referandum sonucu ne demek oluyor?
[haysiyet, sömürü, ab'nin sonu temalarını ayıklayıp en sona koydum ki rahat okuyun]
[daha temiz hali için reklamsız blog linki]
[arkaplan içinse yunanistan euro'dan çıkarsa ne olur]
*
sanırım çoğunluk referandumda ne sorulduğu ve çipras hükümetinin açıklamaları gibi önemsiz detayları atlamış:
1) referandum teoride şunun üzerineydi: "geçen hafta troika'nın önerdiği teklifi kabul edelim mi? bu teklifin iki kısmı var: reform paketi ve kısa vade acil kredi yardımı"
burada biri komik, biri trajik iki detay var. söz konusu yunanlılarsa trajikomedya olmadan bırak referandumu, apartman toplantısı bile yapamazsın zaten.
komik olan, oylanan teklifin zaten artık geçerli olmamasıydı. masada olmayan bir teklif oylandı (detaylar ilerde). trajedi ise ortalama yunanlının bu tekliflerin içeriğini bilemeyeceği, teknokrat gibi bunun getiri götürü hesabını yapamayacağı, ve herkesin gerçekte oyladığının kişiden kişiye değişen belirsiz sorular olduğuydu:
-bu spesifik teklife hayır ama kemer sıkmaya genel olarak evet
-kemer sıkmaya hayır ama eurozone'da kalmaya evet
-hem kemer sıkmaya hem euro'ya hem de ab'ye hayır
hayır oyu bunlardan herhangi biri demek olabilir. şimdi tekrar okudum da belki de ilk detay trajik, ikincisi komik olandı.
*
2) çipras, referandumdan hemen önce, uğruna onca tantana yarattıkları troika teklifini ufak değişikliklerle kabul ettiklerini açıklamıştı. yani blöf yaptılar, yemedi, sonra geri vitese taktılar (taşak kilosu tartanların dikkatine). buradaki ufak değişiklikler, emeklilik yaşının 67'ye yükseltilmesinin anında değil de ekimde gerçekleşmesi ve işsizlik yardımının boyutuyla ilgiliydi. oecdnin önerdiği verimli iş yapma pratikleri, savunma bütçesi kesintileri gibi diğer konular aynen kabul edildi.
*
3) çipras'ın bu u dönüşüne, fransa şaşkın ördek gibi "harbi mi?" derken, almanya "bana ne, bir kere referandum dedin, onun sonuçlarını görmeden önce masaya oturmayız" diye tersledi.
almanya referandumdan ne kadar farkla "hayır" oyu çıkacağını görmek istedi, zira referandumun tek pratik yararı, çipras'ın güvenoyunu ölçmek. bankaları kapalı bir yunanistan'da, geri vitese takmış bir başbakana destek hala var mı yok mu?
*
4) bu sırada, çipras da hiç bunlar olmamış gibi evine dönüp hayır oyu propagandasına devam etti.
dahası çipras, sonuç ne olursa olsun pazarlık masasına dönüleceğini defalarca söyledi. referandum zaferini, avrupalıları daha gevşek şartlarda bir anlaşmaya zorlamak için kullanacağını bildirdi, yoksa yürürlükteki anlaşmaları feshetmek veya köklü bir değişiklik yapmak için değil. o yüzden bunun "zafer" olarak kutlanması iyice komik.
*
5) büyük ab ülkeleri ise, tam bir poker face ile tersini savundu: "bırak daha gevşek şartları, daha keskin şartlarda bile bir anlaşmaya yanaşmamız mantıksız olur, zira siyasi irade olmadan bu program sürdürülemez".
daha ileri gidip, bu referandumu, bir eurozone oylaması şeklinde göstermeye çalıştılar. niye? çünkü yunanlıların ezici çoğunluğu halen euro'da kalma taraftarı (drahminin gelir gelmez devalüasyona uğrayacağını, tüm ithalatın aşırı pahalılaşacağını ve hiperenflasyon yaşayacaklarını biliyorlar)
*
6) sonuçta büyük bir farkla hayır oyu çıktı. bugün ve yarın almanya ve fransa, pariste bu referandum sonuçlarını değerlendirecekler, o zaman belli olur. ama zevzeklik olsun diye kehanetlerde bulunalım.
eğer daha yakın bir oylama olsaydı, ben tahminimi şu yönde yapardım: avrupalılar anlaşma masasına hemen oturmak yerine, yunanistan'ın eurodan çıkması yönündeki açıklamalarını sürdürecekler ve yunan halkını çipras'tan soğutacaklar. yeni bir hükümet gelene kadar da bankalara bir açılıp bir kapanacak kadar kredi verecekler, millet bıkacak.
*
7) fakat şimdiki tahminim, statüko lehine. finans bakanını istifa ettirdiler bir tek, "avrupalılar bizi terörize ediyor" diye konuşuyordu. onca nazi muhabbetinin üstüne iyi gelmedi bu tabii.
yunanistan euro'dan çıkarsa ne olur başlığındaki yazımda, 5 senelik kemer sıkmanın ertesinde halen daha kesintilere gitmenin israftan ziyade verimli üretimi azalttığından, bunun alternatifi olan keynesçi politikaların da almanya'nın çıkarına olmadığından bahsetmiştim.
tabii ki yunanistan'ın, 2008 krizinden bu kadar etkilenip avrupa kurumlarının parasına muhtaç hale gelmesi, yunanistanın euro öncesinden devam eden yapısal sorunlarının, euro dönemi popülist politikalarının ve hileli muhasebelerinin doğrudan sonucudur. dolayısıyla "zaten onyıllardır süren keynesçilik bunları bu hale getirdi" denilebilir, ama bugün lazım olanın da full reform+kemer sıkmadan ziyade, yarı reform+keynesçi harcamalar olduğu gerçeği değişmiyor.
sonuçta almanya'nın çark edip ekonomik felsefesini değiştireceğine pek kimse ihtimal vermiyor. muhtemelen ab, şartları çok az gevşemiş benzer politikalara devam edecek ve çipras bunları kabul edecek.
benim gerçekleşeceğini düşünmediğim ama yine de olasılığı gayet yüksek diğer ihtimal de alman-fransız blokuna gına gelmesi ve yunanistanın eurodan atılması. teknik olarak kimsenin buna yetkisi yok ama acil yardım fonu kesilirse, yunanistan buna zorlanmış olacak.
*
8) çipras'ın bu referandum "zaferi"nden umacağı en iyi şey kısa dönem bir anlaşma ve aynı kavganın bir kaç hafta içinde tekrarlanması, korkacağı şey işe avrupa merkez bankasının acil kredi fonunu süresiz dondurması.
yunanistan halihazırda imf'ye olan 1.6 milyarlık borç ödemesini atladı ve teknik olarak iflas etti (imf iflas terimini kullanmıyor gerçi). eğer acil bir kredi bulamazlarsa, 20 temmuzda avrupa merkez bankasına yapılacak 3.5 milyarlık borç ödemesini de atlayacaklar ve o noktada euro'dan çıkış %99 gerçekleşir. dahası, acil kredi fonundan gelecek para olmadan, bırak 20 temmuz'u, bu salı günü bankalar açılmaz paraları kalmadığından, ki çipras bunları açmaya söz vermişti.
*
9) bence euro'dan çıkıp, devalüasyon ve enflasyonla boğuşmak siyasi bir intihar olacak. o zamana kadar kahramanlık edebiyatı yapabilirsin ama insanlar gerçek zorlukları hissedince bir suçlu aramaya başlayacaklar, zorluklardan bıkınca da "o" suçluyu olmasa bile "bir" suçlu bulacaklardır.
bizim ülkede, bu tip durumlarda suçu dışarıya atmak fazlasıyla kolay, nitekim 30 iq'lu danışmanların çeviri hatasıyla kıçlarından uydurduğu faiz lobisi bile sürekli tekrarla tuttu. yunanlılar bizim kadar dünyadan kopuk olmadıkları için, çipras bedelini ödeyecektir bu değişimin.
*
10) şimdi geriye bakıp söylemek kolay: yunanistan euroya girmeyecekti veya seneler önce eurodan çıkıp krizini yaşayacak, devalüasyon sonucu artacak ihracat-turizm ve yapısal reformlar ile kalkınmayı deneyecekti. aynı hareketin şimdiki bedeli daha büyük.
tersine, avrupa açısından bunun bedeli büyük değil artık. yunanistan'ın batacak borçları artık alman çalışanının vergisiyle değil, tüm avrupa tarafından finanse ediliyor. ve yunanistan sistemik bir krize neden olamayacak kadar izole.
fakat her halükarda ben paramı dolarda tutuyorum. dolarlar daha sağlam olan abd'ye dönerken (yani bulmak zorlaştığı için değerlenirken), euro ise yeni borçlar için fazlaca basılacak ve üstüne eurozone krizi spekülasyonlarıyla daha da oynayacak.
***
magazin notu:
dün cnn canlı yayınında yunan başbakan yardımcısını izliyorum, adam şunu dedi: "bizimkisi bir borç ödeyememe (solvency) krizi değil, likidite krizi". sonuçta hayır oyu ertesi pozitif bir mesaj vermek doğal ama devenin nalı ulan! yunanistan'ın durumu o kadar bariz bir solvency krizi ki, bu ikisinin farkını anlatmak için sözlüklerde örnek olarak kullanılmalı. işin komik yanı, bugün istifa eden-ettirilen ekonomi bakanı, şubatta avrupayı turlarken kelimesi kelimesine "bu bir likidite krizi değil, solvency krizi" diyerek, herkesin bildiğini resmen itiraf etmişti. böyle garip yönetilen bir ülke. troika'yı geç, düyun-ı umumiye gelse yeridir. ama sefaletin daha da artmaması için, keynesçi bir düyun-ı umumiye.
***
sömürü vs üzerine kişisel yorum:
yunan halkının mağduriyeti, sadece 2010-2015 arası için geçerli, o da kısmen. işin bu noktaya gelmesi ise %100 kendi suçları. sonuçta şu gerçekler ortada:
a) 2009 kriziyle çökmeleri, taa euro öncesinden gelen yanlış politikaların direkt sonucu. sürekli artan konfora bakıp, "bu değirmenin suyu nereden geliyor" diye referandum yapmadılar (amerikan sağı bu soruyu soruyor mesela). yolsuzlukların hesabını sormadılar. dahası, rekabet eksikliğinin sorumlusu olarak gösterdikleri ab ekonomi politikalarının hepsinin altında kendi imzaları var (sübvansiyonlar vs).
b) bu çöküş sonucu, 2010'da kimsenin bunlara borç vermemesi de euro dönemi boyunca hileli muhasebelerinin ortaya çıkması yüzünden. büyük rezillik. sonrasında bu rezillikte imzası bulunan sağı tekrar seçimle iş başına getirmeleri daha da büyük rezillik.
c) troika ancak 2010 bu tabloya dahil oldu ve o zaman iflas edip eurodan çıkmak ve gerçeklerle yüzleşmek yerine troikadan yardım isteyenler de yine yunanlılar. almanya tabii ki yunanistanın çıkma riskini göze alamadı o zaman, fakat kimse kafalarına silah dayamamıştı borçlanmaları için.
d) sonra bu şartları da değiştirten, ve daha da uygun faiz ve vadeyle yeniden borçlanmaya avrupayı zorlayan yine yunanlılar.
e) ondan sonra bu borçları da kaçırdılar (imfye), üstüne referandumla en son anlaşma paketini de reddedermiş gibi yapıp, son anda reddetmeyip, sonra reddedip... plot twist üstüne plot twist.
bu 30 senelik tabloyu "alman para babaları vs onurlu yunan emekçisi" mücadelesine indirgeyenler, sadece bu konu özelinde cahil değil, bu tip çok-boyutlu konuların bu kadar yavan bir iyi-kötü kalıbına indirgenebileceklerini düşündükleri için aynı zamanda saflar.
referandum yorumuna da, intikam, eziklik benzeri duygularını yansıtmaları bu yüzden kaçınılmaz ("ab'ye nasıl da girdi, oh olsun" gibi). troika, eurozone ve ab farkını bilenler için: bu oylamanın ab'nin parçalanma miladı olması ihtimali çok düşük. yunanistan'ın bulgaristan'a dönüşmesinin miladı olması ihtimali ise epey yüksek.
07.07.2015 · 19. sıra
immanuel tolstoyevski
06.07.2015 11:31 ~ 18:27