bir erkek olarak buraya ancak bir durumu belirtmek için yazarım, o da gerçeğe karşı düşüyorsa insanlar (kadınlar değil, genel olarak insanlar) için bir mana ifade edecektir, reddedilse bile. öteki türlü sadece bir çöplüktür şuraya yazacaklarım.
itü'nün iğrenç ve asosyal ekosisteminde gerçekten çok değerli, çok sakin, çok akıllı ve dirayetli, kişilikli insanlar tanıdım. ilk bakışta silik kişilikler gibi de görülebilir, veyahut sosyal çember denilen saçmalığı dert ederek yaşamlarından seneleri harcamamak için kendilerini yeniden programlamış insanlardı bunlar. bilmiyorum, emin olduğum tek şey, gerçekten görünen ve içi boş çoğu insanda olmayan karakterli ve ruh dinginliğine sahip bir ruhani kalitenin bu insanlarda olduğuydu. hatta çok defa düşünmüşümdür, bu kadar düzgün ve orjinal kişilikler genelde güzel kadınların fıldır fıldır koşturduğu ortamlarda olmaz, onların olduğu yerde de bu adamlar. haliyle kadınlar mı çöplükte insan arıyor, yoksa bu adamlar mı şansız pek tartışmalıdır orası. belki de ışığın çıtakları çektiği ve avladığı yerler, hep kadınların ağına düştüğü sahte ortamlar olmak zorundadır, tartışılır hepsi.
burada beraber olduğun erkeği provoke et, delirt sonra izle diyeninden tut, erkeğini ancak ayrıldığında tanıyabildiğini söyleyenine kadar envai çeşit hastalıklı ve zavallıca entry'yi okuduğum için bunu yazma gereksinimi hissettim. çünkü bence bu kadar hastalıklı kadın, ancak hastalıklı babaların, sevgisiz ve şahsiyetsiz anaların bir sonucudur. bunu da bilinçaltında feodal yapıyı kıramamış, ve feodal günahlarla kadını çoraklaştırmış, ya da adamın tepesine çıkarak başka adamlara ulaşmaya çalışmış bir takım ilkel kişilik prototiplerinin izlerini görüyoruz, çirkinliğin ebeveynlerinde, aldıkları genetik ve kadersel mirasta.
güzele sahip olanlar genel olarak çirkindir, yani bizim ülkemizde, bir ağalıktır gider. bu güç manyaklığının yarattığı yozlaşma da sürekli o güce tutunmaya, onun etrafında öbeklenmeye insanları itiyor, ama hangi insanları ? firavuna özenen bir, firavun olamadığı için kendini alçalmış hissediyorsa, aslında o kişinin köle olması, doğal ve adildir değil mi ? zalimlik etmek isteyen zayıf bir kişilik mazlum oluyorsa buna adil diyebiliriz herhalde, zira fırsatını bulsa o da kendine yapılan zalimliğin bir benzerinin öznesi olacak, özne değil nesne olduğunda, onayladığı oluşu yanlış bulmuş olmuyor, o oluşun yönünü yanlış bulsa da o kendine zulmeden eyleme tapınıyor, kendi katiline aşık oluyor aslında. erkeğiyle kadınıyla bir firavuna, maddi varlıklardan ve onun sosyal yaşantıya olan yamalarından ibaret sanal bir penise tapınan zayıf kişiliklerin ilkel güdülerinden başka nedir, neyle ifade edilir ki bu ?
kadınlara üzülüyorum, siz öncelikle özne olmayı başarabilseniz, o zaman kimse se sizi nesne olarak görmez. ama bu kadar yozlaşmış bir toplumda, bu toplumun öznesindeki ruhu eleştirirken, eleştirdiğiniz ruha ait ne çeşit öznelerin, ne çeşit zalimlerin nesnesi olacağını kalite diye yazmanız, bu bir zamanlar ana-dolu toprakların çoklukla neden çoraklaştığını, hangi günahların bağımlısı olmuş yitik insnaların nelere gebe olmuş olduğunu gösteriyor sadece. talepkarlığınızda sonzu hakkınız da yok, kısa olan bu hayatta bir kadının güzeliği 30'dan sonra yitip gidiyor hızla, ama mesele maddi güzellik de değil yanlış anlaşılmasın. güzelliği nelerde aradığınız ve bundaki kalitesizliktir sadece.
zerafet erkeğe de kadına yakıştığı kadar yakışır. fakat o zerafetin üzerinde tepinirken kimsenin zerafet talep etmeye hakkı olduğunu sanmıyorum, pratik yaşamın içindeki kötülüğe boyun eğen kadın ve erkeklerin, bir ayağını zalim dünyanın maddi kriterlerine basarken bir ayağıyla iyilik ve merhamet talep edebileceğini, bir ayağıyla güce tapınan bir kölenin bir ayağıyla firavunvari özelliklere öykünmesini tek bir şeye bağlıyorum, insanı kendini sevmesindeki özrü ve bunu haklı çıkaran kötülüğü.