Sık geçen başlıklar

büyük patlamanın öncesi 2

ekşi'de gör
modern bilimsel metot sadece 400 yılda insanlığı neredeyse sıfırdan kuantum fiziğine, yerçekimi dalgalarına, genel göreliliğe ve 14 milyar yıl öncesi hakkında tutarlı teoriler oluşturabilecek yöntemlere ulaştırdı. insanlığın organize olarak emek verdiği bu sistemin çalıştığının kanıtı şu an içine yaşadığımız çağdır. elektrik var, modern tarım var, modern tıp var, astronomi var, silikon çip teknolojisi ve internet var. son 50 yılda tüm insanlık tarihi boyunca biriktirilen bilgiden daha fazlasını ürettik arşivledik, değerlendirdik.

içine doğunca pek anlaşılmıyor sanırım ancak düşünüldüğünde görüleceği üzere 400 yıl gibi kısa bir sürede dünya düzdür ve güneş ay ve tüm evren onun çevresinde döner görüşünden, yaşı bilinen, şekli ve boyutu bilinen, fiziksel özellikleri henüz tamamlanmamış olsa da çok yüksek doğrulukla hesaplanabilen bir evrene vardık.

önce şu konuda anlaşalım; bilimsel yöntem dışında herhangi bir çaba bize en ufak cevap sağlamamıştır. bu söylediğim şey ideolojik subjektif bir tespit değil. kapı gibi, cam gibi gerçek. eğer elimizde modern bilim olmasaydı şu an hiçbir halt bilmiyorduk. 40 yaşında diş ağrıları içinde sıtmadan ölüp gidiyorduk ve ölürken de birkaç aydın insan dışında güneş sistemi hakkında bile en ufak bir fikrimiz olmuyordu.

bilme yönteminin bulunması insanlığın en büyük keşfidir. nasıl bilebiliriz dendiğinde dogmalara kaçmadan objektif ve tekrarlanabilir bir yol bulmuş olmamız büyük bir şanstır. sanırım insanlar modern bilimsel metodun mutlaka ulaşılacak bir basamak olduğunu düşünüyor ama değil. çok ufak oynamalarla içinde yaşadığımız galaksiden bihaber bir 2022 yılı gayet mümkündü.

daha önce de yazdığım üzere insan bilmediği, korktuğu her şeyi yücelterek onu tanrılaştırmak gibi bir zaafa sahip. ateşe taptı, yanardağa taptı, güneşe taptı, diğer yıldızlara ayrı ayrı taptı. bilim anladıkça tanrıyı ileri ve daha uzağa itti. somut bir varlıktan soyut bir varlığa tanrının evrimi anlamakla oldu. şu an geldiğimiz noktada büyük patlama veya evrenin başlangıcına ilişkin teoriler asıl derdiniz değil görüyorum ki. öyle olsa yazılan harika makaleleri okur, konuyu kapardınız. yazdıklarınızdan görüyorum ki dert, tanrının henüz bilimin açıklamaya zaman bulamadığı bir alana sıkıştırılması.

hakkıyla anlamak çokça çaba gerektirdiğinden, anlamaya gerek yok her şeyin açıklamasını zaten biliyoruz demek. zor olanı küçümseyerek değersizleştirmek, kendi ideolojinizin ve bu yolla da kendinizin kıymetli olmaya devam etmesini sağlamak. dünya düz diye kıçını yırtanlar da bunun peşinde, güneş atmosferin içinde diyenler de. kendi anlayabilecekleri yeni oyuncak bir bilim üretmeye çalışıyorlar. bu cehalet kültürünü yüceltmek için de çelik bir kolon gibi göğe yükselen modern bilimsel metodolojiyi henüz cevabını bulamadığı alanlardan sorguya çekerek sarsmaya çalışıyorlar.

ancak bu bir yöntem değil çünkü hastalanınca hastaneye giden, internete giren, navigasyonu kullanan, uçaklara binen, modern tarım sayesinde karnı doyan insanların ikiyüzlülüğü kabak gibi ortada duruyor. gerçek bir cevaba ihtiyaç duyulan her anda öngörü üretemeyen tüm metotlar gerçeğin karşısında eriyip gidiyor. kast ettiğim şey sadece din değil, sahte bilim (pseudoscience) işe yaramıyor, çalışmıyor, sonuç üretmiyor.

yakın geçmişe kadar evrenin genişlemesi bir noktada duracak ve evren kendi içine çökecek sanıyorduk mesela ancak şimdi yapılan yeni çalışmalara göre biliyoruz ki evren kendi içine çökmeyecek genişleyerek soğuyacak ve bir noktada mutlak sıfır sıcaklıkta enerjisiz bir boşlukla sonlanacak. ışık yok, sıcaklık yok, hareket yok, zaman yok (fizik kanunlarına göre 0 kelvin mümkün değil o nedenle şerh koyayım. sıfıra çok yakın bir değerde durulacak demek daha doğru).

geçmişe dönersek de birkaç farklı görüş var evrenin başlangıcına ilişkin. ben anahtar kelimeleri vereyim derinlemesine girmek isteyenler oradan devam ederler. cyclic theory, inflation theory. bu iki temel teori de zamanın başlangıcı konusunda sahip oldukları nüanslar dışında aslında big bang teorisini içeriyor. big bang teorisi de her teori gibi kanıtlara dayanıyor. nerden biliyoruz big bang diye bir şey olduğunu? çünkü galaksilerin bize göre konumlarını ve hızlarını biliyoruz (var ol doppler effect). ikincisi de cosmic microwave background radiationı biliyoruz.

ondan önce ne olduğunu ise henüz bilmiyoruz. 1960 yılına kadar cosmic microwave background radiation bile bilinmiyordu. bilmemek bilimsel metodun mucizesidir. bilmediğini kabullenmek bizi bu güne getirdi. neyi bilmediğini bilen insan o konuda gerçek bir çaba göstermeye başladı. sonra da bilmediği olgunun ne olduğunu öğrendi. burada çokça insanın bilemeyiz orası gizemli bir duvardır dediğini görüyorum oysa durum asla bu değil. eğer insanlık böylesi büyük soruların cevaplarını bulamayacağını düşünseydi asla ilerleyemezdi. yeterince süre ve kaynak sağlanırsa bu evrendeki her şeyi açıklamak mümkün olacaktır. konuyu sürekli dini bir yere çekiştirdiğiniz için şunu da eklemek istiyorum ki eğer bir tanrı varsa bu evreni neden ve sonuç ilişkisi içinde yarattığına göre o da bilinmesi için çabalanmasından memnundur. böylesi detaylı ve zarif bir evreni yarattığına göre herhalde en saygı duyulası çabalardan biri onu anlamaya gayret eden insan bilincinin gösterdiği emektir.

ateşe tapanlar onun anlaşılmasından önce eminim çok memnunlardı tanrılarından. sonra ateş kontrol edilince "bunu anladınız da, şu nedir peki" diye güneşi işaret eden adamdan bir farkınız olsun. boşlukların tanrısına (god of gaps) tapmanın bir anlamı da faydası da yok. ötelene ötelene bilinen evrenin sonuna koyulan tanrı fikri eğer varsa bir tanrının yüceliğine de yakışmıyor.

asıl olan bu evrenin her zerresinde fark edilen o estetik ve zerafettir. içi tamamen veri ile dolu olan bu evrene bakıp soru sormayan, öğrenmeye, anlamaya çalışmayan insan benim hayal edebileceğim tanrının ciddiye alabileceği bir varlık değildir. her şeyi bildiğini sanan insana öteki tarafta newton fiziği sorulması en büyük fantezilerimden biri hatta. kurallarla tutarlı bir evren yaratan tanrı, bilinç verdiği canlıya içinde yaşadığı evrenin temel fizik kurallarını sorsa ne diyeceksiniz.

özene bezene yaratılmış, detay üzerine detay hassas kurallarla donatılmış bu evrende, "söyle bakalım kütle çekimi nedir ve neden olur?" dendiğinde elinizdeki tek cevap "sizin hikmetiniz tanrım." olduğunda hiç mi içiniz burulmayacak.

sanırım burulmayacak.
çünkü anlamaya çalışmak zahmetli.
her şeyin cevabını bildiğini sanmak kolay.
felsefe ve teoloji açısından büyük patlama öncesi düşünülebilir. ancak bilimsel açıdan bakıldığında zaman da uzayzamanın bir parçasıdır ve büyük patlamayla oluşmuştur. büyük patlama öncesinde einstein'ın genel görelilik teorisine göre zaman kavramı yoktur.

bunu ister büyük patlama öncesi bilinemez ya da yoktur olarak yorumlayın, ister allah, tanrı falan vardı/yoktu diye. bu size kalmış ama bugünün bilimine göre büyük patlamanın öncesi diye bir kavram yok, varsa da mevcut evren anlayışımız ve fizik yasalarımız bunu bilmeye anlamaya yetmiyor.

bu konuda nobel ödüllü fizikçi frank wilczek'in fundamentals ten keys to reality isimli kitabında da şöyle bir bölüm yer alır: görsel

antik dönem teologlarından aziz augustinus 'a "tanrı evreni yaratmadan evvel ne ne yapıyordu" sorusu yöneltildiğinde, ilk başta "böyle sorular soranları içine koymak için cehennemi hazırlıyordu" şeklinde espirili bir cevapla olaya yaklaşmak istese de sonrasında ciddi üzerine düşünmüş ve şu sonuca varmış:
- zaman, saatler tarafından ölçülen bir olgudur
- yaratılış öncesi saatler de var olmadığına göre zaman da yoktur.
- dolayısıyla yaratılışın öncesi diye bir şey olamaz.

din ve bilimin böylesine derin bir meselede çok paralel çıkarımlarda bulunması da bana her daim ilginç gelmiştir.

edit: okumak isteyenler için birkaç yerli ve yabancı kaynak bırakıyorum:
https://evrimagaci.org/…amadan-once-neler-oldu-7999
https://www.exactlywhatistime.com/…nd-the-big-bang/
https://www.bbc.com/…at-existed-before-the-big-bang
https://www.forbes.com/…does-time-have-a-beginning/
https://www.youtube.com/watch?v=k8gv05ns7mc