uzun zamandır bu kadar boktan bir şey izlememiştim. faşist ve paternalist düzenlerin güncel simülasyonu olsa, kuvvetle muhtemel hitler o komik bıyığıyla değil ama dudak altındaki mikro sakalı ve yağlı furkan saçıyla bu reklamı çekerdi.
reklamda yok yok. öncelikle adı, “annelik bir mucizedir”. arkadaş sıkılmadınız mı tartışmaları 150 sene önce bitmesi gereken şeyleri inatla kutsamaktan? annelik kutsal değil biyolojiktir. hatta kusura bakmayın ama kutsallığa annelikten çok çocukluk yakın durmaktadır. annelik kutsallama çabaları; genç kadınların ivedilikle aile çatısı altına alınıp toplumu bir taraftan “ahlaksızlıktan” korumayı ve çocuk üreterek tüccarların, siyasetçilerin ve rahiplerin tekerinin dönmesini sağlar. anneliğin kutsallaştırılması, erkeklerin uydurduğu ve kadınların da yediği bir tahakkümdür.
ha bu dediklerim anneliği boklama mı? asla. annelik eminim ki çok güzeldir ama kutsal değildir. kutsiyet atıfları, en başta kadınların üzerinde bir baskıdır. evlilik ve annelik, kadınlar için başarı kıstası ve toplumsal rütbelerdir. kutsallık “bahşedilen”, annelik ise “seçilen” bir konumdur. ve anneliğin kutsal değil biyolojik bir şey olduğunu ve çok ama çok tatlı ve bir o kadar zor bir seçim olduğunu kabul eden anneler, gözlemlerime göre daha sağlıklı çocuk yetiştirmekteler. tüm bu işkembe-i kübradan salladığınız kutsallık atıflarınızda anne olamayan kadınları ya da çocuklarını kaybetmiş kadınları nasıl üzdüğünüzü de hatırlatırım.
neyse. reklamda bir anne var. kutsal. kutsal çünkü çocuk doğurmuş. döl tutmuş ve 9 ay karnında bu çocuğu büyütebilmiş yani anladınız mı köpekler? sevmeye gelen bir teyzeyi mute’a alıyor. reklamın tek haklı kısmı. sonra karşıdan karşıya geçerken bir arabayı tek hareketiyle eziyor. hani yaya geçidi üzerinde mi ya da kaldırıma mı park etmiş diye baktım, hayır sadece önünde duruyor. ana olma hakkı, ona elalemin arabasını ezme hakkı veriyor. çünkü bebek arabasının önüne çıkmış. korkunç bir psikoloji. devamında karşıdan gelen iki erkeği “yok ediyor”. bakın o tiksindiğim bebek arabası terörü bu kadar güzel özetlenemezdi. bebek arabası şimdiye kadar üzerinize üzerinize sürülme, tepenize çıkma, ayağınıza çarpma, bodoslama dalma hakkı verirken artık bir de yok etme hakkı veriyor. heriflerin tek suçu arabayla aynı. çocuklu kadının önünden yerlere kadar eğilip çekilmiyorlar. sonuç: artık yoklar. devamında, kadın kırmızı ışıkta beklemek yerine yolu kaldırıyor. toplumsal düzende yaşamanın kuralları anamıza işlemiyor. gerekirse o düzen bozuluyor ama o bebiş 30 saniyelik kırmızı ışıkta bekletilmiyor. acaba eymen talhamız bu ana altında toplumsallaşmayı 36 yaşından önce öğrenebilir mi? neyse, en patetik kısım: karşıdan çocuksuz, bakımlı, güçlü imgeli ve çocuklarla pek haşır neşir olmadığı algısı(çünkü bebeğe agucuk gugucuk yapmıyor. görevimiz halbuki) oluşturulmuş bir kadın geliyor. anne tek hareketiyle saçlarını kabartıp kadını çirkinleştiriyor. kutsal anamız, ana olamamış değersiz kadına fiziksel zarar veriyor ve kadın sadece ellerini havaya kaldırarak adeta teslim oluyor. bu iğrenç bir eziklik duygusu yalnız. çeken, yazan, onay veren ivedilikle doktora gitsin.
kısaca deriye basılmış yağlı tulum peyniriyle ıslak halı kokan iğrenç bir reklamdır. bir kişinin de “aga biz napıyoruz” dememesi çok tatlı.
16.11.2019 · 38. sıra
venusteki limon agaci
15.11.2019 11:56 ~ 12:18