anaerop yumuşak doku enfeksiyonu kokusu almış olanlar bu kokuyu hiçbir kötü kokuyla kıyaslamazlar. bir defa aldınız mı bütün gün (bazen birkaç gün) her yerden o kokuyu alırsınız.
Sık geçen başlıklar
koklanan en berbat koku 5
ekşi'de gördeli boku.
olaylar narlıdere istihkam okulunda, acemi birliğinde cereyan etmiştir.
karşısında kalabalık cemaat gören imam misali, bölük komutanı her sabah içtimasında 1 saate yakın konuşmakta ve iflahımızı kesmektedir. bir kaç gün sonra komutan insafa geldi ve çömelme pozisyonunda dinleyebileceğimizi belirtti.
olayın kahramanı ile tüm bölük o gün tanışmıştır.
bu arkadaş, komutan çömel emri vermesine rağmen bel fıtığı varmış gibi hafifçe dizlerini kırmakta, bir türlü çömelmemektedir. bir kaç gün sonra anlaşıldı ki vatandaşın fiziki değil akli sıkıntıları var. verilen emir kafasının içinde farklı bir şekilde yorumlanıyor. neyse gel zaman git zaman biz bu çocuğa alıştık. yardımcı olmaya falan çalışıyoruz. tıraş olurken gırtlağını kesmesin diye -denemişliği var- kim denk geldiyse sakalını kesiyor falan.
yemin törenine bir hafta kala yürüyüş talimleri sıklaştı. içtimadan sonra 2 saat uygun adım yürüyoruz. bu da kahvaltıyla ilk mola arasını 3 saate çıkarıyor. neyse bir gün yürüyüş taliminden sonra koğuşlara döndük. her gün yaptığımız gibi yarım saat dinlenip öğle yemeğine gidicez. koğuştan içeri girdiğimiz an bok kokusu karşıladı. buraya kadar okuyanlar "zaten kokuyor amk" demesin. osuruk kokuyor, nemli ayak kokuyor, küf kokuyor falan evet ama bok bu amk. kaba kaba.
ortalarda bir tane bile çavuş bulamadık. çavuşu bulsak napıcaksak sanki. karargaha gittim. belki bir komutana durumu arz eder, boruları kontrol ettiririz diye düşünüyorum. karargaha girmemle felç geçirmem bir oldu. koğuşlar kokmuyormuş gençler. koğuşlar gülistanmış beyler. yok böyle bir koku. gezi zamanı onlarca biber gazına maruz kaldım. böyle gözümden yaş gelmedi. içeriye kimyasal bomba atılmış resmen. herkes öksürüyor ve öğürüyor.
o an merdivenlerde bizim deliyi gördüm. ondan daha deli başçavuş koluna girmiş söve saya bunu götürüyor. herkes öğürürken başçavuş gülerek "amk delisi şimdi çürük raporunu yazdırıcam" diyordu.
bu deli sabah tuvalete girmemiş. yürüyüş sırasında da sıçmış. öteki grupla yürüdüğü için olayı o an öğrenemedik. ancak çürük vermek için can atan başçavuş görünce karargaha götürüp, kokuyu da şahit ederek bölük komutanından yazıyı almak için karargaha sokmuş.
olayın sonunda bizim delinin deli değil ileri zekalı olduğu ortaya çıktı. bu yüzden çürük raporu da verilmedi. deli başçavuş sinirden kendini sikme derecesine geldi. ileri zekalı delimiz de usta askerler nezaretinde narlıdere hamamında araba fırçasıyla yıkandı.
bok kokusu yemin töreni günü bile vardı.
edit: imla
olaylar narlıdere istihkam okulunda, acemi birliğinde cereyan etmiştir.
karşısında kalabalık cemaat gören imam misali, bölük komutanı her sabah içtimasında 1 saate yakın konuşmakta ve iflahımızı kesmektedir. bir kaç gün sonra komutan insafa geldi ve çömelme pozisyonunda dinleyebileceğimizi belirtti.
olayın kahramanı ile tüm bölük o gün tanışmıştır.
bu arkadaş, komutan çömel emri vermesine rağmen bel fıtığı varmış gibi hafifçe dizlerini kırmakta, bir türlü çömelmemektedir. bir kaç gün sonra anlaşıldı ki vatandaşın fiziki değil akli sıkıntıları var. verilen emir kafasının içinde farklı bir şekilde yorumlanıyor. neyse gel zaman git zaman biz bu çocuğa alıştık. yardımcı olmaya falan çalışıyoruz. tıraş olurken gırtlağını kesmesin diye -denemişliği var- kim denk geldiyse sakalını kesiyor falan.
yemin törenine bir hafta kala yürüyüş talimleri sıklaştı. içtimadan sonra 2 saat uygun adım yürüyoruz. bu da kahvaltıyla ilk mola arasını 3 saate çıkarıyor. neyse bir gün yürüyüş taliminden sonra koğuşlara döndük. her gün yaptığımız gibi yarım saat dinlenip öğle yemeğine gidicez. koğuştan içeri girdiğimiz an bok kokusu karşıladı. buraya kadar okuyanlar "zaten kokuyor amk" demesin. osuruk kokuyor, nemli ayak kokuyor, küf kokuyor falan evet ama bok bu amk. kaba kaba.
ortalarda bir tane bile çavuş bulamadık. çavuşu bulsak napıcaksak sanki. karargaha gittim. belki bir komutana durumu arz eder, boruları kontrol ettiririz diye düşünüyorum. karargaha girmemle felç geçirmem bir oldu. koğuşlar kokmuyormuş gençler. koğuşlar gülistanmış beyler. yok böyle bir koku. gezi zamanı onlarca biber gazına maruz kaldım. böyle gözümden yaş gelmedi. içeriye kimyasal bomba atılmış resmen. herkes öksürüyor ve öğürüyor.
o an merdivenlerde bizim deliyi gördüm. ondan daha deli başçavuş koluna girmiş söve saya bunu götürüyor. herkes öğürürken başçavuş gülerek "amk delisi şimdi çürük raporunu yazdırıcam" diyordu.
bu deli sabah tuvalete girmemiş. yürüyüş sırasında da sıçmış. öteki grupla yürüdüğü için olayı o an öğrenemedik. ancak çürük vermek için can atan başçavuş görünce karargaha götürüp, kokuyu da şahit ederek bölük komutanından yazıyı almak için karargaha sokmuş.
olayın sonunda bizim delinin deli değil ileri zekalı olduğu ortaya çıktı. bu yüzden çürük raporu da verilmedi. deli başçavuş sinirden kendini sikme derecesine geldi. ileri zekalı delimiz de usta askerler nezaretinde narlıdere hamamında araba fırçasıyla yıkandı.
bok kokusu yemin töreni günü bile vardı.
edit: imla
halı saha yelekleri
kovada 2 ay kalmış bira tortusu.
birayı yapıp şişeledikten sonra kovayı yıkamayı unutmuşum. 2 ay geçtikten sonra tekrar bira yapayım dedim ve fermantasyon kovası aklıma geldi. dibinde bol karbonhidrat, protein ve mayalı bir tortu kalır. o tortu 2 ay boyunca terasta, yazın izmir sıcağında durmuş. kapağı açtığımda kurtçuk sürüsü çoktan yaşamını tamamlayıp ölmüş ve geriye et yığını bırakmış. inanılmaz bir koku burnuma geldi. nefesim kesildi resmen. böyle bir şey olamaz. artık nasıl zehirli bir şeyse vücut soluduğun şeyi atmak için öksürme refleksine giriyor.
ev arkadaşıma seslendim. moruk gelsene inanılmaz bir şey koklatacağım kovaya bak ne biçim kokuyor dedim. bakiim deyip direkt kafasını kovanın içine soktu bu hayvan. olum bir dur lan, neden kafanı sorgulamadan hemen bir kovanın içine sokuyorsun? aklıma geldikçe gülerim. öğürmekle öksürmek arasında ağzını tutup tuvalete doğru kusmaya gitti. kokudan gözün kararabileceğini ilk defa orada gördüm.
kovanın içine çamaşır suyu döküp, kapağını kapatıp çöpe atmıştım.
birayı yapıp şişeledikten sonra kovayı yıkamayı unutmuşum. 2 ay geçtikten sonra tekrar bira yapayım dedim ve fermantasyon kovası aklıma geldi. dibinde bol karbonhidrat, protein ve mayalı bir tortu kalır. o tortu 2 ay boyunca terasta, yazın izmir sıcağında durmuş. kapağı açtığımda kurtçuk sürüsü çoktan yaşamını tamamlayıp ölmüş ve geriye et yığını bırakmış. inanılmaz bir koku burnuma geldi. nefesim kesildi resmen. böyle bir şey olamaz. artık nasıl zehirli bir şeyse vücut soluduğun şeyi atmak için öksürme refleksine giriyor.
ev arkadaşıma seslendim. moruk gelsene inanılmaz bir şey koklatacağım kovaya bak ne biçim kokuyor dedim. bakiim deyip direkt kafasını kovanın içine soktu bu hayvan. olum bir dur lan, neden kafanı sorgulamadan hemen bir kovanın içine sokuyorsun? aklıma geldikçe gülerim. öğürmekle öksürmek arasında ağzını tutup tuvalete doğru kusmaya gitti. kokudan gözün kararabileceğini ilk defa orada gördüm.
kovanın içine çamaşır suyu döküp, kapağını kapatıp çöpe atmıştım.
protein tozunu içtikten sonra, 4-5 gün kalmış shakerı bi koklayın ondan sonra konuşalım