hayat sekuler ailede doğana kolay tabii, ne kadar acımasızca eleştirip , gommussunuz bu kadınları. eleştirilen kesime dair olan kadınlardan ise sadece bir kadın cevap vermiş ve çok da güzel açıklamış içinde bulunduğu durumu. gerçi o kişi tam bu kombine uymuyor, ceket vs giyinip, hafif de makyaj yapıyormuş.
ben dindar bir ailede doğdum ve hatta sülalenin geneli de bu tur insanlardan oluşuyor. 9 yaşımdayken bas örtüsü baskısıyla tanıştım ve yıllarım bu baskıya göğüs germekle geçti. çok zor, yıpratıcı ve çileli bir süreçti ama mücadeleyi ben kazandım ve kiz kardeşlerim de bu galibiyetten faydalandı.
bu arada babamın camiasi içinde bu mücadeleyi verip kazanan tek kişi bendim. yıllarca babam annemi suçladı bunun için, bizi yetiştirememiş, islamiyeti ogretememis diye. mücadeleyi kazanmamda hem inatçı kisiligim , hem de her zaman sorgulayan ve meraklı bir insan olmam etkiliydi.
siz 9 yaşındaki bir çocuğa seyyid kutup tan cehennem tasviri içeren pasajlarin okunmasi ne demektir bilir misiniz? her gece allah' a beni tavuğa dönüştürmesi için dua ediyordum, boylece cehennemde yanmayacaktim. neden tavuk o konuya dair hicbir fikrim yok, belki de hayatlari cok kolay gorunuyordu gozume. ergenlikle beraber günahlarım başlayacak diye aklim çıkıyor ve gunahlarim başlamadan once intihar etsem mi diye düşünüyordum. ergenliğe girip de baskılar artınca, bu sefer allah a gökten basortusu emrini kaldiran bir vahiy gondermesi için yalvarmaya başladım ve beklendiği üzere hicbir duam da kabul olmadı.
bu kadınlarin çoğunun aile baskısi sonucunda örtündüğünu düşünüyorum. belki hepsinde dayak, hakaret vs yoktur ama hiçbir zaman fikri sorulmadan , istemediği okullara gonderilmesi ve sürekli öbür dünyayla ilgili propagandaya maruz kalmaları da bir baskı aslında. ben şansliydim ki, imam hatip evimize uzak olduğu için göndermediler. az daha yazdırıyorlardi ve onun için de çok aglamistim. en büyük şansım ise ilkokulumuzun yaninda olan halk kütüphanesi sayesinde kitaplara olan aşinaligim ve başka dunya ve fikirlere dair sorgulama ve empati yetenegimin bu sayede gelişmesi.
imam hatipe yazdırılmis olsam ve eve giren kitaplar dışında bir şey okumasaydim , belki de bu kadar kararlı davranamayacak ve başarılı olamayacaktim. başarılı olmadigim zaman da , tarif edilen kadın gibi olmasa da, radikal islamcıların da onay vermeyeceği baş örtülü bir kadın olacaktim muhtemelen .
ne kendi camialarinda , ne de farklı kesimler için ideal olan baş örtülü bir kadın yok aslında. ilginç bir şekilde hem dindar erkek - kadınlar hem de sekuler erkek ve kadınlar kadın bedeni ve onun ne giyecegiyle uğraşıyor. erkeklerin dindarligi ve tutarliligi cok az sorgulaniyor.
bir konferansta, almanya daki islamcı kesimleri çalışan bir sosyologdan şöyle bir ani dinlemiştim. tarikat mensubu kara çarşaflı genç bir kadinla görüşme yapıyor ve kadına hayattaki isteklerine dair bir soru soruyor. o genç kadının cevabi ise hala düşündükçe beni en çok huzunlendiren cevaplardan biridir "bu dünyada en çok mavi renkli bir çarşaf giymeyi isterdim." mavi cevabı öyle bir tehlike arzetmis ki, etrafindaki yasli kadınlar apar topar kadının ağzını kapatıp, araştırmacı sosyologu da kapı disari etmişler. bir daha da o tarikatla görüşememis araştırmacı .
bu kadınlar sandiginizdan çok daha fazla sekuler ve siz onları bu şekilde yargılayarak radikal islamcıların kucağına itiyorsunuz farkında misiniz? isid gibi tüm radikal örgütler de , en az basi açık kadın kadar , bu kadınların da kafasını kesmek istiyor. daha önce bir yazar söylemiş ama tehlike kadınlardan çok erkeklerden geliyor ve ben bu kadınların kimseyi oruç tutmadığı için yakacagini sanmıyorum. tutarlılık diye de su kadınları kara çarşaflı olmaya itmeyin lütfen .