tamam hadi fotoğraf paylaşıyorsun eyvallah da her paylaştığın fotoğrafın altına niye alakalı alakasız özlü sözler yazıyorsun güzel kardeşim? rahatsız mısın sen?
Sık geçen başlıklar
instagram'a niçin fotoğraf yüklüyoruz sorunsalı 6
ekşi'de görkişi ne kadar reddederse reddetsin bastıramadığı bi beğenilme arzusuna sahip. aldığı beğeni arttıkça egosu da aynı oranda okşanıyor. gerçekte mutsuz ve özgüvensiz olsa bile tam tersi yönde izlenim verebiliyor. aldığı beğeni sayısı ile, takipçi sayısı ile doğru orantılı olarak tatmin ediyor kendini.
resim yükleyenlerin %95 i hava atmak ve ego tatmin etmek için yüklüyorlar.
kalan %3-4 ü kendi hayatlarının, yaptıklarının, hissettiklerinin çok önemli olduğunu ve tanıdıkları insanların bunu öğrenmek için can attıklarını sandıkları için yüklüyorlar.
kalan % 1 ise bence digital bir albüm olduğu için yüklüyorlar.
kalan %3-4 ü kendi hayatlarının, yaptıklarının, hissettiklerinin çok önemli olduğunu ve tanıdıkları insanların bunu öğrenmek için can attıklarını sandıkları için yüklüyorlar.
kalan % 1 ise bence digital bir albüm olduğu için yüklüyorlar.
cevabı, insanların artık bir şeyi deneyimlemekten değil, yaşadığı deneyimi “sergilemekten” mutlu olmasıdır. vatandaş paris’e gidiyor ama ona mutluluk veren şey o an paris’te olmak değil, paris’te olduğunu pelinsu’ya, berkecan’a göstermek, bakın ben böyle bir hayat yaşayabiliyorum mesajı verebilmek. başarılardan, deneyimlerden, lezzetlerden başkasına sergileyebildiği ölçüde mutlu olabiliyor insanlar. icad yapsa sergileyemedikten sonra hiçbir önemi yok.
her zaman diyorum çok pis bir döneme denk geldik...
her zaman diyorum çok pis bir döneme denk geldik...
“kolay ve beleş olduğu için” şeklinde yanıt verilebilecek sorunsaldır.
fotoğrafla ortaokul zamanlarında tanışmış, filmli makinelerle çekim yapıp filmi karanlık odada yıkamış ve siyah beyaz tab etmiş biri olarak instagram yokken flickr vardı oraya yüklerdim.
flickr’dan önce de kendi websiteme koyardım ama ftp ile yüklemek, önizlemesi için ayrı boyutta düzenlemek vs son derece uğraştırıcı olurdu. domain ve hosting için ise godaddy’e ciddi para ödemek zorunda kalırdım.
o zamanlar takipçi ve takipçi sayısı gibi bir kavram yoktu, sırf ego tatmini için de para ve zaman kaybı yaşadığım halde neden uğraşıyordum peki? sebebi çok basit: paylaşmak ve mutlu olmak. çünkü ben de başka bir sitede güzel bir fotoğraf gördüğümde mutlu oluyordum benim fotoğraflarımı görüp gülümseyecek birilerinin olması düşüncesi bile beni mutlu ediyordu. (miniatürk ilk açıldığında hemen gidip fotoğraflarını çekmiş ve tek tek açıklamalarıyla siteme koymuştum da; yabancı bir turizm sitesi bana mail atıp fotoğraflarımı kendi sitelerinde kullanmak istediğini belirtmişti. sevinerek kabul ederken yaşadığım mutluluğu hala unutmam)
şimdi hem hızlı, hem ücretsiz, hem de filtre ve düzenleme araçlarıyla fotoğrafı daha cazibeli hale getiren bir uygulama varken kullanmamayı aklımın ucundan bile geçiremiyorum.
fotoğrafla ortaokul zamanlarında tanışmış, filmli makinelerle çekim yapıp filmi karanlık odada yıkamış ve siyah beyaz tab etmiş biri olarak instagram yokken flickr vardı oraya yüklerdim.
flickr’dan önce de kendi websiteme koyardım ama ftp ile yüklemek, önizlemesi için ayrı boyutta düzenlemek vs son derece uğraştırıcı olurdu. domain ve hosting için ise godaddy’e ciddi para ödemek zorunda kalırdım.
o zamanlar takipçi ve takipçi sayısı gibi bir kavram yoktu, sırf ego tatmini için de para ve zaman kaybı yaşadığım halde neden uğraşıyordum peki? sebebi çok basit: paylaşmak ve mutlu olmak. çünkü ben de başka bir sitede güzel bir fotoğraf gördüğümde mutlu oluyordum benim fotoğraflarımı görüp gülümseyecek birilerinin olması düşüncesi bile beni mutlu ediyordu. (miniatürk ilk açıldığında hemen gidip fotoğraflarını çekmiş ve tek tek açıklamalarıyla siteme koymuştum da; yabancı bir turizm sitesi bana mail atıp fotoğraflarımı kendi sitelerinde kullanmak istediğini belirtmişti. sevinerek kabul ederken yaşadığım mutluluğu hala unutmam)
şimdi hem hızlı, hem ücretsiz, hem de filtre ve düzenleme araçlarıyla fotoğrafı daha cazibeli hale getiren bir uygulama varken kullanmamayı aklımın ucundan bile geçiremiyorum.
felsefe yapmaya geldim acilin!
kisilerin ic dunyasinda-bilincalti duzeyde- iki karakter var diyebiliriz. bu karakterleri “ezik karakter” ve “ideal karakter” olarak adlandiralim. alter ego gibi terimlere falan hic girmeyecegim
kimse tarafindan gorulmesini, farkedilmesini bile istemedigimiz hatta kendimizin bile uzerine toprak atip yok etmek istedigimiz “ezik/karanlik karakter”imiz daha once yasadigimiz olaylarin bizde yarattigi olumsuz hislerden olusuyor. mesela abin ensene tokat attiginda, hoslandigin kiz/erkek seni reddettiginde, birine selam verdiginde o kisi sana selam vermediginde “acaba gormedi mi, tanimadi mi, yoksa beni sallamadi mi?” gibi dusunceler icine girip anlamak icin tekrar selam vermeye cesaret edemedigin anda hissettigin gorunmezlik duygusu gibi. bunlari yasayan “ezik karakter” sen olmamalisin cunku kendini gercekten kotu hissettin. bu hisleri surekli sindiren biri olmamak icin o hisleri yasatan olaylarin ustune gitmeden yasanmamis sayarsin. daha sonra sana bu hislere benzer hisler yasatacak durumlardan olabildigince kacarsin. belki de sana kotu hissettiren kisi sana naptiysa sen de aynisini baskasina yaparak bu histen siyrilmaya calisirsin ama konumuz bu degil.
gel gelelim bir de kisinin surekli ulasmak icin cabaladigi, her gun kendini asmaya calismasindaki en buyuk motivasyonlardan biri olan “ideal karakter” var. bu karakter etrafindakiler tarafindan saygin, komik, sanat anlayisi yuksek, kulturlu, zeki, muzik zevki iyi, mutlu, guzel/yakisikli veya saglikli benzeri sifatlardan olusuyor ve hayatimiz boyunca potansiyelimizi kullanarak bu kisi olmak icin ugrasiyoruz.
bir insan kendisinin zeki, yakisikli vb. gibi olumlu sifatlari tanimlayabilmesi icin etrafindaki kisilerden onay alma ihtiyaci hisseder. aynada guzel oldugunu gorse bile yeterince inanmaz. dunyadaki tum kitaplari okusa da kendini kulturlu hissetmez. bu onaylanma ihtiyacinin nedeniyse kisinin kendinden surekli olarak suphe etmesine neden olan, icinden bi turlu sokup atamadigi “ezik karakter”inin ta kendisi oluyor malesef.
instagram’in besin kaynagi da insanlarin kendi icinde yasadigi bu catismadan doguyor bence. mesela kendini guzel hissetmiyosun. belki bir de gunes isigi guneyden 25 derecelik aciyla gelirken hafifce gulumsediginde guzelsindir. 100 tane selfie cektin, 1’inde kendini begendin. ama o kadar da emin degilsin. koy bakalim instagram’a kac kisi begenecekmis senin dusundugun kadar var miymis hemen ogren. fotograftaki her sey, yanindaki herkes iyi gorunmeli. iyiden kastim karizmatik, komik veya en azindan yanindayken seni iyi gosterecek bir sifati olmali. cektigin objelerin hepsi otantik, gordugun manzaralarin hepsi paha bicilemez olmali mesela. bunlarin degerini likelarla olc bir bak. ya da sevgilin mi var? koy instagram’a bi fotograf insanlar senin ne kadar sevilebilir, ne kadar ozel, ne kadar mutlu oldugunu gorsun. belki inanirlar... sen kendin inandin mi ama? az like mi aldin? ideal
karakterine ulasmak icin biraz daha cabalaman lazim.
insan once dusununce oha yok artik bu kadari ruh hastaligi heralde diyor ama cogu hesapta durum bu bana kalirsa.
ben hesabimi ani defteri gibi kullaniyorum mesela iyi ya da kotu, bir sekilde hatirlamak istedigim bi andaysam bi sey cekip koyuyorum sonra da album olarak instagram’i kullaniyorum. neden instagram? cunku filtre var anilarim canli gorunmeli tististis ^_^
kisilerin ic dunyasinda-bilincalti duzeyde- iki karakter var diyebiliriz. bu karakterleri “ezik karakter” ve “ideal karakter” olarak adlandiralim. alter ego gibi terimlere falan hic girmeyecegim
kimse tarafindan gorulmesini, farkedilmesini bile istemedigimiz hatta kendimizin bile uzerine toprak atip yok etmek istedigimiz “ezik/karanlik karakter”imiz daha once yasadigimiz olaylarin bizde yarattigi olumsuz hislerden olusuyor. mesela abin ensene tokat attiginda, hoslandigin kiz/erkek seni reddettiginde, birine selam verdiginde o kisi sana selam vermediginde “acaba gormedi mi, tanimadi mi, yoksa beni sallamadi mi?” gibi dusunceler icine girip anlamak icin tekrar selam vermeye cesaret edemedigin anda hissettigin gorunmezlik duygusu gibi. bunlari yasayan “ezik karakter” sen olmamalisin cunku kendini gercekten kotu hissettin. bu hisleri surekli sindiren biri olmamak icin o hisleri yasatan olaylarin ustune gitmeden yasanmamis sayarsin. daha sonra sana bu hislere benzer hisler yasatacak durumlardan olabildigince kacarsin. belki de sana kotu hissettiren kisi sana naptiysa sen de aynisini baskasina yaparak bu histen siyrilmaya calisirsin ama konumuz bu degil.
gel gelelim bir de kisinin surekli ulasmak icin cabaladigi, her gun kendini asmaya calismasindaki en buyuk motivasyonlardan biri olan “ideal karakter” var. bu karakter etrafindakiler tarafindan saygin, komik, sanat anlayisi yuksek, kulturlu, zeki, muzik zevki iyi, mutlu, guzel/yakisikli veya saglikli benzeri sifatlardan olusuyor ve hayatimiz boyunca potansiyelimizi kullanarak bu kisi olmak icin ugrasiyoruz.
bir insan kendisinin zeki, yakisikli vb. gibi olumlu sifatlari tanimlayabilmesi icin etrafindaki kisilerden onay alma ihtiyaci hisseder. aynada guzel oldugunu gorse bile yeterince inanmaz. dunyadaki tum kitaplari okusa da kendini kulturlu hissetmez. bu onaylanma ihtiyacinin nedeniyse kisinin kendinden surekli olarak suphe etmesine neden olan, icinden bi turlu sokup atamadigi “ezik karakter”inin ta kendisi oluyor malesef.
instagram’in besin kaynagi da insanlarin kendi icinde yasadigi bu catismadan doguyor bence. mesela kendini guzel hissetmiyosun. belki bir de gunes isigi guneyden 25 derecelik aciyla gelirken hafifce gulumsediginde guzelsindir. 100 tane selfie cektin, 1’inde kendini begendin. ama o kadar da emin degilsin. koy bakalim instagram’a kac kisi begenecekmis senin dusundugun kadar var miymis hemen ogren. fotograftaki her sey, yanindaki herkes iyi gorunmeli. iyiden kastim karizmatik, komik veya en azindan yanindayken seni iyi gosterecek bir sifati olmali. cektigin objelerin hepsi otantik, gordugun manzaralarin hepsi paha bicilemez olmali mesela. bunlarin degerini likelarla olc bir bak. ya da sevgilin mi var? koy instagram’a bi fotograf insanlar senin ne kadar sevilebilir, ne kadar ozel, ne kadar mutlu oldugunu gorsun. belki inanirlar... sen kendin inandin mi ama? az like mi aldin? ideal
karakterine ulasmak icin biraz daha cabalaman lazim.
insan once dusununce oha yok artik bu kadari ruh hastaligi heralde diyor ama cogu hesapta durum bu bana kalirsa.
ben hesabimi ani defteri gibi kullaniyorum mesela iyi ya da kotu, bir sekilde hatirlamak istedigim bi andaysam bi sey cekip koyuyorum sonra da album olarak instagram’i kullaniyorum. neden instagram? cunku filtre var anilarim canli gorunmeli tististis ^_^