Sık geçen başlıklar

kyk yurdundaki insanlık dramı kahvaltı 2

ekşi'de gör
insanlık dramı tanımı ilk okuyuşta fazla gibi gelse de şu memleketin tüm kurumları ile insanlarının gençlerine layık gördüğü davranışların tümünü düşünürsek bence kredi yurtlar kurumu kendi üzerine düşeni yerine getiriyor! diyebiliriz.

öncelikle bu satırları yazan kişi üniversite dönemi 5.5 yıl yurtta kalan birisidir (bkz: #127826019). ayrıca lise döneminde de bir sene parasız yatılı okudum ben. onu da katarsam toplamda 6,5 yıllık yatarım var. yurt hayatının kaşarı olarak her türlü pisliğini, yolunu yordamını çok iyi bilirim.

şu ülke arabalara, futbola ve zenginleri daha da zengin edecek uygulamalara birazcık kısıtlama getirse, buradan elde edilecek parayla da emin olun üniversitelerde okuyan gençlerin yanında bir o kadar daha genci çok daha iyi şartlarda yaşatabilir.

ben yurtta kalırken bunu da bulamazdık, ben yurtta kalırken 3 kat battaniye altında ders çalışırdım, ben yurtta kalırken yurda çığ düştü tünel kazarak okula gittik, ben yurtta kalırken ormandan geyik avlardık vs.vs. doğru bir yaklaşım değil. o zaman 50 sene önceki adam gelse dese ki ben yurtta kalırken okula trolebüsle giderdik, hepimiz troleybüse mi bineceğiz kuzey kore gibi. yerimizde sayıp duralım, habire şükredelim boş boş o zaman!

gelişmek, ilerlemek ve başarılı olmak gençlere değer vermekle, onlara yatırım yapmakla doğru orantılıdır. 1933 sonrasında hitler almanya'da iktidarı eline alınca alman gençlerine yönelik korkunç bir eğitim ve propaganda faaliyetine girişti. 1940 mayıs'ında fransa'yı işgal eden alman piyade ve panzer tümenlerindeki genç askerleri gören ve aynı anda yanlarından geçen alman askerleri ile aynı yaştaki esir düşmüş fransız askerlerini de izleyen (şu anda adını hatırlayamadığım) amerikalı bir gazeteci; genç alman askerlerinin her yönden çok sağlıklı ve harika göründüklerini belirtirken esir fransız askerlerinin sağlıksız görünüşlü olduğunu, neredeyse tümünün yaşlı adamlar gibi dişlerin çürük veya eksik olduğunu özellikle vurgulamış ve iki ulusun 1918-1940 arasında gençlerine verdiği değerin sırf bu açıdan bile bakıldığında çok fazla olduğunu yazmıştı.

gençler bu memleketin geleceği. bu çocuklara birkaç gram proteini, sütüyle, tatlısıyla tuzlusuyla sağlıklı gıdayı, ders çalışacakları medeni ortamları, ihtiyaç duydukları medikal destekleri sağlamak, yeri geldiğinde cebine de kendisini idare edecek kadar parayı harçlık olarak "karşılıksız" koymak zorunda bu memleket. şırnak'taki gence de çanakkale'deki gence de aynısını yapmak zorundayız. yoksa savrulup gidiyor hayatlar yok tarikatlar yok örgütler yok politik karmaşalar derken...
bunu beğenmiyo musunuz diyen hamurişi beyinli boomerlar olmuş.

nerede yumurta, peynir, zeytin,domates? işin sağlık boyutu var. nerede makro/mikro günlük besin ihtiyaçlarını gözetmek; hangi diyetisyen , hangi hekim bunu onaylar? yumurta, peynir, zeytin, sebze nerede? demir, kalsiyum, b12,c,d,e vitamini nerede? sen hayatsız bir çalışan olarak sabah metroya binmeden açma alacak zamanın varsa şanslı hissediyo olabilirsin . lakin devlet yurdunda sistemli şekilde fixlenmiş bir menüde öğrencilere her gün bunu çıkarmak sistematik bir halk sağlığı ve eğitim sorunudur. neymiş mis gibi açmaymış, beyaz un +rafine yağ = insülin direnci-->diyabet---> obezite veya reflü-->gastrit--->ülser.

bunu yiyerek ders çalışan inşaat mühendisinin yaptığı binada oturasıcalar sizi.