Sık geçen başlıklar

gizem bağdaçiçek 2

ekşi'de gör
şimdi karşımızda bir görüntü var, iki polis bir kadını başına bastırarak götürüyor, elleri arkadan kelepçeli. burada kim olduğunun ve ne ile suçlandığının bir önemi yok, ben de ismini ilk defa duydum. her şeyden önce bu muameleyi hak edip etmediğini sorgulamak zorundayız.

kimsenin kimseyi aşağılama hakkı olmadığı gibi, polisin de hiç kimseyi aşağılama hakkı yoktur. kelepçe uygulaması, her türlü yakalamada otomatik olarak başvurulabilecek bir şey değildir, ortada meşru bir gerekçe olması gerekir.

cmk 93 diyor ki: "yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen
kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri
bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir."

yani neymiş meşru gerekçe? kişinin kaçacağına veya kendine ya da bir başkasına zarar verme ihtimaline ilişkin belirtilerin varlığı olmalı. bu belirtiler de gayet objektif, somut belirtiler olmalı; aksi takdirde polisin kafasına göre "ben kaçacağını hissettim" diye keyfi davranabilmesinin önü açılabilir. eğer ortada hiçbir belirti yoksa, bu yapılanın tek amacı, kişiyi aşağılamak ve teşhir etmektir. mevzunun müstehcenlik, teşhir vs. gibi saçma sapan ithamlar üzerinden yürümesi de, bu aşağılamanın meşruiyetine dair farklı kapılar açmayı kolaylaştırıyor gibi maalesef. oldu olacak milleti toplayıp utanç yürüyüşü yaptırın, herkes yüzüne tükürsün.

ahlaksızlık budur işte, başka bir şey değil. asıl müstehcenlik, asıl teşhircilik bu görüntüdür. toplum ne zamanki kadınların kıyafetine taktığı kafayı, polisten insan gibi muamele görmeye takar, her kime yapılırsa yapılsın bu muameleyi kabul edilemez bulur, o zaman ahlaktan ve hukuktan bahsetmeye başlarız.
şu kızı başından bastırıp ters kelepçe yaparak gözaltına almanın tek bir izahı olamaz ya. suçludur suçsuzdur orası bambaşka konular. ülkemizin nerelere geldiğinin net göstergesidir bu. katil olmak onlyfansçı olmaktan daha değerli bu ülkede.