Sık geçen başlıklar

celal şengör'ün monarşiyi desteklemesi 2

ekşi'de gör
an itibari ile habertürk'te kastettiğini embesile anlatır gibi anlatmaktadır. lakin sözlükteki seviye embesilin altında olunca tabi başlık da bu oluyor.
kısa tanım yapıp geçmek gerekirse: kortikal özürlü birey hezayanı başlık. cehalet neydi cehalet..cehalet yenilmesi gereken en büyük düşmandı.
gerekçesi bundan tam 2400 yıl önce antik yunan filazofu platon tarafından açıklanmış olan desteklemedir.

"demokrasi, bir eğitim işidir. eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. devam edilirse demagoglar türer. demagoglardan da diktatörler çıkar. demokrasi despotluğa dönüşür. demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. halk övülmeyi sever. onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir.
devlet işleri, devlet içinde idare edenlerle idare edilenlerin yönetime katılmasıyla gerçekleşir."

-platon

benim kişisel görüşüm celal şengör ve platona kesinlikle katılıyor olmakla beraber şu ilaveyi de içerir, eğer demokrasi faydalı bir meret olmuş olsaydı alman toplumu gibi bilinçli ve eğitimli bir toplumun, hitler gibi milyonlarca masum insanın ölümünden sorumlu olan cani bir orospu çocuğunu iktidara getirmesine fırsat vermezdi... yani eğitimli ve bilinçli olsalar bile halklar ve toplumlar, demokrasi var olmaya devam ettiği müddetçe yanılmaya şaşırmaya ve yanlış olanı seçmeye her zaman el verişlidir. bazı arkadaşlar da "madem demokrasi kötü ozaman atatürk niye demokrasiyi getirdi ?" minvalinde sorular sormak suretiyle olaya yaklaşmayı tercih etmiş, arkadaşlar olaylara böyle bakılmaz malesef, çünkü "atatürk demokrasiyi getirdi evet, peki atatürkün getirdiği ve halkın egemenliği anlamına gelen demokrasi, halkın egemenliği sayesinde hangi zihniyetin eline geçti ve ne hale geldi?" diye sormak isterim... işte olaya böyle bakılır ve böyle bakıldığında da demokrasi'nin bir ülkeyi yönetmek için uygun bir yönetim anlayışı olup olmadığını anlama noktasında çok fazla yol kat edilir. bilinmesi gereken şey, atatürk'ün dahi bir komutan ve reformist bir insan olması üst düzey bir siyasetçi olduğu anlamına gelmemektedir, çünkü ikisi farklı kavramlardır. iyi bir komutan iyi bir siyasetçi, iyi bir siyasetçi de iyi bir komutan demek değildir, herşey bir kenara dünya üzerindeki tüm gelişmiş medeniyetlere bakıldığında, (bkz: norveç) (bkz: japoya) (bkz: isveç) (bkz: birleşik krallık)(bkz: izlanda) (bkz: danimarka) vs monarşiye sahip oldukları çok basit bir araştırma ile görülmektedir.

not: ağzına sağlık celal şengör.