daha evvel haykonfed başkanının trabzon'da bir konuşmasına katıldım sanırım 8 yıl kadar evvel. bu kısırlaştırma konusunda zamanında türkiye cumhuriyeti'nin efsane bir çaba harcadığını, ancak kötü niyetli hayvan dernekleri tarafından suistimal edilerek sürecin sabote edildiğini belirtti. şöyle ki,
hükümet temsilcileri, hayvan hakları stk'lari ile bir toplantı yapıyor, sokak hayvanlarının sorun olduğuna, buna ortak zeminde bir çözüm aradıklarını belirtiyorlar, ve ortak bir mutabakata varılıyor. anlaşmaya göre
--belediyeler sokak hayvanlarını toplayacak,
--hayvan hakları dernekleri de uygun steril ortamlarda bu hayvanları kısırlaştıracak, asilayacak ve gerekli takibi yapacak.
--ardindan belediye bu hayvanları kupeleyerek alındığı yere geri bırakılacak.
-- bütün bu sürecin finansmanı hükümet tarafından karşılanacak ve stk'larin bütün masrafları karşılanacak.
neyse bu anlaşma yapılıyor ve süreç başlıyor. hatırlarsanız sokaklarda hep hayvanlar kupeleniyordu 10 yıl kadar evvel, bütün bunlar o sürecin meyveleriydi. ama komik olan, 3-5 ay sonra sokaklarda küpeli hayvanların enikleriyle sokaklarda fink attığını gören hükümet temsilcileri tekrar bir toplantı yapıyor, ama birşey değişmiyor. böyle 2-3 yıl projeyi destekleyen hükümet, ardından son bir toplantı yapıyor ve orada stk temsilcileri ile kavga ediliyor, bazı stk temsilcileri açıkça süreci sabote ettiklerini hiddetle belirtiyorlar ve hükümet bu projeyi rafa kaldırıyor. haykonfed başkanı da bu konuda çok üzgün olduğunu, hükümetin çok olgunca bir çaba sarfettigini ancak kötü niyetli mamacilar tarafından sürecin sabote edildiğini anlattı. bence bunu herkes bilmelidir.
Sık geçen başlıklar
zuma tatonka 2
ekşi profili30.000 lira gerçekten kritik limittir. istanbul'da haysiyetli yaşama limiti bu meblağ civarında başlar. rahatça istediğiniz semtte yaşayabilir veya istediğiniz cafe, pub veya restoranda rahatça oturabilir, refah bir hayat yaşayabilirsiniz. tabii bu parayı kazananın aptal biri olmadığı onyargisiyla konusuyorum. yani bu kişi kumar vs oynamıyor, oynuyorsa bile makul bir hesapla tadında oynuyordur.
işte bu limitin üstündeki bir sonraki aşama olan 100.000 lira limiti verebiliriz. bu limite kadar kazanan hemen hemen herkes aynı hayat şartlarında yaşar aşağı yukarı. rahatça yaşayıp belli bir meblağı biriktirip yatırım kosturabilirler. aslında bu meblağın bu kadar düşük olması bile ülkemizin fırsatlar ülkesi olduğunu gösterir.
gel gelelim 100.000 lira limitine. yani aşağı yukarı 5500 dolara. bu artık çok başka bir level. her ayın bir haftasında dünyada istediğiniz ülkeye gidip tatil yapabilirsiniz. hiçbir gece kulübü sizi korkutamaz. adamların sizi kaziklamaya çalıştıklarını düşündükleri ve mutlu oldukları yere bir de bahşiş bırakıp çıkabilirsiniz. birçok yerde birçok metresiniz olabilir ve sizi yormaz. yaptığınız birçok hataya insanlar tolerans gösterir. birçok arkadaşınızın sizlere tavrı değişir. ailenizde değil, sulalenizde anlamsız bir saygı hissedersiniz size karşı ve şaşırır, eğer benim karakterimdeyseniz üzülürsünüz. insanlar sizin fikrinizin üstüne fikir söylemeye çekinirler ve sizi sürekli onaylarlar. bunu ilk hissettiginiz an kahrolursunuz ancak zamanla alisirsiniz. gittikçe kabugunuza cekilirsiniz ve yeni yağcılari hayatınıza almamaya çalışırsınız. annemizin bile tavırları değişir. evin kıymetlisi olursunuz. işte bu yüzden mümkün mertebe kendinizi varlıklı göstermemek icin çabalarsınız. ya da aptal olup heryerde show yaparsınız ve servetinizi peyderpey kaybedersiniz bu uğurda. paranin düşman olduğunu anladığınız noktaya hala yüksek gelirli olarak gelmisseniz şanslısınız. mevcut gelirinizi muhafaza mücadelesine başlarsınız. bazen yaşadığınız muhitte bile kaçamak bakışlar görür rahatsız olursunuz. ilçe karakol amiri 'hosgeldiniz demek için ziyarete geldim' gibi salakça davetsiz misafirler görürsünüz. birçok siyasi partiden yaglak telefonlar alıp sahte samimiyet konuşmaları yaşarsınız. 'siz ülkemizin geleceği, partimizin önemli unsurusunuz gibi.' dini cemaatler bile ansızın ziyaret edebilir, teberru isteyebilirler, hatta zabita polis vs komik ziyaretler yapabilirler.
diyeceğim o ki dostlar, para gider gelir, sadece eski dostlarınız bozulmadan kalır. birgün iyi paralar kazanırsanız, 3 nasihate kulak verin;
1- yeterince zenginlesmeden zengin gibi yaşamayın. (vehbi koç)
2- paranın düşman olduğunu asla unutmayın, asla paranızı gösterecek hareketler yapmayın.
3- ticarette hiçbir zaman kıyafet kimsenin umrunda olmaz, size prestij kazandırmaz. eğer gerçekten kendinizden eminseniz bu yeterli olur. başlangıçlar da çula çaputa para vermeyin.
işte bu limitin üstündeki bir sonraki aşama olan 100.000 lira limiti verebiliriz. bu limite kadar kazanan hemen hemen herkes aynı hayat şartlarında yaşar aşağı yukarı. rahatça yaşayıp belli bir meblağı biriktirip yatırım kosturabilirler. aslında bu meblağın bu kadar düşük olması bile ülkemizin fırsatlar ülkesi olduğunu gösterir.
gel gelelim 100.000 lira limitine. yani aşağı yukarı 5500 dolara. bu artık çok başka bir level. her ayın bir haftasında dünyada istediğiniz ülkeye gidip tatil yapabilirsiniz. hiçbir gece kulübü sizi korkutamaz. adamların sizi kaziklamaya çalıştıklarını düşündükleri ve mutlu oldukları yere bir de bahşiş bırakıp çıkabilirsiniz. birçok yerde birçok metresiniz olabilir ve sizi yormaz. yaptığınız birçok hataya insanlar tolerans gösterir. birçok arkadaşınızın sizlere tavrı değişir. ailenizde değil, sulalenizde anlamsız bir saygı hissedersiniz size karşı ve şaşırır, eğer benim karakterimdeyseniz üzülürsünüz. insanlar sizin fikrinizin üstüne fikir söylemeye çekinirler ve sizi sürekli onaylarlar. bunu ilk hissettiginiz an kahrolursunuz ancak zamanla alisirsiniz. gittikçe kabugunuza cekilirsiniz ve yeni yağcılari hayatınıza almamaya çalışırsınız. annemizin bile tavırları değişir. evin kıymetlisi olursunuz. işte bu yüzden mümkün mertebe kendinizi varlıklı göstermemek icin çabalarsınız. ya da aptal olup heryerde show yaparsınız ve servetinizi peyderpey kaybedersiniz bu uğurda. paranin düşman olduğunu anladığınız noktaya hala yüksek gelirli olarak gelmisseniz şanslısınız. mevcut gelirinizi muhafaza mücadelesine başlarsınız. bazen yaşadığınız muhitte bile kaçamak bakışlar görür rahatsız olursunuz. ilçe karakol amiri 'hosgeldiniz demek için ziyarete geldim' gibi salakça davetsiz misafirler görürsünüz. birçok siyasi partiden yaglak telefonlar alıp sahte samimiyet konuşmaları yaşarsınız. 'siz ülkemizin geleceği, partimizin önemli unsurusunuz gibi.' dini cemaatler bile ansızın ziyaret edebilir, teberru isteyebilirler, hatta zabita polis vs komik ziyaretler yapabilirler.
diyeceğim o ki dostlar, para gider gelir, sadece eski dostlarınız bozulmadan kalır. birgün iyi paralar kazanırsanız, 3 nasihate kulak verin;
1- yeterince zenginlesmeden zengin gibi yaşamayın. (vehbi koç)
2- paranın düşman olduğunu asla unutmayın, asla paranızı gösterecek hareketler yapmayın.
3- ticarette hiçbir zaman kıyafet kimsenin umrunda olmaz, size prestij kazandırmaz. eğer gerçekten kendinizden eminseniz bu yeterli olur. başlangıçlar da çula çaputa para vermeyin.