Sık geçen başlıklar

bıçaklı biri cüzdan istediğinde yapılacaklar 5

ekşi'de gör
2010 yılında başıma geldi.

parkta bira içiyordum, bir anda 3 kişi geldi, bıçakla telefon+cüzdanımı istediler verdim. hemen en yakın tekele gidip 155i aradım, elleriyle koymuş gibi buldular.

burada önemli olan net ayrıntılı eşkal vermeniz, mont, tişört, pantolon rengi gibi.

karakola gittim, şüphelileri teşhis ettim, üzerlerinden telefonum ve cüzdanım çıktı(geçmiş olsun). polisler telefonumu ve cüzdanımı bana teslim etti. cüzdanımda 100 lira vardı, ancak ortada yoktu. sanırım ibneler yarım saat içinde yemiş.

sonuç olarak 12 yıl ile yargılandılar, iyi hal, af falan derken 2 tanesi 2016 yılında tahliye oldu. diğer mal içeride de boş durmamış, 2022 gibi çıkmış. nereden biliyorsun derseniz, müşteki olduğum için adım adım takip ettim uyaptan.

sırf o 100 lirayı iade etmedikleri için 1 sene fazla yattılar. avukatları aradı, 100 liranı ödemek istiyorlar diye, kabul etmedim.

giden 100 lira olsun amk, ibneler içeride 1 sene daha yatsınlar millete zarar vermesinler. keşke hiç çıkmamış olsalardı. eminim yine boş durmamışlardır, benim gibi kendi halinde olan adama zarar verdiler. ama olsun ikisini 6 yıl diğerini 10 yıldan fazla içeride tuttum, yine iyisiniz =p
bütün paramı vermeyi teklif ederim cüzdanın içini göstererek. ama cüzdanı almasın ya da alacaksa da kimliğimi ehliyetimi bana bıraksın. pazarlık yaparım kısacası. giden para olsun beni saçma dairelerde süründürmesin.
sizi bilmem ama ben cüzdanı verdim. hatta adam cüzdanı karıştırıp bankamatik kartını bulunca, nerede yaşadığımı, çalıştığımı bildiğini söyleyip bıcağı boğazıma dayayıp şifreyi sorduğunda onu da söyledim.

olay 2010 civarlarında isveç'in küçük bir üniversite şehrinde soğuk bir kış gecesi bendeniz her zamanki gibi gece çalışıp 24'ten sonra işten eve yürürken oldu. eve bayağı yaklaşmış, bir yandan mp3 çalardan müzik dinlerken (kelly clarkson - already gone) kar maskesi takmış bisikletli birisi elinde bıçakla bisikletten önüme atlayıp yolumu kesti. ne olduğunu anlamadan hayatımda ilk defa orada yumruk yedim ve yere çöktüm. etrafta in cin top attığından ne bağırmaya ne yardım istemeye çalışmak anlamlı değildi ki adamın ben bağırdığımda ne yapacağı da belli değildi. zaten anlamlı olsa bağırabilecek miydim ondan da emin değilim. bu arada sol yanak/kulak tarafına gelen iki yumrukla gözlük de bir yana fırladığından etrafı da iyi göremiyordum. adam cüzdanı, telefonu ve mp3 çaları aldıktan sonra sırt çantamı istedi. onu da açıp karıştırdı ama içinde işe yarar birşey bulamadı. sonra bıçakla tehdit ederek bankamatik şifresini istedi. aklımdan yanlış bir şifre söylemek bir an bile olsun geçmedi. o anda doğru şifreyi hatırlamak bile benim için zaten yeterince zordu. bana şifreyi bir iki kez tekrar ettirdikten sonra uzaklaşmamı söyledi. ben de söyleneni yapıp eve doğru koştum. çok şükür ki evin anahtarını almadığından yalnız yaşadığım eve girebildim. yedek gözlüğü bulup internetten polisi aradım. yarım saat sonra polis geldi, olay yerine gittik. olayın yaşandığı yerde gözlüğü bile bulamadık.

gecenin geri kalanında uyuyamadım. ertesi gün sabah işe gittim. soyulduğumu söyleyip birilerinden borç para buldum. birisi beni bankaya götürdü ve oradan kimlik de gittiğinden pasaportla nakit para çekip cep telefonu gibi acil ihtiyaçları hallettim. cüzdandaki kartları kim nasıl iptal etti hatırlamıyorum.

aynı gün öğleden sonra polis karakoluna çağırdılar. ben de polis de ingilizce bilmesine rağmen türkçe-isveçce tercüman bulmuşlardı. ifade verdim. bıçağın şeklini çizmemi istediler. adamı, bisikleti tarif ettirdiler vs. bana inandılar mı emin değilim. zira olayın gerçekten yaşandığını kanıtlayan benim sözüm ve olayın yaşanmasından 5-10 dakika sonra bankamatik kartından çekilen günlük limit 10000sek para dışında bir kanıt yoktu. yumruklar sanırım hafifti ki ufak kızarıklık ve az morarma dışında iz bırakmadı.

psikolojim ilk birkaç gün çok kötüydü. hayal aleminde gibi dolaşıyordum, ara sıra ağlama isteği geliyordu ve izlendiğim hissine kapılıyordum. iş yerinden arzu edersem psikolog ayarlanabileceği söylendi, istemedim. gece çalışmaktan vazgeçemeyeceğim için bir bisiklet aldım. en azından gece dışarıda geçirmek zorunda olduğum zamanı böyle azaltmaya çalıştım.

benim olaydan 15-20 gün sonra şehrin başka bir yerinde isveçli bir kızcağız bıçaklı soygunda öldürüldü. saldırgan yakalandı. polis cinayetten birkaç gün sonra benimle yine irtibata geçip, bir bisiklet fotoğrafı gösterip bunun benim olaydaki bisiklet olup olmadığını sordu. benzediğini ama 'evet buydu' diyecek kadar emin olamadığımı söyledim. cinayeti işleyenin beni soyan kişi olup olmadığı belli olmadı. polis beni bir daha aramadı ve olay benim için bu şekilde kapandı.

benim için bu olaydan şu anda geriye kalan şeyler ölüme aslında ne kadar yakın olduğumuzun ve çok yakınımızda ne kadar korkunç insanların olduğunun farkındalığı, hayata bakışımı etkileyen çaresizlik ve yalnızlık hissi. bunların yanında cüzdanmış, paraymış, gülünç yani. ama isveçli kızcağızın başına gelenlerin yanında da benim yaşadıklarım ve psikolojik travmam gülünç hale geliyor.
cebinizde cok nakit tasimayin. karti en azindan aninda kapattirirsiniz.

he adamin hem cuzdani alip hem de bicaklama ihtimali de var.

ulkede guvenlik yok ki. guvenlikten sorumlu adam zaten en buyuk kriminal.