fon:
https://www.youtube.com/…gqyibpdmgiftvsyjfhd_eq5axsuzun bir aradan sonra yeniden merhaba. aradan bir ayı aşkın süre geçti ve bu süre zarfı içerisinde akp iktidarı devrildi. türkiye artık koalisyon gündemiyle meşgul. atılan her adım, söylenen her söz meseleyi daha da karmakarışıklaştırıyor.
öncelikle, bu yazının neden geç yazıldığını anlatmak istiyorum. yıl başında yaşanan
charlie hebdo katliamı ve
syriza ile ilgili yazdığım yazılarda da açıkladığım gibi yaşanan bir hadiseyi yorumlayabilmek için aradan belirli bir süre geçmesi gerekir. bu süre, yaşanan olayların belirli odaklarda yarattığı etkiyi görmek içindir. yaşanan etki olayın nasıl yorumlanacağına ilişkin ip ucu verir ve hadise yorumlanır. ben başından bu yana komplo teorisi yazmadığım gibi, müneccimlik peşinde de koşmadım. hülasa, daima bekledim. bugün de bekledim.
bana gelen mesajlarda, genellikle seçim sonuçları soruluyor ve sonuçlar hakkında yorumlar yapmam isteniyor. elbette benim de seçim sonuçları hakkında önemli düşüncelerim var. şimdi biraz bunlardan bahsetmek istiyorum. fakat elbette, benim olaylara "erdoğan-baykal görüşmesi" ve "davutoğlu'nun cnn türk'e yaptığı açıklamalar" üzerinden bakacağımı beklemiyorsunuz. tabiki bu yazı esnasında da farklı konulara, tarihsel olaylara giricez ve son düzlükte tüm parçaları aynı noktada birleştiricez.
bilgilendirme;
- okunacak kitaplar hakkında pek çok mesaj geliyor. kitap listesini bitiren arkadaşlar varmış. güncelleme yapmayı düşünüyorum.
- imla ve noktalama konusunda şikayetçi olan arkadaşlar varmış. daha fazla dikkat etmeye çalışıcam.
***
1* seçimlerden yalnızca 5 gün önce, 2 haziran 2015'te
graham fuller'in
huffington post'ta yeni bir makalesi
yayınlandı. fuller, seçimin galibinin erdoğan olmasını bir tür "tek adamlık dönemi" olarak niteledi. fuller'e göre bu olmamalıydı. erdoğan'ın önündeki en büyük engel ise hdp'ydi. aynı tezi mayıs ayında
morton abramowitz de destekliyordu.
bipartisan policy center'nin yayınladığı
rapor erdoğan zaferi önünde yalnızca hdp'yi engel görüyordu. yani seçimlerin yıldızı haline gelecek
hdp batının da gözdesiydi. peki neden hdp? cevapları duyar gibiyim: çünkü hdp barajı aşabilecek tek alternatifti...
2* hdp önceki genel seçimlerde %6,3 oy almıştı. parti aynı zamanda
pkk'nın siyasal kolu gibi faaliyet güdüyordu. parti lideri
selahattin demirtaş sıkı bir öcalan hayranıydı ve aynı zamanda ermeni sorununda türkiye'nin soykırım yapmış olabileceğini beyan ediyordu. partinin örgütle sıkı bir ilişki vardı. tüm bunlar hdp'nin bir türkiye partisi olma hedefinin önünde kaya gibi duruyordu. bunun yanında hdp olur da barajı aşamazsa, akp
başkanlık sistemine emin adımlarla yürüyecekti. özetle, hdp tek alternatif olmanın yanında çok büyük bir riskti. peki, ermeni soykırımını kabul eden bir parti, türkiye partisi olabilecek miydi?
3*
graham fuller söz konusu makalesinde akp'yi "başlarda çok iyi giden bir parti" olarak kabul etmiş ve akabinde "2011 yılından itibaren" ilişkilerin bozulduğunu söylemiş. neden 2011? önceki yazılarda 2011 yılının önemi defalarca anlatıldı. 2011 yılında
kürt açılımı politikası terk edildi ve
çözüm süreci doğdu. kürt açılımı amerika'nın türkiye'ye dayattığı bir politikaydı ve pkk'yı ortadan kaldırarak
barzani'yi kürdistan'ın tek hakimi yapma amacı güdüyordu. akp kürt açılımını başlatınca pkk terör eylemlerini sıklaştırdı. karşılık olarak da cemaat kadroları
kck operasyonlarını başlattı. 2011 yılına gelindiğinde ise erdoğan, hakan fidan üzerinden yeni bir politika başlatarak
kürt açılımını sona erdirdi. devlet pkk ile görüşmeye başladı. kürt açılımı politikasını terk eden akp önce
oslo görüşmelerinin sızdırılmasıyla uyarıldı. akabinde
hakan fidan'a yapılan operasyonla bir uyarı daha verildi. her şeye rağmen akp ve pkk çözüm sürecinde diretti. böylece pkk yaşam süresini de uzatıyordu.
4* akp 2011'de başlattığı çözüm süreci ile aynı zamanda batı'yla arasına mesafe çekmişti. zira batı ırak, suriye ve mısır'da akp'nin desteklediği
müslüman kardeşlerin iktidara uzanmasına izin vermemişti. haliyle akp 10 yıldır seçim kazanan bir parti özgüveni ile batı ile ilişkilerine mesafe koyma yoluna gitmişti. işte bu akp-batı sürtüşmesi 2011 yılına dayanıyordu. fuller bu nedenle 2011 yılını vurguluyordu.
5* "hep aynı şeyleri tekrar ediyorsun" dediğinizi duyar gibiyim. fakat işin özünde bu bir tekrar değildi. kürt açılımı - çözüm süreci - barzani - pkk - hdp... tüm bu zincir 2015 yılı itibariyle yeniden dizayn edildi. nasıl mı? her şeyin başında batı "
phillips raporu" ile pkk'yı tasfiye ederek
barzani'nin önünü açıyor ve kürdistan fikrinin ana uygulayıcılığı görevi
kdp'ye düşüyordu. bu bağlamda
pkk ve tabi onun siyasal uzantısı olan
hdp de potansiyel bir batı karşıtlığı ile donatılıyordu. 2012 yılından itibaren kürdistan bölgesine musallat olan
ışid, çoğunlukta kuzey suriye'de faaliyet gösterdi. pkk'nın suriye uzantısı olan
pyd örgütüyle kobani'de amansız bir mücadele başladı.
ışid ve
pyd uzun süre birbirini tüketti ve barzani coğrafi bahaneler nedeniyle bölgeye yardım gönderemedi. ne zaman ki bölge ağır kayıplar vermeye başladı, pkk'nın da türkiye'yi karıştırması ile birlikte koridor açıldı ve peşmerge kuvvetleri kobani'yi batı ordusunun hava desteği ile geri aldı. kayıpları pyd vermişti fakat kahramanlık barzani'nindi.
6* batı'nın kürdistan pastasının tümünü barzani'ye uzatıyor olması, pkk'nın hiç de hoşuna gitmemişti. öyle ki, pkk kuzey ırak'ta kendisine yeni yaşam alanları açma gereği duydu. ışid'le yaşanan çatışmalar sonucunda ırak merkezi hükümetinin kontrolü yitirdiği musul'un
şengal bölgesinde kanton kuran pkk ile barzani'nin arası açıldı. taraflar birbirlerini bölücülük ve ihanetle suçladı. konuyu
pkk-kdp kuzey ırak iç savaşı başlığında yazdım.
7* toparlayacak olursak batı, kürdistan bölgesinde konjonktürel olarak barzani'yi destekliyor ve
pyd ile
pkk'nın gücünü seyreltiyordu. batının bu politikası pkk ve kdp arasında krize neden olmuştu. pkk gibi onun siyasal uzantısı olan
hdp'nin de bu krizde pkk'nın yanında durması beklenirdi. fakat batı türkiye'de yapılacak seçimlerde
hdp'yi bir tür umut olarak görüyordu. bu nedenle hdp'nin pkk çizgisinden çıkarılması gerekiyordu. aksi halde erdoğan aşırı kuvvetlenirdi. peki hdp'nin pkk çizgisinden çıkarılması nasıl olacaktı? cevap aslında hdp'nin son seçim politikasında gizli: türkiyelileşme...
8* hdp'nin türkiyelileşmesi batı için inanılmaz bir şanstı. bu sayede hdp önemli bir siyasi güç elde ederek akp'yi iktidardan edecekti. aynı zamanda batı'nın nicedir tasfiye etmeye uğraştığı pkk, siyasi uzantısını kaybederek yalnızlaşacaktı. böylece türkiye'deki kürt halkının meşru temsilcisi
hdp olacak ve bu amaç için ortaya çıkmış ve 30 yıl boyunca mücadele etmiş pkk tarihin tozlu sayfalarına uğurlanacaktı. sanılanın aksine, pkk en başından bu yana
türkiye'yi bölmek için değil, türkiye'deki kürt topluluğunda "
kürtlük bilinci uyandırmak ve
kürt ulus bilincinin meşru temsilcisi olmak" için çabaladı. aradan geçen 30 yıl pkk'yı güneydoğudaki önemli bir kitlenin temsilcisi haline getirdi. bu kitle, 90'lı yıllardan itibaren kurulan kürt partileri vasıtasıyla gelişti ve akp'nin kürt açılımı politikasıyla nihayete erdi. fakat bir problem vardı. pkk yani
kürdistan işçi partisi temelinde sosyalist bir tür sol öğreti barındırıyordu. oysa güneydoğu kürtlerinin büyük bölümü muhafazakardı. zaten bu nedenle akp güneydoğuda ciddi anlamda oy kazanıyordu. bu oy akp'ye özal'dan ve daha öncesinde menderes'ten miras kalmıştı. işte türkiyelileşen hdp projesinin hitap ettiği temel kitle güneydoğu'da akp'ye oy veren muhafazakar kürtlerdi. bu kitlenin "sol temelli pkk uzantısı olan hdp'ye" oy vermesi başlarda mümkün değildi. fakat artan kürtlük bilinci ve hdp'nin özellikle son altı ayda türkiyelileşme hareketi başlatması ile birlikte söz konusu kitle fikir değiştirdi. böylece 7 haziran seçimlerinde hdp oy patlaması yaşadı. akp ise güneydoğuda dibi boyladı.
9* özellikle halk arasında "chp ve mhp'nin hdp'ye oy kazandırması" denilen şey, aslında akp'li kürtlerin hdp'ye kaymasından başka bir şey değildi. hdp'nin pkk'dan sıyrılarak türkiyelileşmesi aynı zamanda batı'nın çok istediği iki şeyi de sağlamış oldu. hdp hem pkk'dan soyutlanarak örgütün fonksiyonunu bitirme noktasına getirdi hem de erdoğan iktidarını devirdi. bu açıdan bakıldığında hdp batı için muazzam katkıda bulunmuş oluyordu. bu katkı ise akıllara doğal olarak "
batı-hdp ittifakı" seçeneğini getiriyor. bu bağlamda
68'liler vakfı söz konusu süreçte batı ile hdp'nin ittifak içinde olduğunu
açıkladı. seçimden bir kaç hafta önce de batı'nın önemli ismi
justin p. friedman hdp'ye ziyaret
gerçekleştirdi. hem abramowitz hem de fuller seçimler için hdp'nin kilit parti olduğunu açıkladı. tüm bu yaşananlar batı-hdp ittifakını açıklamıyordu fakat önemli soru işaretleri bırakıyordu.
10* pkk ise özellikle son iki ay içerisinde hem kdp ile kanlı bıçaklı hale geldi hem de siyasal uzantısı olan hdp ile gittikçe uzaklaştı. iş öyle noktalara vardı ki, geçen hafta pkk'li teröristler iran sınırındaki kdp güçleri ile
çatışma yaşadı. iki peşmerge öldürüldü. pkk çevreleri barzani'nin akp'ye oy verilmesi yönünde çağrılar yaptığını iddia etti. barzani ise bu haberi yalanladı. kdp de bu süreçte hdp'ye büyük destekte bulundu.
11* pkk'nın hdp'yle yaşadığı kırılmalardan en önemlisi nevruzda yaşandı.
öcalan nevruz için kaleme aldığı bildiri ile silahların bırakılması talebinde bulundu. bu talep pkk'nın bitkisel hayata geçişi anlamına geliyordu.
kandil ise bu çağrıya aradan geçen 4 aya rağmen henüz uymuş değil. pkk çağrıya neden uyulmadığı konusunda 14 mart 2015'te
açıklama yaptı.
cemil bayık yaptığı açıklamada açıkça "kürt sorunun çözümünde muhattap öcalan'dır" diyerek barzani'yi muhattap kabul eden kürt açılımına meydan okudu. bayık aynı zamanda silah bırakma çağrısının uygulanmama nedeni olarak "öcalan'ın tutuklu olmasını" gösterdi. bayık'a göre öcalan tutuklu kaldığı sürece doğru karar veremez ve bu nedenle silahların bırakılması talebi de uygulanamazdı. böylece bayık pkk'nın bitkisel hayata geçişini öngören silah bırakma hamlesi için kabul edilmesi mümkün olmayacak bir şart ileri sürerek pkk'nın ömrünü uzatıyor, öte yandan da öcalan'ın muhattaplığını ilan ederek pkk'yı tasfiye eden kürt açılımını reddediyordu.
12* sonuç olarak açık bir şekilde ifade edilmese bile
pkk ile
hdp arasında yaşanan bir gerilim mevcuttu. bu gerilim sinyalleri seçimlerin hemen ardından 8 haziran 2015'te yaşandı. kandil demirtaş'ın "emanet oylara teşekkür" beyanına karşılık olarak
hdp yanlış yapıyor açıklaması yaptı. aynı gün diyarbakır'da
hüda par'lı bir ismin öldürülmesi ile birlikte toplumun hdp'ye olan öfkesi körüklendi. bu eylem hdp ve pkk arasındaki gerilimin artmasına neden oldu. pkk her ne kadar böyle bir kavgaya karşı istekli olmasa da, örgütün yok olması konusunda daha fazla isteksiz olduğundan şimdilik "öcalan şartı" sayesinde gerilimden kaçınma fırsatı yaratıyor. her şeye rağmen ipler gerilmeye çoktan başladı bile. aslında yazının gecikmesinin nedeni de buydu. "pkk-hdp" gerginliği için bir kıvılcım arıyordum. o kıvılcım bugün ortaya çıktı.
13* demirtaş 11 haziran 2015 saat 10:30'da yaptığı
açıklamada "öcalan silah bırakma çağrısı için hazır" mesajını verdi. yalnızca beş saat sonra
cemil bayık açıklama yaptı. net konuştu. öcalan serbest bırakılmadan adım atılamaz
dedi. pkk böylece hdp'ye "örgüt için son kararı biz veririz" mesajı veriyordu. bu mesajlar elbetteki kürt halkının sözcülüğü için girişilmiş bir mücadelenin göstergesiydi. bu olaydan sadece bir saat sonra pkk'nın iran kolu
pjak, doğu kürdistan'da 6 adet peşmerge
öldürdü.14* tüm bu etkenler üzerinden bakacak olursak, batı'nın seçimlerdeki kozu olan hdp barajı aşarak görevini yerine getirdi. fakat şu asla unutulmamalı. batı türkiye'de model sorunu değil lider sorunu yaşıyor. batı'nın akp ile hiç bir sorunu yok. tek sorun "erdoğan". henri barkey seçimlerin hemen ardından katıldığı bir toplantıda "seçimin kaybedeni akp değil erdoğan" açıklaması yaptı. bu nedenle
erdoğan'sız bir akp yaratılmak zorunda. şayet erdoğan'ın pasifize olması sağlanırsa, batı, akp ile yaşadığı ittifaka geri dönmeye hazır. bunun için de akp'nin başına erdoğan'ın hükmedemediği bir isim geçmeli. bu isim kim olabilir? tabiki
abdullah gül.
15* yaklaşık 2 yıldan bu yana sıkı bir akp eleştirisi yapan batı medyasının önemli kuruluşlarından birisi
the financial times... söz konusu kuruluş yakın zamanda erdoğan'ın azarlarından nasibini aldı. gazete 2002-2011 döneminde sıkı bir akp müttefikiyken 2011 itibariyle akp karşıtı haberlerin odağı haline geldi. ocak 2015'te açıkça erdoğan düşmanlığını
ilan etti. gazete nisan ayında ise türkiye'de bir tür zirve düzenledi. zirvenin onur konuğu ise tabiki
abdullah gül'dü. erdoğan'ı kıyasıya eleştiren yayın organı, türkiye'de erdoğan'ın burnunun dibinde gerçekleştirdiği zirveye gül'ü davet ediyordu. gül zirvede uzun bir
konuşma yaptı. "türkiye bi süredir yerinde sayıyor, artık eski günlere dönmek gerek" dedi. bir sonraki gün financial times yeni bi haber yaptı. başlık manidardı:
davutoğlu ve erdoğan arasında büyüyen gerilim16* financial times'ın erdoğan nefreti seçimlerin ardından büyümeyi sürdürdü. 11 haziran 2015'te yeni bir haber yayınlayan gazete,
erdoğan ve dalkavukları köşeye sıkıştı başlığını attı. gazete "merkez bankası artık faizleri artırabilir." ihtimalini de ifade ediyordu. aynı gün habertürk gazetesinden
fehmi koru "gül'ün yeniden genel başkan olması" ihtimalini ima eden bir
yazı yazdı. akp'li
ahmet taşgetiren ise koru'nun yazısını
abdullah gül'ü savaşa sürmek şeklinde niteledi. son olarak
andy-ar isimli anket şirketi, akp tabanının gül'ü istediğine dair bir takım çalışmalar yayınladı.
17* sonuç olarak akp, gül'ün liderliğinde "erdoğansızlaşan" görünümüyle batı ile yeniden ittifakta birleşecektir. bu ittifakla birlikte 2011'de tıkanan
kürt açılımı, türkiyelileşen hdp ile birlikte yürütülmeye devam edecektir. akp'nin chp ile yapacağı koalisyon, partinin "sorun yaratabilme ihtimaline karşın" bir tür click vazifesi görecektir. chp ise akp ile yapacağı koalisyonu tabanına açıklayabilmek için bazı tavizler koparmak zorunda. bu tavizler elbette 17-25 aralık dosyaları,
iç güvenlik yasasının ve diğer anti-demokratik yasaların yürürlükten kaldırılması türünde olacaktır. böylece kritik bazı bakanlıkları ele geçiren ve akp'nin bazı izlerini silmeyi başaran chp kendi tabanına koalisyonun açıklamasını yapma fırsatı bulacaktır.
18* koalisyonun hdp ile yürüteceği çözüm süreci ise dönüp dolaşıp "öcalan'a serbestlik şartı" noktasında kilitlenecetir. bu bakımdan öcalan'ın pkk'ya "benim özgürlüğümü şart koşmadan silah bırakın" talimatı vermesi büyük bir ihtimal olarak önümüzde duruyor. koalisyonun "öcalan'ı serbest bırakma" çılgınlığına girişmesi ise seçmen açısından büyük bir yıkım olacağından şimdilik böyle bir deliliğin yaşanması ihtimali düşük.
19* sonuç olarak geçmişte de belirttiğim üzere, 7 haziran 2015 seçimlerinin türkiye'nin önemli sorunlarını çözme açısından hiç bir belirleyiciliği yoktur ve olmamıştır. seçimin sonuçları pkk'yı sahnenin dışına iterken hdp'yi önemli bir aktör haline getirmiştir. elbette erdoğan da seçimin mağlubudur ve erdoğan'sız bir akp planı daha gerçekçi bir hal almıştır. fakat erdoğan'lı türkiye kadar erdoğan'sız bir akp de oldukça olumsuz neticelere gebedir. zira her türlü otoriter eğilimlerine karşı erdoğan türkiye'yi uzunca bir müddet batı'dan uzağa savurmuştu. şimdi, erdoğan'ın düşmesiyle birlikte akp-batı ittifakı canlanarak sonsuz bir taviz kapısı aralanacak ve ülke yokuşa biraz daha hızla sürüklenmeye başlayacak. bu bakımdan tüm hukuksuz ve otoriter tavırlarına rağmen erdoğan'ın yokuşun önündeki bir taş olduğunu belirtmek gerekir.
20* erdoğan ise bu neticenin gerçekleşmesine yanaşma niyetinde değil. şimdilik her konuda ılımlı bir izlenim veren erdoğan, akp'deki gücünü kaybetmemek için her şeyi yapacaktır. bu bağlamda fuat avni'nin 11 haziran 2015 gecesi attığı tweetler büyük oranda gerçeklik payı taşıyor. türkiye yaklaşık iki yıl süredir yabancı sermaye desteğinden mahrum ve söz konusu açık akp'nin gayri resmi yollarden temin ettiği kaynağı belirsiz dolarlarla kapatılıyor. bu nedenle akp'nin kontrolünde olan kaynağı belirsiz paraların piyasadan çekilmesiyle birlikte türkiye bir tür nakit krizine girebilir ve bu kriz koalisyon hükümetlerinin türkiye'yi krize götürdüğü sonucuna bağlanarak akp'nin yeniden güçlenebilmesi için kullanılabilir.
21* 7 haziran 2015 seçimleri batı'nın dayattığı ve akp'nin 2 yıl boyunca uyguladığı
kürt açılımının devamı için önemli bir fırsat sunuyor. aynı zamanda kurulacak batı yanlısı koalisyon ab politikası ve kıbrıs sorunu konusunda yeni tavizler vermek zorunda. bu fırsatlar yeni
akp'nin erdoğansızlaşmasına ve
hdp'nin pkk'sızlaşmasına bağlı. yukarıda bahsedilen siyasal evrimler tamamlandıktan sonra partiler pekala süreci yürütebilir. öyle ki bu birliktelik anayasayı değiştirecek güce dahi sahip olabilir. söz konusu anayasal süreç ise kürt açılımının tamamlanmasına binaen "
demokratik özerklik" bağlamında yeni bir düzen getirebilir.
22* tüm bunların yanında şimdiye dek ele alınmayan tek bir parti kalıyor. o da mhp...
devlet bahçeli bilerek yahut bilmeyerek çok önemli bir açıklama yaptı. seçimin hemen ardından verilen zamansız ve aşırı bir sözle kendisini bağlayan bahçeli belki de istemeyerek çok önemli bir oyun kurguladı. napolyon'un "
düşmanınız hata yaparken onu rahatsız etmeyin" düsturunu aratmayacak bir şekilde rakiplerini iş birliğine yönlendiren bahçeli hdp ile koalisyon kapısını kapatarak kendisini sözüyle bağlamış oldu. böylece mhp "kürt açılımı" planına asla bulaşamayacak bir konuma çekildi. öte yandan 11 haziran 2015 tarihinde mhp genel başkan yardımcısı durmaz'ın yaptığı açıklamalar da bahçeli'nin konuşmasıyla tutarlı seyretti. konuşmada hdp ile koalisyon yapılamayacağı kesinleşti. öte yandan çözüm sürecinin kaldırılması gibi "kabul edilmeyecek" şartla reel koalisyon ihtimalini %0,01 rakamına indirdi.
23* bahçeli şimdilik herhangi bir koalisyonda bulunmamayı ve ülkeyi uçurumun kıyısına getirecek önemli politikalara muhalefet etmeyi düşünüyor. bu sayede düşmanlarını hata yaparken yalnız başına bırakan mhp 2002'de dsp ve anap'ın yaşadığı akıbeti akp ve chp'nin yaşamasını ümit ediyor. mhp'nin bu uzlaşmaz tavrı şimdilik "akp'nin devrilmesini isteyen" kesimi fazlasıyla rahatsız ediyor fakat aksi ihtimalde mhp'nin akp veya hdp ile ittifak kurması ise bizzat mhp'nin temellerini dinamitleyecek cinsten... batı'nın tasarladığı türk siyaseti bir sağ bir sol ve bir kürt partisinden ibaret. mhp ise "kürt politikasından nemalanabilecek" bir tür tehdit misali gücünü koruyor. diğer yandan mhp'nin %17'lik oy oranı batı'nın perspektifinden bakıldığında hiç bir amaca hizmet etmiyor. dolasıyısla mhp'ye bu senaryoda herhangi bir görev düşmüyor. özetle mhp'nin yok olması gerekiyor. işte bu durum mhp'yi kilit bir parti haline getiriyor. devlet bahçeli'nin seçimin hemen ardından yaptığı konuşma ise mhp'nin kilit rolüne yönelik olumlu bir etki yarattı. bu yazıyı okuyanların büyük bir bölümü mhp'nin mevcut konumundan rahatsız olabilir. fakat mhp sınırlı hareket alanı içerisinde yapılabilecek en manalı hareketi yaptı ve napolyonvari bir duruşla düşmanları hata yaparken hareketsiz kalmayı yeğledi.
24* mhp, ilerleyen zamanda daha sıkıntılı günlerle karşılaşabilir ve dezenformasyona uğrayabilir. unutulmamalı ki mhp kadrosu 2011'de yaşanan türden skandallara açık ve zayıf. partinin bir an önce daha iyi bir vizyon ile sahneye girmesi ve misyonunu kuvvetlendirmesi gerekiyor. en önemlisi, mhp'de yükselen parti içi muhalefete ve destekçilerine dikkat etmek gerekiyor. günün şartları mhp'ye "ırkçılığa uzanan türden milliyetçi" bir parti olmaktan daha farklı bir görev yüklüyor. tıpkı hdp'ninki gibi türkiye'nin tümüne hitap eden bir görünüm...
25* aksi halde... erdoğansız akp ve chp koalisyonunun pkk'sız hdp ile yürüteceği süreç sonunda değişen anayasa ile birlikte kürtlere bir tür demokratik özerklik tanınabilir. şayet barzani kürdistan'ın kurulmasını daha öne çeker ve türkiye kürtleri hemen güneydeki bu devlete katılmak için sokağa inerse, bu kıvılcımın alevlere dönüşmesini engellemek oldukça zorlaşır. batı'nın senaryosuna göre o gün geldiğinde pkk olmamalı. zira pkk gibi dünya tarafından terör örgütü görülen bir oluşum kürtlerin sivil direnişine olumsuz katkıda bulunabilir. türk hükümeti yaşanan olayları terör örgütü ile özdeşleştirebilir ve devlet müdahalesini meşrulaştırabilir. bu açıdan söz konusu gün geldiğinde pkk'nın çoktan tarih olması gerekiyor. işte bu görev de pkk'sız hdp'ye düşüyor.
26* son olarak, chp'nin akp ile girebileceği koalisyon için, nasıl bu kadar emin olabildiğimi soranlar olacaktır. chp'nin tepe kadrosuna paraşütle iniş yapan yeni ismi selin sayet böke gelecek hafta yapılacak bilderberg toplantısına davet edildi. sadece bu gelişme bile, chp'nin bulunduğu konum itibariyle ciddi mesajlar barındırıyor.
dipnot: bu yazı yayınlandıktan hemen sonra gül'ün erdoğan'ı arayarak "erken seçim hata olur" uyarısında bulunduğu haberi medyaya düştü.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29263421.aspekler;
* kemal derviş'ten akp-chp koalisyon
önerisi,
* henri barkey'in "kaybeden akp değil erdoğan"
yorumu,
* gül financial times zirvesinde konuştu,
her şey daha iyi olabilirdi*
selin sayek böke'nin dişi kemal derviş olmasıhttp://baranbaa.blogspot.com.tr/…nel-secimleri.htmltwitter:
https://twitter.com/10uncukoyludevamı yarın...