Sık geçen başlıklar

barış manço 6

ekşi'de gör
''güzel sevmeyene adam denir mi?'' derken güzeli sevmeyi değil, sevmenin güzelini kastediyor ve bizden bahsediyordu.

nur içinde yat barış abi.
barış manço bu ülkenin en iyi hikaye anlatıcılarından birisidir. şarkılarını sanki bir kitap okuyormuşçasına dinlersiniz. müsaadenizle çocuklar demeseydi daha çok hikayesini dinleyecektik belki de.
ne kadar iyi bir hikayeci olduğunu anlamak için hikaye tadındaki bazı şarkılarını paylaşmak istiyorum.

kayaların oğlu - 2023

eski bir fincan

ömrümün sonbaharında

sakız hanım ve mahur bey

güle güle oğlum

domates biber patlıcan

nazar eyle

işte hendek işte deve

kol düğmeleri

ahmet beyin ceketi

arkadaşım eşek

zehra

osman

bal sultan

binboğa’nın kızı

aynalı kemer

dıral dedenin düdüğü

nick the chopper
1995 senesinde konuk olduğu cem özer'in laf lafı açıyor adlı programında kendisi ile alakalı sokaktaki vatandaşa sorular soruluyor. işte "saçlarına nasıl bakıyordur?" "siyasetten uzaklaşması iyi mi?" "ne bakanı olsun?" "türkiye'nin kanada'yı yenmesi mi türkiye'nin tanıtımı için iyidir yoksa barış manço'nun japonya konserleri mi?" gibi sorular. bu soruların içinde "barış manço japonlarla nasıl anlaşmıştır?" diye bir soru sordular vatandaşlara. o sırada cem özer video arasına girerek barış manço'ya kaç dil bildiğini sordu. barış manço da japonya'da yaşadığı bir anıyı anlatmaya başladı:

"japonların benden bir ricaları oldu. sahnede türkçe konuşun ingilizce konuşmayın dediler. türkçe konuşun biz size tercüman veririz dediler. uzun bir konuşmam gerekiyordu ve bir tercüman geldi türkçe bilen... "bizim dilimizi konuşun ya da kendi dilinizi konuşun. araya üçüncü bir dil koymayın." diye bir ricaları olmuştu"
vefat etmeden önceki son röportajı sanki buruk bir veda gibi:

"şu an albüm yapmamı gerektirecek bir neden görmüyorum. türkiye'nin içinde bulunduğu ortam benim bir daha albüm yapmamı gerektirmiyor. türk halkı var olduğu bugüne kadar, dört bin yıllık bir tarihten bahsediyoruz, tarihinin en kavgalı, en uzlaşmaz, en gürültülü patırtılı dönemini yaşıyor. ben bu karmaşa içinde bir daha albüm yapmayı düşünmüyorum.
ben insanlara hayatım boyunca doğrulukları anlattım. geldiğimiz konum dolayısıyla bu doğrulukları anlatmanın pek fazla işe yaramadığını görüyorum. bir üzüntü var tabii ki. bir hüzün var itiraf edeyim ki. ama yapmam da lazım. bunu bırakıyorum. bundan sonra bu işi de bırakıyorum...

hayranlarım bir tepki gösterirseler ben duyarım onları. çok sanmıyorum. sonuçta güzel bir albüm çıkartıyorum işte. zaman zaman televizyon programları yapmaya devam edebilirim. konser de veririm belki. yani onlar başka şeyler. ama türkiye'nin içinde bulunduğu şu günler, bu kadar uzlaşmaz, bu kadar kavgacı, bu kadar çözümsüzlüğü arayan bir yaşam felsefesini benimsemiş bir ortamda benim şarkılarıma insanların ihtiyaçları yok. kişisel düşüncem..

o zaman daha huzurlu bir ortamda yani ben de daha huzurlu ortam istiyorum o zaman. evet buna hakkım var. bunca sene konuşmuş, ettiği laflar dinlenmemiş bir insan olarak huzurlu, kavga edilmeyen bir ortam istiyorum yani...."

o günden bugüne iyiye giden bir şey olmadı barış abi.. daha uzlaşmaz daha kavgacı daha gürültülü olduk. en son bıraktığın gibi bu dünya. kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok. ve daha da kötüsü, içi boş insanlar bu dünyada çok fazla yer kaplıyor artık.
şarkılarının sadece şarkı ismiden ibaret olduğunu sananların bok attığı dünya sanatçısı, halk ozanı.

(bkz: domates biber patlıcan)

keşke hislerimi sana açıkça anlatabilseydim,
sana deli gibi aşık olduğumu söyleyebilseydim,
göz göze geldiğimiz o anda,
sanki dilim tutuldu bir anda,
konuşamadım karşında.

oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim,
senin için çarpan şu kalbi gör istemiştim,
tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken,
sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam.