bugün (aslında dündü
*) şahit olduğum bir olayı anlatmak istiyorum:
bir kafede 2 yudum çay içip muhabbet edelim diye eski bir dostla sözleştik. otururken trafikten bağırış çağırış sesleri yükselmeye başladı, bir anda desibel yükselince dışarı çıktık ne oluyor diye ve bir jip sürücüsü ile 2 bisikletli (karı-koca) tartışıyordu ve otomobil sürücüsü adam bisikletli adama ağza alınmayacak laflar ederken aynı zamanda çenesini de tutup itmeye çalıştı bisikletli vatandaşı. bisikletli arkadaş ise, "abi bi' dinle istersen, sana ne dedim ki, aracını üzerimize sürdün yanımda karım var ve az daha altına alacaktın bizi, biraz dikkat et dedim diye saldırmaya çalışıyorsun" dedi, otomobil sürücüsünün karısı ise yine ağza alınmayacak küfürler ederek bisikletlilere sözlü saldırıda bulunuyordu. bir anda 7-8 kişilik bir grup oluştu orda ve bisikletli arkadaşlara hadi bin de git bisikletine ortalığı karıştırma tarzında söylemlerde bulundular. bi' tane işgüzar da otomobil sürücüsünden yana olup bisikletliye sataştı ve araya girmesek muhtemelen olaylar daha da çirkinleşecekti.
velhasıl, bisikletli arkadaş polis çağırmaya çalıştı ve araç sürücüsü bir anda kayboldu karısıyla birlikte ve ortamı yatıştırdıktan sonra biraz bisiklet sürücüsüyle sohbet ettim, babayiğit de bi' adamdı vesselam. biri dedi ki, "madem o kadar erkeksin polisi arama, vur ağzına bi' tane de erkekliğini görelim." bisikletli adam da, "erkeklik ağza vurmakla mı alakalı kardeşim, ben milli güreşçiyim, 8'iniz gelse sererim hepinizi ama kavga etmek mi çözüm? üzerimize arabasını sürdü ve dikkatli olmasını söyledim diye de kavga çıkardı, haklıyken haksız mı olalım güç gösterisi yapmak adına" dedi.
bisiklet kullanımının yaygınlaşmaması işte tam da bu şehir magandaları yüzündendir. 2 senedir ben de profesyonel bi' şekilde bisiklet kullanıyorum ve birçok kez şahit olmuş durumdayım aynı magandalığa ve saygısızlığa. sanırım bu ülkenin birçok şeyi yakalaması için yüzyıllarımız var ne yazık ki...