- suriyelilere sağlanan tüm imkanlara ve kaçak göçmenlere karşı çıktım, çıkıyorum.
- babam 58 yaşında halen çalışıyor. görüleceği üzere kıyak emekli falan da değil. emekliliği elli küsürlü bir yaşta haketti.
- annem ev hanımı. emekli falan da değil, bildiğiniz ömrü hayatı boyunca ev hanımı. kısaca hanemize kimsenin sgk primleri henüz emekli aylığı olarak girmedi.
- kyk öğrenim kredisi borcumu kendim ödedim. imzaladığım sözleşme ne ise fazlasını geri ödedim ama eksik ödemedim, af falan da olmadı.
- öğrenciliğim süresince kyk öğrenim kredisi hariç hiçbir devlet kurumundan, belediyeden burs, yardım vs. almadım. sadece bunlar değil özel kuruluşlar, dernek ve vakıflardan da almadım.
- tüm akp yolsuzluklarına ve hazine garantili projelere karşı çıktım, çıkmaya da devam ediyorum elimden geldiğince.
- devletten hiçbir alanda sosyal yardım, para vs. almadım. ailem de almadı.
- özel sektörde bordrolu çalışıyorum. vergim, sgk ücretlerim tastamam yatıyor.
popülist sebeplerle ülkede olacak bir yanlışa itiraz edebilmemiz için eyt'ci arkadaşların belirlediği tüm şartları sanırım karşıladığıma göre bu konuda söyleyeceklerim var.
öncelikle eyt bir kazanılmış hak değildir. bu hususta 2002 yılında anayasa mahkemesinin verdiği karar da mevcuttur. merak eden açıp okuyabilir, neden kazanılmış hak olmadığının gerekçesini de görebilir. bir hakkın kazanılmış sayılması için hukuken gerekli olan isterleri araştırabilir. üstelik o günün mahkemeleri şimdiki günler gibi siyasetin elinde oyuncak da olmamıştı.
diğer taraftan kazanılmış hak iddiasını sunanların en temel argümanı biz işe başlarken 25 sene denildi konusudur. peki 25 sene denilmese yok arkadaş ben bu şartlarda çalışmıyorum mu diyecektiniz? çalışmak veya sgk primi ödemek gibi hususlar maalesef çoğu zaman kişinin kendi inisiyatifinde olan şeyler değil. ihtiyacımız olmasa zaten çalışmayız, var ve mecburen çalışıyoruz. o yüzden ben 25 sene diye başladım, prim yatırdım muhabbetini lütfen bırakalım. sanki 25 sene olmasaydı "yok arkadaş ben çalışmıyorum" mu diyecektiniz. yatırdığınız primler yerinde duruyor, kimsenin üstüne yattığı yok.
şimdi meselenin hukuki boyutu ile ilgili zaten bir anayasa mahkemesi kararı var. biz ekonomik tarafından düşünürsek eğer bir insanın 40'lı yaşlarda emekli olmayı talep etmesi bırakın 25 seneyi 30 senedir de prim ödüyor olsa dahi hak falan değildir. peki neden değildir? bugün baktığımızda türkiye'de ortalama yaşam süresi erkeklerde 76, kadınlarda ise 81 yıla ulaşmış durumda. var sayalım bizim eyt'li arkadaş 1999 yılında 18 yaşında işe başlamış olsun. bugün itibariyle bu kişi prim günlerini doldurmuş dahi olsa 42 yaşında oluyor. peki biz bir insanı 40'lı yaşlarında emekli ettiğimizde ne oluyor? taş çatlasın 25 sene prim ödemiş insanlara takribi 30+ senelerde hatta kadınlarda 40 sene mertebesinde emekli maaşı ödenecek demek oluyor.
bir diğer boyutu da, eli ayağı tutan, dinç, sağlığı sıhhati yerinde, dünya sağlık örgütüne göre henüz yeni orta yaş kategorisine girmiş insanların emekli edilmesinin oluşturacağı iş gücü sıkıntıları. şimdi bugün çıktı dediler ki eyt tamam, emeklisiniz. allah rızası için gerçekten kaçınız çalıştığınız işi bırakacak, hayatınızı emekli olarak devam ettireceksiniz? şu an 40'lı yaşlarda iş bulunmuyor diyen sizler hem emekli maaşı alacak hem de sizin yerinize çalışması gereken gençlerin yerine nispeten düşük ücretlerle hatta sigortasız çalışarak daha büyük bir kara delik açacaksınız. benim tanıdığım tüm eytliler bir şekilde emekli olup tam olarak dediğim şekilde çalışmanın peşinde. böyle çalışarak alınan emekli maaşının yanında bir de sizin yerinize çalışsaydı prim ödeyecek olan birinin de işine engel olarak sisteme çifte darbe vurmuş olunuyor.
peki böyle bir sgk sistemi sürdürülebilir mi? hayır. gelecek nesillerden, çoluk çocuklarınızdan çalıyorsunuz. diyorlar ki "e kardeşim siz bizden önce kıyak emekli olanlara laf edin". yahu yaşım yetse ona da laf ederdim, yetmedi edemedim. sizin yetiyormuş etseydiniz de bunları tartışmasaydık işte bugün. 40'lı yaşlarında insanların emekli edilmesi dünyanın neresine giderseniz gidin absürd bir olaydır. emeklilik demek bir çeşit yaşlılık aylığı demektir. bu kişi artık fiziken ve mental olarak çalışamaz demektir. 43-45 yaşında taşı sıksa suyunu çıkaracak insanların böyle şeylerin peşinde koşması gerçekten üzücü.
vakti zamanında kıyak emeklilere birileri laf etmedi diye o zaman yapılanın yanlış olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu. sizin onları emsal göstererek emekli olma talebiniz de ortaya koyduğunuz "davanın" ne kadar haklı olduğunun! göstergesi zaten. onlar kıyak emekli oldu, onlara ses edilmedi biz niye kıyak emekli olmuyoruz demek ne kadar etik bir davranıştır bunu da insanların takdirine bırakıyorum.
işin bir diğer boyutu da, emeklilikte yaşa takılma hususunun aslında zaten mantıken saçma olması. bugün baktığınızda çalışma hayatına 2000'li yıllarda ve sonrasında atılmış tüm insanların prim gün sayısı emekliliği hakedeceği yaştan 10-15 sene önce doluyor zaten. kendi adıma konuşacak olursam 60 yaşında emekli olacağım eğer kanun böyle uygulanmaya devam ederse. prim günlerim de 45 yaşında doluyor. ben de emeklilikte yaşa takılıyorum bu durumda. benden başka milyonlarcası da takılıyor. ne yapalım biz de 45 yaşında turp gibi adamlarken emekli olmak için mi bastıralım? hakkaniyetli mi bu?
hakkaniyetli olan şey ölü diye sövmek istemediğim süleyman demirel'in yaptığı ve ülkenin sgk sisteminin çanına ot tıkayan popülist yanlışları tekrarlamak değil. doğru olan oturulup adam akıllı bir planlama yapılarak herkes için hakkaniyetli, insani şartlarda bir emeklilik sisteminin oluşturulmasıdır. herkesin makul yaşlarda emekli olacağı bir sistemi getirmektir. fakat olur mu? olmaz. çünkü bizim milletimiz bencil. kendisi avanta kazandıktan sonra umurunda bile olmuyor. eyt bekleyen insanlar kendilerinden sonra gelecekleri zerre umursamıyorlar. maalesef. misal 1999 yılında hasbelkader eylülde işe başlayanla kasımda başlayan arasında 2-3 ay yüzünden 10 sene emekli olma süresi farkı ortaya çıkacak. peki bu hak mı? 1999 yılında çalışmaya başlayanla 2000 yılında başlayan arasında 10 sene yaş farkı çıkacak. 1 yıla 10 yıl. peki bu hak mı? değil. çözüm birilerine kıyak geçmek değil.
diğer yandan bir sürü entry okudum, eyt'yi savunan hemen hemen çoğu yazar "siyasiler ülkeyi soyuyor ses çıkarmıyorsunuz", "bilmem hangi firmaların vergileri affediliyor ses çıkarmıyorsunuz", "x yerde yolsuzluk oluyor ses çıkarmıyorsunuz" gibi cümlelerle bu durumu kendilerince savunmaya ve eyt'ye karşı çıkan insanlar üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar. doğrusu, hırsızın emsali hırsız olur. siz kendi taleplerinizi ülkede olan biten yolsuzluklarla, hırsızlıklarla aklıyorsanız, savunuyorsanız eğer içten içe siz bile talebinizin hak olmadığını biliyorsunuz demektir. hırsızlığa emsal olan şey ancak yine hırsızlıktır. bu savunma da "birileri yiyor zaten, bırakın biraz da biz yiyelimden" başka bir şey değildir.
benim bu konuda sitemim de muhalefete ama en çok da kemal kılıçdaroğlu ve meral akşener'e dir. iktidarın belki de 20 yıllık yönetim sürecinde yaptığı nadir doğru hareketlerden biri bu eyt hususunda mantıklı, sürdürülebilir, gerçekçi yaklaşımı benimsemek ve oy şantajına papuç bırakmamaktı. fakat, akp iktidarının seçimlerde oy olarak kritik bir seviyeye düşmesi ve eyt şantajcılarının da ciddi bir oy potansiyeli olduğunu düşünen muhalefetin bu sorunu sahiplenmesi ile maalesef akp'de bu trene binmek durumunda kaldı. benim muhalefetten beklentim oy uğruna ülkeyi bataklığa çevirmiş popülizm ateşine bir odun daha atması değil, problemleri kalıcı ve akılcı olarak çözmesidir. henüz 32 yaşında biri olarak diyorum ki bu işi hiç iyi yapmadılar.
benim şahsen görüşüm, her ne zeminde ve ne koşulda olursa olsun sağlıklı bir insanın 40'lı yaşlarda emekli olmayı talep etmesi ne etik ne ahlaki değildir. kendi adıma da bir yaş sınırı koymadan eyt vaadi verecek olan hiçbir partiye de oy vermeyeceğim.
14.12.2022 · 9. sıra
adebayorun hirsiz kardesi rotimi
13.12.2022 00:01