trump'ın zaferi bahanesiyle: küresel ısınma, bilimsel düşünce ve elitizm
bence en fazla insana, en uzun süre boyunca etki edecek husus küresel ısınma. ve şansına, iki adayın vaatlerinin farkı büyüktü. ama bu etki uzun vadeye yayılarak gerçekleştiğinden, hiçbirimizin listesinde bir numara olmuyor. (insanlığın bug'ı bunlar işte, o yüzden gezegeni kurtarmak için yapay zeka devrimi lazım, bizi de hayvanat bahçelerine atmalılar)
bu konunun 3 katmanı var aslında: uluslararası ticaret, ar-ge, bilimin kültürdeki yeri.
a) uluslararası ticaretin serbest olduğu bir dünyada, uluslararası çevrecilik duzenlemeleri getirmek çok zor. bir ülkede karbon vergisi koysan, oradaki üreticinin masrafı artacak, bunu gören diğer ülkeler ağırdan alıp kendi üreticilerinin ucuz kalmasını sağlayacaklar. herkesin korkusu bu. bu yüzden paris antlaşması gibi dönemeçler, zar zor ulaşılan başarılar.
trump bu kazanımları yok edeceğini açıkladı. teknik olarak antlasmadan çıkamaz ama alınan kararları uygulamayacak. ve bunun için kongreden izin almak zorunda değil. demokratların yapabileceği hiçbir şey yok.
tabii çin de "ben keriz miyim o zaman" diyecek ve karbon hedeflerini tutturmaya uğraşmayacak. hindistan gibi ülkelerdeki momentum da kesilir. bir tek iskandinavlar idealist takılırlar artık. gelip ceza kesen bir "uluslararası çevre polisi" de yok sonuçta (zaten en büyük sorun bu. "dişsiz" kanun bunlar).
yani sırf abd'nin karbon salınımını kısıtlamaması yeterince kötü ama yarattıkları zincirleme reaksiyon daha kötü.
***
b) iç pazarda demokratlar, vergilerin bir kısmını yenilenebilir enerji ar-gesine harcıyorlardı. trump ise buna karşı. "özel sektör uğraşsın, devletin işi olmaz" diyor. fakat devlet bir yandan petrol endüstrisine yardım yapıyor (vergi sübvansiyonu). niye? petrol lobisinin gücü bir yana, bu adamların uluslararası piyasada rekabet ettikleri şirketler, diğer devletlerin şirketleri. amerikan özel şirketi amerikaya vergi verirken, rus devletinin %50'sine sahip olduğu veya çin devletinin %100'ünü kontrol ettiği bir şirketle rekabet edemez.
zaten ucuz olan petrol ve fracking devlet desteğinden faydalanırken, ucuzlamaları için büyük yatırımlara ihtiyacı olan yenilenebilir enerji endüstrisi ise kendi yağında kavrulacak (yahut california gibi eyaletlerin bütçelerinden az biraz nemalanacak ama federal bütçeden değil).
bunun dünya için kötü tarafı şu: yenilebilir enerji her halükarda lazım. yani küresel ısınma olmasa da gerekli. hem temiz, hem petrol zengini dikta rejimlerine bağımlılığı azaltıyor, hem de geleneksel enerji lobisinin gücünü kırıyor. ve zaten petrol bitecek, bugün yapmasan 30 sene sonra yapacaksın. yani ucuz finansmanla (abd hükümeti ucuza para buluyor) bu sorunu şimdi çözmek yerine, ertelemenin ve pahalılaştırmanın manası yok.
hani, at gözlüğüyle bakıp, sırf abd'nin kısa dönem ekonomik çıkarı açısından değerlendirsen de bu böyle. zira rakip ülkeler bu konuya yatırım yapıyorlar. 5 sene sonra, afrikada bir çöle dev bir güneş paneli array'i yapılacaksa, bu ihaleyi çinli şirket alacak.
daha idealist bakarsak, abd'de bu araştırmalara giden fonlar, dünya standardına göre büyük oldukları için, onlar kuruduklarında tüm insanlığın gelişimi yavaşlıyor, bu bir. ikincisi, federal yardım olmadan alınan patentlerin insanlığın yararına sunulmaları daha zor.
***
c) daha soyut ama bence daha bile önemlisi, bilimsel düşüncenin kültürel prestijinin azalması.
trump, küresel ısınmanın varlığını reddeden, hatta onu bir çin komplosu olarak gören biri. china china china! bunu insan arkadaş arasında söylemekten utanır.
söylediklerine gerçekten inanıp inanmaması mühim değil. hatta vaatlerini gerçekleştirmesi bile ikinci dereceden önemli. sonuçta bu seçim platformunun bir parçasıydı ve her lafı açıldığında, utandırılmak yerine ödüllendirildi.
binlerce kişinin önünde "havalar soğudu, iste iklim değişimi yalan" demesini düşünün. "evrim varsa neden maymunlar insan olmuyor"dan bile daha aptalca aslında. ve bu aptallık için bir bedel odemiyor. onu orada alkışlayan aptallardan bahsetmiyorum, ertesi gün tv programlarında ve baskanlik münazaralarında bunun üzerine gidilmemesinden bahsediyorum. geri adım atana kadar haftalarca baskı yapılması lazımken, iki saat icinde unutuluyor, çok daha onemsiz magazinsel gürültünün altında.
şimdi bundan ne ders çıkarır insanlar? bunu diyen başkan olabiliyorsa, ben niye kanıt bazlı düşünmenin zorluklarına gogus gereyim? niye önemli konularda dahi anlık hayvani tepkilerle karar vermeye utanayım?
aşılar olsun, ekonomik veriler olsun, evrim olsun, göçmenlik ve suç arasındaki ilişki olsun, diğer çevre sorunları olsun...her türlü konuda reaksiyoner, komplocu, ve moda deyimle post-fact (gerçek-sonrası) duruş kazanıyor. zaten insan yapı itibariyle buna meyilli, internet ve özel medya bunu daha da kötüleştirdi.
biz, yavaş da olsa, mütemadiyen ilerlemeyi garanti sanıyoruz, doğduğumuzdan beri bu trende alıştığımız için. ama böyle bir doğa kanunu yok. insanlık geriye de gidebilir. burada kritik olan değişim cehaletin artması değil, cehaletle övünmenin kabul görmesi.
trump'ın zaferindeki trajikomedi, babadan zengin olan bir dolar milyarderini elitist bulmayanların, çok mütevazi bir akılcılığı dahi elitizm ile özdeşleştirmeleri.
11.11.2016 · 33. sıra
immanuel tolstoyevski
12:56 ~ 14:58