Sık geçen başlıklar

ilkokul öğretmeninin unutulmayan özellikleri 6

ekşi'de gör
bir özellik değil ama bizi mezun etmeden emekli olmasını unutamıyorum ve affedemiyorum… biz dördüncü sınıfın ilk dönemini bitirdiğimizde öğretmenimiz emekli oldu… ne kadar ağladım, ne kadar üzüldüm… üç dönemcik daha kalabilseydi keşke… elbette kendi şartları, durumu bunu gerektirdi ama bizi adeta yetim bırakmıştı. nitekim o gittikten sonra günü geçirmek için iki farklı öğretmen verdiler. ikisi de sınıfı pek sahiplenmedi. beşinci sınıfta o sene okula tayin olan bir öğretmeni verdiler. o da bize türkü ezberletip durdu. yanlış anlaşılmasın, ben de türkü severim ama derslerin ikinci planda kalması ilkokul beş seviyesinde çok da doğru değil… ah canım öğretmenim ah… bizi mezun edip emekli olsaydın, belki kariyerim bile bambaşka olurdu…
okuma yazmayı hemen öğrendiğim için beni yere göğe sığdıramayan, kitapları hayatıma yerleştiren mehmet öğretmenime;
resim yeteneğimi önemseyen, jimnastik konusunda cesaret veren naime öğretmenime;
düşünmeyi/sorgulamayı yeşerten, tüm piyeslerde rol almamı sağlayan yakup öğretmenime;
halk oyunlarını ve bağlamayı sevdiren, o yaşımda bile beni koro şefi yapan ihsan öğretmenime;
ve hayatıma yön veren o öpülesi ellerin sahibi, odasının kapısında "bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" cümlesinin yazılı olduğu okul müdürü ismail öğretmenime binlerce teşekkür ediyorum.
sanırım şu dünyadaki en büyük şanslarımdan biri de öğrencilerine, "ben sizin anneniz babanız değilim, dersimi anlatır gider, maaşımı da alırım" demeyen; yani,
''bari bir öğretmen" olmayan gerçek eğitimcilerdir.

sizleri hiç unutmuyorum... sonsuz sevgi ve saygıyla.

ek: anaokulları günümüzdeki kadar yaygın olmadığından dolayı genelde ilk karşılaşılan öğretmen ilkokul öğretmeniydi. ilkokul, öğrenmenin öğrenildiği, yeteneklerin keşfedildiği, merakların/ilgilerin dallanıp budaklandığı, ilk başarıların tadıldığı eğitim zincirindeki en önemli halkadır.
eğer parmak izleri akşama kadar yanağımda kalan tokadı saymazsam, (sabah törenindeki istiklal marşını şarkı söyler gibi sallanarak okuduğum için) dayak yemek bir yana aksine hep sevilen,
değerli hisseden bir öğrenci oldum. ve diğer arkadaşlar adına da hatırladığım herhangi bir şiddet olayı yoktur.

gel gelelim burada yazılan bazı dehşet verici entryleri okudukça, sanki ben ilkokulu türkiye'de değil de iskandinav ülkelerinde okumuşum gibi düşünmeye başladım. şizofreninden psikopatına, engelli çocuğa işkence yapanından meslektaşını okul bahçesinde öldürenine kadar...
bu öğretmen görünümlü canilerin bırakınız çocuk eğitiminin inceliklerini icra etmesini, saksıda ot yetiştirmesi bile imkansızdır.

umarım böylesine korkunç bir tabloda yer almak zorunda kalan çocukların; devam eden eğitim süreci içinde gerçek öğretmenlerle yolları kesişmiş, ve sonraki yaşamlarında da kendilerini onarabilme şansı olmuştur.
birden fazla ilkokul öğretmenim oldu benim maalesef ama ilk öğretmenim bambaşkaydı. onun bana kattığını kimse katmadı. ailemin katacağı şeyler dışındaydı ve iyi ki var olmuş. canım benim. teşekkürler
geçen gün bir ortamda tamamen tesadüfen denk geldik kendisiyle. en son 14 sene önce yine tesadüfen bi çay bahçesinde çay içerken görüşmüştük. hala doğduğum yerde yaşıyor. o kadar çok severdim ki salih hocayı… idolümdü hep. 14 senedir görmediğim insanla 1 saate yakın konuştuk. bana çocukluğumu tekrar hatırlattı sağolsun. yaşlanmış artık epey. çok şey var onunla ilgili unutamadığım ama aklımda yer eden bir “seiko” saati vardı. bir keresinde voleybol oynarken top bileğine çarpmış, saati düşürmüştü. ondan çok ben üzülmüştüm kırılacak diye… sohbeti açıldı, “hocam o saat hala duruyor mu” dedim. “tabii ki duruyor, çocuklarım yenisini al bunun artık diyor ama o benim ilk maaşımla aldığım saat, taş gibi de zaten, seni göreceğimi bilsem takar gelirdim” diye cevapladı gülerek… sonuç olarak vicdanlı bi insansa her şeyiyle hayatınızda hep örnek bir figür olarak kalıyor ilkokul öğretmeni…
babamla bir sure yasak iliski yasayan ilkokul ogretmenim (babam da ayni okulda ogretmendi) yaramazlik yaptigim bir gun bana orospu cocugu demisti. eve gidip anneme soyledim ve annem ertesi gun dersi basip hepimizin gozleri onunde ogretmenimi sacindan tutup yerlerde suruklemisti.
ilkokul birinci sınıf ramazan ayı iftar saati ailem beni okuldan almayı unutmuş ve bunu iftar sofrasında ‘sofrada bir şey eksik yauu’ diyerek fark etmişlerdi. o esnada ilkokul öğretmenim elimden tutup okulun önünde benimle oturup ailemin gelmesini beklemişti sene 98.. canım öğretmenim.