reşitpaşanın gecekonduları oluyor ki onlarda bile fiyatlar arsa nedeniyle uçuk. şehrin içinde istediğim kalitede olanları da milyon dolardan başlayıp astronomik rakamlı aidatların döndüğü modern köylerden ibaret. yani alıp yaşayabileceğim müstakil bir ev istanbul'a en az 2 saat uzaklıkta.
aklımda şu aralar olan fikir, "madem bu istediğimi şu an yapamıyorum, bari istanbul'a 2 saatlik mesafede bulunan ve haftasonları gidip yaşayabileceğim bir ev bulayım da en azından iki günümü istediğim bir ortamda geçireyim" fikri. bu da olsun hayattan başka hiçbir şey istemediğime dair imza atıyorum buraya.
er ya da geç sana sahip olacağım lan müstakil ev!
şu hayatta ne istediysem hemen hemen oldu, daha da bir şeyde gözüm yok. amma velakin buradaki evlere bitip çok özeniyorum ya! bildiğim bir fetişim de yok ama eğer var ise bu kesinlikle ev olmalı. ev sevdam geçmiyor.
koca koca bahçeler, açık konsept salonlar, birbirinden güzel dekorasyonlar, kocaman mutfak adaları, o geniş verandalar. vallahi baktıkça içim eriyor özeniyorum. yani insan nasıl mutlu olmasın ki o programlarda gösterilen evlerde?
ev arayan ailelerin söylediği iki cümleden biri "çocuklarımızın rahatça koşup oynayacağı bahçesi olan bir ev arıyoruz" oluyor. düşünceye bakar mısınız ya. bu çocuk nasıl mutlu büyümesin ki şimdi?
adam mesela hobilerini gerçekleştirebilmek için kocaman bir garaj istiyor. geçiyor orada marangozluk yapıyor, arabasıyla ilgileniyor. eşi evine ofis kurmuş evden çalışıyor falan. bu aile nasıl mutlu olmasın söyleyin hadi!
buradaki evleri görünce deli gibi sarı siteye sarıp evlere bakıyorum. tabii ki istanbul denilince müstakil bir evden anlaşılan, küçük armutlu'nun, reşitpaşanın gecekonduları oluyor ki onlarda bile fiyatlar arsa nedeniyle uçuk. şehrin içinde istediğim kalitede olanları da milyon dolardan başlayıp astronomik rakamlı aidatların döndüğü modern köylerden ibaret. yani alıp yaşayabileceğim müstakil bir ev istanbul'a en az 2 saat uzaklıkta.
aklımda şu aralar olan fikir, "madem bu istediğimi şu an yapamıyorum, bari istanbul'a 2 saatlik mesafede bulunan ve haftasonları gidip yaşayabileceğim bir ev bulayım da en azından iki günümü istediğim bir ortamda geçireyim" fikri. bu da olsun hayattan başka hiçbir şey istemediğime dair imza atıyorum buraya.
er ya da geç sana sahip olacağım lan müstakil ev!
hemen uyuzun bir cıkar. baran 14 yaşında bilmem ne. ne var adam doğru yazıyor.