pırlanta gibi bir piç doğurmuş kişi.
Sık geçen başlıklar
eylem tok 16
ekşi'de göramerika'da yasiyorum.
turk dernegi'ne soyledim, "eylem tok konusunda bir sey yapmayacak misiniz?" diye, biz ne yapabiliriz ki dediler. zehir zemberek bir email attim ve uyeligimi iptal ettim. politik baski yaparak cok sey yapilabilirken, ornekleri doluyken bu tutum basiretsizlik, beceriksizlik baska bir sey degil.
nypd'e ihbar ettim. konsolosluga ihbarda bulundum. hatta bulundugum yerdeki tanidigim politikacilara da durumu anlatan bir sey yazdim.
amerika'da yasayanlar bunlari yapabilirler. turk dernekleri bir boka yaramiyor.
ermeni, yunan dernekleri cok daha aktifken, politikacilara baski yapabilirken boyle bir pisligi temizleyememiz de bizim ayibimiz.
edit: ise yaramazsa ihbarlarin ve baskinin dozunu arttiracagim. baskiyi arttirmaya dhs'ten ve network'umu kullanarak baslayacagim. tek basima olacak bir sey degil, amerika'da yasayan arkadaslar da ayni zamanlarda baskiyi arttirirlarsa harekete gecerler.
yapilabilecekler, etki sirasina gore: cesitli yerel ve buyuk gazetelere olayi anlatan email yazabilirsiniz. new york'ta yerel gazetelerin olayi haber vermesini saglayabilirsiniz.
ıngilizce sosyal medyalarda (reddit, twitter, tiktok vs) olayi anlatabilirsiniz.
(hatta aklima bir fikir geldi, ny sokaklarina olayi anlatan, fotograflarinin oldugu a4 kagit ilanlar etrafta direklere, duvarlara zimbalanabilir. hatta ileri goturulurse cesitli bilboard'lara ilan verilebilir. bunu yapmak legal, ancak cesitli kisitlamalari var)
dhs'in ihbar bolumune kanitlarla olayi anlatabilirsiniz. amerikan vatandasi yurt disinda suc islerse mahkemeye cikarilir ve yargilanir, emsalleri cok var.
politikacilara olayi anlatan bir mektup yazabilirsiniz.
her ne kadar ise yaramasalar da, turk derneklere baski yapmaya devam edebilirsiniz. baski yapinca dernekler de politikacilara baska yapmaya baslarlar.
polise ihbar edebilirsiniz.
turk dernegi'ne soyledim, "eylem tok konusunda bir sey yapmayacak misiniz?" diye, biz ne yapabiliriz ki dediler. zehir zemberek bir email attim ve uyeligimi iptal ettim. politik baski yaparak cok sey yapilabilirken, ornekleri doluyken bu tutum basiretsizlik, beceriksizlik baska bir sey degil.
nypd'e ihbar ettim. konsolosluga ihbarda bulundum. hatta bulundugum yerdeki tanidigim politikacilara da durumu anlatan bir sey yazdim.
amerika'da yasayanlar bunlari yapabilirler. turk dernekleri bir boka yaramiyor.
ermeni, yunan dernekleri cok daha aktifken, politikacilara baski yapabilirken boyle bir pisligi temizleyememiz de bizim ayibimiz.
edit: ise yaramazsa ihbarlarin ve baskinin dozunu arttiracagim. baskiyi arttirmaya dhs'ten ve network'umu kullanarak baslayacagim. tek basima olacak bir sey degil, amerika'da yasayan arkadaslar da ayni zamanlarda baskiyi arttirirlarsa harekete gecerler.
yapilabilecekler, etki sirasina gore: cesitli yerel ve buyuk gazetelere olayi anlatan email yazabilirsiniz. new york'ta yerel gazetelerin olayi haber vermesini saglayabilirsiniz.
ıngilizce sosyal medyalarda (reddit, twitter, tiktok vs) olayi anlatabilirsiniz.
(hatta aklima bir fikir geldi, ny sokaklarina olayi anlatan, fotograflarinin oldugu a4 kagit ilanlar etrafta direklere, duvarlara zimbalanabilir. hatta ileri goturulurse cesitli bilboard'lara ilan verilebilir. bunu yapmak legal, ancak cesitli kisitlamalari var)
dhs'in ihbar bolumune kanitlarla olayi anlatabilirsiniz. amerikan vatandasi yurt disinda suc islerse mahkemeye cikarilir ve yargilanir, emsalleri cok var.
politikacilara olayi anlatan bir mektup yazabilirsiniz.
her ne kadar ise yaramasalar da, turk derneklere baski yapmaya devam edebilirsiniz. baski yapinca dernekler de politikacilara baska yapmaya baslarlar.
polise ihbar edebilirsiniz.
unutulduysa hatırlatalım, bir adet katil piçe sahip olan piç annesi,
s.k kafalı bir çocuğun kalt.k annesi olarak nereye kadar kaçacaksın? türkiye ve abd'yi aynı anda satın alabilecek kadar paranız varsa ne s2me gittiniz yurtdışına? teslim olsaydı velet şimdiye çıkmıştı ve unutulmuştu bile olay. ister uyuşturucu almış olsun ister alkol. babası denen p.zevenk zaten rapor vs kısımlarını kolaylıkla hallederdi.
bunu da mı allah' a havale edelim, peki allah'ın başka işi gücü yok mu?
demeyecek mi bize ulan gerizekalılar, size el verdim, ayak verdim, biraz da kafa verdim, her işinizi ben mi halledeceğim?
demeyecek mi bize ulan gerizekalılar, size el verdim, ayak verdim, biraz da kafa verdim, her işinizi ben mi halledeceğim?
17 yaşındaki timur cihantimur'un arabayla çarparak öldürdüğü oğuz murat aci’nin babası özer aci:
"çocuğun okula da aynı araçla gittiğini ve olaydan birkaç ay önce aynı bölgede 5 kez hızdan ceza yediğini öğrendik."
18 yaşından küçük bir katil. 5 kere hızdan ceza yiyor. aile, şımarık veletlerine "bak keyfine" demeye devam ediyor. peki bu arabayı, ehliyetsiz şekilde kullanan ve defalarca araca ceza kesilen aileye kimse hesap sormadı mı? devlet nerede? emniyet ne yapıyor?
"çocuğun okula da aynı araçla gittiğini ve olaydan birkaç ay önce aynı bölgede 5 kez hızdan ceza yediğini öğrendik."
18 yaşından küçük bir katil. 5 kere hızdan ceza yiyor. aile, şımarık veletlerine "bak keyfine" demeye devam ediyor. peki bu arabayı, ehliyetsiz şekilde kullanan ve defalarca araca ceza kesilen aileye kimse hesap sormadı mı? devlet nerede? emniyet ne yapıyor?
olayda sürpriz gelişmeler var. tanık koruma programına alınan gizli tanığın ifadesine göre bu kadın olay yerine çok kısa bir sürede ulaşıyor, telefonları topluyor ve gidiyor. ambulans ise 1 saat sonra geliyor. yani yaralılar 1 saat boyunca ambulans beklemiş. ambulans geldiğinde oğuz murat aci hayattaymış ve ne yazık ki kan kaybından ölmüş. kan kaybından öldüğünü doktorlar da doğruladı.
özetle bu kadın aynı oğlu gibi katildir.
kininizi diri, başlığı gündemde tutun!
özetle bu kadın aynı oğlu gibi katildir.
kininizi diri, başlığı gündemde tutun!
şu davranışları bana yapsaydı hayatımdaki her şeyi bir kenara bırakır ve abd'ye peşlerinden gider, bilgi toplayıp potansiyel eyaletleri arar (zaten bu “profil”ler ancak belli yerlerde olabilirler), uzunca bir süre gözlemleyip takip eder, iyi bir plan oluşturur ve eyleme geçerdim -silahla falan değil tabii.
oğlu “arabanın altında biri var” diyor. sonra da “arabayı pert ettim anne, üzgünüm” diyor. arabanın altındakiyle (!) ilgilenmeyip ulaşabildikleri telefonları toplayıp gidiyorlar. oğuz acı kan kaybından hayatını kaybediyor. bu esnada kadın hastaneye götürüp genel kontrolden geçirdiği oğluyla havaalanına geçmiş, sakız çiğneye çiğneye ve kahkaha atarak gümrükten geçiyor.
oğuz acı'nın ailesine sabırlar diliyorum. küçük oğlu babasını hiç tanıyamayacak, hiçbir anısı olmayacak, hayata eksik başlayacak çünkü 16 yaşında dopamin bağımlısı olmuş, alkollü/uyuşturucu kullanan bir şımarık babasını biçti ve ailesinin desteğiyle ölüme terk edip kaçtı.
oğlu “arabanın altında biri var” diyor. sonra da “arabayı pert ettim anne, üzgünüm” diyor. arabanın altındakiyle (!) ilgilenmeyip ulaşabildikleri telefonları toplayıp gidiyorlar. oğuz acı kan kaybından hayatını kaybediyor. bu esnada kadın hastaneye götürüp genel kontrolden geçirdiği oğluyla havaalanına geçmiş, sakız çiğneye çiğneye ve kahkaha atarak gümrükten geçiyor.
oğuz acı'nın ailesine sabırlar diliyorum. küçük oğlu babasını hiç tanıyamayacak, hiçbir anısı olmayacak, hayata eksik başlayacak çünkü 16 yaşında dopamin bağımlısı olmuş, alkollü/uyuşturucu kullanan bir şımarık babasını biçti ve ailesinin desteğiyle ölüme terk edip kaçtı.
ne o “pırıl pırıl” oğlunun, ne kendisinin,ne de “pırıl pırıl” çocuğunun babası bülent cihantimur’un hayatı asla eskisi gibi olmayacak “ana”.
o katili dünyanın neresine kaçırırsa kaçırsın, adını, tipini değiştirmediği sürece bu olay timur cihantimur’un hayatı boyunca peşini bırakmayacak. kaçak bir katil için hayat hep çok zor olacak. tabii tüpçü tüm internette temizlik yapmazsa…
aslında bu olay, göründüğü kadarsa, arkasında bizim göremediğimiz, gözden kaçırılan çok daha karanlık bir hikaye yoksa, sık sık duyduğumuz,18 yaşından küçük, ehliyetsiz bir sorumsuzun sebep olduğu ve ne yazık ki ölümle sonuçlanan, her yıl binlerce kişinin hayatını kaybettiği kazalardan sadece biri. hele de karşı tarafın, bu kazada gerekli önlemleri almama gibi , küçük de olsa payı da varsa, bu olay haber bile olmayacakken, belki hiç ceza almadan veya çok küçük bir cezayla kurtulabilecekken, olayı bu kadar kaotik ve neredeyse toplumsal, sosyolojik bir tartışmaya çeviren, annenin aldığı anormal aksiyon. (ülkemizde trafik kazalarında verilen cezaların ne kadar yetersiz olduğu hepimizin malumu) basından takip ettiğim kadarıyla işin daha da üzücü tarafı oğuz murat acı’nın kaza anında değil , belki de yaşayabilecekken bilinçli olarak yanlış yere yönlendirlmesi sonucu geç gelen ambulansta hayatını kaybetmesi.
benim bu olayda dikkatimi çeken başka bir konu da, sanki toplumun öfkesi özellikle, sadece eylem tok’a yönlendirilerek, özenle cihantimur soyadının korunmaya, unutturulmaya çalışılıyor olması. sanki cinayeti timur cihantimur adında biri değil de sadece “eylem tok’un oğlu” işlemiş gibi.
iddialara göre kafası bi’dünya bir halde, ehliyetsiz kullandığı arabayla adam öldüren timur cihantimur’un ünlü bir babası var. her şey bu ünlü babadan habersiz mi yapıldı? yoksa bu bataklıktan üstüne çamur sıçratmadan, eylem tok kurban verilerek kurtarılmaya mı çalışılıyor. çünkü ne de olsa eylem tok adı bir süre sonra unutulur gider ve cihantimur soyadı para kazanmaya ve katili dünyanın herhangi bir yerinde finanse etmeye devam edebilir.
eylem tok bütün bunları annelik refleksiyle yalnız başına mı yaptı? ambulansı yanlış yere yönlendirirken, kaza yerindeki insanların elinden telefonlarını alırken yanlız mı hareket ediyordu? o anın paniğiyle bu kadar soğukkanlı düşünüp hareket edebilmek enteresan gerçekten.
ayrıca o arabada gerçekten başka biri daha var mıydı?
emniyet teşkilatımızın bu olayı en ince detayına kadar çözecek yetenekte olduğuna ve şu ana kadar da her şeyi öğrendiğine eminim. bir yumrukta mafyaları çökerten kahraman içişleri bakanımızdan bu olayı aydınlatmasını bekliyoruz. umarım iş yine yapanın yanına kar kalmasın , gündemden düşmesin diye çabalayan sosyal medya kullanıcılarının üstüne kalmaz
edit: timur cihantimur’un babası bülent cihantimur’un şirket çalışanı olan ve olay günü anne ile oğlunu havalimanına götürdüğü iddia edilen ayşe ceren saltoğlu isimli şüpheli, suçluyu kayırma” ve “delileri gizleme” suçlarından tutuklanmış. baba cihantimur’a ise yurtdışına çıkış yasağı getirilmiş.
o katili dünyanın neresine kaçırırsa kaçırsın, adını, tipini değiştirmediği sürece bu olay timur cihantimur’un hayatı boyunca peşini bırakmayacak. kaçak bir katil için hayat hep çok zor olacak. tabii tüpçü tüm internette temizlik yapmazsa…
aslında bu olay, göründüğü kadarsa, arkasında bizim göremediğimiz, gözden kaçırılan çok daha karanlık bir hikaye yoksa, sık sık duyduğumuz,18 yaşından küçük, ehliyetsiz bir sorumsuzun sebep olduğu ve ne yazık ki ölümle sonuçlanan, her yıl binlerce kişinin hayatını kaybettiği kazalardan sadece biri. hele de karşı tarafın, bu kazada gerekli önlemleri almama gibi , küçük de olsa payı da varsa, bu olay haber bile olmayacakken, belki hiç ceza almadan veya çok küçük bir cezayla kurtulabilecekken, olayı bu kadar kaotik ve neredeyse toplumsal, sosyolojik bir tartışmaya çeviren, annenin aldığı anormal aksiyon. (ülkemizde trafik kazalarında verilen cezaların ne kadar yetersiz olduğu hepimizin malumu) basından takip ettiğim kadarıyla işin daha da üzücü tarafı oğuz murat acı’nın kaza anında değil , belki de yaşayabilecekken bilinçli olarak yanlış yere yönlendirlmesi sonucu geç gelen ambulansta hayatını kaybetmesi.
benim bu olayda dikkatimi çeken başka bir konu da, sanki toplumun öfkesi özellikle, sadece eylem tok’a yönlendirilerek, özenle cihantimur soyadının korunmaya, unutturulmaya çalışılıyor olması. sanki cinayeti timur cihantimur adında biri değil de sadece “eylem tok’un oğlu” işlemiş gibi.
iddialara göre kafası bi’dünya bir halde, ehliyetsiz kullandığı arabayla adam öldüren timur cihantimur’un ünlü bir babası var. her şey bu ünlü babadan habersiz mi yapıldı? yoksa bu bataklıktan üstüne çamur sıçratmadan, eylem tok kurban verilerek kurtarılmaya mı çalışılıyor. çünkü ne de olsa eylem tok adı bir süre sonra unutulur gider ve cihantimur soyadı para kazanmaya ve katili dünyanın herhangi bir yerinde finanse etmeye devam edebilir.
eylem tok bütün bunları annelik refleksiyle yalnız başına mı yaptı? ambulansı yanlış yere yönlendirirken, kaza yerindeki insanların elinden telefonlarını alırken yanlız mı hareket ediyordu? o anın paniğiyle bu kadar soğukkanlı düşünüp hareket edebilmek enteresan gerçekten.
ayrıca o arabada gerçekten başka biri daha var mıydı?
emniyet teşkilatımızın bu olayı en ince detayına kadar çözecek yetenekte olduğuna ve şu ana kadar da her şeyi öğrendiğine eminim. bir yumrukta mafyaları çökerten kahraman içişleri bakanımızdan bu olayı aydınlatmasını bekliyoruz. umarım iş yine yapanın yanına kar kalmasın , gündemden düşmesin diye çabalayan sosyal medya kullanıcılarının üstüne kalmaz
edit: timur cihantimur’un babası bülent cihantimur’un şirket çalışanı olan ve olay günü anne ile oğlunu havalimanına götürdüğü iddia edilen ayşe ceren saltoğlu isimli şüpheli, suçluyu kayırma” ve “delileri gizleme” suçlarından tutuklanmış. baba cihantimur’a ise yurtdışına çıkış yasağı getirilmiş.
gazeteci emrullah erdinç'in, ifadesi alınmayan esrarengiz çocuk dediği kişinin yıldırım demirören'in 17 yaşındaki oğlu olduğu iddia ediliyor.
kaynak
kaynak